# Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüsnü Çöllü (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 30 Kasım 2010
- **Gündem:** SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/husnu-collu-23-2010-11-30-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510

> Hüsnü Çöllü (CHP), 30 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 517 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HÜSNÜ ÇÖLLÜ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 510 sıra sayılı Sayıştay Kanunu Teklifi’nin 23’üncü maddesiyle ilgili değişiklik önergemiz üzerinde söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 23’üncü maddeyle dairelerin yapısı düzenlenmektedir ve dairelerin hesap mahkemesi olarak işlev göreceği bildirilmektedir. Yani daireler mahkeme niteliğinde çalışacak ve kamu zararına ilişkin dosyalarla ilgili hüküm verecektir. Ancak bu mahkemelere bir de denetim raporlarıyla ilgili görüş bildirme görevi verilmektedir. Plan ve Bütçe Komisyonunda da buna itiraz edilmiş, mahkeme niteliğindeki bir kuruma görüş bildirme görevinin verilmesinin uygun olmadığı ifade edilmiş ancak dikkate alınmamış.

Mahkemelerin görevi görüş bildirmek değil, hüküm vermektir. Bir kuruma mahkeme diyorsanız, onun görevi önüne gelen dosya üzerinde hüküm vermektir. Mahkemelerin aynı zamanda da görüş bildirmesi uygun olmayacaktır. Önergemizin de gerekçesi budur. Mali denetim raporlarının yargılanmasında uzmanlaşmış yargılama dairelerinin, başka yöntemler çerçevesinde gerçekleştirilen performans denetimi raporlarının teknik değerlendirmesini yaparak görüş bildirmesi uzmanlık alanı dışında bir durumdur. Bu nedenle (b) fıkrasının madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz.

Değerli milletvekilleri, denetim neden önemlidir? Çünkü, kaynakları etkin ve verimli kullanmanın yolu nitelikli bir denetim mekanizmasının sağlıklı işlemesinden geçmektedir. Nitelikli bir denetim mekanizması kuramadığımızda Türkiye’de olduğu gibi kaynaklar israf edilir ve yolsuzluklarla anılan bir ülke olursunuz.

Bakınız Avrupa Birliği raporlarına, Türkiye için ne deniyor? 2010 İlerleme Raporu’nda da var. Söylenenler şu: “Yolsuzluklar pek çok alanda yaygın olmaya devam ediyor.” Bu tespit AB ilerleme raporlarının tamamında var.

Adalet ve Kalkınma Partisi yaklaşık dokuz yıldır iktidardadır, yolsuzlukla mücadele stratejisi ancak bu yıl yayınlanabilmiştir. Ama yolsuzlukla mücadele belgelerle, stratejilerle yapılmaz değerli arkadaşlar, burada kararlı olacaksınız, denetim elemanlarınız bağımsız olacak, korkusuzca denetimlerini yapabilecekler. Peki, böyle bir durum, böyle bir ortam var mı? Buna “evet” demek mümkün değil. İktidara yakın kişilerle ilgili denetim işlemlerinin sonuçlandırılması nedense mümkün olmamaktadır, ya ilgili bakan ya Sayın Başbakan soruşturmaya izin vermiyor. Böyle bir denetim olur mu? Sonra Sayın Başbakan çıkıp diyor ki: “Lekeli insanları temizlememiz lazım. Yöneticiler tutucu davranmasın.” Güzel de söylüyor. Siz idari ya da adli makamlardan gelen soruşturma açılması istemlerine karşı çıkarsanız, izin vermezseniz alt kademelerde de bu süreç böyle sürer değerli arkadaşlar. Denetimi bırakın, iktidara yakın kişilerle ilgili yargılama süreçlerinin bile sağlıklı işlediği şüphelidir. Deniz Feneri örneği ortadadır. Böyle bir ortamda yolsuzluklar önlenebilir mi?

Değerli milletvekilleri, denetim elemanları üzerinde de ciddi bir baskı vardır. Geçen yıllarda bir dizi müfettiş haberleri yansıyordu basına. Ben de o dönemde bir önerge verdim. Yanıtta deniyor ki: “2002-2008 döneminde 1.018 müfettiş hakkında soruşturma açılmış, 138’i hakkında disiplin cezası uygulanmış, 62’si müfettişlikten alınmıştır.”

Tabii ki müfettişler de soruşturulabilir ve soruşturulmalıdır ancak bu soruşturmaları hangi amaçla yaptığınız önemli. Bakın, 1.018 soruşturma, 138 disiplin cezası; neredeyse yüzde 15’i gerçekten bir sonuca ulaşmış, yüzde 85’inin ise dayanaksız olduğu ortaya çıkıyor. Siz her kurumda 2-3 müfettişi dayanaksız, mesnetsiz iddialarla soruşturursanız, onlara böyle bir sıkıntı yaşatırsanız o kurumdaki diğer müfettişlere de gözdağı vermiş olursunuz.

Denetim elemanları gerçekten bağımsız, tarafsız denetim yapamadığı sürece, Sayıştayın denetimini sulandırmak yerine daha nitelikli yapmasını sağlayacak adımları atmadığımız sürece Türkiye'de yolsuzlukların önlenmesi mümkün değildir. Bu teklifle de nitelikli bir denetimin önünün açıldığını söylemek mümkün değildir değerli arkadaşlar. Burada en güçlü iradenin en üst idari makamlarca ortaya konması gerekir. Aksi takdirde Türkiye'nin yolsuzluklar ligindeki sıralamasını değiştirmek mümkün olmaz.

Bu düşüncelerle önergemizin dikkate alınmasını bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüsnü Çöllü (CHP, Antalya). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/husnu-collu-23-2010-11-30-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
