# Milli eğitim temel kanunu ve devlet memurları kanunu (s.s.614)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Özcan (Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim
- **Tarih:** 29 Haziran 2004
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU VE DEVLET MEMURLARI KANUNU (S.S.614)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2004-06-29-milli-egitim-temel-kanunu-ve-devlet-memurlari-kanunu-s-s-614

> Hüseyin Özcan, 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU VE DEVLET MEMURLARI KANUNU (S.S.614)); konuşma 935 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, gerçekten, Anamur'da -hükümetimizin yapmadığı, 3 hayırseverin yaptığı- güzel gelişmeler yaşandı. İlki, Sayın Bayram Tuna'nın, Gercebahşiş Köyüne bir ilköğretim okulu temeli atmasıdır. İkincisi ise, Evciler Köyü Nihat Sarı İlköğretim Okulunu yaptıran Nihat Sarı'ya, ayrıca Anamur İsmihan Çerçi Anaokulunun arsasını sağlayan Gani Uygur'a -çok teşekkür ediyoruz bu katkılarından dolayı- plaket verilmesi törenleri idi.

Düzenlediği tören için Mersin Valisine ve Anamur Kaymakamına da çok teşekkür ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı, ne zaman bir taslak hazırlığı içinde olsa, şimdi hangi kurumsal yapı deforme edilecek endişesiyle bekler olduk.

Bir meslek grubunu doğrudan ilgilendiren ve ciddî değişiklikler içeren bir kanun tasarısını görüşüyoruz.

Yasalar, toplumun ilgili çevrelerinin, üniversitelerin görüşü alınarak, ortak aklın gösterdiği istikamette yapılır ve toplumsal mutabakat sağlanır; fakat, hükümet, eğitim emekçilerinin çalışma yaşamlarını doğrudan ilgilendiren bir tasarıyı hazırlarken, eğitim işkolunda örgütlü sendikaların görüşünü almamıştır.

Değerli milletvekilleri, tasarı, çalışma barışını olumsuz etkileyecek, öğretmenler arasında hiyerarşiyi artırmaktan başka bir amaca hizmet etmeyecektir. Bu tasarı, öğretmenlik mesleğinin özüne, etik değerlere ve örgütlenme kültürüne aykırı bir öz taşımaktadır.

Tasarıyla, performans değerlendirmesi öne çıkarılmaktadır. Bu tasarıyla, öğretmenler, her yıl, bir nevi, yeterlilik sınavına tabi tutulacaklardır. Bu hususlar üzerinde ciddiyetle durulması gerekmektedir.

Bu tasarı, öğretmenleri "aday", "öğretmen", "uzman", "başöğretmen" şeklinde sınıflandıracak ve ücretler, bu rütbeleme tekniğine göre belirlenecektir.

Çıkarılacak yasayla, öğretmenlerin niteliğinin yükseleceğini iddia etmek doğru bir yaklaşım değildir.

1739 sayılı Yasanın 43 üncü maddesi, öğretmenliği, uzmanlık mesleği olarak tanımlar. Öğretmenlik zaten uzmanlık mesleği olduğu için, bu tasarı, öğretmenlerin kazanılmış haklarını ortadan kaldırmaya yönelik bir nitelik taşımaktadır.

Her yıl yapılacak sınavda alınan puanın yanı sıra, başarı, kıdem gibi kıstaslar baz alınarak, öğretmenler ayrıştırılacaktır. Kastedilen sınav için bölgelerarası farklılıkları gözardı ederek, başarı gibi sübjektif nitelik taşıyan kriterlerle yola çıkmak, eğitim sisteminin zaten sağlıklı olmayan yapısını tamamen çıkmaza sokacaktır.

"Eğitimde toplam kalite yönetimi", "verimlilik", "sözleşmeli personel", "esnek çalışma" gibi kavramların performans değerlendirmesiyle birlikte anılır olması, hükümetin iş barışına, çalışma yaşamına bakış açısını göstermektedir.

Hatırlayacağınız gibi, hükümet, çalışanların değil, işverenlerin taleplerine odaklandığını İş Yasası görüşmelerinde de ortaya koymuştur.

Tasarı, öğretmenlere rütbe vermeyi hedeflerken, aynı zamanda, öğretmenlerin idarî makamlara bağımlılığını da artırıcı bir nitelik taşımaktadır.

1 inci maddenin gerekçesinde "öğretmenler için, bilgide ve iş başarımında yarışmayı önplana çıkaracak bir teşvik sisteminin gereği duyulmuştur" denilmektedir.

Bu cümleden hareketle, eğitim sürecinin her aşamasında kazanma hırsı yaygınlaşacaktır. Çok kazanma hırsı, başta öğretmenler olmak üzere, eğitim emekçilerinin tamamını etkisi altına alacaktır.

Yapılmak istenilen, mesleğinin önüne yeni sıfatlar ekletmek uğruna, öğretmenin onurunun incitilmesi ve eğitim emekçilerinin örgütlülüğünün zayıflatılmasıdır.

Eğitimcilerin en doğal hakkı olan grevli toplusözleşmeli sendikal haklarının bir an önce yasal güvenceye alınması gerekmektedir.

Bütün meslek grupları için meslekî yeniliklerle tanışmanın ve kendini donatmanın en yaygın yöntemlerinden biri hizmetiçi eğitim seminerleridir.

Öğretmenler arasında hiyerarşi yaratmak ve farklı ücret politikaları uygulamak, eşit işe eşit ücret ilkesine tamamen aykırı bir uygulama olacaktır.

Sayın milletvekilleri, açıkça ifade ediyorum, bu tasarı çalışma barışını bozacaktır, öğretmenler arasındaki meslekî dayanışmayı ortadan kaldıracaktır; öğretmenleri birbirleriyle rakip konumuna getirip yarışa sokacak, çalışanlar arasında güven ilişkisini zedeleyecek niteliktedir.

Aynı okulda, aynı düzeydeki sınıfları okutan iki öğretmen arasındaki ücret farklılığı, çalışma barışı açısından kabul edilebilir bir uygulama olamaz.

Tasarının bir diğer olumsuz yanı ise, öğrenci velileri ile okul idarelerini karşı karşıya getirecek olmasıdır. Öğrenci velileri arasında hiç de hoş olmayan bir rekabet ortamı doğacak ve çocuğunun sınıfına başöğretmen, uzman öğretmen girmesini sağlamak için, velilerin çeşitli arayışlara girmesine neden olacaktır.

Hiç şüpheniz olmasın, bu tasarı yasalaştığı takdirde, milletvekillerine kadar torpil aranacaktır.

Öğretmenlerin her yıl girecekleri kariyer sınavı puanının, başka kıstaslarla birlikte değerlendirilecek olması, beraberinde şaibeli ilişkileri de getirecektir.

Tasarı, bu haliyle yasalaşması halinde, eğitim kurumlarındaki partizanlığı, adam kayırmacılığı yaygınlaştıracaktır.

Öyle anlaşılıyor ki, bu tasarı AKP oylarıyla yasalaşacak; fakat, hiç olmazsa, bazı aksaklıklarını giderin. Temel yükselme ölçütü olarak sınavı baz aldığınıza göre, sınavda başarılı olan öğretmenlerin sayısı, serbest öğretmen kadrosunun yüzde 10'unu aştığı takdirde, nasıl bir yol izlenecektir? Devlet memurluğu sınavındaki gibi, evlerine kazandınız sonuç belgesi getiren postacıların gelmesini mi bekleyeceklerdir ?!

Tasarıda, yüzde 10'unun başöğretmen, yüzde 20'sinin uzman öğretmen olacağı şeklindeki düzenleme, yerinde bir yaklaşım değildir. Konulacak somut başarı ölçütlerinde, başarılı olan öğretmenlerin tamamı ödüllendirilmelidir.

Bir önemli nokta ise, bu tasarı, derecelendirmeyi sağlayacak, yasanın uygulanmasını güvenceye alacak önlemlerden yoksundur. Tasarının 1 inci maddesi "toplam serbest kadro sayısı içinde, başöğretmen sayısı yüzde 10'u, uzman öğretmen sayısı ise yüzde 20'yi geçemez" kuralına yer vermektedir. Bu kural, üst sınırı içermesine rağmen alt sınırı belirlememiştir. Yani, Sayın Bakan, isterse bu sınırı sıfıra kadar indirebilecek mi?

Aynı aksaklık, uzman ve başöğretmenler için sağlanan ücret artışları için de geçerlidir. Sağlanacak ücret artışı da yöneticinin takdirine bırakılmıştır. Bu takdir hakkı lehte bile kullanılsa, toplam öğretmen sayısının ancak yüzde 30'u bu ücretlerden faydalanabilecektir.

Hükümet, öğretmenler arasında "kariyer basamağı" adı altında ayrıcalıklı sınıflar yaratmak yerine, yoksulluk sınırının altında yaşayan eğitim emekçilerinin tamamının, ücretler başta olmak üzere, tüm ekonomik sosyal haklarına dönük iyileştirmeler yapmakla meşgul olmalıdır. Öğretmenlerin bir bölümüne değil, tümüne yansıyacak ücret artışı düzenlemeleri yapılmalıdır.

Ayrıca, fen-edebiyat fakültelerinden mezun olan ve formasyon alan gençlerimizin sorunları çözülmelidir. Devlet, kendi okulunda fen-edebiyat fakültesi mezunu bir gencimizi vekil öğretmen olarak çalıştırmakta; fakat, aynı genç özel okulda çalışmak istediğinde, Talim ve Terbiye Kurulu kararı gerekçe gösterilerek, bu gençlerin sınıf öğretmeni olarak derslere girmesine mâni olunmaktadır. Bu konuda gerekli düzenlemelerin yapılması ve eğitim fakültelerinden mezun olan binlerce gencin mağdur edilmemesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

Eğitim sistemimizin ciddî yapısal problemleri olmasına karşın, hükümet eğitim sisteminin sorunlarını çözme iddiasında değildir.

Bu tasarıdan da anlaşılacağı gibi, eğitim başta olmak üzere, kamusal alanda siyasallaşma amacı öne çıkmaktadır ki, bunu kaygıyla izlemekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anlatmaya çalıştığımız olumsuzlukları nedeniyle bu tasarıya ret oyu vereceğimizi belirtir, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Özcan (Mersin). “Milli eğitim temel kanunu ve devlet memurları kanunu (s.s.614)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2004-06-29-milli-egitim-temel-kanunu-ve-devlet-memurlari-kanunu-s-s-614 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
