# Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüsnü Çöllü (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim
- **Tarih:** 14 Temmuz 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE RUSYA FEDERASYONU HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE AKKUYU SAHASINDA BİR NÜKLEER GÜÇ SANTRALİNİN TESİSİNE VE İŞLETİMİNE DAİR İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASI HK. (S.S.538)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/husnu-collu-23-2010-07-14-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-rusya-federasyonu-hukumeti-arasinda-t

> Hüsnü Çöllü (CHP), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE RUSYA FEDERASYONU HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE AKKUYU SAHASINDA BİR NÜKLEER GÜÇ SANTRALİNİN TESİSİNE VE İŞLETİMİNE DAİR İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASI HK. (S.S.538)); konuşma 1.215 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 538 sıra sayılı Akkuya’da Rusya tarafından nükleer santral kurulmasını öngören uluslararası anlaşmayla ilgili tasarının 2’nci maddesi üzerine CHP Grubu adına söz aldım, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, enerjinin toplumsal ve ekonomik gelişmenin en önemli unsurlarından biri olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Kalkınmanın temelinde enerji vardır. Peki, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını önceleyen sürdürülebilir bir enerji politikası var mı, soruyorum sizlere. Var olduğunu söylemek mümkün değildir. Enerjiyle ilgili birtakım ölçütler vardır; enerjinin yerli olması istenir, kaliteli olması istenir, sürekli olması istenir, maliyeti düşük olmalı ve çevreye duyarlı, yani yenilenebilir, sürdürülebilir olmalıdır. Bizim için bu ölçütlerin ne kadarı geçerlidir? Enerjide yüzde 70’i aşan oranda dışa bağımlıyız. Kendi kaynaklarımızı, kömürümüzü, suyumuzu, rüzgârımızı, güneşimizi değerlendiremiyoruz. İthalata dayalı, pahalı, verimsiz bir enerji politikası sürdürüyoruz. Kömürde almamız gereken daha çok yol var. Hidrolik kaynaklarda yüzde 30’lardayız, rüzgârda, güneşte, jeotermalde ve diğer yenilenebilir kaynaklarda ise yüzde 1’ler düzeyindeyiz.

AKP sekiz yıldır iktidardadır. Bu sekiz yılda bu yapıda bir değişiklik olmuş mudur? Ülke adına olumlu bir gelişme sağlanabilmiş midir? Bunlara “evet” demek mümkün değildir. Sekiz yılın sonunda, geldiğimiz nokta şudur değerli arkadaşlar: Dışa bağımlılık azaltılamamıştır. Arz güvenliği sağlanamamıştır. Fiyat istikrarı sağlanamamıştır. Ne sanayicimize ne çiftçimize ne de vatandaşlarımıza düşük maliyetli elektrik verilememiştir. O zaman bu tablonun anlamı nedir? Ya uyguladığınız politikalar yanlıştır ya da yönetim anlayışınız yanlıştır, bana sorarsanız ikisi de yanlış.

Değerli milletvekilleri, yerli ve yenilenebilir kaynakları bir tarafa bıraktık, şimdi apar topar, yangından mal kaçırır gibi, akla mantığa aykırı bir yöntemle nükleer santral kurulması için önümüze bu tasarı getirildi, bunu anlamak mümkün değil. İki yıl önceki nükleer macerayı bir hatırlayalım: Türkiye’nin önümüzdeki yüz yılını, belki de daha uzun bir dönemini etkileyecek çok ciddi bir konu var önümüzde ama bu sürecin gerektirdiği ciddiyeti ben AKP İktidarında göremiyorum. Önce bir kanun çıkardınız. Bunun böyle olmayacağını, yanlış yapıldığını söyledik, dinlemediniz. Cumhurbaşkanı birkaç maddeyi geri gönderince bu kez bambaşka bir yasa yaptınız, o da yetmedi, bir ihale yapıldı. Tek teklifle ihale sürdürülmeye çalışıldı. İhale Komisyonu “Olmaz.” dedi, sonra baskılar devreye girdi, ihale bitmiş ama yeni bir teklif alındı. “Komisyonun fiyatı değerlendirme yetkisi yok.” denildi. Elle tutulacak bir tarafı olmayan, hukuk dışı bir süreç işledi. Ben şimdi Sayın Enerji Bakanına sormak istiyorum: İhale Komisyonu üyeleri bugün yargılanıyor mu, yargılanmıyor mu? Yargılanıyorsa suçları nedir? O suç gerçekten onların suçu mudur? Gerçek durumu biz biliyoruz. Hep şikâyetçi olduğunuz Danıştay iptal kararıyla sizleri Yüce Divandan kurtarmış olabilir ama her zaman böyle kolay kurtuluşlar da mümkün olmayabilir değerli arkadaşlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nükleer santraller alternatif kaynakların olmadığı bir dönemin çözümüdür. Birçok ülke bunları kapatıyor çünkü gelişen teknolojiyle birlikte artık yenilenebilir kaynaklar en önemli çözüm kaynakları durumuna gelmiştir. Enerji verimliliği yeni bir kavramdır. “Temiz yakma teknolojileri” diye bir kavram gelişmektedir. Türkiye kayıp-kaçak oranını OECD düzeyine çektiğinde, enerjisini verimli kullandığında, kurulacak santralden daha fazlasını sağlayabilecektir.

Gelelim tasarıya. Bu tasarıyla ne öngörülüyor? Rusya Akkuyu’da nükleer santral kuracak. Peki, böyle bir model, yani bir ülkenin başka bir ülkede nükleer santral sahibi olduğu başka bir model var mı? Yok. Peki, kurulacak teknoloji denenmiş bir model mi? Hayır, ilk kez Türkiye’de kurulacak. Peki, ucuz mu? Maliyet 20 milyar dolar olarak açıklanıyor. Birim maliyet 4.166 dolar. Peki, Rusya’nın kendi ülkesinde 2008-2009’da kurmaya başladığı santrallerde maliyet ne? 2.100-2.400 dolar düzeyinde, yani yarı fiyata. Demek ki ucuz değil. Peki, dışa bağımlılığı azaltıyor mu? Hayır, tamamen Rusya’ya bağımlı olacak, bu şekilde Rusya’ya bağımlılığımız yüzde 80’lere çıkacak. Peki, serbest piyasa ve rekabet koşullarına uygun mu? Bunun yanıtı da hayır.

Sayın Enerji Bakanına soruyorum: Teknoloji ve maliyetle ilgili alternatif çalışmalar yapıldı mı? Başka ülkelere soruldu mu? Bunun yanıtı da hayır. Uluslararası anlaşma yoluna gittiniz. Peki, uluslararası anlaşmada Türkiye’nin çıkar ve hakları güvence altına alınıyor mu? Olası kazalar ve zararlarla ilgili bir hüküm var mı? Hayır, yok. Atıklar ne olacak? Bu da belli değil. Türkiye teknoloji sahibi oluyor mu bu Anlaşma’yla? Türk mühendisi, Türk işçisi çalışacak mı? Hayır. Rusya isterse şayet bunlar olacak.

Bunlar işin bir tarafı. Diğer tarafında ne var? 20 milyar dolarlık yatırım. Garanti altında mı? Yani Ruslar alım garantisi döneminde maliyeti karşılayamazsa satış fiyatını artıracak mı? Evet, artıracak. Alım garantisi döneminde 70 milyar dolar düzeyinde bir satış olacak mı? Evet, olacak. Peki, altmış yıllık dönemde 280 milyar dolar Rusya’ya akacak mı, yani Rusya net 120 milyar dolarlık bir kâr sağlayacak mı? Buna da evet.

Evetleri ve hayırları dikkatinize sundum, değerlendirmesi Genel Kurulun ve sayın vatandaşlarımızın.

Değerli milletvekilleri, bunları söylediğimiz için “CHP her şeye hayır diyor” diyebilirsiniz ama bunları sadece ben ve Cumhuriyet Halk Partisi söylemiyor. Bakın, nükleer enerjiyi savunan bir grup, İnternet’te bir sayfa hazırlamış: “Dünyada nerede santral var? Kaçı çalışıyor, kaçı kapanmış? Nükleer neden iyidir?” gibi, yani kendi düşünceleri doğrultusunda nükleeri savunuyorlar. Nükleere “evet” diyorlar ama bu anlaşmaya “hayır” diyorlar. İlginizi çeksin isterim, adresi veriyorum:”www.nukleer.web.tr” adresine lütfen girin, “Sık sorulan sorular” bölümüne bakın, neden “hayır” dediklerini bir inceleyin. “Kaygılıyız.” diyorlar. “İlk kez yapılacak bir model olduğu için çıkacak sorunlarda her zaman Rusya’nın dediği olacak.” diyorlar. “Yakıtta Rusya’daki TVEL Şirketinin dediği olacak.” diyorlar. “Akkuyu tamamen Rusların olacak, orada başka teknolojilerle santral kurulması mümkün olmayacak.” diyorlar. Kısacası onlar da nükleere “evet” ama bu tasarıya “hayır” diyorlar. Sadece biz sakınca görmüyoruz, biz yanlış görmüyoruz, nükleerciler de “Bu işte yanlışlık var.” diyorlar değerli arkadaşlar.

Peki, bu kadar yanlış neden bu hızla yaşama geçirilmek isteniyor, ben bunu merak ediyorum. Tasarı 29 Haziranda Meclise geliyor, on beş günde yasalaşacak. Nedir bu acele? Ülkemizin enerji alanıyla ilgili, gelecek yüz yılımızın enerji alanına etki edecek bir düzenleme Enerji Komisyonunda görüşülmüyor. O zaman Enerji Komisyonu ne işe yarıyor? Sayın Komisyon Başkanımız buradaydı, ben ona soruyorum: Bizim Komisyonumuz ne işe yarıyor? Bu yasayı görüşmeyecekse neyi görüşecek Enerji Komisyonu? Bu acelenin gerekçesi nedir? Ben düşünüyorum, mantıklı ve makul bir açıklama getiremiyorum değerli arkadaşlar. O zaman, ne gibi etkenler olabilir, diye de düşünmeye başlıyorum.

Bilindiği üzere -arkadaşlarımızın paylaşmadığı bir konuyu hatırlatmak istiyorum hepinize- Adana’da bir rafineri kurulacak. Değerli arkadaşlar, lütfen, dikkatinizi çekerim, kim kuracak bu rafineriyi? Başbakanın deyimiyle “Bizim Çalık” kuracak. Çalık’a rafineri için 18 Mayısta yaklaşık 15 milyar TL’lik bir teşvik verildi mi? Evet, verildi. Peki, bu rafineri Samsun-Ceyhan hattından gelecek petrolü mü işleyecek? Evet. Peki, bu şirket, nükleer yakıt imalatı da yapacak mı? Bunun yanıtı da evet. Şirketin sicil gazetesi ve iştigal konusu da elimdeki notlarda. Nasıl yapacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Devamla) – Böyle bir teknolojiye sahip midir, böyle bir deneyimi var mıdır bilmiyorum ama “nükleer yakıt imalatı” diye bir hüküm var. Burada üretilecek nükleer yakıt ile Akkuyu’da kurulacak nükleer santral arasında bir ilişki var mıdır?

Peki, Rusya’yla nükleer anlaşma imzalanırken Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi Anlaşması da imzalandı mı? Evet. Bu iki anlaşma neden birlikte imzalandı? Bunu Rusya mı istedi, Türkiye mi istedi? İki anlaşma arasındaki bağ nedir?

Ben, bu soruları Sayın Bakana sordum. Sayın Enerji Bakanı diyor ki: “Her ikisi de ülkemiz için önemli. Birinin yapılması için diğerinin öne çıkarılması gibi bir durum söz konusu değildir.” Böyle olmasına inanmak isterim ancak ben bu çakışmayı da dikkatlerinize sunmak istedim. Bu konuda daha açıklayıcı bilgilere ihtiyaç olduğu açıktır. Şeffaf, net bir açıklama yapılmadan bu soruları yok sayamayız.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin kaynaklarını Rusya’ya akıtacak, dışa bağımlılığı artıracak, sınanmamış, teknoloji transferi öngörmeyen, yerli ve yenilenebilir kaynaklara yapılacak yatırımları tehdit edecek, enerji arz güvenliği için ciddi riskler taşıyan, atık sorunu nedeniyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Devamla) – Bitiriyorum efendim, iki cümle…

…Türkiye’ye katbekat fatura çıkabilecek hükümler öngören bu anlaşmaya, bu tasarıya açıkladığım çekincelerim nedeniyle “hayır” diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüsnü Çöllü (CHP, Antalya). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/husnu-collu-23-2010-07-14-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-rusya-federasyonu-hukumeti-arasinda-t (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
