# Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Özcan (Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 4 Nisan 2006
- **Gündem:** KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-04-04-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil

> Hüseyin Özcan, 4 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)); konuşma 845 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin 1114 sıra sayılı yasa tasarısının 2 nci maddesi üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; yüce halkımızı ve Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, günümüz kentlerinin çevresinde oluşan kaçak yapılaşma alanları, kentler için sosyal ve fiziksel büyük problemler yaratmıştır. Bunları yaşıyoruz. Yıllarca, gecekonduya gelen insanların köylerinden neden geldiklerini, bir daha… Ben, bu beş altı gündür Mersin köylerini gezerken, şehirden tekrar göç ederek köye gidenleri gördüm. Aş ve iş için şehre geldiklerinde, maalesef, şehirde de, artık, aş ve işin olmadığını söylediler. Köylüler, perişan olduklarını, aç olduklarını "bu hükümete duyurun, vebalimiz boynunuzdadır" dediler. Ben de, bu vebali sizlerle paylaşmak için, hükümete sesleniyorum.

Narenciye bahçelerini söküyorlar. Vatandaş gelmiş, 10 kuruşa portakalın kilosunu… Halden haber gönderdiler; hale portakal, limon getirmeyin, kimse almıyor diyorlar. Düşünebiliyor musunuz, bir yılın emeğini… Çürümeye terk edilmiş o narenciyeleri gördüm; inan edin, ben ağladım. O insanlar, bu duruma ağlıyorlar. Biz, bu kadar borcumuzu… Hatta, vatandaşın biri geldi "tarım krediye 2 milyar lira borcum vardı, 12 milyar oldu. Ben, tarlama bile alıcı bulamıyorum" diyor.

Değerli arkadaşlar, köylü şunu da soruyor: "Bizi şehre mi göçe zorluyorlar? Şehre giden arkadaşlarımız geri döndü geldi. Bizi ölüme terk ediyor iktidar; söyleyin. Biz onlara oy verdik. Neden bizim oylarımızı alarak bugün köye inmiyorlar?"

Göletler yaptığını söylüyorlar. Birkaç gölete, tamamlandığı halde, 3 000-4 000 metre boruyu vermiyor, 5-6 köy mağdur olmuş sulamada. Siz bu köylüyü göçe zorladığınızda… Kent projeleri yapıyor… Elbette ki, çağdaş bir kent olsun.

Hâlâ çöp sorununu çözemeden… Özellikle Mersin'de ve diğer illerde… İşte, bakıyoruz, burada, Mamak'tan geçilmiyor, o semtlerden. Siz, daha hâlâ bir çöp sorununu çözemediniz, çevre sorununu çözemediniz.

Ankara'da sadece bir kuzey kapısı mı var?! Ankara'nın dört tane kapısı var. Neden bütün bölgelerde bu kentleşme projesiyle ilgili yeni yapılar, yeni çalışmalar yapmıyoruz?..

Diğer kentlerimizde de aynı sorunlar var. Çıkıyorsunuz, Sayın Bakanım da başta olmak üzere, Melih Gökçek… Lütfen, Sayın Bakanım, Ankara Kalesine gidin de, oradaki durumları görün. O gecekonduların durumlarını görün. Eğer tarihî dokuyu koruyacaksak, tarihe sahip çıkacaksak, önce bu tarihî eserlerin etrafları temizlenmez mi?.. Biz nasıl turist getireceğiz?.. Hani, bacasız fabrika diyoruz. Bunları öncelikle çözmek zorundayız.

Siz getireceksiniz, belirli rant alanlarını… Birilerine daha iyi bir rant alanı yaratmak için çalışacaksınız, diğer taraftaki insanları mağdur edeceksiniz!.. Bunlar olmaz! Eğer, gerçekten, hükümet, tarafsız davranacaksa, bütün bu altyapısını getirerek, sosyal imkânlarını, sosyal yapıyı daha güçlendirecek, bu insanlara olanak sağlayacak, fiziksel yapıyı da güçlendirecek şekilde projelerle gelir. Bölge bölge getirerek… Diğerlerinin ne suçu var?! Elbette ki, bu projelere destek verilecektir ve böyle olmalı. Bu çağda, 21 inci Asırda, artık, gecekondu hayatı insanlarla uyuşmuyor. Öyle gecekondular var ki, bakıyoruz, lavabosu yok, banyosu yok, içecek suyu yok, kanalizasyonu yok, elektriği yok ve bu insanlar bu kentte yaşıyor!.. Hele, çıkın da bakın, Mamak'ın gecekondularına, Altındağ'ın ve bu yol boyunca, Samsun Yolu etrafında, gittiğinizde, sağlı sollu o tepelerdeki olan gecekonduların oraya araçlar da çıkmıyor. Buralara bu insanlar geldi, niye geldi; aş ve iş. Bugün aş ve iş de kalmadı oralarda, aş ve iş de kalmadı! Bu insanlar tekrar köye gidecek. Ee, köyde, gittiğinde, ne evi var ne tarlası ne de ekecek… Ki, ekse bile, artık, ekilen arazilerde dahi insanlar aç kalıyor.

Değerli arkadaşlar, biz bu anlayışla, köylüyü kente zorluyoruz; ama, kentteki durumlar da yürekler acısı. Eğer projeler yapılacaksa, bir rant amacıyla değil, bu insanlara yardımcı olmak, onların gerekli sosyal imkânlarını yerine getirecek, insanca yaşayacağı ortamlar yaratmak zorundayız, çevreyi temiz tutmak zorundayız. Büyük kentlerin, büyük şehirlerin sınırlarını genişlettik, büyük şehrin sınırları içerisinde kalan kasabadaki insanlar, esnaflar mağdur. Biz yapamıyoruz; ufak bir yere bir çivi çakmak istediğimizde, illa ki projeler yapın deniyor diyorlar. Bu konuda da mağdurlar köylüler, o bölgede, o genişletilen alanlarda. Vergi konusunda da mağduriyetleri var. Bunları dile getiriyorlar.

Biz, bu altı yedi gün içerisinde dolaştığımız bölgelerde esnafların durumlarını da gördük ki, gerçekten, siftahsız dükkân kapatıyorlar. Ondan sonra da çıkıyorsunuz, Türkiye tozpembe diyorsunuz, anarşi yoktur diyorsunuz!.. Anarşi konusunda görüşülüyor, terörist konusunda konuşuluyor, Sayın Başbakan Genel Başkanımızı dinlemeden buradan ayrılıyor. Türkiye'nin ortak sorunu bu, terör olayı ortak sorundur; Türkiye'ye hep birlikte sahip çıkmalıyız. Birileri doğru şeyler söylüyor diye doğrudan kaçmayalım. Eğer, doğrudan kaçarsanız, sonuçta, birsürü insanımız öldürüldü ve ölmeye de devam ediyor; yazıktır; bunların vebali, bu kaçanların boynunda olacaktır, bu sorunlara ciddî eğilmeyenlerin boynunda olacaktır.

Biz, bu ölenlerin hepsinin ailelerine başsağlığı diliyor, onlara da saygılar sunuyoruz; ruhları şad olsun. Öldürülmesin bu ülkenin insanları, bizim insanlarımız.

Birsürü yaralama, güvenlik güçlerimizi yaralamalar oluyor. Bunlar nedir; bu ülkenin güvenliğini sağlamaktır. Yapmayın. Birileri eğer bunları kullanıyorsa -ki, kullanıyor- bu konuda, hükümet, ciddî olarak durmalı ve kaçmamalı, Meclisten kaçmamalı, sorunları ortak görüşmeliyiz ve ortak, hep birlikte... Türkiye'nin geleceği, üniter yapısı konusunda hiçbir tavizimiz olmayacaktır; ama, siz, tutacaksınız, birilerine hoş görünmek için, farklı bölgelerde, farklı şeylerle konuşarak, bu insanları birbirine düşüreceksiniz!.. Bunlar doğru değildir, doğru davranışlar değildir, bir devlet idaresine yakışmıyor diyorum.

Değerli arkadaşlar, kentlilerin sorunları, köylülerin sorunları, çevrenin sorunları almış yürüyor. Bir an önce, Meclis olarak, olabilecek şeylerde... Ki, Anavatan Grubu olarak, biz, hükümet olumlu adım attığında, biz onlara destek vermeye hazırız; ama, hükümet, "ben yaptım ettim" mantığıyla giderse, ülkeyi kaoslara sürükler, bunun vebali de AKP İktidarında olur diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, iyi akşamlar diliyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Özcan (Mersin). “Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 4 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-04-04-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
