# Türkiye cumhuriyeti devleti ile suriye arap cumhuriyeti devleti arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkında kanun tasarısı (s.s.:263)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Binici (Şanlıurfa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 14 Mayıs 2009
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ DEVLETİ ARASINDAKİ KARA SINIRI BOYUNCA YAPILACAK MAYIN TEMİZLEME FAALİYETLERİ İLE İHALE İŞLEMLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:263)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2009-05-14-turkiye-cumhuriyeti-devleti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-devleti-arasin

> İbrahim Binici, 14 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ DEVLETİ ARASINDAKİ KARA SINIRI BOYUNCA YAPILACAK MAYIN TEMİZLEME FAALİYETLERİ İLE İHALE İŞLEMLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:263)); konuşma 744 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 263 sıra sayılı Yasa Tasarısı üzerinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Antipersonel kara mayınlarının sorumsuzca ve ayırım gözetmeksizin kullanılmasının sivillerde yol açtığı ağır kayıplar uluslararası kamuoyunda gittikçe artan bir hassasiyet meydana getirmiştir. Çoğu masum ve korumasız olan siviller, özellikle çocuklar olmak üzere, yüzlerce kişiyi öldüren ya da sakat bırakan, ekonomik gelişmeyi de, yeniden yapılanmayı engelleyen, mülteci ve iç göçe maruz kalmış kişilerin yurtlarına geri dönmesini kısıtlayan ve yerleştirildikten yıllarca sonra başka ciddi sorunlarla karşılaşan, antipersonel mayınlarının neden olduğu acı ve kayıplara son vermek için 1999 yılında yürürlüğe giren “Ottawa Sözleşmesi” olarak bilinen antipersonel mayınlarının kullanımı, depolanması, üretimi, transferinin yasaklanması, bu mayınların yok edilmesi anlaşmasının gerekçesi olarak kabul edilmiştir. Antipersonel Mayınlarının Yasaklanması Sözleşmesi’ni bugüne kadar yüz elli altı ülke imzalamıştır.

Türkiye’de kara mayınları, 1955 yılları ile 59 yılları arasında yasa dışı geçişleri önlemek üzere mayınlanan ve İskenderun’dan başlayarak Silopi’ye uzanan Suriye sınırının tümü Bulgaristan, Ermenistan, Azerbaycan ve Irak sınırı ile 1988 yılı sonrası çatışmalı dönem boyunca mayınlanan daha iç bölgelerde de mevcuttur. Hatay, Şanlıurfa, Siirt, Mardin, Ağrı, Hakkâri, Şırnak, Batman, Diyarbakır, Tunceli, Bingöl, Kars, Ardahan, Gaziantep ve Van illeri kara mayınlarından en çok etkilenen illerimizin başında gelmektedir. Antipersonel kara mayınlarının temizlenmesi, altı yılı kapsayan… 877 kilometrelik Suriye sınırı boyunca mayınlar temizlenecek ve yaklaşık elli yıldır gübre görmemiş verimli topraklar organik tarıma açılacaktır. Bu topraklar iki Kıbrıs büyüklüğündedir değerli arkadaşlar.

Bizim de endişe ve kaygılarımız şudur: Bu topraklarda yıllardır topukları kopmuş, cenazeleri mayın tarlalarında kalmış, büyük bedeller vermiş, hatta geçmişte bu toprakların asil sahipleri olan bölgede topraksız çiftçilere verilmesi şarttır. Bölge yıllardır ağalık zulmüyle inliyordu. Ama korkumuz ve endişemiz şudur ki ithal ağalık ihdas edilecektir bölgede. Yabancı ülkelerden buraya yeni ithal ağalık sistemi getirilecektir ve bölge yine zulüm altında inleyecektir. En doğrusu bu bölge topraksız köylüye verilmesidir. Devlet bütçesinin bu kadar olanaksız olduğu kabul edilebilir bir durum değildir.

Yine, Türkiye, Ottawa Sözleşmesi’ne taraf olmuş, 2004 yılında çekincesiz yürürlüğe koymuştur. 2004 yılında mayın yasağına taraf olan Türkiye’nin 1 Mart 2008 tarihine kadar stoktaki mayınları imha etmesi, 2014 yılına kadar toprağa döşeli mayınları temizlemesi, mayın kurbanlarının topluma yeniden katılımı için gerekli kolaylıkları sağlaması gerekiyordu.

Bu çerçeve Ottawa Sözleşmesi gereğince Türkiye,

1) 1 Mart 2008’den itibaren depolarda bulunan mayınları iptal etmiş olmalıdır.

2) 1 Mart 2004’e kadar toprağa döşeli tüm mayınları temizlemiş olmalıdır.

3) Eylül 2004 yılından itibaren mayın bulunduğu bilinen veya döşenen, döşenmiş bulunduğundan kuşkulanılan bütün alanları belirlemiş olmalıdır.

4) Eylül 2004 yılından itibaren bu alanları işaretlemeli, gözetim altında bulundurmalı, çitler ya da başka yöntemlerle koruyor olmalıdır.

Kara mayınları ve savaştan kalma patlayıcılarla ilgili bilinçliliği artırmak gerekli olmakla birlikte, yeterli değildir. Bu insanlık dışı silahlarla başa çıkmak için sadece vaatlerde bulunan… Artık ciddiye alınması gereken mayınsız bir dünyaya ulaşmak mümkündür ancak özellikle anlamlı ve sürdürülebilir destek verilmesi açısından daha fazla ilerleme sağlanması gerekmektedir.

Mayınlar, doğaları gereği ayrım yapmayan silahlardır. Sivil ve asker ayağı arasında fark gözetmezler, barış ilanından sonra barışı da tanımazlar. Büyük alanların mayınlanarak üretim dışı bırakılması ekonomiyi de olumsuz etkilemektedir. Dünyada maliyetinin 3 dolar olması, gerek devletler gerekse mali silah aktörleri tarafından yaygın olarak kullanılması sonucunu doğurmaktadır. Ancak yerleştirilen mayınların temizlenmesi hem karmaşık bir süreci ve bin dolar gibi bir yüksek maliyeti gerektirmektedir.

Kara mayınları hâlâ 70 ülkede, altı bölgede etkilidir. Dünya devletlerinin yüzde 80’i Mayın Yasağı Anlaşması’na bağlıdır. Aralarında Çin, Rusya ve ABD gibi büyük güçlerin yer aldığı otuz dokuz devlet bu anlaşmanın dışındadır.

Kara mayınları nedeniyle dünyada her yıl 15 ile 20 bin sivil ölüyor ya da sakatlanıyor. Bugün 78 ülkenin elinde 200 ile 215 milyon kadar kara mayını vardır. Bütün dünyada mayın patlaması yüzünden yaralanmış, sakat kalmış 300 binden fazla insan vardır. Türkiye’nin stoklarında ortalama 3 milyon adet mayın bulunmaktadır. Türkiye’nin Ottawa Sözleşmesi kapsamında sunduğu rapora göre ülkede toplam mayın sayısı yaklaşık 2 milyon 900 bindir. Bu mayınların 2 milyona yakını sınır boylarında, 900 bini ise ülke topraklarının içerisinde döşenmiştir. Türkiye’nin eğitim ve araştırma amaçlı elinde tuttuğu mayın sayısı sadece 16 bindir. Bu rakam Brezilya’dan sonra en yüksek rakamdır.

Türkiye’de kara mayınları her yıl 180 kişiyi etkiliyor. Türkiye ne yazık ki, şu anda, stoklarında mayınlarının imhasını tamamlayamayan üç ülkeden birisidir. 1990-2007 yılları arasında kara mayınları ve sahipsiz patlayıcıları nedeniyle 1.185 kişi yaşamını yitirmiştir, 1.726 kişi de yaralanıp sakat kalmıştır. Bu bilgilerden yola çıkarak, mayınlı araziler temizlenip çiftçilik modeliyle bölge çiftçisine verilmelidir. Mayınlama haritaları bağımsız sivil toplum örgütlerine verilmelidir. Mayın sahalarını mayınlardan temizledikten sonra, en başta fakir mayın kurbanları, topraksız köylüler ve eski sahiplerine verilmesi şarttır. Mayın kurbanlarının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Binici (Şanlıurfa). “Türkiye cumhuriyeti devleti ile suriye arap cumhuriyeti devleti arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkında kanun tasarısı (s.s.:263)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2009-05-14-turkiye-cumhuriyeti-devleti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-devleti-arasin (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
