# Çanakkale zaferi münasebetiyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Köşdere (AK Parti, Çanakkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim
- **Tarih:** 15 Mart 2007
- **Gündem:** ÇANAKKALE ZAFERİ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c150/b076/tbmm221500760134.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-kosdere-22-2007-03-15-canakkale-zaferi-munasebetiyle-ilgili

> İbrahim Köşdere (AK Parti), 15 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇANAKKALE ZAFERİ MÜNASEBETİYLE İLGİLİ); konuşma 786 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92'nci yılı ve Çanakkale Şehitlerini Anma Günü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Yüce heyetimizi saygıyla selamlıyorum ve özellikle Bedir'den günümüze tüm şehitlerin ruhlarına fatihalar gönderiyoruz.

Şehitlerinin kadrini bilmeyen insanlar, şehitlerinin şehit oldukları anlamı ve manayı kavrayamayan toplumlar, Allah göstermesin, ihtiyaç hasıl olduğunda şehit olmaya insan bulamazlar. Onun için, şehitlerimizin kadrini bilmemiz lazım. Millî iradenin kubbesi altında, bizi biz yapan, bizi vatan yapan, bu ülkeyi bize emanet eden şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; Şair Mehmet Akif in

"Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi" dizeleri, Çanakkale Savaşı'nın en güzel anlatımını ortaya koyuyor. Bugün, Türk tarihine altın sayfalarla yazılmış, bir milletin, hürriyet ve bağımsızlık uğruna göstermiş olduğu gündür. Bugün, Ebedî Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün, bütün Mehmetçiklerimizle birlikte, bir milleti millet yapan unsurların ne olduğunu dünyaya gösterdiği gündür. Bugün, bir toprak parçası için değil, bir vatan için, bütün bir neslin, bütün bir milletin nasıl mücadele etmesi gerektiğinin gösterildiği gündür.

Şairin dediği gibi:

"Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor."

Çanakkale'yi geçmek isteyen yedi düvel üzerimize çullanmıştı. Ancak, hasta adam olarak gördükleri bir milletin, bu mana ruhuyla, bu anlayış içerisinde yaptığı mücadeleyi dünya tarihi altın sayfalarla ifade etmektedir.

Bu necip millet Çanakkale Savaşı'nda 253 bin şehit vermiştir. Bu şehitlerin tek bir hedefi vardır; vatan, millet ve bayrak. O tarihlerde eğer Çanakkale Savaşı mutlu bir sonla neticelenmemiş olsaydı ve yine, o tarihte millet gerçek anlamıyla şahlanmamış olsaydı, düşman İstanbul'a girecek ve böylece Türkiye Cumhuriyeti belki bu noktalarda olmayacak ve gelemeyecekti.

Vatan, namus ve din müdafaasının tankla ve topla değil, imanla, kanla, canla yapılabileceğini bütün dünyaya bir kere daha ispat etmişiz. O nedenle, Çanakkale destanını doğru okumak, doğru anlamak ve gerekirse Türk insanının nasıl iman yüklü olduğunu çok iyi bilmek gerekir. Çanakkale Zaferi'ndeki en büyük silah, iman gücüdür, inançtır. Orada top yoktu, orada silah yoktu, ama orada Türk askerinde bir iman vardı, bir azim vardı, vatan anlayışı, millet anlayışı ve şuuru vardı.

Atatürk yurt toprağının kutlu olduğuna işaret ederken "Türk toprağı! Sen, seni seven Türk milletinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster." demiştir.

Şimdi, bugün sayısız anıtlar yapılabilir, birçok projeler üretilebilir, fakat, doksan iki yıl önce bu topraklara gömdüklerimizin, asker, aydın, ama gencecik evlatlarımızın ruhlarını şad edecek olan, bu toprakların hayatiyet unsurlarının, cumhuriyetin temel niteliklerinin canlı, aktif tutulmasıdır. Atatürk'ün sınırlandırdığı bu vatan topraklan kutsaldır. Onun üzerinde dost elleri sıkılır, fakat düşman ayaklarını bastırmamaya azimli olduğumuzu artık bütün dünya bilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşuna hız katması, bize eşsiz bir lider sunması açısından Birinci Dünya Savaşı'na, Çanakkale ruhuna belki çok şey borçluyuz. Büyük savaşlar tarihte her zaman büyük sonuçlar doğurmuştur. Ancak, bunca yıl sonra, bizler, bu savaşların Türkler açısından sonuçlarını kabul edemeyenlerin, akıllan, gönülleri 10 Ağustos 1920 Sevr Anlaşması'na takılı kalanların önümüzde sergiledikleri oyunları görmezden gelemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Köşdere, Çanakkale şehitlerini anmakla ilgili bir konuşma yapan arkadaşımın sözünü kesmek istemem, ama, siz de, ona göre, uygun davranırsanız...

Buyurun, mikrofonunuzu açıyorum.

İBRAHİM KÖŞDERE (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bizim evlatlarımız, vatanı için savaştılar, canlarını verdiler. Bize bıraktıkları bu topraklann kıymeti büyük. Ancak, bu ülkenin, bir zafer sarhoşluğu yaşama lüksü yoktur. Başımızı kuma göme- meyiz, tarihin yazdıklanna sırtımızı çeviremeyiz, çünkü, tarihimiz, bu topraklar üzerinde oynanan oyunlar ile dolu. Dün olduğu gibi bugün de ve gelecekte de, İngilizlerin görkemli filosunun Boğaz muharebelerinde düştüğü aczi unutup, yeni bir Çanakkale rüyasının peşinde koşacak olanlar da çıkabilir. Şüphesiz, o zaman, karşılarında, Türkiye Cumhuriyeti'nin üstün niteliklerle donatılmış Silahlı Kuvvetlerini bulacaklardır.

Bizler, çok savaş görmüş bir milletin mensupları olarak, barışın değerini biliyoruz, ama, barışı, Atatürk'ün işaret ettiği gibi, sadece askerî zaferlerin bir sonucu olarak değil, ekonomik zaferlerin de sonucu olarak yaşamak istiyoruz. Günümüz koşullannda, dış tehditlere, baskılara uğramadan tam bağımsız yaşamanın birinci koşulu budur.

Çanakkale Deniz Zaferi her yıl artan bir coşkuyla kutlanmakta ve törenlere, her yıl artan bir ilgiyle, yurdun dört bir tarafından katılmaktadırlar. Artan ilgiye paralel olarak, Çanakkale Deniz Za- feri'nin daha görkemli kutlanması, aziz şehitlerimizi daha iyi anmak için her türlü hazırlığı yapmakta ve gereken özeni göstermekteyiz. Sizi, millî coşkuyu kutlamak ve şehitlerimizi anmak üzere Çanakkale'ye davet ediyorum. Bu vesileyle, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92'nci yıldönümünü derin coşkuyla kutluyor ve Çanakkale ve Gelibolu Muharebeleri'nde can hesabı yapmadan hayatlarını feda eden aziz şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum, hepsine Allah'tan rahmet diliyorum. Başta büyük, Ebedî Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ülkemizin kurtuluşunda ve bağımsızlığa kavuşmasında rol alan bütün asker, komutan ve sivil devlet adamları ile bütün vatandaşlarımızı saygı, minnet ve şükranlarla anıyor, müteveffa bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Bugün, özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir. Allah, bizlere bir daha böyle bir savaş göstermesin diyor, hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Köşdere (AK Parti, Çanakkale). “Çanakkale zaferi münasebetiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-kosdere-22-2007-03-15-canakkale-zaferi-munasebetiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c150/b076/tbmm221500760134.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
