# 190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararname ile 2985 sayılı toplu konut kanununda değişiklik yapılması (.s.s1138)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 27 Nisan 2006
- **Gündem:** 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (.S.S1138)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-04-27-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname-ile-2

> İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 27 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 190 SAYILI GENEL KADRO VE USULÜ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (.S.S1138)); konuşma 946 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşurken, küçük bir kaza neticesinde, Genel Kurul, 5-10 dakika ara verdi, bu nedenle özür diliyorum; ama, bugün, Karaman Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Akgün, İç Anadolu'daki kuraklık nedeniyle gündemdışı bir konuşma yaptı; herhalde, ona karşılık olarak bir tevafuktur diye düşünüyorum. İnşallah, aydınlık olur, susuzluk çekmeyiz. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, önceden, insanlar, kendi paralarını kullandıkları için, kendi paraları kadar sorumluydular; şimdi, bankadan da kredi alarak, risklerini çok ciddî bir şekilde artırıyorlar. Tüketici, müteahhide güveniyor; bankanın ise burada bir rolü yok. İşler kötüye gittiğinde, inşaat yapılmadığında, bankalar, teminatsız kalacaktır ve tüketiciyle karşı karşıya gelecektir. Bu, bankanın kendi inisiyatifidir, krediyi verir; tüketicinin kendi inisiyatifidir, alabilir; burada bir sakınca yok gibi gözüküyor; ama, işin tehlikeli kısmı, özellikle müteahhit ile tüketici arasındadır. Çünkü, özellikle son dört beş ayda çok ciddî miktarlarda inşaatlara başlanmıştır ve ilk defa bu sektöre giren birçok müteahhit bulunmaktadır ve yükleniciler, yani, müteahhitler, tüketicinin verdiği paraları, acaba, inşaata yatırıyor mu, yatırmıyor mu; bu, çok büyük bir soru işaretidir.

Değerli milletvekilleri, bugün, bir müteahhit, 1 000 000 dolar para toplayıp inşaat yapmak istediği zaman hiçbir kontrolden geçmemektedir. Denetimsizlikler, banka faciasından daha büyük sonuçlar doğuracaktır. Düşünün, bu kadar büyük inşaatlar için kimseden izin almanız gerekmiyor, hiçbir şekilde kamu denetimine veya bağımsız denetime tabi değilsiniz. Tüketiciyi Koruma Kanunundaki teslimle ilgili yükümlülükler tüketiciyi koruyor gibi görünüyor; ama, para her halükârda müteahhidin hesabına geçmekte. Bu kadar büyük bir piyasada, mutlaka, kötü niyetliler de çıkacaktır. Onların parayı alıp gitmeyeceğine dair hiçbir garanti yoktur. Geçmişte zor durumda kalan bankerlerde, maalesef, bunu yaşadık. En ufak bir krizin olduğu ortamda, etrafta birsürü bitmemiş konut ve o konutlar için verilen paraların taşa toprağa gömüldüğünü görmek, maalesef, işten bile değildir. En kısa zamanda, müteahhit ile tüketici arasındaki para alışverişini düzenleyen, gerekli taahhütlerin garanti altına alındığı bir inşaat finansman sistemi üzerinde çalışılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu hususta da, yurt dışında konuyla ilgili alınan tedbirlere baktığımızda ise, menkul kıymetlere dayanak teşkil edecek teminatlar için oturma izni alınmış konutlar olduğunu görmekteyiz. Dahası, eğer, bu menkul kıymetleştirilmeyecek bir krediyse, tüketici ile müteahhit arasındaki ilişkiye kanun karışmamaktadır. Mesela, uzun vadeli konut edindirme mortgage sisteminin mucidi konumundaki ABD'de 50'den fazla eyalette uygulanan kanuna göre, müteahhit, evi bitirmeden, oturma izni almadan tüketicinin 1 lirasını dahi kendi hesabına aktaramaz. Bu paralar bir bankada emanet hesaplarda tutulur ve ilgili banka bunun kontrolünü yapar, inşaatın bitmesini takiben parayı müteahhide aktarır.

Almanya'da ve gelişmiş birçok ülkede de bu tür sistemler mevcuttur. Dahası, yapı denetim firmaları, hakedişe göre ödeme sistemleri gibi kontrol prosedürleri çok önemlidir.

Amerika'da, Avrupa'da sistemin başarısı yalnızca uzun vadeli konut edindirmeden kaynaklanmamaktadır. Altyapı sağlam temellere dayandığı için uzun vadeli konut edindirmede tamamen bitmiş konut üzerinden verilmektedir. Bu konularda ise, Türkiye'de çok büyük noksanlıklar bulunmaktadır. Bugünkü ortamda inşaat rakamları hızlı büyüyor, birçok yeni insan bu sektöre giriyor, emlak fiyatları çok hızlı bir şekilde artıyor; ama, ileride olabilecek herhangi bir aksaklıkta bu mutluluk çemberinin bir şekilde muhakkak bozulacağını düşünüyoruz.

Tabiî, Sayın Başbakanın önüne, TOKİ tarafından, sadece, şu kadar konut yapıyoruz, şu kadar kentsel dönüşüm projemiz var diye rakamlar konulmakta; Sayın Başbakan da, sektördeki asıl boşlukları bilip bilmeden ve elzem olan düzenlemeleri yapmadan, sadece bu rakamları telaffuz edip, övünmektedir.

Değerli milletvekilleri, iş bilenin, kılıç kuşananındır. Türkiye'de en büyük toplukonut hamlelerini başarıyla gerçekleştirmiş Anavatan Partisi konuya bilimsel ve ortak akılla yaklaşmaktadır. Gelin, bizi dinleyin ve bahsettiğim yasal değişiklikleri yapın, sistemdeki sorunları şimdiden görün. Anavatan Partisi olarak mega projelerin partisiyiz. Büyük altyapı ve imar işlerini çözümledik, tabiî ki, toplukonutta da projeleri biz bitireceğiz; ama, en başta da dediğim gibi, şeffaf olarak her adımda, her aşamada denetime açık olacağız.

Değerli milletvekilleri, bakınız, bütün bu sorunların çözümü için, ayrıca, konut politikalarının tek elden yürütülmesi de gereklidir; çünkü, konut politikalarımız çok dağınık bir yapıya sahiptir. Bu karmaşanın giderilmesi için de yönlendirici bir bakanlık veya kurulun oluşturulması gerekmektedir. Yetkilendirilmiş olan bu oluşumun bir şekilde konutla ilgili problemlere bakması, uygulamaya koyması gerekmektedir.

Bu yıl 8 milyar dolar olan konut kredilerinin gelecek yıl belki 18 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Bankaların bu kredileri verirken üreticiden kaynaklanan hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bilmem kaç yıl sonra bitecek projeler için, gerekli deprem raporu, sigorta, kalite ve bu gibi unsurlara bakılmadan, ipotek karşılığı kredi verilmektedir. Peki, ya bu inşaatlar zamanında bitmez ve sistem tıkanırsa o zaman ne olacak?! Bütün olan, yine, dargelirliye olacaktır. Bakınız, önümüzdeki sene, yıllık 670 000 konut öngörülmektedir. Bunun kapanması mümkün değildir. Zira, TOKİ dahil, üretilen konut sayısı maksimum 200 000'lerdedir. Bunu önleyici örnek bir sistemi şu anda TOKİ uygulamaktadır; yani, TOKİ, müteahhitlerin imal ettiği kadar satış gelirini serbest bırakmaktadır; yani, konutların tümü satılsa ve parası tahsil edilse dahi, bunun tamamı müteahhide verilmemektedir.

Değerli milletvekilleri, gördüğünüz gibi, doğru uygulamaları takdir etmesini de biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bir de, TOKİ'nin artan görevleri bulunmaktadır. Biliyorsunuz, 2003 yılı içinde yaşanan Tunceli-Pülümür, İzmir-Urla ve Seferihisar ve Bingöl depremlerinden sonra çıkarılan 4864 sayılı Kanunla, TOKİ'nin görev ve sorumluluk alanına bir yenisi daha eklenmiştir.

Buna göre, TOKİ, afetten etkilenen bölgelerde konut üretimi amacıyla bedelsiz arazi devredebilme, afetzedelerin kuracakları kooperatiflere veya kendi yapacağı konutlara uygun şartlarda kredi verme, yurt dışından bu amaçla kredi alma, afet bölgelerinde geçici birimler kurabilme yetkileri almıştır. Ayrıca, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün kapatılmasıyla çıkarılan bir kanunla, TOKİ, hazineye ait arazileri, bağlı olduğu bakan ve Maliye Bakanının teklifi ve Başbakanın onayıyla, bedelsiz olarak devralma yetkisine de sahip olmuştur.

Peki, bu kadar çok yetkisi olan TOKİ neleri yanlış yapmaktadır, daha doğrusu, yasalara göre yapmaması gereken neleri yapmaktadır; TOKİ, vatandaşın Kuruma yatırdığı paraları, 2004 Yılı Bütçe Kanununun "kamu haznedarlığı" hükmüne aykırı olarak, bir özel finans kurumuna izinsiz yatırmıştır.

Çeşitli projelerdeki elde edilen paraların ne kadarı İdareye ait arsaların karşılığıdır, ne kadarı kâr payıdır, yüklenicilerin kârlılık oranları nedir gibi hususlarda da belirsizlikler bulunmaktadır.

TOKİ, hazineye ait taşınmazların değerlendirilmesinde, Bakanlar Kurulu yerine, kendisi ihalelere çıkmakta ve hukuka aykırı işlemler yapmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “190 sayılı genel kadro ve usulü hakkında kanun hükmünde kararname ile 2985 sayılı toplu konut kanununda değişiklik yapılması (.s.s1138)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-04-27-190-sayili-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname-ile-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
