# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Güler (Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 18 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule

> Hüseyin Güler, 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 1.151 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerine, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Benden önce konuşan Erzurum Milletvekilimiz İbrahim Özdoğan'a sadece küçük bir katkıda bulunmak amacıyla, altına imza attığımız bu görüşlerin bir bütünlük içerisinde, Diyanet İşleri bütçesi tartışılırken, bu aşamada, AKP iktidarının sürekli söz verdiği, ama bir türlü yerine getiremediği, samimiyetinden dahi şüphe ettiğimiz bu bütçenin yapılandırılmasında, temsilinden ve zorunlu din dersi konusunda gerekli -bir an önce- anayasal değişikliğin yapılmasını bekliyor… Yoksa şunu sormak gerekir: Bunu yapmanız için, verdiğiniz sözü tutmanız için Avrupa Birliğinden talimat mı bekliyorsunuz?! Bizler de bunu merakla bekliyoruz.

Hızla değişen ve küreselleşen dünyada, herkesin doğuştan sahip olduğu temel hak ve özgürlükler özel bir önem ve değer kazanmıştır. Bir ülkede insan haklarına gösterilen saygı, o ülkenin uygarlık düzeyinin ve demokratikleşmesinin ölçütünün durumuna gelmiş ve insan hakları kavramı, uluslararası örgütler ve evrensel anlaşmalarla evrensel bir boyut kazanmıştır.

Bugün, kadının statüsü konusunda, cumhuriyette kazanılan değerlerin her geçen gün birer birer yok edildiği bir dönemde, kirlenen süreç içerisinde, maalesef, kadınımızın da, bundan büyük oranda bir pay aldığı, onun yanında, aynı şekilde de, aile kavramı gibi toplumumuzun değerlerinin başında gelen bir kavramın da her geçen gün yozlaştırıldığı bir süreçte, bu bütçenin ciddî anlamda bir katkısının olmayacağını düşünüyoruz. Yaşam bir bütündür. Aile kavramının da beslenebilmesi için, başta sevgi, ekonomik özgürlük ve gelişen bilim ve teknolojik çağdaki yeniden yapılanan fonksiyonlarla zenginleştirilmiş olması gerekmektedir; ama, bugün, görüyoruz, her ailede yaşanılan sıkıntı… Bunun da en büyük sıkıntısının hissedildiği bir süreçte, kadınlarımız… Başta, her geçen gün yoksulluk ve açlığa doğru giden bir ülkede, bir ailenin, bir annenin, çocuklarını okula uğurlarken çektiği ıstırapları, çocuklarının işsiz kaldığını gördüğü müddetçe çektiği sıkıntıları, süreci, hepimiz, maalesef, görmekteyiz. Ama, tabiî, siyasî anlamda ekonomik veriler sürekli iyi gibi görünmüş gibi görünse de, her geçen gün makyajlarla süslense de, ama, maalesef, bu makyajların aktığını görmekteyiz. Hepimiz biliyoruz aslında bu gerçek yalanları bir gün birimizin bize itiraf etmesi gerektiğini; ama, buna karşın ise, hâlâ, bazı değerlerle kendinizi, maalesef, avuttuğunuzu, halkın da uyuduğunu zannetmektesiniz; ama, halk çektiği bütün sıkıntı ve stresi, maalesef, yaşamında bire bir hissetmektedir.

Bugünkü gelişen dönemde, bir önceki yılda -hepimiz hatırlarız- Anayasanın 10 uncu maddesinde yapılan değişikliklerle, kadınlarımıza toplumsal yaşamda pozitif ayırımcılığın verilmesini engelleyen zihniyetin de sizler olduğunu, maalesef, milletimiz ve kamuoyu bunu unutmamaktadır; ama, siyasal söylem içerisine geldiğimizde, söylediğimiz o kadar güzel sözler var ki, kadınlarımızı, maalesef, tabulaştırıyoruz. Biz ise diyoruz ki; kadınlarımız sadece bir insan, eşitlik anlayışı içerisinde, bu ülkenin temel değeri olan kadınlarımıza, sadece insan olarak değer verin. Yeri gelir, bütün annelerin ayağında cennet vaat edilir; arkasından, yeri gelir, o kadınlarımız, sopa dahil olmak üzere, dışlanma dahil olmak üzere, her türlü ekonomik yoksunlukla, sadece kaderine terk edilir. Bu anlayışın temsilcileri olarak, sizler de maalesef, hızla bu sürece katkıda bulunmaya devam etmektesiniz.

Aile kavramının zenginleştirilmesi için alınması gereken… Yakın geçmiş tarihimizde, doğu ülkelerinin dağılma süreci içerisindeki yaşanan süreci, lütfen gözardı etmeyin. Bu değerler hepimiz için birer referans olmalı, tecrübe edinmeliyiz ve aynı süreci yaşadığımızı, lütfen, görün. Bu yüzden, kadınlarımızın, başta kazanılmış olan anayasal haklarına ve ekonomik özgürlüklerine, bir an önce… Yaşamı idame ettirebilmesi için örgütlenmekten başka şansı bulunmamaktadır.

Evet, hak verilmiyor, alınır. Bunu da, kadınlarımız almalıdır diye düşünüyorum. Bu toplumun yarınları olarak yetişen her çocuğun büyük oranda, özverisiyle, değeriyle, anneden geçtiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunlara gereken değerleri vermenin, başta iş hayatındaki ekonomik özgürlüğünü vermekten geçtiğini, lütfen, unutmayın; ama, son üç yılda yapılan değişim sürecinde, kadınların istihdam oranına baktığımızda, her geçen gün bu oranın azaldığını görüyoruz. Peki, soruyorum size; bu mu sizin verdiğiniz önem, bu mu değer?! Ama, her geçen gün, yoksulluğa mahkûm eden, sadece bağımlılık gibi iaşelerle günlük yaşamını idame ettirmeye çalışan bir aile yapısıyla övünmeye devam ediyorsunuz.

Kurduğunuz, yaptığınız aşevleri, yaptığınız iaşelerle, yaptığınız kömür ve çeşitli giderlerle toplumu ve aileleri bağımlı birer aile kurumuna dönüştürdünüz. Peki, bu ailelerin ne kadar sağlıklı düşüneceğini, ne kadar kaderci bir toplum olarak yetişeceğini gözardı etmeyin. Onlara, lütfen, balık vermeyi değil, onlara iş hayatı sağla, balık tutmasını öğret. Gerek eğitim süreci içerisindeki adaletsizliğe gerek sıkıntılarını gün boyunca… Özellikle toplumda şiddet boyutu, toplumsal cinnet aşamasından geçtiğimiz bir dönemde, gazetelerin üçüncü sayfalarını hepimiz maalesef görüyoruz, içimiz kan ağlayarak da takip ediyoruz. Sürece baktığımızda, şiddet, acı, ölüm, kan ve gözyaşı... Bu süreçte, bu toplumun birer üyesi olarak, bir ferdi olarak, birer yurttaşı olarak, bu süreci maalesef içimiz kan ağlayarak, sadece seyretmeye devam ediyoruz. Umarım, bir gün başınıza gelmez, yakınlarınızın başına da gelmez. Süreci ülkenin boyutuyla bir bütünlük içerisinde algılanmaktan başka bir seçme şansımız yok.

Bugün, ataerkil yapı olan aile yapımızın da, bir an önce daha demokratik, evrensel bir boyutla, bütünsel bir aile reisliği kavramı dahilinde, bu sürecin olgunlaşmasına katkıda bulunalım.

Şu ana kadar, üç yıldır yaşanan bir süreçte, maalesef bu konuda sadece bir projeden başka bir proje görmemekteyiz. O yapılan projelerden de, "Bize Güvenin Şiddete Son Verelim" Projesiyle, başta aile içi şiddetin yüzde 30 olarak azaldığını görmekteyiz; ama, bu, beş yıllık bir çalışma sürecinin bir meyvesidir. Demek ki, aile konusunda somut bir adım atabilmek için, toplumsal değişim için en az bir beş yıllık süreci irdelemek gerekir.

Peki, böyle bir proje dışında, burada Sayın Bakandan, üç yılın bir özeleştirisini yapmasını ve bundan sonra da, üç yılın sonunda da, önümüzdeki üç yıllık bir planlamanın neler olduğunun altını dolu dolu duymak istiyoruz. Ülkemizin barış, toplumsal barış ve bütünlük içerisinde, aile kavramının önemi son derece önemli.

Bugün Avrupa Birliği dönemi ve sürecini yaşadığımız bir dönemde, her geçen gün kaybolan değerleri gözden geçirdiğimizde -bu değerler maddî ve manevî değerlerdir- bu değerlerden biri de, dediğim gibi, aile kavramıdır. Her geçen gün Türk toplumunun yapısı, çekirdek aile yapısına doğru dönüşmekte; yani, anne, baba ve çocuklar. Yani, kendi ataları dahi ikinci planda kalabilmekte. Bu süreçte, sağlıklı düşünen bir aile yapısının gelişimi için, başta eğitim, sağlık gibi kamu alanlarında her topluma verilecek mesajın ciddî bir eğitim süzgecinden ve ciddî kaynakların aktarılması ve özellikle, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün, bu konuda, ciddî projelerle, kamuoyuna ve halkımıza, yaratacağı projeler dahilinde, bu sürecin olgunlaşmasında ciddî katkıları olacağını biliyoruz; ama, maalesef, bütçe görüşmelerinde, dün de söyledik, bir önceki gün de söyledik, hiç dinlemeye de niyetiniz yok; çünkü, size verilen bir direktif var; ekonomik boyut. IMF'nin dayattığı ve size verdiği, her unsurda, sadece bir emir eri gibi emredersiniz demekten öteye gitmeyen, evet demekten öteye gitmeyen bir anlayışla bu sürecin olgunlaşmasını beklemek, maalesef imkânsız. Gönül isterdi ki, sizin bu hükümet çalışmanız döneminde, Türk toplumuna vereceğiniz her türlü başarıyla bizler de onur duyardık; ama, maalesef beceremediniz, beceremeyeceksiniz gibi de görünüyor. Halk da bunu görmekte ve gereken en kısa sürede yapılacak bir erken genel seçimde de, temennimiz, halk da sağduyusuyla bütünleşerek, siyasal mesajını verecektir.

Tabiî ki, kamuoyu yoklamaları sizin istediğiniz gibi görünüyor. Evet, güzel bir söz var. Derler ki, aç tavuk kendini darı ambarında görür. Herhalde sizler de öyle görüyorsunuz.

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Muhalefet öyle görüyor!

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Şimdi, süreci değerlendirdiğimizde…

AHMET YENİ (Samsun) - CHP'den ANAP'a geçtin!

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Bizler neden geçtiğimizi çok iyi biliyoruz. Onurumuzla, alnımız açık, tek yüreğimizle; ama, bu süreçte…

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Güler (Mersin). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
