# Zeytin ve zeytin üreticilerinin araştırılarak alınması gereken önlemler (10/41,170,177,263,295)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 3 Ocak 2006
- **Gündem:** ZEYTİN VE ZEYTİN ÜRETİCİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER (10/41,170,177,263,295)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-01-03-zeytin-ve-zeytin-ureticilerinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemle

> İbrahim Özdoğan, 3 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZEYTİN VE ZEYTİN ÜRETİCİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER (10/41,170,177,263,295)); konuşma 1.957 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytincilik sektörünün ve yağ bitkileri tarımı ile bitkisel yağ üretimindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilen Meclis araştırması önergesi üzerine Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, İktidar Partisinin üzerinden üç yılı aşan bir zaman geçti. Bu süreç içerisinde, hükümet, kafasındaki paradigmalar nedeniyle, yanlış düşünce modelleri nedeniyle hiç iyi gözle bakmamıştır, köylüyü âdeta yok saymıştır. İşte, bunların içerisine bu araştırma önergesine konu olan zeytincilik, mısır üreticileri ve ayçiçeği üreticileri de girmektedir. Ben, her üç üretici üzerinde konuşmak istiyorum, konuyu genellemek istiyorum.

Yani, Sayın Başbakan, çeşitli zamanlarda, işte en son bu yılbaşında çat kapı yapıyor, insanların gönüllerini alıyor, çocukların yanaklarından öpüyor, başlarını okşuyor.

Değerli arkadaşlar, bunlar karın doyurmuyor, bunlar karın doyurmuyor ve köylümüz de, insanımız da bunları hiçbir zaman yutmuyor; çünkü, açtır köylümüz, yoksuldur ve perişandır.

Şimdi, bakın, 2004 senesinin ikinci yarısının doğrudan gelir destekleri ödenmemiştir hâlâ daha, ne zaman ödeneceği de belli değildir. Geçen gün Sayın Başbakanı izlerken, doğrudan gelir desteklerinin ödenmesi hususunda müjde veriyor. Arkadaşlar, bu müjde değildir.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Bugün saat 16.00'da gönderilmiştir; haberin olsun.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu müjde değildir. Zaten geciktirmişsin. Sen asıl o doğrudan gelir destek paralarını nemalarıyla birlikte veriyor musun?! Vatandaşın senden alacağı olduğu zaman, sana borcu olduğu zaman onu faiziyle, nemasıyla birlikte alıyorsun; fakat, ona ödemen gereken paraları ödediğin zaman, nemasız ödüyorsun. Bu zulümdür değerli arkadaşlar. Köylüye iyi gözle bakalım.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; zeytin çok önemli bir besin maddesidir, aynı zamanda sanayide kullanılmaktadır, bilhassa sabun sanayiinde ve ilaç sanayiinde yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

Bir eczacı olarak, zeytinin bazı özelliklerinden kısaca bahsetmek istiyorum. Dane olarak zeytinin besleyici değerini herkes bilmektedir. Ayrıca, eczacılık fakültelerinde farmasötik botanik derslerinde okutulur, ilmîdir. Bütün dünyada okutulur üniversitelerde.

Zeytin yaprakları da değerli arkadaşlarım, iyi bir kan şekeri düşürücüsüdür -bu söylediğim söz bilimseldir- ve aynı zamanda, tansiyon düşürücüsüdür ve ayrıca, zeytinin gövde ve dallarının kabukları da tansiyon düşürücüsüdür ve bilimseldir söylediklerim; yani, kocakarı ilaçları değildir, bütün dünya farmakopelerinde bu bulunmaktadır. Bu bilgileri verdikten sonra, zeytin hususuna gelmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Dünyada zeytin ağaç varlığı ve dane zeytin üretimine paralel olarak zeytin üreten önemli ülkeler İspanya, Türkiye, İtalya, Yunanistan, ABD, Fas, Suriye ve Mısır'dır. Türkiye sofralık zeytin üretiminde İspanya'dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Dünya sofralık zeytin üretiminde, sofralık siyah zeytin üretiminde ilk sırada yer alırken, sofralık yeşil zeytin üretiminde İspanya ilk sırada yer almaktadır. Türkiye'de üretilen sofralık zeytinin yüzde 85'i siyah, yüzde 15'i ise yeşil ve rengi dönüktür. Dünyada üretilen sofralık zeytinin yüzde 42'si yeşil, yüzde 30'u siyah, yüzde 26'sının rengi dönük olduğu bilindiğine göre, dünya yeşil zeytin üretiminde İspanya'nın, siyah sofralık zeytin üretiminde ise Türkiye'nin lider olduğunu ifade edebiliriz. Son yıllarda, ABD sofralık zeytin üretiminde İspanya ve Türkiye'den sonra 3 üncü sırada gelmektedir. Uzun yıllar boyunca tüketici ve ithalatçı konumunda bulunan ABD, artık, iyi bir üretici olma yolundadır.

Önemli bir konu da, Türkiye'nin dünyanın büyük üreticileri arasında yer almasına rağmen, ihracatta aynı başarıyı gösterememesidir. İspanya ürettiği sofralık zeytinin yüzde 40'ını, Yunanistan yüzde 35'ini, Fas yüzde 75'ini ihraç edebilirken, Türkiye, ancak, yüzde 14'ünü ihraç edebilmektedir. Türkiye'de var-yok yılları ortalamasına göre zeytinde bir yıl var, bir yıl yok yılıdır. Üretilen toplam dane zeytinin yaklaşık yüzde 30'u sofralık işlenmek üzere ayrılmaktadır; dolayısıyla, sofralığa ayrılan miktar o yılın dane üretimiyle doğrudan ilişkilidir; bu miktar var-yok yılları ortalaması olarak 150 000 ton olmaktadır; 75 000 tona düşebildiği gibi, 225 000 tona da çıkabilmektedir. Tüketimin de üretimdeki bu dalgalanmaya bağlı olarak değiştiği; fakat, ihracatın, üretimdeki değişmeden etkilenmediği görülmektedir. Türkiye'de sofralık ham danede üretici eline geçen fiyatlar yağlık ham daneden daha fazladır. Türkiye'de devletin sofralık zeytin fiyatlarının belirlenmesinde belirgin, kesin ve sürekli bir politikası olmamakla beraber, üretici birlikleri vasıtasıyla fiyat oluşumuna etki etmektedir.

Sayın milletvekilleri, fiyat konusunda sofralık zeytin üretiminin yoğun olduğu Marmara Bölgesinde Marmarabirlik'in, Ege Bölgesinde ise Tarişin bölgedeki etkilerini ülkesel boyuta taşıyarak piyasa fiyatlarının oluşumuna etkili oldukları ifade edilebilir; diğer yandan özel sektör yaptığı ürün bağlantısını karşılamaya yönelik arz ve talebe göre fiyat oluşturmaktadır. Fazla belirgin olmamakla birlikte, iç piyasa fiyat oluşumunda, ihracat bağlantıları ve stokların etkisinin de olduğunu ifade etmek mümkündür.

Türkiye yılda 25 000-30 000 ton olan ihracatını genellikle Romanya, Bulgaristan, Rusya, Almanya gibi ülkelere yapmaktadır; çünkü, siyah sofralık zeytinin damak tadı, ancak, bu ülkelere uymaktadır. Türkiye, bu sınırlayıcı etkinin dezavantajlarını bazı kampanya dönemlerinde ciddî biçimde yaşamaktadır.

Avrupa Birliği uyum sürecinde yaşanması muhtemel sorunlardan biri olan Türkiye'nin tuzlu ve uzun sürede yeme olgunluğuna gelen işleme tekniğinde ısrar etmesi ve sofralık zeytin işleme tesislerinin küçük aile işletmeleri yapısında, teknolojiden uzak çalışıyor olmaları ve etnik pazarda yaşanılan bazı sorunlar, Türkiye sofralık zeytin ihracatını ciddî sıkıntıya düşürecektir.

Sofralık zeytin sektörünün mevcut sorunları yapısal niteliktedir. Bu sorunlar beraberinde ekonomik ve teknik sorunları da getirmekte, çözüm bulmak günden güne güçleşmektedir.

Değerli arkadaşlar, 1980'li yıllarda tarımsal sanayi sektöründe görülen gelişmelere paralel olarak gerek teknoloji gerekse üretim miktarı açısından bitkisel yağ sanayiinde de önemli gelişmeler yaşanmıştır; ancak, arz-talep veya iklim koşullarına bağlı olarak yağlı tohumlar ve özellikle ayçiçeği üretiminde görülen dalgalanmalar bitkisel yağ üretimi ve ticaretini de etkilemektedir.

Bitkisel yağ açısından, zeytinyağı hariç, ülkemizde önemli bir yağ açığı bulunmakta olup, bu açık, yıllık ortalama 350 000-400 000 ton civarındadır. İthalat yoluyla bu açık giderilmektedir. Ancak, ülkemiz çekirdek ve ham yağ olarak ithal ettiği ürünü işleyerek dış piyasalara mamul olarak ihraç etmektedir.

Değerli arkadaşlar, ayçiçeği yağı ihracatımız Ortadoğu ve BDT ülkelerine yönelik olup, 2001 itibariyle ayçiçeği yağı ihracatımız, 2000 yılına oranla, miktar bazında yaklaşık 40 azalarak 41 000 tona gerilemiştir. Söz konusu düşüşte, en önemli pazarlarımızdan olan BDT ülkelerinde yaşanan kriz önemli rol oynamıştır. Anılan ürün ihracatımızda önemli pazarlar, İran, Irak, Suriye, Romanya, Cezayir ve Mısır'dır. Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Ukrayna ve İsrail, yeni pazarlar olarak ortaya çıkmaktadır.

Ülkemiz, bulunduğu coğrafî konum ve sahip olduğu Akdeniz iklimi özellikleri nedeniyle, İspanya, İtalya, Yunanistan, Fas ve Cezayir'le birlikte dünyanın belli başlı zeytinyağı üreticilerindendir. Sektörde atıl kapasite mevcuttur. Bunun nedenleri ise, ayçiçeği yağı üretiminde hammadde temininde güçlükler bulunması ile bitkisel yağ işletmesi sayısının fazla olmasıdır. Zeytinyağı üretiminde ise, girdi fiyatlarının yüksek olması ve işgücü kullanımında mekanizasyon uygulanamaması ürün maliyetini yükseltmekte ve dış pazarlardaki rekabet gücünü azaltmaktadır. Ayrıca, fiyat istikrarını sağlamak üzere, yağ sektöründe etkin bir stoklama düzeninin oluşturulması gerekmektedir.

Ayçiçeği, ülkemiz ekonomisi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Tohumları yüzde 40-50 oranında yağ içermekte olup, bitkisel yağ üretimimizin yüzde 57'si ayçiçeğinden elde edilmektedir. Yüzde 40-45 oranında elde edilen küspesinin içerdiği yüzde 30-40 oranındaki proteinle de değerli bir yem olarak hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır. Yemeklik yağ dışındaki yağlar sabun ve boya sanayiinde değerlendirilmekte, sapları da yakacak olarak kullanılmaktadır. Sapların yakılmasından sonra oluşan külü yüzde 36-40 oranında potasyum içermekte olup, gübre olarak da değerlendirilebilmektedir.

Ayrıca, ayçiçeği tohumu çerezlik olarak da tüketilmektedir. Toplam ayçiçeği üretimimizin yüzde 2,6'sı çerezlik ayçiçeğidir. Oldukça sağlıklı olan ayçiçeği çekirdeği, fındık türü diğer kabuklu ürünlerle karşılaştırıldığında protein bakımından yüksektir. Ayçiçeği çekirdeği, demir bakımından, fındıktan düşük, kuruüzüm ve fıstıktan zengindir. Potasyum ve vitamin (E) bakımından da zengin olan ayçiçeği çekirdeği, önemli bir linoleik asit kaynağıdır. Linoleik asit bakımından zengin yiyecekler kandaki kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olduğuna göre, ayçiçeğinin beslenmedeki değeri de böylelikle ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde üretilen yağlı tohumlu bitkiler içerisinde ayçiçeğinin payı yüzde 33'tür. Ayçiçeğinin ülkemiz üretiminden aldığı pay, halkın genelde bitkisel yağ olarak ayçiçeğini tercih etmesi ve özellikle Trakya Bölgesinde ekim nöbetinde temel bitki oluşu ayçiçeğinin önemini daha da artırmaktadır. Diğer yağlı tohumlu bitkilerin ülkemiz üretiminden aldıkları pay belirli orandadır.

Ülkemizin bütün bölgelerinde ayçiçeği tarımı yapılmakla birlikte, toplam ayçiçeği üretiminin yüzde 71'i Marmara Bölgesinde yapılmaktadır. Bu bölgemizi sırasıyla Ege, orta kuzey, orta güney, Karadeniz, orta doğu, güney doğu ve kuzey doğu bölgelerimiz izlemektedir. İç Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde daha çok çerezlik ayçiçeği üretimi yapılmaktadır.

Ülkemizdeki ayçiçeği yağı tüketimi, Trakya Birlik verilerine göre, yıllara göre değişmekle birlikte, 500 000 ton civarındadır. Bu durumda, ülkemizde, yıllık kişi başına ayçiçeği yağı tüketimi 7,5 kilogram civarında olup, ülkemiz dünyada en fazla ayçiçeği yağı tüketen ülkelerden birisidir.

Ülkemizdeki mevcut üretimin, ülkemizin bitkisel yağ talebi dikkate alındığında, yeterli olmadığı görülmektedir. Bitkisel yağ açığımızın kapatılabilmesi bakımından, potansiyel olarak ekimi mümkün olan bölgelerde yeni ekim alanlarını devreye sokmak, verimi artırmak ve ikinci ürün tarımına daha fazla önem vermek gerekmektedir.

Ayçiçeği tarımında en önemli sorunlardan biri orabanştır. Orabanş, özellikle, en fazla üretim yapılan Trakya Bölgesinde yoğun zarar vererek, üretim miktarında düşüşlere yol açmaktadır. Orabanşa dayanıklı, kaliteli, yüksek verimli tohumluk kullanılması halinde, verim ve üretimde önemli artışlar elde edilmesi mümkün olacaktır.

Ülkemizde, ayçiçeği üretimini etkileyen en önemli faktör, uygulanan fiyat politikalarıdır. Bazı ülkelerdeki üreticilerin, ülkemizdeki üreticilere göre daha fazla desteklenmesi, verimlerinin yüksek oluşu ve üretim maliyetlerinin daha az olması nedeniyle, ülkemiz üreticileri dünya piyasalarında haksız bir rekabetle karşı karşıya kalmaktadır.

Ayçiçeği-buğday fiyat paritesinin 2'nin altına düşmesi, ayçiçeğinde ekim alanlarının daralmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, fiyatlar açıklanırken bu orana dikkat edilmeli, zaten mevcut olan bitkisel yağ açığımız daha da artırılmamalıdır. … çekilmekte ve yağ ihtiyacı ithalatla karşılanmaktadır. Ülkemizin döviz kaybının önlenmesi ve mevcut üretim potansiyelinin değerlendirilerek bu üretim dalının ülke ekonomisine olan katkısının artırılması bakımından yağ tohumu bitkilerinin ve özellikle ayçiçeği üretiminin geliştirilmesi zorunludur. Bu amaçla, üretici kararını etkileyen en önemli faktörlerden biri, ayçiçeğine verilecek prim ve buğday-ayçiçeği fiyat paritesidir. Ekim alanı ve üretim miktarının artırılabilmesi bakımından, ayçiçeği üretiminin primle desteklenmesine devam edilmelidir. Ayçiçeği-buğday fiyat paritesinin 2'nin altına düşmesi, ayçiçeği ekim alanlarının daralmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, mevcut olan bitkisel yağ açığımızın daha da artırılmaması bakımından, parite 2'nin altına düşmemelidir. Açıklanan ayçiçeği fiyatı maliyetinin altında kalması neticesinde, üretici mağdur olduğu gibi, girdi fiyatlarındaki artış neticesinde üretici yeterince girdi kullanamamakta ve verimde düşüşler meydana gelmektedir.

Ayçiçeğinde verimi etkileyen en önemli faktörlerden biri de sulamadır. Özellikle, ayçiçeğinde su ihtiyacının en fazla olduğu… Tarım ürün sigortası kanununun halen çıkmamış olması, 5254 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması ve 2090 sayılı Kanunun da işlerliğinin olmaması... Ayçiçeğinde, kuraklıktan doğan gelir kayıplarını telafi edecek bir mekanizma bulunmamaktadır. Bu nedenle, tarım ürün sigortası kanunun bir an önce çıkarılması gerekmektedir.

Tarım satış kooperatiflerinin etkili bir çiftçi örgütü olarak çalışmalarına yardımcı olmak üzere, 4572 sayılı Yasayla kesilen finansal desteklerin yerine yeni finans kaynakları oluşturulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin 1 000 000 ton mısır açığı bulunmaktadır. Gerek karma yem sanayimizin gerekse diğer sanayi dallarının mısır talebinin karşılanması bakımından üretimin artırılarak ülkemizin ithalatçı ülke konumundan kurtarılması ülkemiz menfaatları açısından kaçınılmazdır. Hasattan bir veya iki ay önce Gümrük Vergisi düşürülmekte ve mısır ihtiyacı olanların ucuz ithalatla stok yapmalarına imkân tanınmaktadır. Hasat sezonunda yeniden Gümrük Vergisi artırılsa bile, üretici ürününü daha düşük satmak zorunda kalmaktadır. Bu da, pek çok üründe olduğu gibi, mısır bitkisinin de üretici maliyetlerinin altında pazarlanmasına neden olmakta ve üretimi artırmak mümkün olmamaktadır. Öncelikle Gümrük Vergisindeki son değişim düzeltilerek, ucuz ithalat önlenmelidir.

Şu anda mısır üretimimiz, sanayimizin gereksinimini karşılayamadığından ithalat kaçınılmaz görünmektedir. Bunun için sanayiin de ucuz girdi temini için, Gümrük Vergisinde yapılan bu düzenlemenin daha kısa süreli ve üreticimizi mağdur etmeyecek tarihte yapılması gerekmektedir.

Mısırın ekim nöbetine girmesi sağlanarak, ekim alanlarının genişletilmesi, modern yetiştirme tekniklerini kullanarak birim alandan elde edilen verimin artırılması gerekmektedir.

Ülkemizde gerek anaürün gerekse ikinci ürün olarak önemli ölçüde tarımı yapılan mısır üretiminin gelişmesi, üretimin desteklenmesine, verimi artırıcı tedbirlerin alınmasına bağlıdır. Üretimle ilgili önlemler yanında, üretim bölgelerinde mısır kurutma tesisleri ihtiyacının giderilmesi, Toprak Mahsulleri Ofisinin etkili bir müdahale alımı yapması, ihtiyaç halinde prim desteği vermesi gerekmektedir. Toprak Mahsulleri Ofisi üreticinin yanında yer alarak emanet kurutma yapmalı ve bedeli karşılığında depolama görevini üstlenmelidir.

Ülke tarımı ve insan sağlığının emniyeti yönünden transgenetik bitki hareketinin sıkı bir şekilde denetim altına alınması gerekmektedir. Üreticilerimizi bilinçlendirmek amacıyla gerekli eğitim faaliyetleri yürütülmeli, diğer kuruluşlarla işbirliği yapılmalıdır.

Ülkemizde üretim açığı bulunan mısır ürününe alternatif ürün gözüyle bakılmamalıdır. Üretim desteklenerek, mısır ürününün, iç piyasada ve dış piyasada hak ettiği yere gelmesi sağlanmalıdır. Mısırın kurutulması için istenen dolar bazındaki fiyat, gücü yetmeyen üreticinin ürününü tüccara satmasına neden olmaktadır. Bu konuyla ilgili gerekli çalışmalar bir an önce yapılmalıdır.

Tohum konusunda yaşanan karışıklık giderilmeli, sertifikalı, kaliteli ve bölgelere uygun çeşitlerin yetiştirilmesi sağlanmalıdır. İthal olarak ülkemize giren mısır ürününün denetimi yapılmalı, transgenetik ürün olup olmadığı belirlenmelidir. Sulama imkânı bulunmayan bölgelerde bir an önce sulama problemlerinin çözümü için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Zeytin ve zeytin üreticilerinin araştırılarak alınması gereken önlemler (10/41,170,177,263,295)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 3 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-01-03-zeytin-ve-zeytin-ureticilerinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
