# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2006
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189

> Hüseyin Güler (Anavatan Partisi), 31 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)); konuşma 1.216 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; bu kanun üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, gecenin ilerleyen saatinde, İktidar milletvekili arkadaşların, çok acelesi var ki, ya bu konuyu çok konuşmaya gerek yok, çok konuşuldu, kısa keserseniz iyi olur diye telkinleri oldu; bizler de bunlara uymaya çalışacağız; çünkü, iktidarın böyle bir niyeti yok. Bu inadını anlamakta zorlanıyoruz. Biz, muhalefet olarak üzerimize düşen eleştirileri yaptık; dinlemeye niyetiniz yok. Sayın Cumhurbaşkanı ikaz etti; gene dinlemeye niyetiniz yok. Acaba, bu inadınız neden?!

Sayın Bakanı dinledim, genel görüşme üzerinde söyleminde şu noktanın altını çizmekte, tüm milletvekili arkadaşlarımın ve kamuoyunun dikkatini çekiyorum: Dediler ki, biz, Acil Eylem Planında bunun altını çizdik, onun için de kimseye verdiğimiz sözümüz yok. O zaman, biz de sormak isteriz; bir siyasî partinin seçim vaadinde, politikalarında, zaten ülkeyi nasıl yöneteceğinin göstergesi belli; bunlar, seçim bildirgeleridir; yani, halka verdiği sözlerdir. Acil Eylem Planları ise, bunu bir an önce hayata geçirmek için gerekli bir süreç. O zaman biz de Sayın Bakana soruyoruz: Üçbuçuk yıldır neredeydiniz?!

Bugün, IMF'nin ve Dünya Bankasının dayatması dediğimizde alınıyorsunuz; ama, o da bir gerçek ki, sürekli IMF'yle görüşmeler üzerine yapıldığında, işin özü belli; kulak çekilmeden iş yapmıyorsunuz.

Bugün, her kanun üzerinde "devrim" derken, bugün, konuşmak ve "kayıtsız şartsız egemenlik milletindir" diye altını çizdiğiniz noktada katılım dahi yok. "Kabul edenler… Etmeyenler…" Elinizi bile kaldırmaya tenezzül etmiyorsunuz; çünkü, her şeyin nasıl olsa istenildiği gibi geçtiğini görüyoruz. Bu, milletin iradesine, bana göre, çok büyük bir darbe. Bunu yirmi yılların, otuz yılların yapılandırıldığını söylüyorsunuz. 2007 yılında başlamak üzere olan bir Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu… Lütfen, dikkatinizi çekerim…

Sayın Bakan, yine, dedi ki "tüm sosyal tarafların görüşlerinİ aldık." O zaman, biz de Sayın Bakana hatırlatıyoruz: Bugün, Emek Platformunun yapmış olduğu, 2 228 592 kişinin katıldığı kamuoyu yoklamasında hepsi "hayır." Nasıl katılımcılık bu?!

Türk Kamu-Senin yapmış olduğu "hayır" süreci, hepsi elimizde, sizlere de ulaşmıştır.

Sayın Bakanım, tekrar, 2007'ye kadar, birçok katılımcıya da açık olduğunun ifadesi yapılmakta; çünkü, iş yönetmeliklerle yönetilecek, kanunlarla değil. Yani, inisiyatif tamamıyla Hükümetin, icraatın eline bırakılmış; ama, bu da bir gerçek ki, bugün, gerek sosyal güvenlik açısından yarınların hayalini kurmak isteyen, emekliliğinde rahat ve huzur içerisinde yaşamak isteyen büyük, milyonlarca kitle artık isyan halinde "açız" diyor. Bunlara da kulak tıkadınız. Tıkayın beyler! Onlar da, sandıkta, sizlere zaten hesabını soracak.

Bir ellerinde kaldı sağlık sigortası. Yapmayın!.. Birçok "katkı payı" adı altında, bu insanların sağlık standardından yoksunlaştığını göreceksiniz. Yani, o sağlık hizmetini, sunumunu almaya gittiğinde, karşısına katkı payı çıkacak. Yani, dolaylı bir ek vergi çıkacak.

Biz de diyoruz ki, bu toplumun kaderiyle oynamayın, toplumu kaderiyle baş başa bırakmayın. Dört yıldır ne yaptınız, sormak istiyoruz. Her geçen gün, trend yukarı mı, aşağı mı?!. Bir baktığımızda, en ufak bir olumlu göstergeye maalesef rast gelemedik; ama, buna aktüeryal dengeler açısından baktığımızda, 11 000 000 özellikle yeşilkartıyla hiçbir ülkenin başbakanı asla övünmemeli. Bu 11 000 000, açlığın, sefaletin göstergesi. Siz, her gün iaşeye bağımlı bir kitle yarattınız ve onların oylarıyla da tekrar iktidar olacaksınız; çünkü, bu toplum, bir kahvenin hatırını kırk yıl ölçecek kadar da minnettar bir kültür; ama, bu topluma balık tutmayı öğretmediniz, balık vererek bağımlı hale getirdiniz ve bununla da övünüyorsunuz. Bizler de diyoruz ki, bu, işin daha bir boyutu.

İkincisi, Sayın Başbakan iki üç gün önceki toplantısında "Bağ-Kurluların borç ödemesini bir ay daha uzatıyoruz" dedi, hepiniz alkışladınız. Arkadaşlar, bu, borç, borç; Bağ-Kurlular dahi ödeyemiyor. Peki, genel sağlık sigortası içerisinde devlete olacak katkı payı nedir düşünebiliyor musunuz; bunu kim karşılayacak? O zaman diyeceksiniz ki, borcunuzu ödemedikten sonra sağlık sunumundan faydalanamayacaksınız.

ALİM TUNÇ (Uşak) - Acil durumlarda…

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Onun adına da acil durum diyorsunuz. Acil duruma aslında ihtiyacı olan herhalde AKP'nin kendisi, SOS vermeye başladı; haklısın Alimciğim.

Şimdi, bu ülkenin huzurunu, barışını bozmaya hiçbirimizin hakkı olmadığı gibi, siz İktidarın asla hakkı olmamalı. İnsanlarımıza şunu ifade ediyorsunuz, diyorsunuz ki, yarınların, kırk yılların planlamasını yaptık, böyle bir vizyona sahibiz diyorsunuz; ama, bırakın kırk yılı, yarını göremez haldesiniz. Bugün, ülkemin birçok vatandaşı, yarınlarının kaygısı ve korkusu içerisinde. Açlık ve sefalete mahkûm edilen, her geçen günde ulusal değerlerden yoksun; ama bu değerlerini, maddî ve manevî değerlerini korumaya çalışan onurlu kitlemin mücadelesini görüyoruz.

Evet, bu genel sağlık ve sosyal güvenlik, kulağa o kadar hoş geliyor ki, suiistimale de çok açık. Sayın Başbakan bunu açıkladığı zaman, işte, 18 yaşın altındaki herkese, genel sağlık sigortası içerisinde sağlık primi... Biz de sorduk, Sayın Başbakan, bugün, 18 yaşın altındaki, Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı gibi kurumlardan zaten büyük bir kitle bundan faydalanmakta; çok küçük bir azınlığın faydalandığı bir ortamda onların da katılımından dolayı mutluluk duyarız; ama, bunu da suiistimal etmeye başladı, Sayın Başbakanın hakkı yok. Peki, sormak lazım, 18-25 yaşından sonra, okumamışsa, bugün, emeklilikten pay alan kadınlarımızın hakkı ne olacak? Aramızda kadın milletvekillerimiz var. Bugün, pozitif ayırımcılık diyoruz. Her geçen gün yaşamın zorlaştığı, tüm değerlerin yozlaştığı bir süreç içerisinde kadınlarımız kaderiyle baş başa mı bırakılacak?! Ama, kadın milletvekillerimizin bu konuda da hassasiyeti yok. Yeri geldiğinde biz diyoruz ki: Pozitif ayırımcılıktan yanayız. 18 ve 25 yaşından sonra kadınlarımız maalesef kaderleriyle baş başa bırakılacak.

Sadece sağlık hizmeti için bir derece devlet imkânı sunulacağı söyleniyor; ama, göreceğiz ki, bu iş… Geçenlerde çıkan kanunla tüm sağlık kurumları tek çatı altında toplandığı zaman biz onlara şunu söylemiştik: "Bu bir balayı!" Balayı bitti. Bugün cicim ayları; o da bitiyor.

Bugün IMF'nin -duydunuz- "faiz dışı fazlalıkta lütfen dikkat edin…" Peki, gücünüz yetiyor mu bir bonodan, bir tahvilden, bir borsadan vergi almaya?! Gücünüz yetmiyor. Ama, halkın sırtına binmeyi maalesef marifet zannediyorsunuz. Dolaylı vergilerden dolayı, binebildiğiniz kadar, alabildiğiniz kadar tüm vergileri almaya devam ediyorsunuz. Neden; ödenecek faizlere para bulmak… Ha, olan halka olacak, faturalar halka mal edilecek. Biz de diyoruz ki: Bu ülkede toplumun kaderi açlık, sefalet, gözyaşı değil.

AKP yılları maalesef bir kayıp yıllarıdır. üç yıl vaat ettiniz, dördüncü yıla geldik, en ufak bir somut gösterge yok. İstihdamda her geçen gün çığ gibi büyüyen bir işsizler ordusu. Her geçen gün artan o üniversite mezunları dediğimiz gençlerimizin hayalleri ve umutları söndü. Bu kadar karamsar tablodan hiç rahatsız olmuyor musunuz?! Biz hep söylüyoruz, Sayın Başbakana da söylüyoruz: O kendi kongrelerinizden çıkın da, sokağa çıkabiliyorsanız biz o zaman görelim sizleri. O sokağın arasında dolaşabilir misiniz bakalım?!

ALİM TUNÇ (Uşak) - Her zaman dolaşıyoruz.

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - Ama, halk sessiz bir şaşkınlık içerisinde hesap soracağı günü bekliyor, yani, kısaca, sandığı bekliyor. Bugün halkın o sandık özlemini… İnanıyoruz ki, bir an önce tüm sağduyunun ve soğukkanlılığın olduğu bir dönemde o sandıkta çıkacak sonucu birazcık hayal ettiğimde AKP'nin de şaşkınlığını göreceğim.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - 400 milletvekiliyle iktidara geleceğiz.

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - 500'le gelsen ne değişiyor?! Bugün Anayasayı değiştirecek çoğunluktasınız, ne yaptınız?!

AHMET YENİ (Samsun) - Değiliz.

HÜSEYİN GÜLER (Devamla) - En ufak bir olumlu, somut bir katkınız varsa onu söyleyin. IMF diretiyor, siz burada "evet" diyorsunuz: "Kabul edenler…. Etmeyenler..." Avrupa Birliği süreci dayatıyor. Sizler "Kabul edenler… Etmeyenler...Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi! En ufak masum önerilere bile, kendi önerilerinize bile sıcak bakmıyorsunuz. Arkasından 550 milletvekili gelseniz ne olur! Daha ne istiyorsun?! Bu halk size neyi verecek?! Ama, o korku ve kaygılar, inanıyorum ki sizde kâbusa dönüştü. Kısaca, bu ülkenin çözümü, yine erken genel seçimdir, yani halkın iradesine başvurmaktır.

Bu doğrultuda bu kanun, önümüzdeki çalışma hayatını, maalesef, arkadaşlarım da söyledi, ahrette emeklilik, sosyal ve sağlık açısından da her geçen gün kayıp süreci devem edecektir.

Bugün IMF'nin size dayattığı bu kamuoyunda sık tartışılan kolesterol düşürücü ilaçlar… Daha birçokları gelecek arkadaşlar. O zaman ne yapacaksınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
