# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Güler (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim
- **Tarih:** 25 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349

> Hüseyin Güler (CHP), 25 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 606 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 22 nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Bu maddenin genel gerekçelerine baktığımızda, merkezî idare tarafından yerine getirilen hizmetlerin mahallî idarelere devri ve bakanlık hizmetlerinin taşra teşkilatlarına devrinin yaratacağı sorun ve sıkıntılar görülmeden, sivil toplum örgütleri ve ilgili kurum ve kuruluşların görüş ve düşüncelerine bakılmaksızın hazırlandığı, gösterilen tepkilerden de anlaşılmaktadır.

Kamu Yönetimi Reformu Yasa Tasarısını uzmanlarla konuşmak, bilgi edinmek ve üzerinde bol bol tartışmak suretiyle, ciddî bir hatadan dönmüş olacağımız kanısındayım.

İlgili maddeden anlaşıldığı kadarıyla, duruma göre sürekli değişebilen bir kamu örgütünün yaratacağı kaos, kurum içerisindeki, hiyerarşi karmaşasına ve çalışan personelin güven duygusunun zedelenmesine neden olacaktır.

Bakanlıkların, taşra teşkilatlarında farklılıklar göstermesi, esasen, Anayasamıza aykırılık göstermektedir. Aynı bakanlığın, (A) ilinde farklı (B) ilinde farklı bir teşkilat yapısında olması, içinden çıkılamaz bir kaos yaratmaktadır.

AKP Hükümetinin gündeme getirdiği bu yasa tasarısı, uluslararası sermaye örgütlerinin talep ettiği kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi ve kamu personelinin tasfiyesi girişiminden başka bir şey değildir. Yasa tasarısıyla, tüm kamu kurum ve kuruluşları hem merkezde hem yerel yönetimlerde, hizmetleri doğrudan kendi personeli ve örgütleri eliyle değil, özel sektöre devir yoluyla gördürmeyi amaçlamaktadır. Bu düzenleme, doğrudan doğruya, iş güvencesinin ve kamu çalışanlarının kazanılmış haklarını da yok etmeye yöneliktir. Çalışanların iş güvencesi yok edilerek 22 nci maddeyle sözleşmeli personel istihdamı hayata geçirilmek istenmektedir. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere birçok bakanlıkta çalışan personelin önemli bir bölümü, bu yasayla, kadrosuz sözleşmeli istihdam uygulaması içerisine alınarak, gerek işçi gerekse memur sendikalarının yok olma riskiyle karşı karşıya bırakılmak istenmektedir.

Ayrıca, mahallî idarelerin daha etkin olması isteniyorsa, eskimiş yasa hükümlerinin değiştirilerek bu idarelerin görev ve yetkilerinde çağdaş, akılcı yöntemlerle düzenleme yapılması, bunların daha özerk bir yapıyla verimli çalışmasını mümkün kılacak malî imkânlara kavuşturulması gerektiğine inanmaktayım.

Merkezî iradenin, yerele indirgenmesiyle, birtakım siyasal sonuçlar da doğuracağı aşikârdır. Merkezî ekonomi politikaları idaresine, özerk üst kurullar eliyle, uluslararası ve yerel sermayenin ortak olmasıdır. Bu noktada, sermayenin yerelliğe müdahale şansının, yerel ekonominin uluslararası rekabette başarılı olması suretiyle artacağı görülecektir. Bu yasa, federal bir yapıya doğru gidişimizin başlangıcı olacaktır. Sağlık, kültür gibi hizmetlerin merkezî yönetimi, ulusal bilincin oluşması açısından da önemlidir. Yerel kültür ile ulusal kültürün birbirini karşılıklı beslediği bir dengenin kurulması, ortak ulusal kültür bilinci oluşturulması açısından önemlidir.

Bu kanunun, iddia edildiği gibi, bölgesel eşitsizliği giderici yönde mi çalışacağı, yoksa, bölgelerin ulusal ekonominin parçaları gibi değil de, birbirinden kopuk parçalar gibi mi ele alınacağı belirsizdir. Global ekonomiyle bütünleşmeyi ulusal ekonominin bölgeleri arasındaki bütünleşmenin önüne koyan bir yaklaşımın, devletin bölgeler arasındaki eşitsizlikleri gidermesine uygun bir yapı oluşturması zor görünüyor.

Bölgesel kalkınma, sadece üretim fazlası sağlamayı değil, üretim açığını kapatma bakış açısına sahip olmayı da gerektiriyor. Yeni yapı içerisinde, üretim açığı olan bölgelerin desteklenmesi nasıl olanaklı olacaktır? Merkezî bütçeden alacakları payın performansla ilişkilendirilmesi, performans düşüklüğü olan bölgelerin ihmaline yol açacaktır. Küreselleşme sürecinin acı bir ürünü olan fakirleşmenin, ülkemizin az gelişmiş bölgelerinde yaşanması nasıl engellenecektir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Sayın Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Güler.

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Bir diğer sonuç da, geçmişte banka ve belediyelere sağlanan uluslararası piyasalardan borçlanma şansının iyice artması, belediyelerin hizmet yarışı içerisinde sadece kendilerini değil, ulusal ekonomiyi de artan borç yüküyle karşı karşıya bırakacaktır. Bütçe disiplini üzerindeki olumsuz etkileri nasıl kontrol altına alınacaktır; merak ediyoruz.

Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması, kamu hizmetlerinin genişletilmesini ve yaygınlaştırılmasını değil, daraltılması ve ulaşılmaz hale getirilmesi sonucunu doğuracaktır. Bunun sebebi, kamu hizmetlerinde maliyetin azaltılmasına verilen önemdir. Bu da ücretlerin ve emek gelirlerinin düşürülmesi sonucunu yaratacaktır.

Öte yandan, kamu hizmetlerinin fiyatlandırılması ise, düşen ücret ve emek geliri sahiplerini, kamu hizmeti satın alamaz, kamu hizmetlerine ulaşamaz hale getirecektir. Şu anda yaşanmakta olan bu durum, kamu yönetimi reformu sonucunda daha da ağırlaşacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Güler (CHP, Mersin). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
