# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2006
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189-3

> İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 31 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)); konuşma 1.490 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1189 sıra sayılı, 19.4.2006 tarihli ve 5489 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere gönderilen yasa tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, konuya geçmeden önce bir üzüntümü belirtmek istiyorum. Maalesef, bu Meclis, haftalardır, Hükümetin, AK Parti Grubunun Meclise devamsızlığı dolayısıyla yeterince çalışmamaktadır. Neyse ki, Anamuhalefet Partisinin Meclisi terk etmesinden sonra karar yetersayısı istenmediğinden dolayı, şu anda, baba muhalefet partisi olan Anavatan Partisi tarafından çalıştırılmaktadır ve yiğitçe, milletimizin haklarını, burada, AK Parti Grubu karşısında savunmaya devam ediyoruz ve devam edeceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar!)

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Siz 3 kişisiniz.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bizim 3 kişimiz sizin 300 kişinize bedeldir. Bunu söylemek istiyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar!)

HASAN KARA (Kilis) - Bravo!

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Var ol!

HASAN KARA (Kilis) - Yeter bu kadar.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir şey demiyorum; yani, burada konuşuyorum, bir şey demiyorum; ama, başka bir üzüntümü de belirtmek istiyorum. Burada, sürekli devam eden arkadaşları, tabiî, benim eski Partimin arkadaşları, hepsini tanıyorum. Sayın Başbakanımızın bir dahaki seçimlerde, bugünkü milletvekillerinden kimleri aday edeceği artık meydana çıkmıştır. Tavrını Sayın Başbakanımızın iyi biliyoruz ve tabiî, sizleri kutluyorum, sizleri mutlaka aday edecektir; gözünüz aydın olsun.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Sağ ol, var ol!

SABRİ VARAN (Gümüşhane) - İbrahim Ağabey, gözün hâlâ bizde demek ki.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, seviyorum, sizleri ben çok seviyorum. Sizler benim başımın tacısınız. Bunu söylemek istiyorum. Hakikaten ben sizi çok seviyorum.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - AK Parti velinimetindir.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Çok büyük emeğim vardır; onu sonra konuşuruz.

Değerli arkadaşlar, şimdi, Cumhurbaşkanının, bu yasa tasarısını gönderme gerekçelerini, Anavatan Partisi Grubu olarak biz çok haklı buluyoruz. Elbette ki bunun gerekçeleri önünüzdedir; ama, zannediyorum, birkısım arkadaşlar Cumhurbaşkanının gerekçelerinden haberi yok; ama, ben milletimizin adına da, burada, bu kürsüden, Sayın Cumhurbaşkanının gerekçelerini paylaşmak istiyorum, geri gönderme gerekçelerini; çünkü, ilk görüşüldüğü zaman, bu gerekçeleri, aynen, bu kürsüden bizler ve arkadaşlarımız burada söylemiştik, tekrarında fayda olduğunu düşünüyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, bu yasa tasarısını geri gönderirken birçok ibarelerinde şunları söylemektedir değerli arkadaşlar: Yasanın incelenmesine geçilmeden önce "Anayasada Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında sayılan sosyal devlet ilkesi ve herkes için öngörülen sosyal güvenlik hakkı üzerinde durulması gerekmektedir" diyor Sayın Cumhurbaşkanımız ve devam ediyor: "Yasanın genel olarak maddeleri incelendiğinde sosyal güvenlik sistemindeki kimi konular yönünden adil, makul ve ölçülü olma ölçütünün gözetilmediği görülmektedir. Aşağıda bu konulara ve buna ilişkin gerekçelere ayrıntılarıyla yer veriyoruz" diyor.

"a- Yasanın 28 inci maddesinde, 01.01.2007'den sonra sigortalı kapsamına girenlere, kadın için 58, erkek için 60 yaşını doldurmuş olmaları ve en az 9 000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş bulunması koşuluyla aylık bağlanacağı belirtilmektedir. Yaş sınırı, 01.01.2036'dan başlayarak, kadınlar için 01.01.2048'e, erkekler için 01.01.2044'e kadar artırılıp, 65'e yükseltilmektedir."

Tabiî, bunlar resmî gerekçe. Burada biraz da espri babından diyorum. Yani, geçen dönem buna benzer yasa tasarısı görüşülürken, bugün hakikaten AK Partide önemli görevlerde, bakanlık görevlerinde olan veya Başbakanlık görevlerinde olan birkısım zevat, o yasa için "mezarda emeklilik" demişlerdi; ama, buna baktığımız zaman, mezarda emeklilik deme gibi bir lüksümüz yok; hakikaten, ahrette emeklilik demek geliyor benim içimden değerli arkadaşlar.

Devam ediyor Sayın Cumhurbaşkanı "Ülkemizde ortalama yaşama süresinin 66 yıl olduğu gözetildiğinde, yasayla tüm sigortalılar yönünden emekli aylığı bağlama yaş sınırının zaman içinde de olsa 65'e yükseltilmesi, sürekli çalışma olanağı işverenin inisiyatifinde olan sigortalılar yönünden de prim ödeme gün sayısının 9 000'e çıkarılmasının gelecek kuşakların emeklilik hakkına kavuşmasını olanaksız kılacağı, bu niteliğiyle adil, makul ve ölçülü olmadığı açıktır" diyor Sayın Cumhurbaşkanımız ve devam ediyor: "İşçiler için prim ödeme gün sayısının 7 000'den 9 000 güne çıkarılması Türkiye gerçekleriyle bağdaşmadığı gibi, esnek çalışmanın, sendikasızlaştırmanın, kayıtdışı çalıştırmanın ve yoğun işsizliğin yaşandığı ülkemizde 9 000 prim ödeme günü gerçekçi görünmemektedir. Üstelik, emekli olabilme yaşı ile aylık bağlama yaşı arasındaki kimi durumlarda uzun yılları içeren fark da ölçüsüzlüğün bir başka göstergesidir. Örneğin, 01.01.2007 gününde 18 yaşındayken sosyal sigorta kapsamına giren, 43 yaşında emekli olma hakkı kazanan bir sigortalı, ancak 22 yıl sonra, 65 yaşında aylığa hak kazanabilecektir. Yani, 43 yaşından sonra 22 yıl geçecek ve aylık bağlanmaya hak kazanabilecektir .

"Yukarıda da belirtildiği gibi, Yasanın 28 inci maddesinde, emeklilik yaşının 01.01.2007 gününden sonra ilk kez sigortalı olacaklar yönünden kadın için 58, erkek için 60 olarak belirlenmesine karşın, bu yaş koşulu 2036 yılından başlayarak kademeli olarak artırılmakta ve emeklilik yaşı 65'e yükseltilmektedir." Sayın Cumhurbaşkanımız devam ediyor: "Bu düzenlemeye göre, kadın için 58, erkek için 60 yaşını 01.01.2036 gününden önce dolduramayan sigortalılar, emeklilik yaşını kademeli olarak yükselten kurala bağlı olacak ve bunun sonucunda, kendisine emekli aylığı bağlanabilmesi için 65'e kadar uzanan yaşları beklemek zorunda kalacaklardır."

Şimdi buradan soruyorum: 48 yaşında, 43 yaşında emekli olmuşsa, 65 yaşına kadar ne yiyecek bu vatandaşımız; çoluk çocuğu ne yiyecektir?!

"Ayrıca, yine bu durum nedeniyle, aynı gün işe başlayan ve prim ödeme süreleri eşit olan farklı yaşlardaki sigortalılar, yaşlılık aylığına aynı yılda hak kazanamayacaklardır." Devam ediyor Sayın Cumhurbaşkanımız: "80 inci maddenin birinci fıkrasında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçisi olanların aylık prime esas kazançlarının belirlenmesinde yapılan ödemelerin tümünün brüt tutarlarının göz önünde bulundurulacağı öngörülmektedir. Oysa, bugünkü sistemde zam ve tazminat ödemelerinin yasada hesap biçimi belirtilen sınırlı tutarı emeklilik keseneğine bağlı tutulmaktadır. Ayrıca, yasanın 82 nci maddesinde, tüm sigortalılar yönünden prime esas kazancın hesaplanmasında alt ve üst sınır getirilmişken, 46 ncı maddesinde, kamu görevlilerinin prime esas kazancının saptanmasında 82 nci maddedeki üst sınırın aranmayacağı belirtilmiştir. Böylece, kamu görevlilerinin tüm aylık gelirlerinden prim kesintisi yapılması olanaklı kılınmıştır. Bu durumda, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçileri yönünden, çalışanlar için prim oranı yüzde 14'e düşürülmesine karşın, prime esas matrahın artması nedeniyle görev aylıklarında azalma olması kaçınılmazdır." Bu da, zaten zor durumda olan emeklilerimiz için büyük bir zulüm ve haksızlıktır diyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız devam ediyor: "Ayrıca, bugünkü sistemde Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçileri yönünden aylık bağlama oranında üst sınır yüzde 100'dür. Aylık bağlama oranının düşürülmesinin daha az emekli aylığı anlamına geleceği, bu durumun, çalışanların emeklilik statüsü yönünden olumsuz bir gelişme olduğu açıktır." Tamamen bu görüşe ben de katılıyorum ve gerekçede devamla şunlar yazılı: "Yaşlılık aylığının hesaplanması yönteminde en köklü değişiklik Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçileri yönünden yapılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçilerinin emekli aylıklarının nasıl hesaplanacağı 5434 sayılı Yasanın 41 ve ek 70 inci maddelerinde gösterilmektedir. Bu maddelere göre, emekli aylıkları, memur aylık katsayısı, emekli olunan günde bulunulan emeklilik keseneğine esas derece ve kademe göstergesi, çalışma yaşamı boyunca elde edilen en yüksek ek gösterge, kıdem aylığı, taban aylığı, zam ve tazminat ödemeleri varsa yasada gösterilen oranın, en yüksek Devlet memuru aylığının brüt tutarına uygulanması suretiyle hesaplanan emeklilik tazminatından oluşmaktadır.

Ayrıca, 5434 sayılı Yasanın ek 68 inci maddesine göre de, makam tazminatı ile yüksek yargıçlık tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde bulunduktan sonra emekliye ayrılanlara, bulundukları en üst görevin makam, yüksek yargıçlık, temsil ve görev tazminatları emekli aylıklarına eklenmektedir.

"Özetle, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçilerinin emekli aylıklarının hesaplanmasında, iştirakçinin bulunduğu en son görevinin aylığı ve yapılan ödemelerin brüt tutarları göz önünde buldurulmaktadır.

Oysa, Yasa'da, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçileri yönünden de yukarıda açıklanan yöntem benimsenmiştir. Bu yöntem uyarınca, devlet memurunun, göreve başladığı yıllarda daha düşük olan aylık öğeleri üzerinden hesaplanan prime esas kazançları yaşlılık aylığının belirlenmesinde de dikkate alınacak ve sonuca etkili olacaktır.

Bu durumun, yaşlılık aylığı bağlama oranının da düşürüldüğü göz önünde bulundurulduğunda, kamu görevlilerine bağlanacak yaşlılık aylıklarının bugüne göre daha düşük olmasına yol açacağı ortadadır" diyor Sayın Cumhurbaşkanı.

"Günümüzde uygulanan emekli aylıklarının, insan onuruna yaraşır asgarî yaşama düzeyini sağlamaktan uzak olduğu gözetildiğinde, bu tutarları daha da azaltan yeni kuralın adil, makul ve ölçülü olmadığı; emeklilerin ulusal gelirden hak ettikleri payı almalarını sağlayamayacağı açıktır" diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Devamla şunları belirtiyor Sayın Cumhurbaşkanımız: "Yasanın 40 ıncı maddesinde yer verilen ve fiilî hizmet süresi zammını gerektiren işyerleri ve işler ile sigortalıları gösteren cetvel incelendiğinde,

- 12 nci sırada, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmeti yapan ve haber hizmetlerinde fiilen çalışanlardan unvanları sayılanların TRT Kurumu haber hizmetlerinde,

- 14 üncü sırada, Devlet Tiyatrosu sanatçıları ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şef ve üyelerinin, Devlet Tiyatroları ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasında,

geçen çalışmaları nedeniyle fiilî hizmet süresi zammından yararlanmalarına olanak tanındığı; ancak, aynı ya da benzer etkinlikleri özel televizyon kuruluşları ve özel tiyatro ya da orkestralarda yürütenlerin fiilî hizmet süresi zammından yararlandırılmadığı görülmektedir."

"Anayasanın 10 uncu maddesinde herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmeksizin yasa önünde eşit olduğu belirtilmiştir" hatırlatmasını yaptıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanım şöyle devam ediyor: "Yasanın 40 ıncı maddesinde yer verilen ve fiilî hizmet süresi zammı verilmesini gerektiren işyerleri ve işler ile sigortalıları gösteren cetvel bu ilke ve kararlar çerçevesinde değerlendirildiğinde, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmeti yapan ve haber hizmetlerinde çalışanlar ile Devlet Tiyatrosu sanatçıları ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının şef ve üyelerinin fiilî hizmet süresi zammından yararlanmalarına olanak tanındığı; ancak, aynı ya da benzer etkinlikleri özel televizyon kuruluşları, özel tiyatrolar ve orkestralarda yürütenlerin fiilî hizmet süresi zammından yararlandırılmadığı görülmektedir." Devamla, "Oysa, televizyon haber hizmetlerini TRT Kurumunda yürütenler ile özel televizyon kuruluşlarında yürütenler arasında, bu etkinliğin gerektirdiği teknik uygulamalar ile çalışanların görev ve sorumlulukları arasında, çalışanların…"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
