# Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Özcan (Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2006
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi

> Hüseyin Özcan, 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 932 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1099 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, enerji stratejisi dünyadaki en önemli unsurlardan biri haline gelmiş durumdadır; çünkü, girdi maliyetleri olarak, gelişmekte olan ülkeler için uluslararası rekabete en büyük avantaj konumundadır. Dahası, enerji sağlayan ya da enerji koridorlarında geçiş konumunda olan ülkeler jeopolitik olarak önemli konuma gelmektedir. Artan petrol fiyatları nedeniyle de, ülkelerin cari açıklarına direkt etki yapmaktadır. Tabiî, ileriyi görmeden, yani, petrol fiyatlarındaki artışı düşünemeden, sözde Türkiye'yi avantajlı konuma geçirecek yeni formül anlaşmaları imzalayanlardan böyle öngörüler beklemek de oldukça hatalı olacaktır.

Ama bunlardan daha önemli olan ise, ülkelerin, enerji sağladıkları ülkelerin çeşitliliği ve kullandıkları enerjideki çeşitliliklerdir. Bir ülkenin stratejik olarak enerji bağımlısı olup olmaması da bunlara göre ayarlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, birazdan, ben sizlere çok yoğun rakamlar ve araştırmalarla birlikte Türkiye'deki enerjideki çarpıklıklarından bahsedeceğim.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de elektrik tüketimi için kurulu üretime baktığımızda, 2003 yılı için (1 000 kilovat/saat) taşkömürü 8 663,10; linyit 23 589,80; fuel-oil 8 152,70; motorin 4,60, doğalgaz 63 536,80; hidroelektrik 35 239,50; rüzgâr 61,40; diğerleri 1 243,50; brüt üretimin ise 140 580,50 olduğunu görmekteyiz.

Bunun yanı sıra, 38 500 megavatlık toplam kurulu güce sahip olan Türkiye'deki termal tesisler toplam kapasitenin yüzde 75'ini, hidroelektrik tesisleri ise yüzde 25'ini oluşturmaktadır. Dahası, Türkiye'nin enerji talebinin de 2020'ye kadar yılda ortalama yüzde 8 artması beklenmektedir. Bunun anlamı ise, 2020 yılına kadar düşük elektrik talebi durumunda 80 000 megavat, yüksek talep durumunda ise 96 000 megavat ilave enerji gerekecek olduğudur.

Diğer yandan, önlem alınmaması durumunda, 2020 yılında ithal kaynaklara bağımlılık oranının yüzde 80'lere yükselmesi ve ülke üretiminin rekabet gücünün zayıflaması riskleri de bulunmaktadır. Türkiye'nin bu sıkıntıyı aşabilmesi için, 2020 yılına kadar toplam 80 milyar dolarlık enerji yatırımı yapması gerekmektedir. Bu da, yılda 5,3 milyarlık bir yatırıma tekabül etmektedir.

Değerli arkadaşlar, asıl önemli konu ise özelleştirmedeki çarpıklıktır. Bütün dünyada enerji üretim santralları sabit fiyat ve alım garantisiyle özelleştirilirken, Türkiye'de daha kârlı olan enerji dağıtım şebekeleri özelleştirilmiştir. İhaleleri alan bazı firmalar da, kayıp-kaçak oranının yüksekliğini mevcut abonelerin üzerine yükleyerek, elektrik fiyatlarımızı, enerji fiyatlarımızı bir kat daha fazlasıyla artırmaktadır. Bu haliyle, halkımızın ödeyeceği faturalara büyük bir külfet getirilmektedir.

Zaten enerji nakil hatlarındaki eksikliği gidermenin maliyeti de 10 milyar dolara ulaşmıştır ve yeni yatırım olmadığı için de bu rakam süratle artmaktadır. 2004 yılı rakamlarına göre ise net tüketim 86 193 844 olup, kayıp kaçaklar ise -neredeyse yüzde 25'i buluyor- 19 674 189 olarak gerçekleşmiştir.

Plan ve Bütçe Komisyonunun bahse konu tasarıyla ilgili 22.2.2006 tarihli raporunda "özelleştirmenin temel amacı, nihaî olarak devletin ekonomide işletmecilik alanından tümüyle çekilmesini sağlamaktır" denilmektedir.

Değerli arkadaşlar, özelleştirmenin amaçlarının arasında, böyle bir nihaî olabilecek, devletin tamamen çekilmesi gibi bir husus yoktur. Tam aksine, devlet, düzenleyici, piyasa yapıcı, bireyin, yani, tüketicinin haklarını koruyucu, tekelci organizasyonları engelleyici bir yapıyı sürekli muhafaza etmelidir. Bunun bir yolu da, devletin, enerjide olduğu gibi, bazı kârlı işletmeleri elinde tutmasından geçmektedir.

Gelelim enerji özelleştirmelerinde dikkat edilmesi gereken noktalara:

Enerjide tekelleşmeye olanak tanıyacak düzenlemelerden kesinlikle kaçınılmalıdır.

Enerji dağıtım ihalelerinde Türk firmaları için kolaylık sağlanmalı, Türk firmalarının rekabette zorlanmamaları gerekmektedir.

Enerji sektörü reformu ve strateji belgesinde belirtilen kurumların üzerlerine düşen görevlerini muhakkak yapması gerekmektedir.

Özelleştirmeler yapıldıktan sonra, özellikle ihaleleri alan firmaların kaçak ve kayıp enerji üzerinde önemle durmaları sağlanmalıdır.

Bölgesel tarife modelinin düzgün işlememesi nedeniyle çok ciddî tepkiler çektiği muhakkaktır.

Enerji sektöründe bir güven boşluğu olduğu ortadadır. Özellikle doğalgaza aşırı bağımlılık, uzun vadeli "al ya da öde" anlaşmaları, özel sektörün elindeki doğalgaz depolama tesislerine doğalgaz ithal izinlerinin de binbir zorlukla verilmesi ve benzeri hususlar yatırım yapmak isteyenleri düşündürmektedir. Zaten, lisans alan pek çok firma da bu nedenle beklemektedir.

Arz güvenliğiyle birlikte, rekabetteki piyasanın işleyiş mekanizması da diğer bir önemli husustur.

Enerji kullanımındaki verimliliği artıracak tedbirlerin de alınması gerekmektedir.

Enerji stratejik bir sektör olup, belirli bir kamu payının, piyasa denetiminin sağlanması açısından, muhakkak elde tutulması gerekmektedir.

Ayrıca, herkesin bildiği gibi, kamu, maliyetleri tamamen yansıtmamaktadır. Bu itibarla, özelleştirmeler sonrası EPDK onayından geçse bile, Bakanlar Kurulu tarafından değiştirilecek ulusal fiyatta aşırılıklar olması muhtemeldir; çünkü, bu Hükümetin, iş âlemiyle, özellikle de yabancı yatırımcılarla ne kadar içli dışlı olduğu görülüyor.

Değerli milletvekilleri, eğer enerjide yeni yatırımların özel sektör tarafından yapılması arzu ediliyorsa, yukarıda saydığımız hususlara da muhakkak riayet edilmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, bir başka husus ise, enerjide 2010 senesi sonrası ciddî açıklarla karşılaşacağımız -ülkemizde- görülmektedir. İleride bu yatırımların özel sektör mü, devlet tarafından mı yapılacağının şimdiden çok iyi organize edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bu tasarının ana amaçlarından bir tanesinin de yatırım ortamındaki belirsizliklerin kaldırılması olmasını bekliyoruz.

Bunların yanı sıra, Rus gazına yüzde 65 oranında bağımlı olan Türkiye, 2005 yılında, aynı zamanda, 1 000 metreküp gaza 260 dolar vererek, en pahalı fiyatı ödeyen ülkelerden biri olmuştur. Gazprom Anlaşmasına göre, Türkiye, 2005 yılında Rusya'dan alacağı doğalgaza 260 dolar öderken, Batı Avrupa ülkelerinin ortalaması 135 dolarda kalmıştır. Türkiye, 2005 yılında 31,5 milyar metreküp doğalgaz alımı yapmıştır, bunun 18 milyar metreküpü ise Rusya'dan alınmıştır.

Değerli milletvekilleri, Hükümet, göreve geldiğinden bugüne kadar, Ruslarla üç ayrı doğalgaz anlaşması bulunmaktaydı. Batı Hattı Anlaşmasında fiyat 127, Turusgaz Anlaşmasında 131 dolardır. En ucuz anlaşma olarak anılan Mavi Akımda ise 107 dolardı.

Pazarlıklar sonrasında Ruslarla varılan anlaşma gereği, Kasım 2003 tarihinde Batı Hattı, Turusgaz ve Mavi Akım Anlaşmaları için ortalama 130 dolarda uzlaşıldı. Böylece, Batı Hattı ve Turusgaz Anlaşmasında fiyat düşerken, Mavi Akımda ise yükselmiş oldu. Ancak, Ruslar, petrol ürünleri fiyatının doğalgaza yansımasında katsayı artışı getirmiştir. Anlaşmanın ardından, petrol fiyatları beklenmedik biçimde yükselirken, doğalgaz fiyatları da katlanarak artmıştır. Ayrıca, 2005 yılı başında, BOTAŞ, Ruslardan indirim istediyse de, olumsuz cevap almıştır.

Aralık 2005'e girildiğinde ise, eski formül geçerli olsa da, 185 dolar ödenmesi gereken Mavi Akımda, doğalgazın 1 000 metreküpüne 245 dolar ödenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Özcan (Mersin). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
