# İzzet begoviçin vefatı nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Kansu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2003
- **Gündem:** İZZET BEGOVİÇİN VEFATI NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-kansu-22-2003-11-04-izzet-begovicin-vefati-nedeniyle

> Hüseyin Kansu (AK Parti), 4 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İZZET BEGOVİÇİN VEFATI NEDENİYLE); konuşma 874 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HÜSEYİN KANSU (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; adı Bosna'yla özdeşleşmiş bir lider, bir düşünür, Bosna-Hersek'in eski Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in, 19 Ekim 2003 Pazar günü vefatı nedeniyle, kişiliği ve mücadelesi üzerine söz almış bulunuyorum; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İzzetbegoviç, 1925 yılında Bosanski Şamac Kasabasında doğdu. Daha çocukken geldiği Saraybosna Şehrinde hayatını sürdürdü. 1956 yılında Saraybosna Hukuk Fakültesini bitirdi. Uzun yıllar, avukatlık ve hukuk danışmanlığı yaptı. Lise çağlarından itibaren toplumsal sorunlara ilgi duydu. Henüz 15 yaşındayken, Genç Müslümanlar Teşkilatına üye oldu. 26 Mayıs 1990 tarihinde Demokratik Eylem Partisinin kurucusu ve ilk genel başkanı olarak siyasî bir kimlik kazandı. Partisi, 18 Kasım 1990'da ilk girdiği genel seçimde ülke genelinde birinci çıktı. 6 Ocak 1991'de Bosna-Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı seçildi. 4 Nisan 1992'de, Sırplar, saldırıya geçip, insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından birini başlattıklarında, parlamento kararıyla kurulmaya başlayan Bosna-Hersek Ordusunun ilk Başkomutanı oldu. Cephede, Bosna Halkına karşı uygulanan akıl almaz katliama karşı ordusuyla direnirken, aynı zamanda, savaşı durdurmak için yapılan uluslararası konferanslarda aktif bir diplomasi yürüttü. Savaş sonrası, bir ay süren Dayton barış görüşmelerinde de usta bir diplomat olduğunu kanıtladı. Ölümünden kısa bir süre önce hastanede kendisini ziyaret eden Dayton Barış Antlaşmasının mimarı Richard Holbrooke şunu demişti: "Eğer, Aliya İzzetbegoviç ve onun kararlı tutumu olmasaydı, bugün Bosna-Hersek diye bir devlet olmayacaktı."

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bütün dünyada bilge kral olarak anılan İzzetbegoviç, çağımıza damgasını vuran büyük liderler neslinin belki de son temsilcisiydi. İnsan psikolojisi böyledir; her şeyin ve herkesin değerini ancak kaybettikten sonra anlar. Bugün, bütün dünyada olayların peşinden sürüklenmek yerine, tarih yazacak, hem kendi halkının hem de bütün dünyanın barış arayışına yön verecek büyük liderlere özlem var. İzzetbegoviç, işte, böyle karizmatik bir liderdi. Onun, hayatı boyunca, bütün teorik, kültürel ve pratik faaliyeti, hep belli bir yüce hedef doğrultusunda gelişmiştir. O, bir özgürlük savaşçısı, genç bir eylemci, avukat, yazar, siyasetçi, başkomutan ve lider olarak hep kendi halkı ve insanlık için asil hedefler peşinde koşmuştur. İlahî kader, bu gibi liderleri, çocukluğundan itibaren tarihî bir misyona hazırlar. Kendi halkının kader anlarında, misyon, kişilik kapasitesi bakımından hep onu buldu; yoksa, o, hiçbir zaman bir liderlik hırsıyla öne çıkmadı, siyasî makamlara kendiliğinden talip olmadı.

Genç Müslümanlar Teşkilatı başkan ve yöneticilerinin hapishanelerde çektikleri işkence ve idamların acılarını hiç unutmadı; hatta, yaşadığı süreç, onu liderlik koltuğuna getirdiğinde, kaybettiği tüm arkadaşları için "iyiler erken öldü, iş bize kaldı" diyecek kadar da örnek bir tevazu sahibiydi.

Hayatı üç mücadele arasında geçti; İslamı anlama ve yaşama mücadelesi, komünist dönemde hapishanelerdeki özgürlük mücadelesi, komünizmin yıkılışından sonra ise, Sırp ve Hırvat katliamına karşı halkının başında bir ölüm kalım mücadelesi.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; liderliğinin temelini oluşturan vizyonu, elbette, entelektüel kişiliğinden geliyordu. Gençliğinden itibaren, İslam, Doğu ve Batı kültürlerini anlamak için çabalayan Aliya, böylesine eşsiz bir sentezle dünyaya entelektüel bir bakış açısı kazanmıştı. Eflatun'un teori ile pratiği bünyesinde birleştiren ideal hükümdarı belirtmek için kullandığı "bilge kral" deyimiyle anılması, onun kişiliğini anlatmaya yeter aslında.

Kısır bir döngüye hapsolmuş, sonu gelmez ayak oyunlarına indirgenmiş siyaset anlayışının aşılabilmesi için ondan alacağımız çok ders var. O, yerine göre son derece idealist, yerine göre tam gerçekçi bir vizyonla sonuca gitmesini bildi. Bunca yoğun mücadele dolu hayatına rağmen, aydın sorumluluğunun gereği olarak yazmayı ihmal etmedi. Çok sayıda kitabından üçünü anmadan geçemeyeceğim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kansu.

HÜSEYİN KANSU (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

1984 yılında yazdığı Doğu ve Batı Arasında İslam adlı kitabı, bugünün düşünce ve olgu dünyasında İslamın yerini değerlendiren entelektüel bir eserdir. İngilizceye ve Türkçeye çevrilmiş olan bu eseriyle Batı ve İslam dünyasına taze bir mesaj vermiştir.

Sosyalist Yugoslavya döneminde düşüncelerinden dolayı hapiste geçen dokuz yıl boyunca tuttuğu notlarını Özgürlüğe Kaçışım adıyla 1999 yılında kitaplaştırdı. Hatıratı 2001 yılında yayımlandı. Bu eseri, Türkçemize, Tarihe Tanıklığım adıyla kazandırıldı.

Kendinden son derece emin, komplekssiz bir Avrupalı Müslüman Aliya İzzetbegoviç'ten, Avrupa Birliğinin kapısındaki Türkiye kadar, Avrupa'nın da öğreneceği çok şey var. İnsanın, bu dünyada arkasında bırakacağı en önemli eser, yetiştirdiği vasıflı insanlardır. Bu bağlamda, Aliya, kendi toplumu için âdeta bir okuldu. Siyaseti, basit bir taraftar kazanma faaliyetinden çok, uzun vadeli bir perspektifle insana yatırım olarak gören Aliya'nın elinden tuttuğu gençler, bugün, alanlarına göre önemli birer düşünür, siyaset ve devlet adamı, general, diplomat ve bilimadamı oldular. Halkının insanca yaşama hakkına duyduğu inancın eseri Bosna-Hersek ülkesi, tüm maddî güçsüzlüklere rağmen hakkın daima üstün geleceğini kanıtlayarak bütün mazlum halklara örnek olmuştur.

Gerçek liderlerin hayatları kadar ölümleri de, cenazeleri de bütün dünyaya mesajdır. Batı'nın zımnî desteğini alan Sırp ve Hırvat liderler, pek de olumlu, onurlu olmayan bir şekilde yaşıyorlar veya öldüler. Ancak, Aliya'nın cenazesi, haklılığın onurunu simgeleyen, bütün kesimleriyle Bosna Halkını, başta Türkiye olmak üzere, tüm İslam ve Batılı ülke temsilcilerini buluşturan bir törene sahne oldu.

22 Ekim Çarşamba günü Saraybosna'da meydanlara toplanan bu büyük kitleler, soğuk savaş sonrasında "yeni dünya düzeni" iddiasıyla dünyaya yeniden nizam vermeye çalışanlara, bağımsız Bosna-Hersek Devletinin bütün zorluklara rağmen yaşayacağının mesajını vermişlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kansu.

HÜSEYİN KANSU (Devamla) - Cenaze namazı, toplama kalabalıkların değil, gönül dolusu sevgiyle tören alanına gelen yüzbinlerce Müslümanın katılımıyla gerçekleşti. İnsanların gözyaşları, aralıksız yağan yağmura karıştı.

Sonuç olarak, maşeri vicdan adını verdiğimiz halk vicdanı, en adil mahkemedir. Halk, kendisine ihanet edenleri affetmediği gibi, kendisine vefa gösterenleri de asla unutmaz ve hakkını verir; tıpkı Bosna Halkının Aliya'ya yaptığı gibi.

Bu vesileyle, Türkiye dostu Aliya İzzetbegoviç'e Allah'tan rahmet diler, kardeş Bosna-Hersek Halkına, milletimize, İslam dünyasına ve tüm insanlığa başsağlığı diler, Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Kansu (AK Parti, İstanbul). “İzzet begoviçin vefatı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-kansu-22-2003-11-04-izzet-begovicin-vefati-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
