# Erzurum iline bakış konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 1 Temmuz 2004
- **Gündem:** ERZURUM İLİNE BAKIŞ KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2004-07-01-erzurum-iline-bakis-konusunda

> İbrahim Özdoğan, 1 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERZURUM İLİNE BAKIŞ KONUSUNDA); konuşma 733 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada, çok hızlı değişim ve gelişmeler oluyor. Erzurumumuz da, bu yapılanmaların başlangıç iklimine girmiş durumdadır. Bu açıdan, Erzurum'u geleceğe hazırlarken, sorunlarını da görmezlikten gelemeyiz. 21-23 Şubat 2004 tarihlerinde meydana gelen ve merkezde yer yer 1,5 metreyi aşan kar yağışı, akabinde, 5 Mart 2004 tarihinde, ilimize 14 kilometre uzaklıktaki Ilıca İlçemizde meydana gelen sel felaketi ve 24 Mart 2004 tarihinde başlayan 1 000'i aşkın şokların oluştuğu deprem felaketi, bölgemizin bir an önce afet bölgesi kapsamına alınmasını gerekli kılmıştır.

Bölgemiz tüketim ekonomisine dayalı olduğundan, peşpeşe gelen bu felaketler, esnaf ve tüccarımızı siftahsız dükkân kapatmaya kadar itmiştir. Sorunlarınızı kökünden biz çözeceğiz diye zaman zaman ortaya çıkanlar, aziz milletimizin tarihine, coğrafyasına uymayan projelerle, sorunları daha içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir. Bu sorunlar yumağının kimler tarafından ve ne şekilde kördüğüm edildiğini, Erzurum'a geçen ay yaptığım gezi ve incelemede daha açık bir şekilde müşahede etmiş bulunmaktayım. Narman, Horasan, Pasinler, Hınıs, Ilıca, Köprüköy, Aşkale ve Çat İlçelerinin deprem afet bölgeleri olduğu ve ne vahimdir ki, 1966 yılından beri söz verilen konutların henüz teslim edilmediğini biliyoruz. Bir vatandaşımızın ifade ettiği gibi, mazisiz bir hal tasavvur edilebilir; fakat, bir gelecek tasavvuru imkânsızdır.

Erzurum, coğrafî konum itibariyle, Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğusunda yer alan, 25 060 kilometrekare yüzölçümündeki en büyük ve merkezî bir il konumundadır. Toplam alanın yüzde 64'ü dağlık olup, yayla özelliğindeki bu yöre hayvancılık için büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Sıcaklık ortalamasının oldukça düşük olduğu ilimizde karasal iklim hâkim olduğu için, yaklaşık altı aylık kış döneminde hayvanlar kapalı ahır şartlarında, geri kalan süre içinde de mera ve yaylalarda beslenmektedir. Bu nedenle, devletimizin, bu ağır şartlarda hayvancılıkla uğraşan ve ülke ekonomisine reel bir üretim katkısı sağlayan bölge halkına bazı imkân ve destekleri sağlaması gerekmektedir. Yapılacak bu destek, hem ülke ekonomisine hem de bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, Erzurumumuzun ekonomik kalkınması için yapılması gerekenleri şu şekilde özetleyebiliriz:

Hayvancılığın desteklenmesi ve geliştirilmesi,

Mera ve yaylaların etkin ve verimli bir şekilde kullanımının sağlanması,

Ürünlerin pazarlanmasında kolaylık sağlanması,

İlimizin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi,

Yatırımların teşvik edilmesi.

Hayvancılıkla ilgili acil olarak yapılması gerekenler:

Bölge iklimine dayanıklı, üstün vasıflı hayvan ırkı yetiştirmeyi teşvik etmek,

Damızlık hayvan ve tohumu üreticiye dağıtmak,

Alternatif hayvancılık dediğimiz balık yetiştiriciliği, tavukçuluk, tavşan üreticiliği, arıcılık gibi ilimizin coğrafik yapısına, iklimine ve bitki örtüsüne son derece uygun hayvancılık teşvik edilmeli, üretici bu konuda eğitilmelidir.

İlimizin diğer bir problemi de, mera ve yaylaların yanlış kullanımıdır. Meraların yanlış kullanımı, bir süre sonra meraların tamamen çoraklaşmasına sebep olmaktadır. Bunun önlenmesi için, çiftçinin eğitilmesi, Mera Kanununun uygulanması, devlet denetiminin sağlanması önem arz etmektedir.

Erzurum'da, çiftçinin ürettiği ürünlerin hiçbiri kendi değerinde satılmamaktadır. Kooperatifleşme, üretici birliklerinin sayısının yetersiz olması, bunun başta gelen sebeplerindendir. Pazar imkânlarının yetersiz olması, çiftçinin ürününü ucuz fiyata satmasına, dolayısıyla da, emeğinin karşılığını almamasına sebep olmaktadır. Bu da, üreticinin çalışma azmini ve verimliliğini azaltmakta, üretimi düşürmektedir. Üretici ve çiftçi ekonomik yönden tatmin olmadığı zaman, başka şehirlere göç eder. Göç, ülkemiz için hem ekonomik hem de sosyal problemlerin oluşmasının en önemli kaynağıdır. İnsanlarımızı memleketlerinden ve alıştıkları üretim biçimlerinden koparmamak için devletimizin uygulaması gereken çok basit çözümler vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdoğan.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Et ve Balık Kurumu, Şeker Fabrikası gibi, üretici ve çiftçiye katkı sağlayan, onların ürünlerini rahatlıkla pazarlayabilecekleri, kredi imkânlarından yararlanabilecekleri kurumların özelleştirilmesinden vazgeçilmesi gerekir. Özelleştirme kavramı değerlendirilirken, bölgelerin ekonomik ve sosyal yapılarını gözönünde bulundurmak zorundayız. Doğu Anadolu gibi ekonomik açıdan geri kalmış bölgelerde, kamu iktisadî teşekkülleri, üreticilerin güvenle ürünlerini satabilecekleri alternatifsiz kuruluşlardır. Bu kurumların özelleştirilmesi veya kapatılması, tarım ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren kuruluş sayısının az olması sebebiyle, serbest rekabetin ortadan kalkmasına ve tüccar kartellerinin doğmasına neden olacaktır. Köylü ve çiftçi, ürünlerini satarken, rekabet ortamından yoksun bir piyasada, kötü niyetli oluşumların insafına terk edilmiş olacaktır. Bölgemiz üretici ve çiftçisinin devletimizden destek görmesi gerekir. Bölge ekonomisini ayakta tutan bu kurumları özelleştirmek yerine, bölgeye nasıl daha kaliteli hizmet yapılabilir anlayışıyla yenilenmesi, geliştirilmesi ve çağa uygun projelerle desteklenmesi gerekir; bunun için elimizden gelen gayreti her platformda göstermeye devam edeceğiz.

İlimizde, halen, mülkiyeti hazineye ait olup, tasarrufu Millî Emlakte olan çok miktarda tarım arazisi mevcuttur. Bu tarım arazilerinden gerçek çiftçi faydalanmamaktadır. Cüzî bir kira bedeliyle, bazı gözü açıklar bu tarım arazilerini kullanmakta veya gerçek çiftçilere kiraya vermektedirler, bu problemin halledilmesi gerekiyor. Hazineye ait tarım arazilerini, bir an önce, ihtiyacı olan, çiftçilere cüzî bir bedelle vermek gerekir.

Yine, hazineye ait yayla ve meraların nüfuz sahibi kişiler tarafından işgal edildiğini ve dışarıdan gelen hayvan sahiplerine pahalı bir bedelle kiraya verildiğini tespit ettim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Erzurum iline bakış konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2004-07-01-erzurum-iline-bakis-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
