# Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 24 Temmuz 2003
- **Gündem:** ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku

> Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 24 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)); konuşma 1.069 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HÜSEYİN EKMEKÇİOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısıyla ilgili olarak kişisel görüşlerimi sunmak üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkârımız, işletme sayılarının çokluğu, ülke çapında istihdama sağladıkları büyük katkı, sosyoekonomik dengelerin kurulması, tarımsal ve sınaî ürünlerinin tüketiciye ulaştırılması ve üretimde azımsanmayacak bir paya sahip olmaları nedeniyle, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli bir toplumsal kesimdir.

Dünyada büyük gelişmeler ve değişmeler yaşanırken, ülkemizde de her bakımdan çok önemli yeri olan esnaf ve sanatkârlarımız, maalesef, pek çok sorunla karşı karşıyadır. Esnafımızın bu sorunlarını çözmek, hepimizin önceliği olmalıdır. Esnaf ve sanatkârları yok saymanın, esnaf ve sanatkârları gözden çıkarmanın, topluma ve ülkeye vereceği zararın ve çıkaracağı faturanın çok ağır olacağı unutulmamalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 15 inci maddesinde, Bağ-Kurlularımızı sıkıntıya sokacak bir hüküm söz konusudur. Bu konudaki görüşlerimi, 15 inci madde görüşülürken dile getireceğim.

Tasarının 44 üncü maddesiyle, yaşlılık aylığı alanlardan, ticarî ve meslekî kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde Gelir Vergisi mükellefiyeti devam edenlerin aylıklarından yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesine ilişkin uygulama söz konusu olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, zaten birçoğu yoksulluk sınırında aylık alan Bağ - Kur emeklilerimiz, zor durumda kalmaktadırlar. SSK ve Emekli Sandığı emeklileri yönünden öngörülmeyen bu kesintinin, Bağ - Kur emeklilerine reva görülmesi, adaletsiz ve haksız bir uygulamadır. Bütün esnaf teşkilatları, bu uygulamadan ıstırap duymaktadır. Yetersiz Bağ - Kur emekli aylığı alanların, bir de, aylıklarından yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilmesi, bu kesimi, açlığa ve yoksulluğa sevk etmektedir.

Değerli milletvekilleri, mevzuatımızda bulunan ve tasarıda yer alan sosyal güvenlik destek primi uygulaması, sigortacılık temel ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, Anayasamıza da aykırıdır. Emekliye ayrıldıktan sonra, kendi nam ve hesabına çalışan Emekli Sandığı ve SSK iştirakçileri için söz konusu olmayan bu uygulamanın, Bağ - Kur emeklileri için sürdürülmesi, hakkaniyet ilkesine de aykırıdır.

Anayasamızın eşitlik ilkesine de aykırı bu haksız uygulamanın yürürlükten kaldırılmasıyla, işyeri açan Bağ - Kur emeklilerinin maaşlarından yapılan yüzde 10 sosyal güvenlik destek primi kesintisine son verilmesi gerekmektedir. Uygulamaya başlanıldığı günden bu yana, Bağ - Kur emeklilerimizin yoğun tepkisine yol açan ve onları mağdur eden bu uygulamaya, kesinlikle son verilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkârımız, tarımda çalışan insanımız, devlete, zamanında vergi ve prim ödeyen kesimlerimizdir. Devletimize katrilyonlarca lira vergi ödemelerine karşın, devlete yükleri de azdır. Batan bankaların devletimize verdiği zarar 45 milyar dolarken, esnafımıza verilen destek devede kulaktır.

AB ülkeleri, sosyal güvenlik primlerinde, esnaf ve sanatkârları teşvik için, yarattığı istihdama göre ve yatırıma yöneldiğinde, önemli miktarlarda indirimler yaparken, ülkemiz esnaf ve sanatkârları, böyle bir olanaktan yararlanamamaktadır. Hiç olmazsa, Bağ - Kur ve SSK prim artış oranlarının makul düzeylerde tutulmasına yönelik mevzuat değişikliğine, mutlaka gidilmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, günümüz ekonomik koşulları içerisinde, Bağ - Kur prim borçlarının, aksatılmadan, düzenli olarak ödenmesinin mümkün olmayacağı muhakkaktır. Bu nedenle "sosyal güvenlik barışı" adı altında, Bağ-Kur sigortalılarının birikmiş prim borçları ve buna ilişkin olarak tahakkuk eden gecikme zammı ve faizlerine ödeme kolaylığı getirilmelidir. İstenen, tüm borçların affedilmesi değildir. Bu kişileri beklenti içine sokmak da, düzenli prim ödeyene haksızlık olduğu gibi, ödeme alışkanlığını da bozmaktadır. Burada istediğimiz, prim borçlarının aslını ödemek koşuluyla, prim borçlarına tahakkuk eden gecikme zammı ve faizlerinin TÜFE'ye endekslenmesine ve en az 12 ay olmak üzere taksitlendirilmesine imkân tanınmasıdır.

Değerli arkadaşlarım, yasa tasarısının 16 ncı maddesinde, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadî teşebbüsleri, esnaf kefalet kooperatifleri ve bankalarda yapılacak işlemlerde, sigortalılardan, Bağ-Kurlu olduğuna dair belge istemek ve Bağ-Kurlunun da bunu ibraz etmek zorunda kalması zorunluluğu getirilmektedir. Zaten, banka ve kefalet kooperatiflerinin kredileriyle ayakta durmaya çalışan esnafın, bu uygulama karşısında çok zor duruma düşeceği muhakkaktır. Bu nedenle, esnafın kredi işlemlerinde, Bağ-Kura borcu olmadığını gösterir belgeyi ibraz etme zorunluluğu ortadan kaldırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, tasarının 37 nci maddesiyle, isteğe bağlı sigortalılar, sağlık yardımları kapsamından çıkarılmıştır. Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olarak, isteğe bağlı sigortalılar da, sağlık primi ödemek koşuluyla sağlık hizmetlerinden yararlandırılmalıdır.

Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz döneminde işyerini kapatmak zorunda kalan, ancak çok zor şartlar altında bile olsa, geleceğini garanti altına almaya çalışan esnaf ve sanatkârlarımız ile işsizliğin yoğun olarak yaşandığı bu ortamda başka bir imkânı olmadığı için isteğe bağlı sigortalılığı tercih eden birçok vatandaşımız, yalnızca emekliliğe hak kazanmakta, ancak, sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadır. Sağlık primini ödemeye razı olan bu kesime, önceden olduğu gibi, sağlık hizmetlerinden yararlanma olanağı mutlaka tanınmalı, mevcut çifte standart uygulaması düzeltilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, tasarının 38 inci maddesiyle, sigortalıların sağlık yardımından yararlanmaları, ilk defa sigortalı olanlar için dört ay, yeniden sigortalı olanlar için ise en az sekiz ay eksiksiz sağlık primi ödemiş olmaları ve sağlık sigorta prim borcu bulunmaması şartına bağlanmıştır.

Görüldüğü gibi, Bağ-Kur sigortalılarının, sağlık sigortasından yararlanma şartları oldukça ağırdır. Bir esnaf, sekiz ay prim ödediği ve prim ve gecikme zammı borcu olmadığı takdirde, sağlık hizmetlerinden yararlanma imkânına sahip oluyor; ancak, ekonomik koşullar karşında faaliyetlerine birkaç ay ara verdiğinde, bu hakkı elinden alınıyor; tekrar faaliyetine başladıysa, tekrar dört ay prim ödeme koşulu aranıyor. Kısaca, Bağ-Kura tabi sigortalının sağlık hizmetlerinden yararlanması, imkânsıza yakın olmaktadır.

Sosyal güvenlik kavramını incelediğimizde, toplumdaki bireylerin, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, bugünlerinin ve geleceklerinin çeşitli sosyal ve ekonomik risklere karşı güvence altına alınması ve toplumun bütünüyle gelecek endişesinden kurtulmasını amaçlayan bir sistemler bütünü olduğunu görmekteyiz.

Cumhuriyetimizin ilanını takiben Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk "cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin koruyucusudur" diyerek, korunmaya muhtaç vatandaşlarımızı cumhuriyet rejiminin himaye edeceğini, en veciz bir şekilde vurgulamıştır.

Türkiye, sosyal bir hukuk devletidir. Bu bakımdan da, devletin yükümlülüğü, Anayasamızın 60 ncı maddesinde belirtilmiştir. Buna göre "herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet,bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı kurar" şeklinde tanımlanan bu çağdaş kavram, ekonomik ve sosyal gelişmelere paralel olarak yeni boyutlar kazanmalıdır.

Sosyal hukuk devleti ilkelerine aykırı bir uygulama olan tasarıdaki bu maddenin, uygulama imkânı düşünülemez. Kaldı ki, ülkemizdeki mevcut diğer sosyal güvenlik kuruluşları ile Bağ-Kur arasında norm ve standart birliği sağlama açısından da maddenin yürürlüğe girmesi son derece yanlış olacaktır. SSK'da olduğu gibi, sağlık yardımından yararlanmak için, Bağ-Kurda da, yalnızca, ilk defa ve yeniden sigortalı olanlarda dört ay eksiksiz sağlık sigorta primi ödemiş olmak koşulu yeterli olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, tasarının 57 nci maddesinde, sigortalılara en az 12 basamak yükseltme hakkı tanınmakla birlikte, basamak yükseltme hakkından yararlanan sigortalılara, basamak intibaklarının yapıldığı tarihten itibaren üç yıl sonra diğer şartların yerine getirilmesi halinde aylık bağlanabileceği hükmü vardır. Oysa, sigortalı, yükseltmek istediği basamak primlerini ve yükseltme farklarını ödeyerek malî yükümlülüklerini yerine getirdiğinden bekleme süresi şartı kaldırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, esnaf ve sanatkârlarımız pek çok sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, kamu yöneticilerinin, iştirakçilerin ve siyasetçilerin ilgisiz ve duyarsız yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır. Zor ekonomik ve sosyal koşullar altında faaliyetlerini sürdüren esnafımızın sorunlarını çözmek için gerekli adımları atmak, hem muhalefet olarak bizim hem de iktidardaki partinin görevidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
