# Sıvılaştırılmış petrol gazları (lpg) piyasası kanunu ve elktrik piyasası kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s. 1205)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 20 Haziran 2006
- **Gündem:** SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI KANUNU VE ELKTRİK PİYASASI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 1205)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c124/b117/tbmm221241170234.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-06-20-sivilastirilmis-petrol-gazlari-lpg-piyasasi-kanunu-ve-elktrik-piyasa-2

> İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 20 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI KANUNU VE ELKTRİK PİYASASI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S. 1205)); konuşma 973 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlanm; Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporu üzerinde, 1205 sayılı kanun tekliflerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bizim en büyük yaramız enerji sorunudur ve bu kapsamda elektriktir. Bu konudaki görüşlerimi açıklamaya yüce huzurunuzda devam etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, enerjideki özelleştirmeler yapıldıktan sonra, özellikle ihaleleri alan firmaların kaçak ve kayıp enerji üzerinde önemle durmalarını sağlayacak tedbirler getirilmelidir.

Bölgesel tarife modelinin, düzgün işlememesi nedeniyle, çok ciddî tepkiler çekeceği muhakkaktır.

Enerji sektöründe bir güven boşluğu olduğu ortadadır. Özellikle, doğalgaza aşırı bağımlılık, uzun vadeli al ya da öde anlaşmaları, özel sektörün elindeki doğalgaz depolama tesislerine doğal- gaz ithal izinlerinin binbir zorlukla verilmesi ve bu gibi hususlar, yatırım yapmak isteyenleri düşündürmektedir. Zaten, çok lisans alan pek çok firma da bu nedenlerle beklemektedir.

Arz güvenliğiyle birlikte rekabetteki piyasanın işleyiş mekanizması da, diğer bir önemli husustur. Enerji kullanımındaki verimliliği artıracak tedbirlerin de alınması gerekmektedir. Enerji stratejik bir sektör olup, belirli bir kamu payının, piyasa denetimi sağlanması açısından muhakkak elde tutulması gerekmektedir. Ayrıca, herkesin bildiği gibi, kamu, maliyetleri tamamen yansıt- mamaktadır. Bu itibarla, özelleştirmeler sonrası, EPDK'nın onayından geçse bile, Bakanlar Kurulu tarafından değiştirilecek ulusal fiyatta aşırılıklar olması muhtemeldir. Çünkü, bu hükümetin iş alemiyle, özellikle de yabancı yatırımcılarla ne kadar içli dışlı olduğu ortadadır.

Bir başka husus ise, enerjide 2010 senesi sonrası ciddî açıklarla karşılaşacağımız muhakkaktır. İleride bu yatırımların özel sektör mü devlet tarafından mı yapılacağının şimdiden çok iyi organize edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de bu tasarının ana amaçlarından bir tanesinin de, yatırım ortamındaki belirsizliklerin kaldırılması olmasını beklerdik.

Bunların yanı sıra, Rus gazına yüzde 65 oranında bağımlı olan Türkiye, 2005 yılında aynı zamanda 1 000 metreküp gaza 260 dolar vererek en pahalı fiyatı ödeyen ülkelerden birisi olmuştur. Gaspromun açıklamasına göre, Türkiye 2005 yılında Rusya'dan alacağı doğalgaza 260 dolar öderken, Batı Avrupa ülkelerinin ortalaması 135 dolarda kalmıştır. Türkiye 2005 yılında 31,5 milyar metreküplük doğalgaz alımı yapmıştır. Bunun 19 milyar metreküplük kısmı Rusya'dan sağlanmaktadır.

Değerli arkadaşlar, hükümet göreve geldiğinde Ruslarla 3 ayrı doğalgaz anlaşması bulunmaktaydı. Battı Hattı Anlaşmasında fiyat 127, Turusgaz Anlaşmasında ise 131 dolardı. En ucuz anlaşma olarak anılan Mavi Akımda ise fiyat 107 dolardı. Pazarlıklar sonrasında Ruslarla varılan anlaşma gereği, Kasım 2003 tarihinde, Batı Hattı, Turusgaz ve Mavi Akım Anlaşmaları için ortalama 130 dolarla uzlaşıldı. Böylece, Batı Hattı ve Turusgaz anlaşmasında fiyat düşerken, Mavi Akımda ise yükselmiş oldu; ancak, Ruslar, petrol ürünleri fiyatının doğalgaza yansımasında katsayı artışı getirmiştir. Antlaşmanın ardmdan petrol fıyatlan beklenmedik biçimde yükselirken doğalgaz fiyatları da katlanarak artmıştır. Ayrıca, 2005 yılı başında BOTAŞ Ruslardan indirim istediyse de olumsuz cevap almıştır. Aralık 2005'e gelindiğinde ise eski formül geçerli olsa da, 185 dolar ödenmesi gereken Mavi Akımda doğalgazın 1 000 metreküpüne 245 dolar ödenmiştir. Bu ne vahim bir durumdur. İran doğalgazının ise 260 dolar bile üzerinde olduğu iddia edilmiştir. Kısaca, doğalgaz anlaşmalarında formülasyon gereği 2005 yılında yüzde 50 artış olduğunu söyleyebiliriz. 2006 yılındaki artış oranının ise yüzde 25'i bulacağı düşünülmektedir.

Şimdi Türkiye'ye enerji konusunda bu kadar zarar veren antlaşmaların altında imzası bulunan bu Hükümetin samimiyetinden ve işinin ehli olduğundan şüphe duymaktayız.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de 1 kilovat/saat enerjinin maliyeti kömürde 3,43 sent, doğal- gazda 4,33 sent ve fueloilde ise 4,22 sent gibi yüksek düzeylerde gerçekleşmektedir. Bu, Avrupa Birliği ülkelerinin en az 5-6 katı düzeyindedir. Arz güvenliği açısından ülkemizde üretim kaynakları itibariyle optimal bir dağılım sağlanamamıştır. Mevcut durumda, doğalgaza dayalı üretim mevcut üretimin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır.

Doğalgazın tamamına yakını ithal edildiği için elektrik enerjisi üretiminde ithal girdilerinin payı anormal derecede artmış, dolayısıyla dışticaret açığını besler bir konuma gelmiştir. Aynı şekilde, yerli maden yatakları atıl vaziyette beklerken, ithal kömüre dayalı elektrik üretimi yoluna gidilmiştir. Doğalgazın ithal bir girdi olmasının yanında, bunun çok büyük bir kısmının tek bir yabancı ülkeden sağlanması da, arz güvenliği açısından tehlike oluşturmuştur. Al ya da öde yükümlülüğü nedeniyle, alınan doğalgazın kullanımında sorunlar yaşanmış, çözüm olarak, ihtiyaç fazlası doğalgazın elektrik üretiminde kullanılması yoluna gidilmiştir. Bu durum, yerli kaynaklara dayalı linyit ve hidroelektrik santrallarının atıl kalması sonucunu doğurmuştur.

Biz, Anavatan İktidarında, yerli kaynaklara hızla yöneliş sağlayacağız.

Diğer yandan, doğalgaz kontratlarının hepsi al ya da öde yükümlülüğü içermektedir. Söz konusu yükümlülüğün gerektirdiği gaz miktarını eritebilmek için, elektrik üretimi büyük ölçüde doğalgaza bağımlı hale getirilmiştir. Yani, doğalgaz ihtiyacı gerçekçi tahmin edilmemiş, alınmak zorunda kalman gazı tüketecek mekanizmalar geliştirilmiştir. Örneğin, bugün itibariyle alınan toplam gazın yaklaşık yüzde 65'i elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Bu oran, doğalgaz üreten ül- kelerde bile yüzde 10'u, 15'i geçmemektedir; çünkü, doğalgaz, esas itibariyle, sanayi tesislerinde, girdi olarak veya ısınma amaçlı kullanıma elverişli bir enerji kaynağıdır. Bu çarpıklığın müsebbibi de bugünkü Hükümettir.

Bütün bunların yanı sıra, Elektrik Üretim Anonim Şirketi, devlete ait doğalgaz santralında 3,5 sente mal edilen elektriği, özel sektörden 9 ile 13 sent arasında değişen fiyatlardan almaktadır.

Ülkemizdeki en büyük HES'ler ise ancak yüzde 30 kapasiteyle çalışmaktadır. Bu santrallardaki elektrik üretim maliyeti ise, 1 sent civarındadır. Termik santrallarm toplam kapasitenin sadece yüzde 16'sı HES'lerin ise ancak yüzde 30'u kullanılırken, özel doğalgaz santrallarmın kapasite kullanım oranı yüzde 86,2'dir.

Daha da önemlisi, Hükümet, son üç yılda, maliyetler yüzde 22 artmasına rağmen -yaptıkları anlaşma gereği, Rusya'dan gelen gazın fiyatı petrole endekslenmiştir- elektriğe zam yapmamış ve bu görev zararını da iç borçlanmayla finanse etme yoluna gitmiştir. Bu nedenle de, özel santral işletmecileri de zor durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın lütfen.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Sanayideki elektrik kullanım fiyatı olarak ise ülkemiz 9,8 sentle OECD ülkelerinde 3 üncü sıradadır. Uluslararası rekabette girdi maliyetleri bakımından en önemli sorun olan enerjideki bu yüksek fiyat, sanayicinin asıl en büyük kabusu haline gelmiştir. Bu rakamlar, ABD'de 4,18; Almanya'da 6,5; Yunanistan'da 5,6; Çin'de ise 3,2 şeklindedir. Yani, enerjide ucuz fiyat uygulamasının olmayacağı hiçbir düzenlemenin Türkiye'ye faydası olmayacaktır; biz, buna Anavatan Partisi olarak şiddetle karşıyız.

Diğer görüşlerimi 3 üncü maddede yüce huzurunuzda açıklayacağım; hepinize saygılarımı arz ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Sıvılaştırılmış petrol gazları (lpg) piyasası kanunu ve elktrik piyasası kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s. 1205)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 20 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-06-20-sivilastirilmis-petrol-gazlari-lpg-piyasasi-kanunu-ve-elktrik-piyasa-2 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c124/b117/tbmm221241170234.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
