# Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Özcan (Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 9 Mayıs 2006
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-05-09-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi

> Hüseyin Özcan, 9 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 965 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1099 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 10 uncu maddesi hakkında Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 1 inci maddeyi konuştuğumuzda ve sonunu bağladığımızda, Türkiye'nin, Mavi Akım Projesinden dolayı 10 milyar küsur dolar, maalesef, fazla para ödediğini söylemiştik. İşte, gezdiğimiz yerlerde, bölgelerde -enerjinin öyle bir noktaya geldiğini- maalesef, serada çalışan, serada üreten insanların elektrik parası konusunda sıkıntılar çektiğini gördük. İnsanların, enerji konusunda mağduriyetlerini gördük ve bunlar da, elbette ki, bu Hükümetin halka ödetmiş olduğu büyük faturalardır.

Değerli arkadaşlar, Mavi Akımda doğalgazın 1 000 metreküpüne 245 dolar ödendiğini geçen konuşmamızda söyledim; ancak, İran doğalgazı ise 260 doların üzerinde olduğu iddia edilmiştir. Kısacası, doğalgaz anlaşmalarında, formülasyon gereği, 2005 yılında yüzde 50 artış olduğunu söyleyebiliriz, 2006 yılında ise, bu artışların yüzde 25 olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye'ye enerji konusunda bu kadar zarar veren anlaşmaların altında imzası bulunan bu Hükümetin samimiyetinden ve işinin ehli olmadığından şüphe duymaktayız.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de 1 kilovat/saat enerjinin maliyeti, kömürde 3,43 sent, doğalgazda 4,33 sent ve fuel-oilde 4,22 sent gibi yüksek düzeylerde gerçekleşmektedir. Bu, Avrupa Birliği ülkelerinin en az 5-6 katı düzeyindedir. Arz güvenliği açısından ülkemizde üretim kaynakları itibariyle optimal bir dağılım sağlanamamıştır. Mevcut durumda doğalgaza dayalı üretim, mevcut üretimin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Doğalgazın tamamına yakını ithal edildiği için, elektrik enerjisi üretiminde ithal girdilerin payı anormal derecede artmış, dolayısıyla, dışticaret açığını besler bir konuma gelmiştir. Aynı şekilde yerli maden yatakları atıl vaziyette beklerken, ithal kömüre dayalı elektrik üretimi yoluna gidilmiştir.

Değerli milletvekilleri, doğalgazın ithal bir girdi olmasının yanında, bunun çok büyük bir kısmının tek bir yabancı ülkeden sağlanması da arz güvenliği açısından tehlike yaratmıştır. Al ya da öde yükümlülüğü nedeniyle alınan doğalgazın kullanımında sorunlar yaşanmış, çözüm olarak, ihtiyaç fazlası doğalgazın elektrik üretiminde kullanılması yoluna gidilmiştir. Bu durum, yerli kaynaklara dayalı linyit ve hidroelektrik santrallarının atıl kalması sonucunu doğurmuştur.

Değerli milletvekilleri, diğer yandan, doğalgaz santrallarının hepsi al ya da öde yükümlülüğü içermektedir. Söz konusu yükümlülüğün gerektirdiği gaz miktarını eritebilmek için elektrik üretimi büyük ölçüde doğalgaza bağımlı hale getirilmiştir; yani, doğalgaz ihtiyacı gerçekçi tahmin edilmemiş, alınmak zorunda kalınan doğalgazı tüketilecek mekanizmalar geliştirilmemiştir.

Örneğin, bugün itibariyle alınan toplam gazın yaklaşık yüzde 65'i elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Bu oran, doğalgaz üreten ülkelerde bile yüzde 10-15'i geçmemektedir; çünkü, doğalgaz, esas itibariyle sanayi tesislerinde girdi olarak veya ısınma amaçlı kullanıma elverişli bir enerji kaynağıdır.

Değerli milletvekilleri, bütün bunların yanı sıra, Elektrik Üretim AŞ, devlete ait doğalgaz santrallarında 3,5 sente mal edilen elektriği, özel sektörden 9 ile 13 sent arasında değişen fiyatlardan almaktadır. Ülkemizdeki en büyük HES'ler ise ancak yüzde 30 kapasiteyle çalışmaktadır. Bu santrallardaki elektrik üretiminin maliyeti ise 1 sent civarındadır. Termik santrallarının toplam kapasitesinin sadece yüzde 16'sı, HES'lerin ise ancak yüzde 30'u kullanılırken, özel doğalgaz santrallarının kapasite kullanım oranı yüzde 86,2'dir. Daha da önemlisi, Hükümet, son üç yılda maliyetler yüzde 22 artmasına rağmen -yaptıkları anlaşma gereği Rusya'dan gelen doğalgazın fiyatı petrole endekslenmiştir- elektriğe zam yapmamış ve bu görev zararını da iç borçlanmayla finanse etme yoluna gitmiştir. Bu nedenle de, özel santral işletmecileri de zor durumdadır.

Şimdi, size soruyorum: Böyle bir ortamda hangi yabancı gelir, Türkiye'ye yatırım yapar?! Kısacası, bu kanunda da beklenilenler gerçekleşmeyecektir.

Sanayideki elektrik kullanım fiyatı olarak ise, ülkemiz 9,8 sent ile OECD ülkelerinde 3 üncü sıradadır. Uluslararası rekabette girdi maliyetleri bakımından en önemli sorun olan enerjideki bu yüksek fiyat, sanayicinin, asıl, en büyük kâbusu haline gelmiştir. Bu rakamlar, ABD'de 4,8; Almanya'da 6,5; Yunanistan'da 5,6; Çin'de 3,2 şeklindedir. Yani, enerjide ucuz fiyat uygulamasının olmayacağı hiçbir düzenlemenin Türkiye'ye faydası olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, elektrik üretiminde maliyetler ise, HES'lerde 750-1 200 dolar arası, termik santrallarda 1 600 dolar, doğalgaz santrallarında ise 680 dolar civarındadır. Maliyetlerin karşılaştırılmasında ise, birim fiyatlar Amerika Doları/kilovat/saat olarak, HES'lerde 0,0005, termik santrallarda 0,0250, doğalgaz santrallarında ise 0,0300 civarındadır.

Değerli milletvekilleri, peki, ne yapmamız gerekmektedir; öncelikle, doğalgaza bağımlılığı azaltmak için üretim santrallarının bir kısmını kamulaştırmalı ve termik santrallara ağırlık verilmelidir. Peki, bu nasıl olacak diye sorarsanız, onun da maliyetini birazdan sizlere aktaracağız.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, yapılan anlaşmalar gereği, Türkiye'de, devlet, yap-işlet-devret anlaşmalı santralarda elektriğin yüzde 100'ünü, yap-işlet anlaşmalı santralarda yüzde 80'ini belirlenen fiyattan yirmi yıl süreyle satın almak zorundadır. Yap-işlet-devret sözleşmeli santralar arasında ABD'li Enron'a ait Enron Enerji, Çolakloğlu'na ait yabancı ortaklı Ova Enerji, Çapan Grubuna ait Doğa Enerji Santralları bulunmaktadır. Yap-işlet sözleşmeli santrallar arasında ise ENKA ve Bayındır Gruplarına ait yabancı ortaklı santrallar da bulunmaktadır. Devlet ve özel sektörde üretilen elektriği satın alan ve dağıtım için TEDAŞ'a veren Ticaret ve Taahhüt AŞ, tüketilen elektriğin yüzde 42'sini devlete ait santralardan, yüzde 33'ünü ise özel sektörden sağlamaktadır. Ayrıca, özel sektörde yap-işlet-devret ve yap-işlet olarak saatte 7 000 megavat üretim kapasitesi bulunmaktadır. Alım garantili anlaşmalar nedeniyle, devlet öncelikle buradan gelen elektriği almak zorundadır.

Değerli milletvekilleri, öte yandan, Türkiye'de bazı doğalgaz çevrim santralları ise, maalesef, çalıştırılmamaktadır. Örneğin, teknolojisi itibariyle dünyadaki en gelişmiş doğalgaz çevrim santralları arasında yer alan Bursa Ovaakça Doğalgaz Çevrim Santralı, enerji fazlası nedeniyle birbuçuk yıldır atıl halde bekletilmektedir. Ürettiği elektrik enerjisi bakımından Karakaya Hidroelektrik Santralından daha büyük kapasiteye sahip olan Ovaakça Kombine Doğalgaz Çevrim Santralının Türkiye'nin enerji fazlasının kapanacağı 2008 yılına kadar çalışması ise, zor görünmektedir. Yirmibeş yıl ömür biçilen çevrim santralının çalıştırılmama gerekçesi ise, Türkiye'de elektrik üretiminde önceliğin özel sektöre verilmiş olmasıdır. Bursa'daki en büyük devlet yatırımı olan ve toplam 604 000 000 dolara mal olan santral, saatte 1 432 megavat elektrik üretebilmektedir. Keban Barajı saatte 1 328 megavat, Karakaya 1 800, Atatürk 2 400 megavat elektrik üretmektedir.

Değerli milletvekilleri, biraz evvel, termik santrallara, yani, kendi özkaynaklarımıza önem vermeliyiz demiştim. Mesela, bakınız, Yunanistan ürettiği elektriğin yüzde 60'ını kendi çıkardığı kömürden, asıl olarak linyitten elde etmektedir, Almanya dünyanın en büyük linyit üreticisidir ve ürettiği elektriğin yüzde 52'sini kömürden elde etmektedir, Avustralya ürettiği elektriğin yüzde 77'sini, başta linyit olmak üzere, kömürden elde etmektedir. Elektrik üretiminde kömürün payı Polonya'da yüzde 94, Çek Cumhuriyetinde yüzde 62, Çin'deyse yüzde 79'dur. Kısacası, kömür rezervlerine sahip ülkeler kömürü kullanmaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Özcan (Mersin). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-05-09-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
