# Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmühde kararnamelere eklenmesi ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s 1210)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim
- **Tarih:** 30 Haziran 2006
- **Gündem:** BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜHDE KARARNAMELERE EKLENMESİ VE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S 1210)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c126/b123/tbmm221261230342.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-06-30-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm-3

> Hüseyin Güler (Anavatan Partisi), 30 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜTÇE KANUNLARINDA YER ALAN BAZI HÜKÜMLERİN İLGİLİ KANUN VE KANUN HÜKMÜHDE KARARNAMELERE EKLENMESİ VE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S 1210)); konuşma 1.058 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; bu kanun maddesi üzerine, Anavatan Partisi adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî ki, işin teknik boyutuna baktığımızda, 21 İnci madde, gördüğümüz kadarıyla, bütçenin yapılandırılmasında bir teknik konu. Ama, biz de, buradan, Hükümete seslenmek istiyoruz; bu bütçenin yapılanmasında şu ana kadar neredeydiniz?! Yılın sonuna doğru, yasamanın sonuna doğru gelmişiz ve böyle bir kanun çıkarma ihtiyacı duyuyorsunuz!

Hatırlarsanız, altı yedi ay önce, böyle bir bütçeyle ilgili bir kanun metni hazırladık ve çıkardı yasama onu. Bunlar niye ilave edilmedi ve yasamanın da o anda yükü hafiflemedi? Bu, tabiî ki, hep ifade ediyoruz "göç yolunda düzelir" mantığı.

Bu doğrultuda, tabiî ki, bu teknik konudan çok, bu bütçenin, denk bütçe konumu algılanması açısından baktığımızda, keşke, bu halkın da bütçesinde denk bir boyutuyla, geliri fazla olsa da, bir sonraki yıla ödeme şansı olsa veyahut tasarruf yapma şansı olsa; ama, gördüğümüz kadar halkımızın çektiği ıstıraplar belli.

Türk toplumunun, en büyük, düne kadar "Türk öğün, çalış, güven" iken, bugün "Türküm, doğruyum, borçluyum..." Bu konuda, toplumun yannlanm ipotek altına aldınız ve on yıllannı -yirmi yıllannı, gerek bir ev olsun gerek bir konut olsun gerekse otomobil olsun- yannlanm, yirmi yılını ipotek altına aldınız ve bugün de çark dönmez oldu, tıkandı.

Bir anlık tüketim, bir anlık rehavet... Tabiî ki, maalesef, Türk toplumu da buna alet oldu. Tüketimi siz teşvik ettiniz, halkımız da, yıllardır susamış olan, -çok basit anlamda diyeceğimiz ulaşım ve bannma açısından; yani, otomobil ve ev konusunda susamış olan- toplumun, bu değerlerini, maalesef, suiistimal ettiniz. Evet, yirmi yıl dile kolay... Biz, bir gün değil iki gün değil; on yıllanmı- zı, yirmi yıllarımızı ipotek altına aldık.

Peki, soranm, bu çark tıkandığı anda ne yapacaksınız? Bu halkı tüketime teşvik ederken, ya- rmlann ödenecek sorunlar karşısında ne diyeceksiniz; bu, bireylerin sorunu mu diyeceksiniz? Siz, siyasî irade olarak yarınlan kurgulayamadınız mı? Halkın tüketiminin en büyük bedelinin fatura olarak karşısına geleceğini hepimiz biliyoruz. Bu yüzden, tüketen toplum değil, üreten toplum olmalıyız. Toplumu, tüketime yannlarda yozlaşmasına bir vesile... Üreten toplumun ise, sağlıklı düşünüp, yarınlannın hayalini kurmasına... Atılacak her adımda, doğrulukta yanınızdayız; ama, şu ana kadarki bıraktığınız, tek, en büyük yük ülkenin borcunun yüzde 50 artması; yani, 2002'de devralırken, 2002 yılında yaklaşık 220 milyar dolar civarındayken, bugün 370 milyar dolar. Yaptığınız iyi bir borçlanma, elinizdeki varı yoğu satmanıza karşı.

Bir ülkenin borcunun neden arttığını, aslında, hepimiz çok iyi biliriz. Yaptığınız bir yatınm varsa, gelin, kamuoyuyla paylaşın, bizler de takdir edelim ve bu doğrultuda borçlanmanın, yannlara artı değer, katmadeğer olarak, istihdam olarak döneceğini bilsek, biz, sizleri yürekten alkışlanz; ama, müflis bir esnaf gibi, sadece borcu borçla ödediniz ve bu halkın sırtına bir o kadar daha borç yük- lediniz. Bu konuda takdir ediyoruz, hakikaten çok başardınız, başanlı da oldunuz; dünyanın en borçlu ülkeleri sıralamasında ilk sıraya oturttunuz, dünyanın, en çok rantiyenin yüksek olduğu, faizle borçlandığı ülke konumuna getirdiniz, sizleri bu konuda yürekten kutluyoruz. Ama, tabiî ki, fatura halka mal olduğu için, aslında üzüleceğimiz bir unsur; bunlarda da mutluluk duymuyoruz.

İfade ettiğimiz şey, bu halkın borçlanacak gücünün olmadığını çok iyi biliyoruz. Artık, halkın sırtından, halkın cebinden elinizi lütfen çekin. Bu ülkenin, iki gün önce... Yine, bütçeye katlı anlamıyla, yine dolaylı vergiler dediğimiz... Düne kadar övündüğünüz makro göstergeler vardı, o göstergelerden hepsi SOS vermeye başladı, hepsi tıkandı, çarklar dönmez oldu. Bir asgarî ücretten vergi alırken; ama, bugün, rantiyeden dahil olmak üzere vergi alamadınız, taviz verdiniz. Ama, bu konu da, tabiî ki, sizleri rahatsız etmiyor; ama, beni bir Türk vatandaşı olarak son derece rencide etmekte. Bugün, ülkedeki gelirler boyunca baktığımızda, kutsal olan tek şey vardır, kazanılmış gelirlerin vergilendirilmiş halidir; ama, buna karşın, ifade ettiğimiz gibi, asgarî ücretliden dahi vergi alırken, rantiyeden bir gram dahi vergi almadınız, sıfırladınız. Bir de, sıfırlarken eşit davranmadınız, tabiî ki, yerliye sopa, yabancıya buyurun, hürmet anlamıyla diyebileceğimiz bir anlayış!.. Bu da sizin çelişkiniz.

İkincisi, tabiî, bunun adına ne diyebiliriz; kapitülasyon diyoruz, kızıyorsunuz. Makro göstergelerde, bugün, temel unsurlardan biri, işte, faizin düştüğünü hep iddia ederdiniz, dört kelimeden biriydi; ama, bugün ne?.. Faizin yüzde 20'lerin üzerinde olduğunu, hepimiz, çok iyi biliyoruz. Enflasyon dersen, yüzde 8. peki, faize verdiğimiz faizin ne olduğunu hiç düşündünüz mü, aradaki orana baktınız mı rant oranına?.. Dünyanın hiçbir yerinde yok böyle!..

Dövizin, aynı kurda kalırken, bugünkü faize uygulanan miktara da baktığımızda görünen o ki, bu ülkenin, maalesef, sömürülmesine alet oluyorsunuz ve bu ülke, hâlâ fakirleşmeye, hâlâ yoksullaşmaya devam etmekte.

Tabiî ki, bunlar, umurunuzda değil. Bir yasama döneminin bir rehaveti var. Bir an önce halkın içerisine çıkalım diyorsunuz da, hangi koşullar içerisinde halkla kucaklaşacaksınız bizler de merak ediyoruz. Biz, çok da rahatlıkla halkla kucaklaşırken, sorunlarını paylaşırken, inanıyorum ki, sizlerin, bu sorunlar karşısında kucaklaşacağınızı, halkla buluşacağınızı değil, tam tersine halktan kaçmak için çeşitli vesileler ve bahaneler uyduracağınızı çok iyi biliyoruz.

Evet, yasama döneminin sonunda, bu yasaların her vesileyle dile getiriyoruz; yanılan biz olalım, kazanan halkımız olsun. Siyaseten, bireysel kaygılarımız peşinde değiliz. Anavatan olarak, ülkemizin yarınlarının hayalini kurarken, mağduriyetten çok rehavette buluşmak istiyoruz, refahta buluşmak istiyoruz; ama, gördüğüm kadar, bu ülkenin kaderi, maalesef, sadece, yoksulluk, sefalet, açlık göstergeleriyle dünya sıralamasında olumsuz faktörlerde bir numara, olumlu faktörlerdeyse son numara. Bu çelişki; sizleri rahatsız etmesini bekliyoruz. Ama, gördüğümüz kadar, böyle bir süreçte, rahatsız olma gibi derdiniz de yok; çünkü, verilen yasama görevinde, sadece kanunlar çıksın, gerisi ne olursa olsun.

Peki, kaybettiğimizde ne olacak; bu, sadece, çıkacak kanun bizi değil, yarınlarımız olan çocuklarımızı da etkileyecek. Ama, tabiî ki, altı ay sonra böyle bir kanun, tekrar, aksayan yönleriyle yeniden karşımıza gelecek, bir sonraki yasama döneminde karşımıza gelecek. Hep çift dikiş, hep çift dikiş... Ama, maalesef, hep ifade ediyoruz, kaybeden halkımız olacaktır.

Bu doğrultuda, yasama süreci içerisinde sona gelmiş bulunmamıza karşın, biz, Anavatan olarak bu konularda katkımızı bulunmaya devam edeceğiz. İfâde ettiğimiz gibi, bu torba kanun diyeceğimiz bir teklifte, birbirlerine atıfta bulunan bir kanun metninde, kanun tekniğinde, algılamakta, hele bu halkın nelerin tartışıldığını dahi fark etmeden, milletvekili olarak dahi siz duyarsız kalırken, halkım bunları gözardı etmemekte ve bunun mutlaka... Seçim dönemini dört gözle bekleyen bir halkımızın karşısına nasıl çıkacaksınız; onu da merak ediyoruz.

Bu doğrultuda, yapılacak her olumlu adımda yanınızda olduğumuzu bilmenizi istiyoruz. Çünkü, yapılacak her şey halkın yaranna ise, biz vanz. Ama, olumsuz koşullar içerisindeyse, bildiğimiz doğrulan net olarak kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Siz, bu eleştirilerimiz karşısında, somut olarak, en ufak bir, yapıcı dahi olsa, almama taraftansınız; biz ise -kamuoyunu bilgilendirme- bu ka- nunlann, kamuoyunu yönlendirirken bilgi dağarcının genişlemesi ve sorgulanmasını istiyoruz.

Kanun metninin aksayan yönlerinin tamamlanması için olumlu katkımızda bulunmaya devam edeceğiz ve bu kanunun da hayırlı uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralanndan alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin). “Bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanun ve kanun hükmühde kararnamelere eklenmesi ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s 1210)”. TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-06-30-butce-kanunlarinda-yer-alan-bazi-hukumlerin-ilgili-kanun-ve-kanun-hukm-3 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c126/b123/tbmm221261230342.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
