# Sıvılaştırılmış petrol gazları (lpg) piyasası kanunu ve elktrik piyasası kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s. 1205)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 20 Haziran 2006
- **Gündem:** SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI KANUNU VE ELKTRİK PİYASASI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 1205)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c124/b117/tbmm221241170238.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-06-20-sivilastirilmis-petrol-gazlari-lpg-piyasasi-kanunu-ve-elktrik-piyasa

> Hüseyin Güler (Anavatan Partisi), 20 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI KANUNU VE ELKTRİK PİYASASI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 1205)); konuşma 1.142 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; bu kanun metni üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, yürürlük maddesi; ama, görünen o ki, bu süreç, yine "göç yolunda düzelir" mantığı içerisinde, yarınlar yapılanmadan... Zaman zaman hep ifade ettiğiniz bir şey vardır; biz, on yılın, onbeş yılın yapılanmasını, devrimini yarattık diyorsunuz; ama, baktığımızda, kısaca, bir yılın önünü dahi göremiyorsunuz. Bu kanun çıkarken, mücavir alanlar dışı kapsam alanı genişletilirken bunlar bilinmiyor muydu; hepsi biliniyordu aslında; ama, bunu algılayacak, bunu yapılandıracak siyasal duruş önemliydi. Bu çıksın bir anda, ondan sonra gereken yapılır; yani, sonradan çıkan aksaklıklar da tekrar kendiliğinden düzelir mantığı...

Evet, bu kanunun çıkmasını biz de yürekten istiyoruz; ama, ifade ettiğimiz şu var: Bugün 850 ile 1 200 bayiin mağduriyetinden söz ediliyor. Biz de istiyoruz, onlar mağdur olmasınlar; ama, bir toplumun temel ihtiyacı dahi karşılanamazken, o mağdur olacak bayilerin durumu, bir anlık geçici olmayacak zaten. Onlar da, bu süreç içerisinde, bugün mağduriyeti bir anlık giderilecek; ama, ondan sonra tekrar aynı sıkıntılarla karşı karşıya kalacak.

Belediyelerin imar planı konusundaki, bugün, kısmen aksayan yönleri itibariyle baktığımızda, bu süreler zaten yetersiz kalacaktır. Bunu, daha önce, hatırlarsanız, bu Sözleşmeli Personel Kanununda, sağlık teşkilatında çıkmıştı, o zamanlar da ikaz etmiştik; bir yıl sonra o sorunlar kendiliğinden gün yüzüne çıkınca, sizler bir kanun teklifi daha çıkardınız.

Söylemek istediğimiz bir şeyler var. Bizler, bu kanunun, Türkiye'nin sorunlarının çözülmesinde, bir derece -bir derece, altını net olarak çiziyorum- bir derece merhem bile olamayacak. O zaman nedir kaygınız, derdiniz?

Bakıyoruz, süreç içerisinde hepimizin vurguladığı bir olay var. 4 milletvekili arkadaş ve diğer imzalarla beraber hızlı bir şekilde çıkarılması isteniyor. Ee, sormak lazım, düne kadar nerdeydiniz arkadaşlar? Yani, yumurta hikâyesi olmasın, sıkıntılarımız tam kapıya dayanmadan bunlar çözümlensin dediğimizde, bizleri dinlemediniz, dinlememeye de özen gösterdiniz; ama, hızlı bir şekilde çıkması için de çaba sarf ediyorsunuz.

Biz de, bu kanunla, mağdur olan, başta bayilerimiz olmak üzere, bu ağın bir an önce sorunlarının çözümlenmesinden yanayız. Mücavir alan genişletildi. Bu kapsam içerisine giren bayilerin pozisyonu ne olacak dediğimizde, "ee, bir yıl..." Bir yıl sonra, "bir daha çözeriz..." Herhalde o bir yıl sonrası size kısmet olmayacak, anlaşılan o görünüyor.

Bizler de diyoruz ki, bu kanunla beraber, bayilerin -her şeyin enflasyonu olduğu gibi bayilerin de enflasyonu var- bir toplumun ihtiyacı olan başta bayiler olmak üzere ve dağıtım ağı konusunda gerekli tedbirlerin, can ve mal güvenliğinin alınması gerekiyor.

Biraz, toplum olarak, yaşadıklarımızı da çabuk unutuyoruz. Nice şehir içerisinde ve şehir alanı dışında kalan LPG veya diğer petrol istasyonlarının yaşatılan tehlikeleri göz önünde bulundurduğumuzda, kontrol mekanizmasından da yoksun kalacak. O zaman, bu denetime, bir an önce, sağlıklı zeminlerde yapılandırıp ve kontrol mekanizmasını da kurmak lazım.

Bu kanunlar, toplumun yarınlarını yapılandırmak demektir; ama, gördüğüm kadar, sadece, burada "Kabul edenler... Etmeyenler..." Ama, hiç de dinlemeye niyetiniz yok. Bizim de ifade ettiğimiz noktaların altını çizdiğimiz olaylar bunlar.

Bu kanun bir an önce çıksın diye, grup başkanvekili arkadaşlar geliyor. O zaman, diğer kanunları düşünüyorum; niye bu kadar yoğun bir tıkama mekanizması varken, bugünkü kanunların, bu kanunun hızlı çıkmasında neler oluyor diye düşünmekte fayda var diye düşünüyorum. Çok basit, verdiğimiz önergeler çok masum. Bu yürürlük kanunu iki yıl sonra işlese ne olur. Türkiye'deki mevzuat belli, belediye meclislerinin veya belediye başkanlıklarının yapısı belli. Bir yıl öncesinden çıkmadı da, bundan sonra, bir yıl içerisinde çıkar mı bir mantığı var? O zaman, hepimiz de göreceğiz ki, bu kanun bir yıl sonra tıkanacak ve tıkandıktan sonra da yapılacak tek şey var, yeniden bir kanun çıkarmak.

Harıl harıl çalışıyoruz. Sanki burada sipariş üzerine verilmiş kanunlar bir an önce çıkarılsın... Amaç ne; amaç, kanunda "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" dediğiniz gibi, burada gelip, katkınızı bekliyoruz, milletvekilinin iradesini bekliyoruz, yansımasını. Çok masum kendi önergelerinize bile dahi katılmazken, muhalefetin önergelerini es geçiyorsunuz. Bugün ne olduysa, şehitlerimizle ilgili bir önergede katkıda bulundunuz. Çok hassas bir konuydu tabiî. Böyle bir süreç içerisinde politika yapmaya da niyetimiz yok; ama, muhalefetin sesine kulak vermemekle yaptığınız tek bir şey var, kendi ipinizi çeker gibisiniz; çünkü, sokağa çıktığınız anda, toplumla barışık olmayı bir yana bırakın, sadece, gittiğiniz noktalar, kendi kongreleriniz dışında değil.

Evet; Meclis tatile girecek. Bundan sonra, seçim bölgelerinize gideceğinizi düşünüyorsunuz; ama, halk nasıl karşılayacak, onu göreceğiz. Halk belki sessiz bir tepki içerisinde, tepkisini dile getirmekte zorlanır; ama, bunun yanında, sandıkta gereken zaten dersi verecektir. Bugünkü yaşadıkları sıkıntıyı, hafızalarının zayıf mı olduğunu düşünüyorsunuz?! Son yirmi yılın seçim sonuçlarına bir bakın lütfen. Baktığınızda, halkın iradesinin nasıl yansıdığını, sessiz tepkinin nasıl bir çığ gibi büyüdüğünü, lütfen, unutmayın.

Burası bir fabrikasyon değil, burası bir sipariş yeri değil. Kanunlar buradan toplumun çıkarları uğruna ve yirmi yılın yapılanması düşünülerek çıkartılır; ama, takır takır çıkartmaya özen gösteriyorsunuz. Bunun Meclisin iradesi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yürütme resmen yasamanın beynine ipotek koymuş; yani, ne yetki veriliyorsa, ne görev veriliyorsa -şekil doğru- Meclis buradan karar çıkartıyor ve çıkartırken de yapılması gereken tek şey var "Kabul edenler... Etmeyenler..." Sorgulama mantığından çok, verilen görevin yerine getirilmesiyle ilgili bir anlayış hâkim.

Tabiî ki, özeleştiri herkesin yapması gerekir. Bu ülkede Meclisin ve milletvekillerinin iradesinin yansıyabilmesi için katılımcı ve bilgiyle donatılması gerekir; ama, hepimiz de görüyoruz ki, Meclisin yükü ve ağırlığı o kadar çok fazla ki, kendi kendimizi günah keçisi ilan edip özeleştiri ve angaryalar altında boğulup kalırken, bu yasalara da en ufak bir katkımız bulunmamakta.

Bizlerin altını çizmesi gereken nokta net; polemik konusuna girmeden, bu ülkenin çıkarlarını yapılandırırken, çıkarlarını korurken yapılması gereken tek şey var, bu Meclisin iradesinin net olarak, başta da denetim olmak üzere, yasama konusunda da üzerine düşen hassasiyeti yerine getirmek zorunda.

Son gördüğümüz sürece bakıyoruz da sabaha kadar çalışacağız; bu, İş Kanununa dahi aykırı. Bir hekim olarak söylüyorum, buradan sabaha kadar çıkacak, verilecek siparişin hatası o kadar büyük olacak ki, altı ay sonra tekrar karşımıza geri geleceksiniz. Ondan sonra da "çok çalıştık" diye övüneceksiniz.

Altını tekrar çiziyoruz. Bu yasanın, aslında, daha önceden yapılanıp, toplumun bu tür sorunları, karşılaşmadan çözümlenmesi gerekirdi; bugün de çözmeyecek; ama, yaklaşık 850 bayiin sorunlarını bir anlık çözecek, bu doğrultuda da yapılması gereken şey "palyatif tedavi" dediğimiz, hekim olarak; yani, sadece şikâyetlerin giderilmesi olacak. Asıl, yine, o toplumun sorunları, yine, kendi iç dinamikleriyle baş başa kalacak ve bugün, LPG'nin, tabiî ki, Türkiye'deki bağımlılığından Sayın İbrahim Özdoğan bahsetti. Bu enerji açısından, toplumun on yılları, yirmi yıllan, maalesef, ipotek altına alındı. Onlardan da bahsetmeyeceğiz. Enerji sorunu farklı bir gündem. Bu, son derece açık olan bir kanunun, her vesilesiyle, toplumun sorunlarının kısmen çözümünde bir vesile olmasını diliyoruz. Biz, Anavatan olarak, yapıcı bir boyutta eleştiri mekanizmamızı yönelttik. Sizin, en ufak, bunlardan alma veya bunlardan bir sonuç çıkarma gibi bir düşünceniz yok. Bu kendi düşünceniz "biz, tek başımıza iktidarız, gerekeni yaparız" mantığı var. Bunun halkın gözünde çok da olumlu bir imaj yaratmadığını sizler de biliyorsunuz.

Bu kanunun, yine de, bayilerimizin sorunlarının çözümlenmesinde, en kısa sürede hayata geçmesi konusunda da temennimiz bu topluma faydalı olması; ama, belediyelerin yapılanmasını da göz önünde bulundurarak, verdiğimiz çok masum önergelere, keşke, yüreğinizde evet demenize rağmen, burada, gelip, sadece grup başkanvekillerinizin veya Hükümetin temsilcisi veya Komisyon Başkanının temsilcileriyle burada sadece yönlendirildiniz.

Yine de hayırlı olsun diyor, saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin). “Sıvılaştırılmış petrol gazları (lpg) piyasası kanunu ve elktrik piyasası kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s. 1205)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 20 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-06-20-sivilastirilmis-petrol-gazlari-lpg-piyasasi-kanunu-ve-elktrik-piyasa (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c124/b117/tbmm221241170238.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
