# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Güler (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim
- **Tarih:** 21 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Hüseyin Güler (CHP), 21 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 729 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının 116 ncı maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada son yıllarda yükselmekte olan ve "küreselleşme" diye yutturulmaya çalışılan vahşi kapitalizmin acılarını hep birlikte görüyoruz. Her geçen gün artan işçi sayısı, azalan sermayedar sayısı; ama, tekelleşen ve kartelleşen sermaye. Bu koşullara baktığımız zaman, şartların sermayeden yana, işsizliğin büyük sorun olduğu bir dönemde, işçi kesimine dayatılan bu İş Kanunu Tasarısını kabul etmek mümkün değildir.

AKP Hükümeti, işverenle ve sermayeyle kol kola girmiş, ağır şartlar altında çalışan işçilerimizin haklarını sayısal çoğunluğa dayanarak ellerinden almaya çalışmaktadır. Soruyorum size: İktidar niçin işçilerin, emekçilerin kazanılmış haklarını yok etme konusunda bu kadar acele ediyor; sermayeyi veya AKP'yi iktidara taşıyan bazı medya patronlarına kapalı kapılar ardında verilen sözlerden dolayı mı? Bu acele niye?

AHMET YENİ (Samsun) - Nereden biliyorsun?..

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Kalkar cevabını verirsiniz patronlardan yana olmadığınızın.

Medya sahiplerinin, medyayı nasıl kullandıkları, özellikle üzerinde durulması gereken bir konudur. Birden fazla iletişim aracına sahip oldukları, gazeteler, televizyonlar, radyolar, dergilerle birlikte internet yayıncılığına da girip, tekel oluşturmuşlardır.

İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü, demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Demokrasi olmadan bunlar olmayacağı gibi, bunlar olmadan da demokrasi olmaz. Gazetecilerin kimi haklara kavuşmalarını, özgürlükleri sonuna kadar kullanıp, bazı dokunulmazlıklara sahip olmalarını, bir meslek erbabının ayrıcalığı olarak değil, basının işlevinin, demokratik sistem açısından yaşamsal olduğu bir anlayışla benimsemek gerekir. İletişim araçları bilgilendirme işlevlerini yerine getirebildikleri ölçüde, demokratik bir toplumun varlığından söz edebiliriz.

Medya sahipliğinden, aşırı ticarîleşmekten ve tekelleşmekten kaynaklanan sorunların aşılmasının en anlamlı yolu, editoryal bağımsızlığın güçlendirilmesinin ve gazetecilerin güçlü sendikal örgütlenmeye kavuşmalarının önünün açılmasıdır. Demokratik devletin de, kendi demokratik kimliğine sahip çıkmak ve onu pekiştirmek adına, hem editoryal bağımsızlığı hem de basın emekçilerinin güçlü bir sendikal örgütlenmeye kavuşmalarını garanti altına alacak yasal düzenlemeler yapma zorunluluğu vardır.

Basın çalışanlarının, medya sahipleri karşısında her türlü güvenceden ve sendikal korumadan yoksun olmaları, pek çok basın kuruluşunda kölelikle kıyaslanabilecek koşullar dayatılmasını ortaya çıkarmıştır. En yaygın uygulamalardan biri, kadrosuz çalıştırma ve stajyer çalıştırmadır. Hiçbir ücret ödemeden çalıştırılan gençler, sadece bir gün kadrolu olmayı umarak çalışırlar; ama, genelde, bir iki yıl çalışarak, işten çıkarılırlar.

Sendikasız, yasal güvenceden yoksun, sürekli işten atılma korkusuyla yaşayan gazeteciler, temel sosyal haklardan da yoksun kalmışlardır. Fazla mesai, izin, tatil, sağlık sigortası, meslekiçi eğitim gibi hakları, artık, anımsamaz durumdadırlar.

Bugün, bir basın işyerinde birden fazla şirketin varlığı gibi, dünyada eşi benzeri olmayan bir uygulamaya tanık olmaktayız. Bu uygulamayla, bir gazetenin haber kadrosunda çalışanlar, birden fazla gazete ve ajansın elemanıymış gibi gösterilerek, aralarındaki meslekî dayanışmanın kırılması, örgütlenmeleri, sendikalaşmanın engellenmesi ve 212 sayılı Yasadan yararlanmalarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Haber kadrosu dışında çalışanlar da tamamen farklı şirketlerin elemanı olarak gösterilmekte, böylece, çalışanlar, patron karşısında bütünüyle parçalanmış ve güçsüz bırakılmış olmaktadır.

Son derece eski olan Basın Kanunumuzda yapılan değişikler, hapis cezalarını kaldırmış; ancak, yerine konulan para cezaları, özellikle, yerel ve bölgesel basını yok ederek, tekelleşmeyi güçlendirmiştir.

Değerli milletvekilleri, mevzuat taramasıyla düşünceyi açıklama özgürlüğünü sınırlayan ve engelleyen hükümler yasalardan çıkarılmalı, okuyucuya ulaştırılmamış eserlerden dolayı ceza verme anlayışı terk edilmelidir.

Basın İlan Yasası, yerel basının gelişmesine katkı sağlayacak bir anlayışla gözden geçirilmelidir.

Medyanın, ticarî ve siyasî üstünlük sağlama aracı olmaktan çıkarılmasını sağlayacak, şantaj aracı olmasını engelleyecek düzenlemeler yapılmalıdır, medyada tekelleşmeye izin verilmemelidir.

Son elli yıldır, özellikle, 12 Eylül döneminden sonra uygulamaya konulan ve halka ıstırap çektiren ekonomik politikalar, bir bakıma, bu dönemde, büyük çoğunlukla, sağ siyasî partiler tarafından uygulanmıştır. Bugün, bakıyorum, AKP'nin diğer sağ partilerden ne farkı var; bence hiçbir farkı yok; ezelden beri sağ partilerin yaptığı gibi, tavrını, bir avuç rantçı sermayeden yana koymuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Güler.

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bu ülkede yüzde 5 mutlu azınlığın egemenliğini mi pekiştirmeye çalışıyorsunuz? Peki, yüzde 95'lik mutsuz kesim ne olacak? Sermayenin sıkıntısı, kârının azalması; yüzde 95'in sıkıntısı ise, bugün, yaşam kavgası vermektir. Soruyorum size: Hangimizin annesi ve babası işçi, emekçi değil? Neden sermayeden yana tavır koyuyorsunuz? Siz, işçi ve emekçi bir toplumun çocukları değil misiniz?

Eğer bu tasarıyı bu haliyle yasalaştırırsanız, yakında, toplusözleşme yapacak sendikalı işçi bulamayacaksınız nasıl olsa. Amacımız, işçilerimizin, Avrupa normlarına uygun, sürekli iş sahibi olduğu, sendikalı bir iş hayatına kavuşmalarını sağlamaktır; Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tüm mücadelemiz, bunu gerçekleştirmektir.

Değerli arkadaşlar, getirdiğiniz bu tasarı ve sergilediğiniz sözde demokratik anlayışınızla işçi ve işveren barışını değil, ancak işçi ve işveren çatışmasını yaratırsınız.

Ekonomik kriz nedeniyle milyonlarca insanın işsiz kaldığı bir dönemde yapmanız gereken, yeni iş sahaları yaratmak, sanayileşme ve teknolojide dev adımlar atmaktır.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Güler (CHP, Mersin). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
