# Terörle mücadele kanunun bazı mad. değişiklik yapılması hakkında (s.s.1222)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim
- **Tarih:** 29 Haziran 2006
- **Gündem:** TERÖRLE MÜCADELE KANUNUN BAZI MAD. DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1222)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c126/b122/tbmm221261220048.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-06-29-terorle-mucadele-kanunun-bazi-mad-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s

> İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 29 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖRLE MÜCADELE KANUNUN BAZI MAD. DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1222)); konuşma 1.012 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1222 sıra sayılı Terörle Mücadele Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasansı üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Genel Kurulu en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, konuşmama başlarken bir hususu Anavatan Partisi adına belirtmek istiyorum: Biz, Türkiye'de bir terör sorununun olmadığım, bir bölücülük sorunu olduğunu, terörün bölücülüğün bir sonucu olduğunu biliyoruz. Bu hazırlanan kanun tasansı Hükümetin hazırladığı bir kanun tasansıdır. Anavatan Partisi olarak bu tasanya katılmıyoruz; ancak, güvenlik güçlerimizin elinin kolunun güçlenmesi adına destek vereceğimizi de, kerhen de olsa destek vereceğimizi de buradan belirtmek istiyoruz değerli arkadaşlanm.

Bu kanun tasansı hakkında Sayın Adalet Bakanı -ki, kendisinin iyi niyeti hakkında zerre kadar şüphem yoktur, büyük bir vatanperverdir, vatanseverdir- methiyeler dizdiler; fakat, bizim istediğimiz anlamda bir kanun tasansı değildir.

Değerli arkadaşlar, 21 inci Yüzyıl dünyasının gündemine damgasını vurmuş, birçok ülkenin ortak sorunu haline gelmiş terör, insanlann korku ve panikle gerilemesini amaçlar. Terörist eylemler sonucunda insanlar korkuya kapılacak, devletler âciz kalacak ve karmaşa olacaktır. Böylece, terör örgütleri de otoriteye meydan okuyacaklan ortamı bulmuş olacaklardır. Terörün yegâne amacı budur.

Terör örgütleri, bu kirli amaçlarına ulaşmaya çalışırken, çok sayıda masum insanın canını yakarlar, kamu düzenini bozup, günlük yaşamı sekteye uğratırlar. Yani, bugün, hepimizin bildiği üzere, terör, hem devlet yönetimine hem de topluma ağır bedeller ödetir. Terörle mücadele hükümetlerin öncelikleri arasında yer almalı ve hükümetler bununla baş edebilmelidir. Bunun başka da alternatifi yoktur. Terörle mücadelede Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin bir türlü kavrayamadığı, anlamak istemediği; ama, Anavatan Partisi olarak bizlerin sonuna dek farkında olduğu çok önemli bir nokta vardır. Bu önemli nokta, terörist eylemin, daha gerçekleşmeden, kaynağındayken bastırılması noktasıdır. "Evet, ben terörle mücadele ettim" diyebilmek için, daha terörist eylem plan aşamasındayken müdahale etmek, teröristlerin çabasını boşa çıkarabilmek gerekir.

Terörist eylemler konusunda önleyici tedbirlere başvurulması ilk yapılması gereken şeydir; ama, bizler, Anavatan Partisi olarak, dar anlamda önleyici polisiye tedbirlerden söz etmiyoruz, biz, terörü, en başından, daha terörist örgütler teşekkül edip de taraftar toplama aşamasındayken etkisiz hale getirmeyi amaçlıyoruz.

Peki, bunu nasıl yapacağız; cevap çok basittir arkadaşlar, ayan beyan ortadadır. Bu ülkede hem ekonomik terör estiren mafyanın hem de siyasî terör örgütlerinin halka sevimli görünebilmek için kullandıkları tek bir yöntem vardır; terör örgütleri, devlete, düzene karşıymış da, vatandaşın arka- sındaymış izlenimini oluşturmakta, modern dünyanın Köroğlu olduklan izlenimine sığınmaktadır ve devleti de zalim Bolu Beyi gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bu, terör örgütlerinin bir taktiği, bir halkla ilişkiler stratejisidir; ama, aynı zamanda, devletin vatandaşıyla ilişkilerinin zayıflığının da bir kanıtıdır. Maalesef, bugün, devlet vatandaşıyla doğrudan, sağlıklı iletişim kuramamakta, devlet ile vatandaşın arasına terör örgütleri girebilmektedir. Bugün, Türkiye'de, bölücü ve köktenci sağ terörün tabanını sürekli geliştirebilmesi, bunun en bariz ispatıdır. Eğer, devlet, vatandaşıyla sağlıklı ilişki kurabilseydi, vatandaş devletinden korkmak yerine, devletine sevgiyle bağlanabilseydi, terör örgütleri sempatizan sayılarını artıramazdı.

Marjinalliğe hapsolmuş bir terörle çok daha kolay baş edebilirdik; ama, ne yazık ki, AK Parti Hükümeti bu gerçeği kavramamış, kavramak istememiş, işin kolayına kaçmayı yeğlemiştir.

Bütün bunların neticesi ortadadır; terör örgütleri hiçbir zaman bu İktidar zamanındaki kadar cüret gösterememiş, terörle mücadele uğruna büyük bedeller ödeyen büyük milletimizin morali hiçbir zaman bu Hükümet zamanında olduğu kadar bozulmamıştır. Bugün, PKK, başta İstanbul olmak üzere, büyük şehirlerimizde ve birçok vilayetimizde iç savaş provaları yapmaktadırlar.

Anavatan Partisi olarak iktidara geldiğimizde, devlet vatandaşıyla doğrudan iletişim kuracak, vatandaş, sorunlarının çözümünü devlette arayacak, devletin kudretinin gölgesi vatandaşımızın üzerine düşecektir. Vatandaşımız devletin kudretini karşısında değil, arkasında bulacaktır. Anavatan Partisinin bu yaklaşımı terör önleyici mücadele adına ciddî katkılar sağlayacak, bu Hükümetin yapamadığını yapacaktır.

Diğer yandan, bugün terörle mücadelenin en büyük zaaflarından biri de, devletin radikal gruplarla ilişkilerinin tayin edilmesidir. Anavatan Partisi olarak bizler, bugüne kadar radikallikten uzak durmaya, toplumun tümünü kucaklamaya azamî özen gösterdik. Bir ya da birkaç radikal gruba yaklaşarak, Türk Halkının çoğunluğunu oluşturan sade vatandaşımızı kavramaktan uzaklaşmak bizim kâbusumuz olmuştur; hatta, bu yolda çok ciddî bedeller de ödedik. Tüm bunların yanında, her farklı olanı da öcü görmedik, göstermedik.

Radikal gruplara bakışımıza gelince; radikal, adı üzerinde radikaldir. Genişleme, büyüme, toplum tabanına yayılma, radikalliğin doğasında yoktur; zira, o zaman, radikal gruplar radikal olmaktan çıkarlar. Bu tür grupların varlığı, yasalara uymaları, toplumun huzurunu bozmamaları şartıyla tolere edilebilmeli, farklı düşüncelere saygı duyulabilmelidir.

Radikallerin yasadışına çıkma ihtimali göz önünde bulundurulmalı, tedbir alınmalı; ama, bu ihtimal paranoyaya dönüştürülmemelidir. Diğer farklı olan herkes, her grup, devlette kuşku uyandırır. Devlet, kendi vatandaşını hasım görürse, birkısım vatandaşımız tümden sistemin dışına itilir ve terörizmin potansiyel insan kaynağı olarak toplumumuza zarar vereceği ortaya çıkar.

Biz Anavatan Partisi olarak, hoşgörü ile tedbir arasındaki ölçüyü iyi koruyoruz. Zaten, tarihimiz boyunca hep böyle yaptık; ama, görüyoruz ki, bu Hükümet ölçüyü kaçırmıştır, ta, en başından beri. Sonuç itibariyle, değerli arkadaşlar, devletin, vatandaşıyla ilişkilerinde koyduğu ölçü önemlidir. Devlet, vatandaşın özgürlük arayışlarına cevap verebilmelidir. Derinlemesine ideolojik düşünmeyen gruplarla, kendinden farklı düşünenlere şiddet eğilimi gösteren gruplar arasında ayırım yapılabilmelidir. Bu ayırımın yapılması o kadar kolay değildir. Bu kadar hassas bir ayırım yapılabilmesi için, siyasete nereden baktığınız önemlidir, siyasî yelpazenin neresinde durduğunuz önemlidir. Anavatan Partisinin, Türk siyasetinin neresinde olduğu bellidir. Anavatan Partisi, farklı kültürden vatandaşlarının hepsini anlayabilecek, hepsinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve farklı gruplar arasında tarafsız olabilecek bir konumdadır. Anavatan Partisi, hür düşüncenin yanındadır ve özgürlüklerin anasıdır.

Terör örgütlerinin kendilerine hayat sahası açtığı yer, devlet otoritesinin boş bıraktığı yerlerdir. Bunlardan en önemlisi, kavram kargaşasından kaynaklanan sorunlardır. İnsan hakları, şiddet, katliam, cinayet, hukuk gibi kavramların, hükümetlerin önderliğinde, tüm toplumca tanımlanması gerekmektedir. Hükümetler, buna öncülük etmektedirler. Hükümetler, insan haklan, hukuk devleti gibi çok kritik kavramlann insanlann kafasında oturması için gerekli...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdoğan, konuşmanızı tamamlar mısınız.

Buyurun, ek sürenizi başlattım.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Fakat, içinde bulunduğumuz süreç göstermektedir ki, bu Hükümet, yani, AK Parti Hükümeti, hukuk, insan haklan kavramlanna yeterince sahip çıkmamış, bu kavramlan temsil etme noktasında yetersiz kalmıştır. İnsan haklan kavramı, bu evrensel değer, maalesef, Türkiye'de terör örgütlerinin, kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan marjinal gruplann elinde oyuncak olmuştur. 21 inci Yüzyıl dünyasının bu kilit kavramlan, terörist eylemlere meşruiyet zemini oluşturmak için kullanılan taşeronlann diline pelesenk olmuştur.

Sayın Başbakanın geçen yıl ağustos ayında "Kürt sorunu vardır, bu sorun benim sorunumdur" demesi, yangının üzerine benzin dökmesi gibi bir şey olmuştur.

Değerli arkadaşlar, terör konusundaki diğer görüşlerimizi, diğer maddelerde aktaracağız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Terörle mücadele kanunun bazı mad. değişiklik yapılması hakkında (s.s.1222)”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-06-29-terorle-mucadele-kanunun-bazi-mad-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c126/b122/tbmm221261220048.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
