# Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Özcan (Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 22 Kasım 2005
- **Gündem:** KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2005-11-22-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde

> Hüseyin Özcan, 22 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)); konuşma 1.048 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1014 sıra sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarının 11 inci maddesi üzerinde, Anavatan Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 24.12.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştı. 83 asıl ve 14 geçici madde ihtiva eden bu kanunun birkısım maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girerken, diğer maddelerin de 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştü. Ancak, hükümet, 2005 yılı bütçe kanununa eklediği bir maddeyle, kanunun yürürlük tarihini bir yıl ertelemiş ve 1 Ocak 2006'ya bırakmıştı. Şimdi görüşmekte olduğumuz bu tasarıyla, henüz tüm maddeleri bile yürürlüğe girmemiş olan kanunun pek çok maddesi üzerinde değişiklik yapılması isteniliyor. Kanunun çıkmasından bu yana iki yıllık bir süre geçmişken, 2006 yılı bütçe görüşmeleri arifesinde, eksik ve aksaklıklarıyla, bu tasarı, şimdi, Yüce Meclisin gündemine gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, üzerinde söz aldığım tasarının 11 inci maddesi, bazı kuruluşları bütçe kapsamından çıkarırken, bazı yeni kuruluşları da kapsam içerisine almaktadır. Bütçe kapsamı dışına çıkarılan kurumlardan özellikle 3 tanesi dikkat çekmektedir. Bunlar, TRT, Toplu Konut İdaresi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonudur. Hemen belirteyim ki, merkezî bütçelerden pay alan bu kurumların genel bütçe kapsamı dışına çıkarılmasını doğru bulmuyoruz. Bu yaklaşım, tüm birimleri aynı bütçe şemsiyesi altında toplamayı ve şeffaf olmayı hedeflediği söylenen bu yasanın ruhuna ve özüne aykırıdır.

Sayın milletvekilleri, AK Parti Hükümetinin ilk icraatlarından birisi, TRT'nin en önemli gelir kaynağı olan elektrikten aldığı payı yüzde 3,5'ten 2'ye indirmek olmuştur; çünkü, daha hükümeti kurma görevi almadan açıkladıkları acil eylem planında adı geçen tek kurum TRT oldu. Elektriğin pahalı olmasının faturasını TRT'ye çıkardılar. Oysa, elektriğin niçin pahalı olduğunu herkes biliyordu. Pahalı alınan doğalgazla üretilen elektrik, elbette ki pahalı olacaktı. Devlete pahalı satılan elektrikle ilgili kamuoyuna yansıyan, raporlara giren bilgileri herkes biliyor artık.

AK Partinin bu tasarrufuyla, TRT'nin gelirleri yüzde 30 oranında azaldı. Bundan sonra, TRT, aslî görevlerini yerine getirmekte ve personel maaşını ödemekte zorlanmaktadır.

Personel maaşları denince, TRT'nin çok fazla personele sahip olduğu gibi bir şey akla gelebilir. TRT'nin personel sayısını Avrupa'daki benzerleriyle karşılaştırdığımızda, İngiltere'nin kamu yayın kurumu BBC'nin yaklaşık 27 000 personeli var, Almanya'da ise bu 34 000'e kadar çıkıyor. TRT'nin ise, şu anda, yaklaşık 7 500 kadrolu personeli vardır.

Değerli milletvekilleri, TRT dünyanın dört bir yanına radyo ve televizyon yayını yapıyor. Türkiye'nin sesini duyurmanın yanı sıra, dünyanın dört bir yanındaki vatandaşlarımızla ülkemizin bağlarını kuruyor.

TRT yayınları, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından ulaştırılan vericilerle, personel yetersizliği yayınlara yansımaktadır. 2 000 -2 500 metre yükseklikte, dağ başında kurulu vericilerde çalışanlar, beş gün, on gün üst üste 24 saat aralıksız nöbet tutuyorlar. Bu mevsimde kar yolları kapadığında, günlerce ulaşılmayan istasyonlar oluyor. Bunun için, TRT'nin gelirlerinin azaltılması değil, tam tersine, artırılması gerekiyor.

Avrupa Birliği organlarının da bu yönde aldığı çeşitli kararlar vardır. Avrupa Birliğinin çeşitli organlarının, kamu yayın kurumlarının faaliyetlerini sürdürmesi için yeterli, sürekli ve düzenli bir gelirin garanti edilmesi yönünde aldığı kararlar vardır.

TRT'nin, Anayasanın 133 üncü maddesinde yazdığı gibi özerk olması gerekiyor. Özerkliğin sağlanabilmesi için, TRT'nin gelirlerinin Bakanlar Kurulu kararlarına bağlı olmaması gerekiyor. Bunun için, 2954 sayılı TRT Kanununda ve 3093 sayılı TRT Kurumu Gelirleri Kanununda da bu yönde değişiklikler gerekmektedir. 3093 sayılı TRT Kurumu Gelirleri Kanununun 4 üncü maddesinin (d) bendi aynen şöyledir: "(Değişiklik: 1999/ 4 üncü Madde) (a) ve (c) bentlerinde belirtilen oranları yüzde 100'e kadar artırmaya ve eksiltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir." Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Anayasada özerk olarak tarif edilmiş bir kurumun kaderi, Bakanlar Kurulunun iki dudağı arasında olamaz; olursa, bugün olduğu gibi, TRT hükümetin borazanı olur.

Değerli milletvekilleri, TRT'nin tarafsızlığının sağlanması için bu zorunludur. TRT'nin kasasına giren her 100 liradan 70 lirası halkın cebinden çıkıyor. Bunun için, TRT'nin halka hizmet etmesi gerekiyor. Bu da, ancak, idarî ve malî özerklikle mümkün olabilir.

AK Parti Hükümetinin TRT'nin gelirlerini azaltmasından sonra, TRT'ye yaptığı ikinci kötülük ise, Genel Müdür olarak belirledikleri şahıs olmuştur. Şenol Demiröz koltuğa oturmadan önce başlayan tartışmalar, daha sonra Demiröz'ün icraatıyla kurumu da yıpratan boyutlara ulaşmıştır. Demiröz, kamuoyuna da yansıdığı gibi, öncelikle TRT'yi hükümetin sesi haline getirmiş, daha sonra zaten yetersiz olan kaynaklarını kurum dışına, eşe dosta aktarmaya başlamıştır. Kurum dışında yaptırılan pahalı ve niteliksiz yapımlar, kurum personeli olmayan sunuculara verilen astronomik ücretler, Demiröz tarafından göreve getirilen yöneticilerin yargıya da intikal eden rüşvet olayları, TRT'yi, maalesef, çok yıpratmıştır.

Son günlerde tartışılan dinî yayınlarda irtica propagandasına ilişkin iddialar da araştırılmalıdır. TRT yayınlarının nasıl olacağı, 2954 sayılı TRT Yasasının 5 inci maddesinde açıkça belirtilmiştir. TRT Yasasının 5 inci maddesinin (d) ve (m) bentleri şöyle: "d) Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini ve sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak yahut Devleti ve Devlet otoritesini ortadan kaldırmak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak yahut sair herhangi bir yoldan bu kavramlara ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacı güden rejim ve ideolojilerin propagandasına yer vermemek", m) Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak veya bir siyasî partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç ve düşüncenin menfaatlarına alet olmamak."

Sayın milletvekilleri, TRT'nin malî özerkliği, asla, harcamalarının hesabının verilmemesi anlamına gelmemelidir. Tam tersine, TRT'nin kasasına giren para, halktan çıkıyorsa, bunun her kuruşunun hesabını halka vermelidir. TRT, faaliyetini şeffaf bir şekilde sürdürmelidir. Bunun mekanları yaratılmalıdır; ama, bu, asla, TRT'yi hükümetin kontrolüne sokmak şeklinde olmamalıdır.

TRT, yaptığı yayınlarla, hükümetin sesi ve AK Parti zihniyetinin ideolojik bir aygıtı haline gelmiştir. TRT yayınlarında, vatandaşların inançları konusunda ayırımcılık yapılmaktadır. Ramazan ayı boyunca, TRT ve bütün kanallarda, iftar ve sahur saatlerinin dakika dakika duyurulması ve dinî yayın yapmaları en doğal haklarıdır; saygıyla karşılıyoruz. Peki, Hazreti Peygamberin birinci torunu ve ehlibeyti olan Hazreti Hüseyin'in katledilişinin yıldönümü nedeniyle muharrem ayında oruç tutan Alevî vatandaşlarımızın iftar ve sahur saatlerinin TRT kanallarında gösterilmemesi bir ayırımcılık değil midir? Yoksa, bu insanlar devletine vergi vermiyorlar mı?

Bu ayrılıklar yetmiyormuş gibi, şimdi de, "helal-haram gıda" diye esnaflar arasında bir ayırımcılık yapılmaktadır. Bir ülkede, başbakanların, bakanların yaptığı yolsuzluk, usulsüzlükler iddiası varsa ve dokunulmazlık dosyaları Mecliste bekliyorsa, yoksulların ve kimsesizlerin haklarını yiyenler, esas haram yemiş olmuyorlar mı?! (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Bu anlayış, üreticilerimiz ve tüketicilerimizi de, inan edin, birbirine düşürüyor. Yani, bunlar olmamalıdır, bu ayrıcalıkların olmaması gerekir.

Bir de, sayın milletvekilleri, Mersin'de olan olaydan dolayı üzüntülerimiz… Şemdinli'de olsun, Van'daki olaylar, elbette hepimizi üzmüştür. Güvenlik güçlerimizin zamanında müdahaleleriyle, insanların duyarlı davranmalarıyla bu olayların önüne geçilecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Özcan (Mersin). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 22 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2005-11-22-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
