# Özel tüketim vergisi kanununda değişiklik (s.s.1112)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2006
- **Gündem:** ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK (S.S.1112)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-04-26-ozel-tuketim-vergisi-kanununda-degisiklik-s-s-1112

> İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 26 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK (S.S.1112)); konuşma 809 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1112 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, devletler, var oldukları günden beri sağlık, savunma ve adalet gibi temel görevlerini yerine getirebilmek için birtakım gelirlere ihtiyaç duymuşlardır. Bu gelirlerin başında da vergiler gelmektedir. Zora dayalı ve karşılıksız alınan vergilerin ekonomik hayata etkileri her zaman tartışma konusu olmuştur. Bir ülkede uygulanan vergi politikalarında, o ülkenin malî idaresinin gücü ve örgütlenme biçimiyle, devletin gelişmişlik düzeyi belirgin rol oynamaktadır.

Vergiler, genellikle gelir, harcama ve servet üzerinden alınır. Özel Tüketim Vergisi, harcamalar üzerinden alınan vergiler grubunda bulunmaktadır.

Yansıma derecesi ve bireyin geliriyle ilişki kurulabilmesi gibi kriterler açısından vergileri dolaylı vergiler ve dolaysız vergiler olarak ayırmak mümkündür. Gelir ve servet üzerinden alınan vergiler dolaysız vergiler olarak adlandırılırken, konumuzu teşkil eden Özel Tüketim Vergisinin de içinde bulunduğu harcamalar üzerinden alınan vergiler ise, dolaylı vergiler olarak adlandırılır.

Türkiye'de KDV'nin kabulüyle dolaylı vergi sisteminde yapılan düzenlemenin ardından ÖTV geliştirilmiş, bu düzenlemeyle, dağınık olan yapının toparlanması amaçlanmıştır; ÖTV'nin mevzuatımıza dahil edilmesinde önemli bir etki yapmıştır. Devletin gelirle doğrudan ilişkisi olan vergilerin yanında, dolaylı vergi türündeki Özel Tüketim Vergisine neden ihtiyaç duyduklarını açıklamaya çalışan farklı görüşler vardır. Bunlardan birisi, Özel Tüketim Vergisinin sosyal refahı artıracağı görüşündedir; fakat, Özel Tüketim Vergisinin sosyal refahı artırabilmesi için Gelir Vergisinin yapısı, etkinlik ve adalet yönünden optimal olmamalıdır.

Özel Tüketim Vergisinin bir diğer gerekçesi dışsallıklardır. Alkollü içki, tütün ve çevre kirliliği doğuran malların dengelenmesi gerektiği düşüncesine hizmet eder.

Özel Tüketim Vergisinde uygulanan oran ve seçilecek mallar, amaçlara ulaşma konusunda önemlidir.

Gelişmiş ülkelerde tütün, sigara ve alkollü içkilerden alınan ÖTV, azgelişmiş ülkelerde gelir adaletini sağlamak için genellikle gelir seviyesi yüksek bireylerin tercih ettiği lüks mallardan da alınmaktadır; fakat, genelde bu tür vergiler, talep esnekliği düşük mallardan alınmaktadır. İşte, bu nedenle ÖTV, gelir dağılımını ve vergilemede adalet prensibini olumsuz etkilemektedir.

Türkiye'de Özel Tüketim Vergisinden önce uygulanan Gider Vergileri ve 1970 yılında Finansman Kanunu ile uygulamaya konulan İşletme Vergisi de Özel Tüketim Vergisi özelliği taşımaktadır.

Özel Tüketim Vergilerinin tarihi bayağı eskilere dayanmaktadır. Özel Tüketim Vergisi türündeki vergiler az gelişmiş ülkelerde uygulama alanı daha geniş olan vergilerdir; çünkü, dolaysız vergiler ve genel tüketim vergilerinin uygulanması, güçlü ve örgütlenmesi yaygın bir malî idareyi gerektirmektedir. ÖTV uygulaması üzerinde çokça duran bir yönetim, malî idarede esaslı değişiklikler yapmak niyetinde değildir; amaç, günü kurtarmaktır.

Özel Tüketim Vergisi, esas olarak, lüks mallar ile alışkanlık yapan keyif verici maddeleri hedef almakla beraber, bazı durumlarda geniş ölçüde sanayi ürünü ve hizmetlerini de kapsama almak suretiyle âdeta genel bir tüketim vergisi görünümünü kazanmaktadır.

Gümrük birliğinde dolaylı vergiler alanında sadece ayırımcılık yapmama ilkesine uymamız yeterliyken, 1999 yılında Helsinki Zirvesinde ülkemizin Avrupa Birliğine aday adaylığının kabulüyle ilişkilerimiz yeni bir boyut kazanmış, bu alandaki mevzuatımızın Topluluk düzeyinde uygulanan mevzuata uyumlulaştırılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Gümrük birliğine geçişle birlikte, Avrupa Birliği ve Avrupa Serbest Mübadele Birliği ülkelerinden yapılan sanayi ürünü ithalatında Gümrük Vergileri ve ithalden alınan her türlü vergi, fon, eş etkili vergi gibi uygulamalar kaldırılmıştır. Bu kapsamda ithalatta, Gümrük Vergisi ve Toplu Konut Fonu da dahil olmak üzere, tüm malî yükümlülükler kaldırılmıştır. Ayrıca, üçüncü ülkelerden yapılan ithalatta da Birliğin ortak gümrük tarifesi uygulanmaktadır. Böylece, devletin, ithalatta önemli bir gelir kaybı ortaya çıkmıştır.

Türkiye'de yıllardır uygulanan ÖTV mahiyetindeki vergiler Avrupa Birliği mevzuatına uyum sürecinde bir araya getirilerek ÖTV Kanunu adı altında birleştirilmiş, 2002 yılında yürürlüğe girmiştir. Toplam vergi gelirleri arasında yüzde 30'lara ulaşan oranıyla her geçen gün önemini artıran ÖTV, vergiye tabi mal ve mükellef sayısının azlığı nedeniyle, malî idare tarafından yürütülmesi kolay, buna karşılık hâsılatı yüksek bir vergi türü olarak bilinir. ÖTV, dolaylı bir vergi türü olduğundan, vergi artışları gelir dağılımını olumsuz yönde etkilemektedir.

AK Parti Hükümeti, gelir dağılımıyla ilgili gerçekleri hep gözardı etmektedir ve bu yönüyle, sorumsuz, duyarsız bir hükümet olma özelliğini göstermektedir.

Gelir dağılımında eşitliği sağlamak ve Anayasanın 73 üncü maddesinde belirtildiği üzere, bireylerden ödeme gücü oranında vergi alınmasını sağlamak için, toplam vergi gelirleri içinde dolaylı ve dolaysız vergi ağırlıklarına dikkat edilmelidir. Gelişmiş ülkelerde, toplam vergi gelirlerinin büyük bir bölümünü Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi gibi dolaysız vergiler oluştururken, gelişmekte olan ülkelerde ve az gelişmiş ülkelerde, KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerin payı, dolaysız vergilere oranla daha fazla olmaktadır. Türkiye'de de, Temmuz 2004 yılı itibariyle, toplam vergi gelirlerinin yüzde 71'i dolaylı vergilerden, geri kalan yüzde 29'u ise dolaysız vergilerden meydana geldiği belirtilmiştir.

ÖTV türü vergilerin gelir dağılımı adaletsizliğine hizmet ettiği gerçeği, artık tartışma götürmez hale gelmiştir. Hükümetin duyarsızlığı devam etmektedir. Bu, ÖTV'nin mantığından kaynaklanan sorunların bir özetidir. Bir de ÖTV uygulamasından kaynaklanan sorunlar vardır ki, bunlar, öyle, internet üzerinden beyanname göndermekle falan aşılacak gibi değildir.

Son olarak şunları söylemek istiyorum değerli arkadaşlar: Bu hükümetin maliye yönetim anlayışının özeti, yüzeysellik, günü kurtarmayla sınırlı bir anlayış ve Türkiye'nin yarınlarına, adalet anlayışına duyarsızlıktır. Adil ve dengeli bir vergi düzeni için, herhalde, Anavatan Partisi İktidarını beklemek gerekecektir. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Anavatan İktidarıyla yeni bir çağ atlayacağız inşallah.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Özel tüketim vergisi kanununda değişiklik (s.s.1112)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-04-26-ozel-tuketim-vergisi-kanununda-degisiklik-s-s-1112 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
