# Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Ünsal (CHP, Amasya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim
- **Tarih:** 29 Ocak 2009
- **Gündem:** KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-unsal-23-2009-01-29-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina

> Hüseyin Ünsal (CHP), 29 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)); konuşma 1.085 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi, 2863 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinde, belediyelere emlak vergilerinden taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı olarak tahakkuk ettirilen ve il özel idarelerinde toplanan katkı payından belirli miktarda il özel idarelerinin de yararlanması yönünde düzenleme yapılmaktadır. Yani oluşan kaynaktan il özel idarelerinin de kısmen kullanımının sağlanması istenmektedir.

Bu yöndeki düzenlemeyle, belediyelerce kullanılmadığı saptanan kaynağın kullanımı ve bölüşümüne il özel idareleri de dâhil olmak üzere yeni bir sorun alanı yaratılmaktadır. Biz, tabii, burada bir şeyi çok ciddi bir şekilde merak ediyoruz. En son yapılan, 2007 yılındaki, bu il özel idarelerinde toplanan paraların iller bazında miktarı nedir? Bilgi sahibi olamadık. Komisyondaki arkadaşlarımıza sorduk, onlar da olamamışlar. Bu payların ne kadarı kullanılmış ne kadarı kullanılmamış? Ama doğru olan bir gerçek var: Gerçekten belediyelerce bunun yeteri kadar kullanılmadığını biz birkaç tane vilayeti inceleyerek bulduk. Şimdi, bu sorun il özel idarelerine aktarılınca çözülecek mi? Çözülmeyecek ve yeni bir sorun alanı çıkacak. Bir kere yapılan uygulamayla yetki, uygulama ve denetim kurumu ortadan kalkacak ve tarihî dokunun korunması, kültür mirasına sahip çıkma gibi konularda bırakın koruma ve sahip çıkmayı, eserler ve miras elden çıkacaktır. Peki, bunu düzenlemenin doğuracağı sakıncalar nelerdir, bir sıralayalım:

Bizler karşı oy yazımızda söyledik. Karşı oy yazısında şöyle söyledik: “Vali hem denetleyen, hem yöneten, proje uygulayan makam konumuna getirilmektedir. Bu nedenle bu özel hesapta toplanan paranın denetimi için farklı bir mekanizma kurulması gereklidir.” Düzenlemede bu ayrıntıya hiçbir şekilde yer verilmemiştir.

“Hangi belediye ne kadar ödedi veya ödemedi, hangi projeler hazırlandı ve projelere ne kadar ödenek ayrıldı?” gibi sorulara cevap verecek şeffaf bir mekanizma bu düzenlemeyle oluşturulmamıştır. Bu büyük bir eksikliktir.

İkinci önemli bir sakınca da taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının belediyelerce kullanılmaması sorun iken söz konusu payın il özel idarelerinin de kullanımına açılmasıyla sorun çözülmeyecek, tersine sorun alanları oluşacaktır.

Yasanın değişiklik gerekçesinde “Büyük meblağlar toplanmasına rağmen, toplanan paralar pek çok yerde gereği gibi harcanamamakta ve paralar banka hesabında atıl olarak tutulmaktadır.” denilmektedir.

Yaşanan süreçte yeterli teknik kadrolara, uzman elemanlara sahip olmayan küçük belediyelerin yararlanmaları mümkün olmamıştır. Aynı belediyeler gibi teknik kadro, örgütlenme ve deneyime sahip olmayan il özel idareleri de aynı sıkıntıyı yaşayacak, sorun çözülmeyecek, çatallanacaktır.

Ben Sayın Bakanın bütçe konuşmasındaki rakamlardan çıkarıyorum. Şu ana kadar zaten sadece Koruma Uygulama Denetim Büroları kurulmuş, KUDEB’ler kurulmuş. 81 ilin 9 tane il özel idaresinde böyle bir KUDEB kurulduğu, binlerce belediyenin de sadece 23 tanesinde KUDEB kurulduğu rakamlarını elde ettik. Dolayısıyla sorun çözülmemiştir. Bu yasa, KUDEB’lerin kurulması, koruma kültürünün gelişmesine hiçbir olanak tanımayacak bir değişikliği önermektedir.

Üçüncüsü de kültür varlıklarının korunmasına katkı payı mali destek ötesinde belediyeleri koruma kültürü ve uygulamaları dâhil etme amacı güden sadece belediyelere ayrılmış önemli bir kaynakken bu belediyelerin elinden alınmak istenmektedir.

Kültür varlıklarının korunması için bu pay, kaynak sadece o varlığın ihyası değil, aynı zamanda belediyelerde koruma kültürünü yerleştirmek amaçlı yerel bir kaynaktır. Kaynağın kullanım alanını genişletme, fonun amacının dışına çıkılmasına neden olunacaktır.

Her ilde belediye sınırları ve dışından toplanan emlak vergileri toplamının birbirlerine oranı değişmektedir. Bu nedenle, tasarıda konulmak istenen yüzde 30 oran, toplanan katkı payı havuzunda il özel idaresi ve belediyeler arasında kullanımlarda haksızlıkları meydana getirecektir çünkü toplanan paraların, meblağların büyük bir kısmı belediye hudutları içerisindeki emlak vergilerinden olmaktadır.

Beşincisi de kaynak toplamanın iller bazında yapılmasından kaynaklanan eşitsizlik kaynağın harcanmasında da söz konusu olacaktır. Özellikle güneydoğu ve doğu illerinde emlak vergisine dayanak olan emlak değerleri düşüktür. Aynı zamanda emlak vergisi ödeyen mükellef sayısı da düşüktür. Dolayısıyla teknik kapasitesi yüksek olan belediyeler çok sayıda proje hazırlamaktadır. Oysaki doğu ve güneydoğuda bu hazırlık olmadığı gibi, yapılan projeler de il özel idarelerine kaynak aktarılarak neredeyse uygulanamaz hâle getirilecektir.

Belediyeler için ayrılan bu kaynak, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasında önemli bir kaynaktır. Eğer bu kanunda bir değişiklik yapılacaksa kalıcı bir model oluşturmak için değişiklik yapılmalıdır. Tabii ki bunun için önerilerimiz var. Bu önerilerimizi de sıralamak isteriz.

Bir tanesi: Taşınmaz kültür varlıklarının korunması için ayrılan katkı payının kullanımında yaşanan sorunların saptanması, atıl durumda bulunan bu kaynakların nasıl kullandırılacağı, proje üretimi ve uygulamaların nasıl çoğaltılacağına ilişkin bir yapılandırmaya gidilmelidir. Bu yapılandırma nasıl olacaktır? Tabii ki sivil toplum örgütleriyle yapılacak ilişkiler ve meslek örgütleriyle yapılacak ilişkiler bunda önemlidir. Özellikle şehir plancıları odası, mimarlar odası gibi kuruluşlarla yerel yönetimleri buluşturacak bir model bu kanunda getirilmemiştir. ÇEKÜL Vakfı gibi, Tarihî Kentler Birliği gibi kuruluşlarla bir model oluşturma yoluna gidilmemiştir.

İkincisi: İller bazında katkı payı modelinden doğan eşitsizliğin önlenmesine yönelik düzenlemeler geliştirilmelidir.

Üçüncüsü ise çok önemlidir: Siyasi çıkar, kayırmacılık, rant yaratma, yerinden etme, mutenalaştırma gibi gizli amaçları önlemenin yolu üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum örgütleriyle ilişkilendirildiğinde o kuruluşların katılımıyla projeler hazırlanmalıdır. Kanun buna müsait değildir. Yapılan değişiklikler de bu konuya olanak vermemektedir.

Dördüncüsü: Toplumun her kesiminin katılımıyla hazırlanmış koruma amaçlı projelere kaynak aktarılmalı, tekil anlayışla hazırlanmış projeler ayrıştırılmalı ve ona göre kaynak aktarılmalıdır.

Beşincisi: Belediyelere kültürel miras ve koruma kanununda uzman personel yapısı oluşturulması ve bu uzman personellerin de istihdam edilmesi yoluna gidilmesidir. Bu konuyla ilgili belediyelere yeterli destek programları ve çözümler getirilmelidir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; belediyeciliğin ne olduğunu, zorlukları ve sorunlarını bizzat yaşayan bir arkadaşınız olarak, belediyelerin proje üretmekte zorlandıkları ve yeterli sunum yapamadıkları savı bir anlamda doğrudur, katılıyorum ancak bunun çözümü, ödeneklerini ellerinden almak değil, onları proje üretecek bilgi ve belgeye kavuşturmaktır. Dolayısıyla belediyelere gerekli bilimsel ve yönetsel desteği sağlamadan onların proje üretmediklerini ileri sürmek haksızlıktır.

60’ıncı Hükûmetin maalesef bu uygulamaları devam etmektedir. Belediyelerin ellerinden olanaklar ve kaynakların alınma yoluna bu dönemde çok hızla gidilmiştir. Yakın zamanda yaşadığımız belediyelerin kapatılmasıyla ilgili yapılan kanun ve en son bu kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili düzenlenen tasarı, bunun çok önemli bir örneğidir.

23’üncü Dönemde yerel yönetimlerle ilgili çıkardığınız kanunlar bu özetlerle bitmemektedir ama yerel yönetimleri bu anlamda desteklemek için bir değişiklik önergesiyle tasarının bu maddesine katkı sunmak istiyoruz, tasarıyı bu anlamda değerlendirmenizi istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bir de Amasya’yla ilgili yapmış olduğumuz bir öneriyi Sayın Bakanımıza iletmemize rağmen henüz bir gelişmenin olmadığını… Şu meşhur elektrik aydınlatma direkleriyle ilgili Sayın Bakanım ve bu sadece Amasya’nın sorunu değil. Bu ülkenin her vilayetine aynı model elektrik direkleri dikiliyor. Bunun sebebini hâlâ merak ediyoruz.

Ayrıca, yine Amasya’mızın Hatuniye Mahallesi’nde Yalıboyu Evlerinin düzenlenmesiyle ilgili cevabınızı aldım. Teşekkür ediyorum. Fakat burada rakamlar o kadar uçmuş ki yapılan yardımların yüzde 14 seviyesinde kaldığı… Gönderdiğiniz şeyden onu çıkardım. Bu yapılan yardımlar yeterli değil. Dolayısıyla yapılan bu yardımların biraz daha kısıtlı konutlara yapılmasıyla o bölgenin tamamlanmasında büyük katkınız olacağını düşünüyorum.

Biraz sonra değişiklik önergesiyle ilgili konuşmama devam edeceğim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Ünsal (CHP, Amasya). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 29 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-unsal-23-2009-01-29-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
