# Bankacılık kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s. 1078)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mart 2006
- **Gündem:** BANKACILIK KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S. 1078)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-03-08-bankacilik-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1078

> İbrahim Özdoğan, 8 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BANKACILIK KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S. 1078)); konuşma 871 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 1078 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi en kalbî duygularımla, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, sözlerime başlamadan önce, ben de, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle, şerefli ve yüce Türk kadınının Kadınlar Gününü kutluyor ve bu münasebetle, mutlu, müreffeh bir hayat haklarını elde etmiş bir hayat diliyorum Türk kadını için. Bu vesileyle de bir iki söz söylemek istiyorum.

Dünyada bugüne kadar kadın için söylenmiş gerek felsefî açıdan gerekse insanların, çeşitli liderlerin söylediği güzel sözler vardır; fakat, dünya çapında en güzel sözü, Allah'tan aldığı ışıkla, İslamın Yüce Peygamberi Hz. Muhammed aleyhisselatı vesselam söylemiştir: "Cennet annelerin ayakları altındadır." Diğer sözler bu hadisi şerifin içerisinde birer noktadan, birer cüzden ibarettir sadece. Bu duygularımı da belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Türk iktisat tarihine şöyle bir baktığımız zaman, cumhuriyet tarihi boyunca ülkemizde yaşanmış, yaşanmışlığıyla da hepimizin bilincinde iz bırakmış pek çok olay görmekteyiz. Doğal olarak, pek çok iktisadî olay toplumumuzun gündelik hayatını, geleceğe yönelik beklentilerini, hayata bakışını etkilemiştir; yani, ekonomideki gelişmeler etkilerini sadece ekonomik olaylarda değil, sosyal olaylarda da göstermektedir.

Ekonomide yaşanan olaylar toplumumuzda iz bırakmıştır. Geçmişte yaşanan önemli ekonomik olaylar arasında halkta en çok iz bırakanlara gelince, ani ekonomik daralmalar sonucu yaşanan iflaslar, bunun hemen ardında da bankacılık sektöründeki bazı tuhaf oluşumlar olmuştur. Ekonomik daralmaların, krizlerin toplumumuz üzerinde, toplumumuzun hayata bakışı üzerinde nasıl etkiler doğurduğu malumdur. Türkiye'de on yıllık bir zaman diliminde ortalama üç kez büyük ekonomik daralmalar ve buna bağlı iflas dalgaları yaşanmıştır. Aramızda ticaretle uğraşıp da hiç iflas etmemiş, çeki, senedi hiç yazılmamış ya da siftahsız ticarethane kapatmamış varsa, ne mutlu ona diyoruz. Zira, bu ülkede ticaret yapmış insanların ezici bir çoğunluğu yokluk nedir, darlık nedir, kriz ne demektir, çok iyi bilir. Tabiî, yaşananlar, insanlar üzerinde izler bırakıyor. Bunca badire atlatmış bir toplum olarak bizler geçmişte yaşadıklarımızın etkisiyle daha şüpheci, daha gayretli, gelecek korkusunu hiçbir zaman, hiçbir yerde üzerinden atamamış bir toplum olduk. Her an bir kriz yaşanabilir, onca yıl çalışıp didinip sahibi olduklarımız elimizden uçup gider endişesiyle, ne kendimize güvenebildik ne de başımıza geçenlere güvenebildik.

Neticede, bugün geldiğimiz noktada, vatandaşın duyduğu güven, siyasetçi için en büyük lüks oldu. Vatandaş, AK Parti Hükümetine güvenmiştir. Vatandaş, uzun zamandır pek çok siyasî partiden esirgediği güveni AK Partiye yöneltmiştir; fakat, bu güvenin semeresini görememiştir. Vatandaşımız, özellikle de esnafımız, kendini oltaya gelen şaşkın balık gibi hissetmeye başlamıştır. Vatandaş, gazetelerde yer alan, televizyonlarda dile getirilen ekonomik verilere bakmakta, buralarda yer alan olumlu göstergelerle ekonominin iyiye gittiği sonucuna varmaktadır.

Bunun yanı sıra, hükümete güvenip ticarethane açan vatandaşımız, özellikle de küçük esnafımız, güveninin bedelini kepenk kapatarak ödemektedir. Odalar ve Borsalar Birliğinin son yıllarda açılan ve kapanan işyeri istatistik rakamlarına baktığınızda, bu sonuca rahatlıkla ulaşabilirsiniz; yani, açık ya da örtülü olarak yaşanan krizler, geçmişten günümüze vatandaş üzerinde en çok iz bırakan ekonomik olaylardır.

Ekonomik krizlerden sonra, zihinlerimizde yer etmiş ekonomik olaylara baktığımızda, bankaları görürsünüz. Hakikaten, bankacılık sisteminde yaşanan aksamalar ve istismarlar, toplumumuzun bilincinde, hafızasında önemli yer tutar. Bunlardan bazılarını telaffuz ettiğimiz zaman, yaşı müsait olanlar rahatlıkla hatırlayacaklardır. Bir zamanlar bu ülkede banker krizi adı altında bir kriz yaşanmıştır. Yüksek faiz vaadiyle vatandaştan para toplayan bankerler sırra kadem basmış, vatandaş yediği kazıkla baş başa bırakılmıştır. Bu olayın vatandaşımızın bilinçaltında bıraktığı izler, inanılmaz biçimde, hâlâ hafızalarda tazeliğini korumaktadır. Zira, yaşanan ciddî bir kriz bunalımıydı. Banker krizi üzerine filmler çekildi, kitaplar yazıldı, belgeseller hazırlandı. Olay sadece ekonomik olmaktan çıktı, sosyal, hukuksal boyutlarıyla kompleks bir hal aldı.

Banker krizini takip eden dönemde bir de baktık kamu bankalarının soygunu gerçeği, bankacılıkla ilgili bir olay olarak toplumumuzun gündemine oturdu. Adam, kamu bankasından kredi alıyor, fabrikasındaki değersiz artık kumaşları kıymetli kravat kumaşı olarak gösterip, teminat gösteriyor, sonra giden kredi gelmiyor. Tabiî, bu tür olaylar da, ne yazık ki, siyaset destekli, Parlamento destekli olarak gerçekleşiyor. Bankacılıkla ilgili bu olay kamu vicdanını o kadar yaralamıştır ki, yıllar yılı "yolsuzluk" denince akla ya müteahhidin malzemeden çalması ya da kamu bankalarının dolandırılması gelmektedir.

Kamu bankalarının hortumlanmasını takip eden yıllar içinde de özel bankaların kurulması, yüksek faiz vaadiyle mevduat toplanması ve bu paraların batırılması gerçekleşmiştir. Daha bu olayın sosyal etkileri geçmeden, geçenlerde Mecliste görüştüğümüz kredi kartı sorunu gündeme geldi. Yeni bankalar bu milletin gündemine ne zaman gelse, ne zaman bu millet bankacılık sistemine güvense altından bir maraz çıkıyor, bir hin oğlu hin çıkıyor.

Türkiye'de bankacılığın kurumsallaşmaması, çarpık düzenlemeler, bankalara güvenen vatandaşı hep perişan etmiştir, yakmıştır. Vatandaş bankalarla ilgili olarak canının acısını unutmamıştır. Şimdi, siz, bankacılık sisteminin insafına, devletin düzenleyici işlevine güvenip, canı yanan vatandaşın canının acısını gideremezsiniz. Bunun bedelini yine piyasalar öder.

Siz, hem "kardeşim, bu memlekette para yastık altında, piyasalar hamamtası derinliğinde" diyerek yakınacaksınız hem de vatandaşla bankacılık sistemi arasındaki güven bunalımının çözülmesine yardımcı olmayacaksınız. Bunlar birer çelişkidir. Bu millet bankalara küsmüştür. Banka dediğiniz zaman vatandaşın aklına para tuzağı gelmektedir. Bankacılıkla ilgili düzenlemeleri yaparken, düzenlemenin sosyal etkileri birinci planda olmalıdır. Eğer böyle yapmazsak, bankaları vatandaşın gözünde canavar olmaktan kurtaramayız; parayı da yastık altından asla ve katiyetle çıkaramayız.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, yönetimi Fonda olan şirketlerin tasfiyesinin, Ticaret Kanunu hükümlerine bağlı olmaksızın, Fon tarafından yapılması gibi bir düzenleme söz konusudur. Bu düzenlemenin bazı toplumsal etkileri de olacağı muhakkaktır; bekleyip göreceğiz.

Biz Anavatan Partisi olarak, bu kanun teklifini destekliyoruz. İnşallah, çıktığı takdirde, vatanımıza, milletimize hayırlı uğurlu olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyor, hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Bankacılık kanunda değişiklik yapılması hakkında (s.s. 1078)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 8 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-03-08-bankacilik-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1078 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
