# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 25 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-12-25-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi-2

> İbrahim Özdoğan, 25 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.240 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Merkezî Yönetim Bütçe Yasası Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 2006 yılı bütçesine baktığımız zaman, bu bütçede, köylü yok, esnaf yok, işçi yok, işsizler ordusu yok, emekli yok, dul ve yetimler yok, işadamları yok, sanayici yok, yani, hâsılı, baktığımız zaman, bu bütçenin içerisinde insan yok, insan saadeti ve mutluluğu yoktur değerli arkadaşlarım. Biz, Anavatan Partisi olarak bu kürsüye -ki gündüzki konuşmamda dediğim gibi bu kürsü milletin kürsüsüdür- milletin sesini sürekli taşıyacağız.

Bakın, değerli arkadaşlar, emekliler kan ağlıyor. Anadolu Emekli-Senin, Aydın Bircan ismindeki Ankara Şubesi Teşkilatlanma Sekreterinin ve kendi yayın organları olarak Emeklim Gazetesinin 30 Kasım 2005 tarihli nüshasındaki bir yazısını onların, emeklilerin sesi olarak Yüce Heyetinize arz etmek istiyorum.

Bundan önce, Büyük Atatürk'ün bir sözünü burada gündeme getirmek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır.

Yazının başlığı şu: "Emekli açlık sınırında." Bu yazı, Başbakanlığın hazırladığı sosyal güvenlik raporunda… "Türkiye'deki nüfusun yüzde 27'si, yani, her 4 kişiden biri gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırının altında yaşıyor" raporuna istinaden hazırlanmış.

Emeklilerin lideri Aydın Bircan Beyefendi diyor ki: "Öncelikle, raporda belirtilen oran, ülkemiz vatandaşlarının mağduriyetini gözler önüne sermesi bakımından yeterli olmasına rağmen, gerçek rakamların ifade edilenin çok çok üstünde olduğunu vurgulamalıyız.

Türk Kamu-Senin yaptığı araştırmaya göre çalışan tek kişinin açlık sınırı 678 YTL, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 1 803 YTL'dir. Ortalama 718 YTL alan bir memur ailesi maaşının yüzde 92'sini yalnızca gıda ve barınma harcamaları için ayırmak zorunda, sağlık, eğitim, ulaşım, iletişim gibi diğer harcamalarına ise sadece maaşının yüzde 7'si kalmaktadır."

Yapılan araştırmalarda, memur kesiminin yüzde 94'ünün yoksulluk sınırının altında olduğu tespit edilmiştir. Peki, toplumun çalışan kesiminin çoğunluğunu teşkil eden işçi, çiftçi, emekli ne durumda?

İşçiler, ya 350 YTL gibi sadece kirasına yetebilecek, açlık sınırının altında bir maaşa talim ediyor ya da bundan daha aşağıya bir maaşla, ölmemek için yaşıyor.

Emeklinin durumu da açlık sınırı civarında dolaşıyor.

Türkiye nüfusunun yüzde 34'ünü, yani, 25 000 000 insanı kapsayan tarım kesimi ise, zaten maliyetinin altında ürünleri satmak zorunda kalarak veya bunu bile yapamayarak, perişan vaziyette, bahçesine ektiği sebze, meyve ya da kendi imkânlarıyla yetiştirdiği tavuğuyla, keçisiyle idare etmeye çalışıyor.

Devlet İstatistik Enstitüsünün rakamlarına göre, 2 600 000 olan; ama, gerçekte 10 000 000'un üzerindeki işsizler ordusunun ise geliri zaten sıfır.

Başbakanlığın raporunda ise, yoksulluk sınırı altında gösterilen sadece dörtte 1. Sizce, bu rakamlar ne kadar doğru?!

Esasen, Türkiye'de, yoksulluk sınırı üzerinde olan sadece yüzde 20'lik bir kesim; yüzde 80'lik kesim ise, perişan vaziyette, gününü kurtarmaya çalışıyor "bugün de sağ salim geçti" diyerek, ertesi günü endişeli bir şekilde bekliyor.

Bu tür raporların zararı şu: Siz, yoksulluk sınırının altındakileri, gerçekte yüzde 80 olması gerekirken, yüzde 27 gösterdiğiniz zaman, çözümü de yüzde 27'liğe göre yaparsınız; hatta "bu kadar kadı kızında da olur" deyip, yüzde 27'lik kesimi gözden çıkarırsınız ki, şu anda, IMF tavsiyeli uygulanan ekonomik politikalarda bu havayı görebilirsiniz.

Hükümette "her şey iyi gidiyor; o halde, problem yok" mantığı hâkim. Vatandaş bağırıp duruyor; ama, sesini duyan yok; hatta, bazen duyulsa bile "yok canım, siz yanlış biliyorsunuz, siz aslında iyisiniz" şeklinde ikna turları düzenliyorlar; bazı ekonomistleri, medya organlarını da bu noktada değerlendiriyorlar. Vatandaş ne yapsın; masal dinler gibi dinliyor, anlatılan hiçbir şeyi anlamasa bile "yahu, bu koskoca ekonomistler ekonomi iyi diyor da, hiç iyi olmaz mı" diyerek kendilerini yatıştırıyorlar.

Peki, düzelen bir şey var mı; yarın için, bu politikalarla, bir umut var mı; hayır. Vatandaş, artık, cebine, kasasına yabancı bir elin girdiğini hissediyor, görüyor ve de yaşıyor. Yani, Şanlıurfalı vatandaşın deyimiyle "düşman isot tarlasına girdi."

Çiftçilerin, memurların, işçilerin feryatlarını bugün fırçayla sindirebilirsiniz; ama, dertlerine çare olmadığınız müddetçe, bu feryatlar daha da yükselecektir ve nasıl bir önceki koalisyon hükümetine gereken dersi verdilerse, bugünün faillerine de haddini bildireceklerdir.

AKP Hükümeti üç yıl daha IMF'yle devam kararı aldı; yani, kemer sıkmaya devam, kendimizi kandırmaya devam, ölme eşeğim ölmeye devam, nalları dikene kadar devam.

Devlet gelirlerinin çok büyük bir bölümü faize yatırılacak. Para basılmayacak. Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kurlulara verilen maaş ve hizmetler azaltılacak. İşçi alımları kısıtlanacak. Verimlilik adına işçi çıkarma kolaylaştırılacak. Dolaylı vergiler daha da artırılacak. KDV indirilmeyecek. Tarıma teşvik kısıldıkça kısılacak. Kamu alacaklarına kesinlikle af uygulanmayacak. Özelleştirme adı altında bütün değerli olan kuruluşlarımız satılacak. Bu arada, yabancı sermaye, yılda yüzde 36 faizle ülkemizin bütün kaynaklarını sömürmeye, madenlerimizi, şirketlerimizi, topraklarımızı talan etmeye devam edecek.

Kendimize millî bir ekonomi kalkınma modeli bulamazsak, her karışı şehit kanıyla yoğrulmuş bu aziz vatanı, aziz Türk Milletine bırakmayacakları kesin. Ne diyor… Başbakanımızın "medeniyetlerin buluşma noktası" dediği… Avrupalı… Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemlidir.

AB'nin, ABD'nin ve IMF'nin sunduğu çözümler bu niyete yönelik, sen ise, bu art niyetlerin Bizans oyunlarına alet olacak kadar basiretsizsin.

O yüzden diyoruz ki, millî bir model lazım, millî bir model lazım, millî bir model lazım… Belki 40 defa desek ikna olursunuz.

Emekliler ne istiyor, Sayın Aydın Bircan'ın deyimiyle: Emeklilerin sendikalaşma haklarını kullanabilmesi için Anayasada bu yönde değişiklik yapılsın, intibak yasası çıkarılsın, mahkemelerde defalarca kazanılan TÜFE farkları bağımsız olarak bütün SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ödensin. 2004 yılında çalışan memurlara ödenip emeklilere ödenmeyen 160 000 000 lira ödensin. Maaşlar insanca yaşanacak bir düzeye çıkarılsın. Maaş kuyruklarına son verilerek çağdaş ve insana yaraşır bir düzenleme getirilsin. Dinlenme evleri, yaşlı yurtları gibi düzenlemeler geliştirilsin. Emeklilere kültürel faaliyet imkânı getirilsin, tatil olanakları sağlansın. Şehiriçi ve şehirlerarası ulaşımda indirimlerle seyahat olanağı getirilsin. Emeklilerin maaşlarından vergi kesme, ilaç, katkı payı ve sağlık primi alma gibi düzenlemelerden derhal vazgeçilsin.

Değerli arkadaşlarım, bunları söyleyen emeklilerin sivil toplum örgütünün bir lideri; yani, emeklilerin isteklerini, çilelerini dile getirmiştir. Ben de emeklilerimizin dertlerini, kendi kürsülerinden burada Yüce Heyetinize aktarmak istedim. Yalnız, sözlerimi bitirmeden önce, birkaç noktayı da Yüce Heyetinize arz etmek istiyorum.

Benim konuşmamdan sonra Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin Beyefendi çıkıp, hakkımda olur olmaz şeyler söyledi. İşte, efendim, Doğru Yol Partisine gitti, ondan sonra Anavatan Partisine gitti.

Evet, değerli arkadaşlar gittim. Ben, göbeğimden, sindirim sistemimden hiçbir yere bağlı değilim; tertemiz bir insanım, istediğim yere giderim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapandı)

BAŞKAN - Buyurun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Kimse bu açıdan beni kınayamaz. Asıl, kendileri Cumhuriyet Halk Partisinden aldıkları milletvekillerine baksın.

Ben, babadan kalma sadece 20 dönüm arazisi olan, Erzurum tabiriyle "cıscıbıl" ama, mutlu bir insanım. Cumhuriyet Halk Partisinden milletvekili olarak aldığı işadamlarına, sanayicilere, bunlara ne vaat etti de aldı, asıl bunları gündeme getirsin; bir.

İkincisi de, kendileri daha önce Sayın Necmettin Erbakan'ın yanındaydılar ve davaları görüşülürken avukatlığını yapıyorlardı. Kendisi niye AK Partinin yanına geçti? Sayın Necmettin Erbakan hâlâ daha sağdır, onun yanında olması gerekirdi diye düşünüyorum.

AHMET YENİ (Samsun) - Erzurum'a gidebiliyor musun?

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ben, ayrıyeten, Samsun Milletvekilimiz Sayın Musa Uzunkaya Beyefendiye de bir iki şey söylemek istiyorum: Ben, tabiî ki, üzerime alındım. Bu bardağı göstererek "bize intibah edenler, daha sonra başka partilere geçtiler, değişik tavır aldılar" dediler.

Hayır arkadaşlar. Ben, inançlarımdan, prensiplerimden zerre kadar bir şey kaybetmedim. Asıl, siz bu bardağı kırdığınız için ben ayrıldım. Bu bardağı kırdığınız için ben ayrıldım. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, bardak kırıldıktan sonra, su yayıldı gitti. Bir gün tahmin ediyorum ki, sizin birçoğunuz da yayılıp gideceksiniz değerli arkadaşlar. Bunu, burada belirtmek istiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) - Erzurumlu ne diyor bu işe?

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Ayrıca, Adana Milletvekilimiz, Değerli Kardeşimiz Recep Garip Beyefendi, kendisine gerçekten son derece büyük sevgim var, şairdir kendisi, gerçekten duygulu bir insandır. Yalnız, realite ile hislerini biraz karıştırıyor. Benim ona olan sevgim ve saygım sürekli devam edecektir. Yalnız, kendisinde bulamadığım, görmediğim bir şeyi tespit ettim. Recep Garip arkadaşımız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Erzurum). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-12-25-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
