# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Köşdere (AK Parti, Çanakkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 30 Temmuz 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE KAMU İHALE KANUNU VE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ (S.S.257)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-kosdere-22-2003-07-30-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-ile-kamu-ihale-kanunu-ve-kamu-iha

> İbrahim Köşdere (AK Parti), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE KAMU İHALE KANUNU VE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ (S.S.257)); konuşma 1.733 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Kamu ihalelerindeki yolsuzlukların, hatta, yaşadığımız deprem felaketlerinin baş sorumlusu olarak gösterilen 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun kaldırılarak yeni bir ihale kanunu yapılması yönündeki çalışmalar sonucunda hazırlanan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu 1.1.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, kamu ihaleleri ile ihale sonucunda bağıtlanacak sözleşmelere ilişkin düzenlemeler ayrı bir kanun halinde yürürlüğe konulmuş olmaktadır. İhale mevzuatının Avrupa Birliği normlarına uyumlu hale getirilmesi amacını taşıyan söz konusu kanunlar, ihale mevzuatımızda köklü değişiklikler meydana getirmektedir. Bununla birlikte, ikiz kanunlar henüz yürürlüğe girmeden, 4761 sayılı Kanunla bir dizi değişiklik gerçekleşmiştir. Bu arada faaliyete geçen Kamu İhale Kurumu, yayımladığı ikincil mevzuat kapsamındaki yönetmelik ve tebliğlerle, ihale uygulamalarına ilişkin idarî ve teknik ayrıntıları da düzenlemiştir.

Kamu İhale Kanununun temel özelliği, başta AB olmak üzere diğer uluslararası normlara uygunluğu amaçlamış olmasıdır; ancak, kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan sorunlar ve yaşanan tereddütler, gerçekten, böyle bir uygunluk olup olmadığı konusunun araştırılmasını gerekli kılmış; hükümet, kanunun yürürlüğünü ertelemeyi uygun görmeyerek, uygulamada yaşanacak sorunların ve AB normlarından ayrılan düzenlemelerin tespit edilmesi için, kanunun mevcut haliyle bir süre uygulanması görüşünü benimsemiştir.

Uygulayıcı idarelerden gelen yakınmalar ve bu alandaki uluslararası normlar dikkate alındığında; kanunun, büyük ölçüde yapım işleri esas alınarak hazırlandığı, cüzi nitelikli işler için bile uzun ve karmaşık ihale prosedürlerinin öngörüldüğü, ticarî ve sınaî esaslara göre faaliyette bulunan kamu işletmelerinin bu faaliyetlerini yürütmekte ve piyasadaki fiyat avantajlarını değerlendirmekte zorlandıkları, özellikle yurtdışı alımlarda sorunlar yaşandığı, bütçe yılının bir takvim yılı olduğu gerçeği dikkate alınmaksızın belirlenen ilan sürelerinin ve diğer idarî sürelerin uzunluğundan dolayı, idarelerin ihale yapmaktan iş yapmaya vakit bulamaz hale geldikleri, işin devamı sırasında meydana gelebilecek çok küçük iş artışlarına bile cevaz verilmemesinden dolayı işlerin tasfiye edilmekte olduğu gözlenmiştir.

Bu açıdan bakıldığında, kamu yatırımlarının planlanan sürede tamamlanabilmesi, ihtiyaçların zamanında karşılanabilmesi, kanun kapsamının kamu hukukuna tabi kuruluşlarla sınırlı tutulması, başta AB ve Dünya Bankası olmak üzere uluslararası kuruluşların standartlarına uyum sağlanabilmesi amacıyla bir dizi değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiştir.

Değişiklik çalışmalarının Yüce Meclise takdim edilmesine kadar işleyen sürece bakıldığında, önceki dönemden büyük bir farklılık gösterdiği görülmektedir. Şöyle ki: Yürürlükte bulunan kanun "15 günde 15 kanun" aceleciliği içinde ve demokratik olmayan bir yaklaşımla hazırlandığı halde, bu tasarının uzun soluklu, teknik bir çalışmanın ürünü olduğu hemen anlaşılmaktadır.

Tasarı, kanun kapsamındaki idarelerin yakınmaları ve uygulamanın izlenmesi sonucu yapılan tespitler yanında, başta Avrupa Birliği, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler normları olmak üzere uluslararası düzenlemeler de göz önünde bulundurularak, Maliye, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Hazineden sorumlu Devlet Bakanlığı temsilcilerinin koordinatörlüğünde, Kamu İhale Kurumunun da katılımıyla hazırlanmıştır.

Getirilen değişiklikler incelendiğinde, mal ve hizmet üreten işletmeci kuruluşlar açısından önemli kolaylıklar getirildiği görülmektedir. Örneğin, yapılan değişikliklerle KİT'lerin ve diğer kamu işletmelerinin doğrudan üretime veya ana faaliyetlerine yönelik mal ve hizmet alımları istisna edilmektedir ki, esasen, bu kuruluşların İhale Kanunu kapsamında bulunmasının hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Nitekim, AB normlarında da, ticarî ve sınaî karakter taşıyan kuruluşların kamu hukukuna tabi olmadığı; dolayısıyla, devlet kavramı içinde mütalaa edilemeyecekleri açıkça yer almıştır. AB normlarında, kanuna tabi olacak kuruluşlar, harcadıkları paranın kaynağına göre değil, tabi oldukları hukuka göre belirlenmektedir.

Diğer taraftan, AB normları, enerji, su, ulaştırma ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşlar için, bunların faaliyette bulunduğu sektörlerin doğasına uygun özel bir düzenleme yapılmasını öngördüğü halde, kanun kapsamında bulunmalarının yol açtığı sıkıntıları dikkate alarak, söz konusu kuruluşlar kapsamdan çıkarılmakta ve özel kanunlar yürürlüğe girinceye kadar, yine 4734 sayılı Kanuna tabi olmaları sağlanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş tüzelkişiliklerin de yerli istekli sayılması yönünde değişiklik, ülkemiz için çok önemli gördüğümüz yabancı sermaye girişinin teşviki ve eşit muamelenin sağlanması açısından son derece olumlu bir düzenleme olarak görülmekte; yine, kanundaki ortak girişim tanımının, iş ortaklıkları yanında konsorsiyumları da kapsar biçimde genişletilmesi, özellikle farklı uzmanlıklar gerektiren işlerin bölünmeksizin ihale edilebilmesi açısından yararlı görülmektedir.

Yüklenicilerin taahhüt ettikleri işin tamamında bulunmaları zorunluluğu normal olmakla birlikte, aynı zorunluluğun denetim görevi yüklenen mimar ve mühendisleri de kapsar biçimde uygulanması halinde, söz konusu personelin bu alandaki deneyiminin taahhüt sektörüne aktarılması mümkün olamayacağı gibi, çok şikâyet edilen ülkemizdeki müteahhit profilinin değiştirilmesi de mümkün olamayacaktır.

Yapılan değişiklikle, iş başında bulunan denetimden sorumlu görevlilerin, yıllarca süren büyük yatırım projelerinin tümünde, tayin, nakil, çeşitli nedenlerle bulunmaları mümkün olmadığından, sözleşme bedelinin yüzde 50'sine kadar denetledikleri işlerin deneyimlerine dahil edilmesi sağlanmakta; diğer taraftan, işin başında bulunanların yalnız yönetim görevi yapanlara göre deneyim bakımından daha üstün oldukları gerçeği dikkate alınarak, denetledikleri işin tamamı kadar bir deneyim belgesine sahip olmaları sağlanmaktadır.

Tasarının geri kalan maddeleri incelendiğinde, kanun kapsamındaki idarelerin mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde önemli kolaylıklar getirdiği anlaşılmaktadır. Bunlardan önemli görülenleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Tasarıyla, dünya uygulamasında yeri olmadığı gibi, işlem ve süreç maliyetlerini artırıcı etkisi dolayısıyla taahhüt sektörünün sürekli yakınmalarına konu olan kamu ihale sözleşmelerinin noterce onaylanması ve tescili zorunlu olmaktan çıkarılarak, idarelerin takdirine bırakılmaktadır.

Özellikle, yurtdışından yapılan alımlarda, yüklenicilerin noter huzurunda imza atmak için ülkemize gelmek zorunda olmasından dolayı, başta silahlı kuvvetlerimiz olmak üzere, pek çok kuruluşun güç durumda kaldığı bilinmektedir. Bu açıdan, yapılan değişiklik son derece olumludur.

Diğer taraftan, idarelerin takdir hakkını kullanarak şartnamelere koyacakları hükümler le sözleşmenin noterce onay ve tescilini zorunlu kılmalarına da imkân tanınmıştır.

Mevcut kanunun, küçük bir istisna dışında, bütün ihale ilanlarının Resmî Gazetede yapılmasını zorunlu kılan düzenlemesinin sonucu olarak, daha çok yerel düzeydeki isteklilerce teklif verilen küçük çaplı yapım işleri ile mal ve hizmet alımları için bile Resmî Gazetede ilan yapılması, Resmî Gazetenin hacmini büyüterek okunmasını âdeta imkânsız hale getirmiştir. Diğer taraftan, taşrada devlet daireleri dışında Resmî Gazete abonesi bulunmadığından, yerel düzeydeki ihaleler açısından, Resmî Gazetede yayım zorunluluğunun açıklık ve rekabet için hiçbir katkısı olmamıştır.

Tasarıyla küçük çaplı işlerin ihalesinde açıklık ve rekabeti sağlamak amacıyla iki önemli değişiklik getirilmektedir. Birincisi, eşik değerin altındaki işlerde, Resmî Gazete yanında, işin yapıldığı yerde yayınlanan gazetelerin birinde ilan yapma zorunluluğu; ikincisi ise, 2004 yılı başından itibaren Resmî Gazetenin ihale ilan gazetesi olmaktan çıkarılarak, bunun yerine, ihale ilanlarının, kamu ihale bülteninde yayımlanmasını öngören düzenlemelerdir.

Esasen, kanunun 53 üncü maddesiyle, kamu ihale bülteninin basılı veya elektronik ortamda yayınlanma görevi Kamu İhale Kurumuna verildiği halde, kurumun bugüne kadar herhangi bir çalışma yapmamış olması karşısında, bu zorunluluk bir geçici maddeyle teyit edilmektedir.

Mevcut kanunun 53 üncü maddesinde, Kamu İhale Kurumunun kanun uygulamasına ilişkin şikâyet ve iddiaları incelemeye yetkili olduğu belirtildiği halde, kurumun, yedi aylık uygulamasında, yapılan şikâyetler ve iddialarla bağlı kalmaksızın bazı ihaleleri resen incelemeye alarak iptal kararları verdiği görüldüğünden, kanunun 55 inci ve 56 ncı maddelerinde yapılan değişiklikle, kurumun görevinin sadece şikâyet ve iddiaları incelemek olduğu hususu açıklığa kavuşturulmaktadır. İdarelerin küçük çaplı mal ve hizmet alımlarının, uzun ihale prosedürlerine tabi olmaksızın teminine imkân sağlamak üzere, yaklaşık 50 milyar Türk Lirasına kadar olan mal ve hizmet alımlarının Dünya Bankası uygulamalarına paralel olarak pazarlık usulüyle gerçekleştirilebilmesi, malın sözleşme yapma süresi içinde teslim edildiği durumlarda sözleşme yapma ve teminat alma zorunluluğunun kaldırılması, kanunun 22 nci maddesinin (d) bendinde düzenlenen "doğrudan temin" sınırının büyükşehir belediye sınırları içinde 15 milyar TL olarak uygulanması sağlanarak ihale süreci hızlandırılmış olacaktır.

İstisnaî nitelikteki bu düzenlemelerin açık ihale usulünün önüne geçerek suiistimal edilmesi önlenmek üzere kanunun 62 nci maddesinde yapılan ilaveyle, söz konusu parasal limitler dahilindeki alımların yıllık toplamının, idarelerin bütçelerine bu amaçla konulacak ödeneklerin yüzde 10'unu aşmaması esası getirilmiştir. İdarelerin zorunlu nedenlerle bu oranı aşabilmesi, ancak, Kamu İhale Kurumunun izniyle mümkün olabilecektir.

Özellikle yapım işlerinde, projeler en ileri mühendislik teknikleriyle hazırlanmış olsa bile, işin devamı sırasında, daima iş artışı gerektiren birtakım durumların ortaya çıkabileceği malumdur. Bu gibi ilave işlerin de asıl işin yüklenicisine yaptırılması mümkün iken, mevcut kanun, uluslararası normlarda yeri olmayan bir düzenlemeyle, en küçük bir iş artışı durumunda bile işin tasfiye edilmesini öngören bir düzenleme içermekte; bu da, işlerin planlanan sürede tamamlanmasını önlemektedir. Keşif artışı olarak bilinen uygulamanın geçmiş dönemlerdeki kötü örneklerine karşı ölçüsüz bir tepki niteliğindeki bu düzenleme kaldırılarak, makul bir iş artışına imkân tanınmaktadır.

Buna göre; işin, sözleşmeye esas proje içinde kalması, idareyi külfete sokmaksızın asıl işten teknik veya ekonomik olarak ayrılmasının mümkün olmaması şartıyla ilave iş yaptırılabilecektir. Avrupa Birliği normlarında da yer alan bu sınırlamayla, ilave işlerin mutlaka teknik bir gerekçeye ve maliyet analizlerine dayandırılması sağlanacak, iş artışı uygulamasının, geçmişteki keşif artışında olduğu gibi istismar edilmesi önlenmiş olacaktır.

Diğer taraftan, Avrupa Birliği mevzuatında, bu şartlar altında ortaya çıkan ilave işlerin, yüzde 50 oranına kadar pazarlıkla yaptırılabilmesine imkân tanınmakta iken, ülkemiz gerçekleri de dikkate alınarak, bu oranın, anahtar teslimi götürü bedel üzerinden ihale edilen yapım işlerinde yüzde 10, birim fiyat teklif almak suretiyle ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde ise yüzde 20 olarak uygulanması esası benimsenmektedir. Bilindiği gibi, anahtar teslimi götürü bedel işler uygulama projesi ile birim fiyat teklif alınan işler ise kesin veya ön projeyle ihale edilmektedir. Baraj, havaalanı, karayolu gibi belli aşamalarda arazi ve zemin etüdü gerektirdiği için kesin veya ön projeyle ihale edilen işlerde, önceden öngörülemeyen ilave işlerin ortaya çıkma ihtimali, doğal olarak daha yüksek olduğundan, bu gibi işlerin, yüzde 20'lik oran dahilinde tamamlanmasının mümkün olmaması halinde, bu oranın, sözleşme bazında yüzde 40 oranına kadar artırılması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi de, yerinde bir düzenlemedir. Burada da, yine, biraz önce belirttiğim şartlar aranacaktır.

İş artışına ilişkin olarak getirilen önemli bir sınırlama da, işin bu oranlar dahilinde tamamlanması şartıyla iş artışına imkân tanınmış olmasıdır. Bir başka deyişle, ilave işin asıl işe oranının daha yüksek olması halinde, hiçbir artış verilmeksizin sözleşme tasfiye edilecektir. Mevcut kanunda iş eksilişinin düzenlenmemiş olması da, uygulamada sorunlara yol açtığından, sözleşme bedelinin yüzde 80'inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde, yüklenicinin, işin tamamını göz önünde bulundurarak, yaptığı gerçek giderleri ve uğradığı kâr kaybını telafi edici bir düzenleme getirilmesi de son derece olumlu bir düzenleme olmuştur.

Mevcut kanunun geçmiş dönemlerdeki olumsuz örneklere ölçüsüz bir tepki niteliğindeki bir diğer düzenlemesi de, haklarında kamu davası açılmasına karar verilenlerin, bu kanun kapsamındaki işlerde görevlendirilmemesidir. Bilindiği gibi, suçluluğu kanıtlanıncaya kadar herkesin masum olduğu, evrensel bir ilkedir.

Diğer taraftan, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda ve Devlet Memurları Kanununda, tutuklama, görevden uzaklaştırma gibi önlemler zaten mevcut iken, bir de böyle bir yasaklama getirilmesi, antidemokratik olduğu gibi, idarelerin ihale yapamaz hale gelmelerine de yol açacağı görüldüğünden, değiştirilerek, yasaklamanın mahkûmiyet şartına bağlanmasının demokratik bir düzenleme olduğu açıktır. Buna göre, bu kanun tasarısına aykırı fiil ve davranışlardan dolayı hüküm giyenler, bu kanun tasarısı kapsamındaki işlerde görev alamayacaklardır.

Mevcut kanunun uygulamadaki eksikliklerini gideren, ihale sistemimizi Avrupa Birliği normlarına yaklaştıran, bürokrasiyi azaltarak işlem ve süreç maliyetlerini kısaltan yönlerini de dikkate alarak, bu kanun tasarısını destekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu değişikliklerinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Köşdere (AK Parti, Çanakkale). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-kosdere-22-2003-07-30-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-ile-kamu-ihale-kanunu-ve-kamu-iha (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
