# Tohumculuk kanunu tasarısı ve ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu raporu hakkında (s.s. 662)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim
- **Tarih:** 4 Ekim 2006
- **Gündem:** TOHUMCULUK KANUNU TASARISI VE İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU RAPORU HAKKINDA (S.S. 662)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c131/b003/tbmm221310030042.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-10-04-tohumculuk-kanunu-tasarisi-ve-ile-tarim-orman-ve-koyisleri-komisyonu

> İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 4 Ekim 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOHUMCULUK KANUNU TASARISI VE İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU RAPORU HAKKINDA (S.S. 662)); konuşma 2.025 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Tohumculuk Yasası Tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikle, bu haftanın Camiler ve İmam Hatipler Haftası olması dolayısıyla, aziz milletimizin ve din görevlilerimizin Camiler Haftasını kutluyor, kendilerine üstün başarılar diliyorum.

Aynca, 4 Ekim Dünya Mimarlar Günü. Bu vesileyle, bize mimarlık örneklerinin en güzellerini yaşatan Türk mimarlarına hayırlı olsun diyor ve kendilerine her alanda başarılar diliyorum.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Mimar Sinan...

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Tabii ki, çok haklısınız; başta büyük ceddimiz Mimar Sinan'ın yolunda olacaklarını da burada temenni ediyorum ve öyle olacaklarını biliyorum.

Aynca bir günü de, geçmiş bir günü de kutlamak durumundayım; o da, Dünya Çocuklar Günü.

Değerli arkadaşlar, çocuklar, bizim her şeyimiz. Dünya Çocuklar Gününü kutluyor ve çocuklarımızın, en derin sevgilerle yanaklanndan öpüyorum.

Değerli arkadaşlar, önemli bir yasa tasarısını görüşmekteyiz. Ben, bu yasa tasarısına girmeden önce, yasa tasarısının ne anlama gelebileceği konusunda bir şey söylemek istiyorum. Cumhuriyet hükümetleri döneminde, AK Parti Hükümeti döneminde olduğu kadar köylünün adam yerine konulmadığı bir dönem olmamıştır. İşte, ispatı. İşte, ispatı. Yani, bu yaz, biz de, her yerde, bütün köylere gittik muhalefet partisi milletvekili olarak. Tabiî ki, Hükümet Partisi sayın milletvekilleri de gittiler. Herkes, kendilerini bir yönden övüyor ve muhalefet partisine mensup milletvekili arkadaşlanmızdan bir kısmı, AK Parti milletvekillerinin, Hükümet Partisine mensup milletvekillerinin köylere sokulmadığından bahsediyorlar. Ben, bu konuya girmek istemiyorum; çünkü, belki bir yıl, belki bir yıldan da az bir süre var seçimlere. Bizim köylümüz efendidir. Bizim köylümüz misafirperverdir; ben inanıyorum ki, kapısına giden hiç kimseyi azarlamaz, güler yüzle karşılar, buna inanıyorum. Dostu da olsa, düşmanı da olsa, muarızı da olsa, en güzel şekilde karşılar. Neden köylülerimiz adam yerine konulmamıştır bu Hükümet döneminde, bunu ispat etmek borcundayım değerli arkadaşlar.

Biliyorsunuz ki, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Ulu Önder Atatürk "millî ekonomimizin temeli ziraattır" demiştir, bir; ikincisi "köylü milletin efendisi" demiştir. Bu söz çok önemlidir. Yani, Büyük Atatürk, köylüyü milletin efendisi yapmıştır; ama, bugün, köylü, adam yerine konulmamaktadır. Neden: Köylüler her yerde şikâyet ediyor, Erzurum'un köylerinde de şikâyet ediyorlar; "Ziraat Bankasından kredi almaya gidiyoruz, tarla tapularımızı götürüyoruz, ev tapularımızı götürüyoruz, her şeyi götürüyoruz, ipotek etmeleri açısından; fakat, hiçbirisi kabul edilmiyor, bize 'kredi almanız için 2 tane memur getireceksiniz' diyorlar." Bunun anlamı nedir; köylüye güvenmemektir ve köylünün adam yerine konulmamasıdır değerli arkadaşlar.

Bugün, genel anlamda, Türk köylüsünün durumuna baktığımız zaman, hakikaten perişan durumdadır. Tabiî ki, Türkiye'nin her tarafında hayvancılık yapılmaktadır. Doğu Anadolu'da ve Güneydoğu Anadolu'da en yüksek oranda hayvancılık yapılmaktadır. Bir Erzurumlu olarak, bir köylü çocuğu olarak, hatta ve hatta köylü olarak, bu problemleri yakından bilmekteyim. Bugüne kadar, AK Parti Hükümeti, maalesef, kaçak hayvancılığı -bilerek veya bilmeyerek- önleyememiştir. Bugün, Türk besicisi, Türk köylüsü kaçak hayvancılık nedeniyle perişan bir durumdadır. Bunu, bir defa daha, aziz milletimizin huzurunda, Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımıza tekrar ediyorum ve sesim kısılıncaya kadar tekrar edeceğim; hatta ve hatta, kendilerine, temmuz ayının başlarında yazılı soru önergesi verdim kaçak hayvancılık konusunda, bugüne kadar -diğer bakanların olduğu gibi- Sayın Tarım Bakanından bir cevap alamadım.

Karadeniz'e gelelim. Karadeniz'in altın ürünü fındıktır; fakat, bugün, fındıkçımız perişan durumdadır. Neden dolayı perişan durumdadır; şundan dolayı değerli arkadaşlar: AK Parti Hükümetinden dolayı perişan durumdadır; uluslararası fındık ihracatçılarının talebi doğrultusunda ve uluslararası fındık ihracatçılarının Türkiye'deki uzantısı bir kişi yüzünden, fındık üreticimiz, Karadenizlimiz perişan durumdadır. İşte, bugünkü Tohumculuk Yasa Tasarısı da, maalesef, uluslararası tohumculuk ticareti yapan odakların isteği doğrultusunda hazırlanmış bir yasa tasarısıdır değerli arkadaşlar.

Bu Hükümet döneminde, Türk köylüsü azarlanmıştır, Türk köylüsü hakarete uğramıştır. Elbette ki, Türk köylüsü -aziz Türk Milleti olduğu gibi Türk köylüsü de- bir feraset sahibidir, bir öngörü sahibidir, misafirperverliği yüzünden şimdi sesini çıkarmıyor; ama, yarın, o genel seçimlerde, perdenin arkasına girdiği zaman, inşallah, hükmünü verecektir. Bunları asla ve katiyetle affetmeyeceğini biliyorum.

Değerli arkadaşlar, hamaset nutukları atacak değilim. Metne bağlı olarak bu Tohumculuk Yasa Tasarısı üzerindeki endişelerimi aziz milletimle ve siz değerli arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; şöyle tasarıya genel olarak bakıldığında, tasarı, tohumculukla ilgili düzenlemelerden daha çok, sektörün özel sektöre devrine aracılık etmesi planlanan tohumculuk birliği kuruluş kanunu intibaını uyandırıyor.

Tasarının "gerekçe" kısmının ikinci paragrafında da, bu durum açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu paragrafta, 308 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun yetersizliğinden bahisle, Avrupa Birliğinin taleplerine de vurgu yapılarak, tohumculuk sektörünün özel sektöre devredilmesi gerektiği savunuluyor. Sektördeki gelişmeler gerekçe gösterilerek, biyoteknolojik yöntemlerle tohumluk üretiminin önü hiçbir kısıt konmadan açılmaktadır.

Tasarı, çok uluslu tohumculuk şirketlerinin verimli Türkiye topraklarını deneme ve üretim sahasına, Türkiye'nin bitkisel gen kaynaklarını da, kendi adlarına tescilli tohumlukların kaynağı olan gen bankasına dönüştürmesine yol açacaktır.

Türkiye, bitkisel gen kaynakları açısından yaklaşık 13 bin çeşide sahip bulunuyor. Bunun sayısı, toplam Avrupa Birliği üyelerinin gen kaynaklarıyla neredeyse aynı düzeydedir. Ne kadar zen- giniz bu konuda değerli arkadaşlar! Ayrıca, 3 bin çeşit, endemik, yani, sadece Türkiye'de bulunan çeşide sahiptir ki, bu çeşitler içerisinde son derece öneme sahip tıbbî ve aromatik bitkiler bulunmaktadır. Bir eczacı olarak bunları çok iyi biliyorum farmasötik botanik okuduğumuz için.

Yıllarca, soğanlı, yumrulu ve rizomlu bu tür bitkileri bir vesileyle yurt dışına çıkararak ülkemizin gen kaynaklarını suiistimal eden, onları ciddî rantlara dönüştüren, tohumculuk devi olmuş şirketlerin, tasarıyı -kanunlaştığı takdirde- kendi çıkarları lehine acımasızca kullanacağı çok net ve açıktır.

Ülkemiz, sertifikalı hububat tohumluğunun ancak yüzde 25'ini, sertifikalı sebze tohumunun ise yüzde 10'unu üretmektedir. Bu durumda dahi dışa bağımlı olan ülkemiz tohumculuğunda, mevcut üretimlerin çok büyük bir bölümünü karşılayan kamu üretim işletmelerinin devre dışı bırakılması kabul edilebilir değildir.

Yıllarca, ülke tohumculuğuna yönelik ciddî çalışmalar yapmış olan tarımsal araştırma enstitülerinin ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün "devlet tohumculuk yapar mı" gibi bir gerekçeyle sistemden çıkarılması, sadece tohum üretim zararları açısından değil, ülkede gen kaynaklarının korunmasının sahipsizliğini doğuracaktır maalesef.

1 kilogram sebze tohumluğu için 2 tır dolusu ürün satmak zorunda olan üreticinin uluslararası rekabet için maliyetlerde en büyük kalemi oluşturan tohumluk fiyatlarının düşürülmesi zorunluluğu varken, piyasayı tamamen dışa bağımlı hale getirmek akıl dışıdır değerli arkadaşlar.

Yapılması gereken şey, yerli tohumculuğun geliştirilmesi ve teşvik edilmesidir. Bu nedenle amaç, sektörde söz sahibi olan kamu kurum ve kuruluşlarının içini boşaltmak, etkinliğini geriletmek değil, onların öncülüğünde yerli tohumculuk sektörünün gelişmesini sağlamaktır.

Burada asıl dikkat çekici olan şey, Avrupa Birliği ortak tarım politikalarının öngörülerine göre tarımda rekabet şansımız olan yaş sebze ve meyve üreticiliğimizin, dolaylı olarak da olsa, tasarıyla, bu gücünün kırılmasının hedeflenmesidir maalesef.

Yine, tasarıyla, şu an uygulamada olan genetiği değiştirilmiş organizmaların genleriyle oynanarak verimde ve hastalık zararlarının önlenmesinde avantajlar sağlayan tohumlukların üretilmesi olayıdır; ama, tohumlukların hastalıklarının giderilmesi... Bu tohumlarla üretilen ürünlerin insan genetiğinde ve metabolizmasında ciddî sorunlara yol açması beklenmektedir. Yurda giriş yasağı, dolaylı olarak da olsa, ortadan kaldırılmaktadır. Zaten, değişik nedenlerden dolayı, yılda 2 milyon ton genetiği değiştirilmiş organizmalı mısır, soya, pamuk ve kolza ülkemize giriş yapmakta ve bu ürünler, 800'e yakın ürün aracılığıyla, tüketicinin sofrasına girmektedir. Bu, ne tehlikeli ve vahim bir durumdur değerli arkadaşlar! Biyogüvenlik yasası çıkarılmadan, bu tasarıyla, genetiği değiştirilmiş organizmaların ülkede kolayca çalışma sahası bulacak olması, çok acı verici bir olaydır.

Bir de, tasarının teknik değerlendirmesine bakacak olursak; başlangıçta söylendiği gibi, tasarı, sadece tohumculuk sektörünün Avrupa Birliği ve çok uluslu şirketlerin talepleri doğrultusunda oluşturulacak tohumculuk birliğinin kuruluşunu düzenleyen ana sözleşme gibidir. Tasarının 43 maddesinden yürürlük ve yürütmeyi düzenleyen 2 maddesiyle, amaç, kapsam ve tanımlamayı içeren 3 maddeyi çıkarırsak, tohumculukla ilgili düzenleme içeren madde sayısı 12'dir. Oysa, tohumculuk birliği kurulmasıyla ilgili madde sayısı 25'tir. Tasarıya göre, adı geçen birlik, yerli-yabancı tohumu materyallerini kullanarak kendi adına patentlediği tohumlukları hem üreten hem de satan, hem sorgulayan hem de yargılayan hem de sonuçlandıran bir yapı niteliğinde düzenlenmiştir; yani, hem hâkim hem savcı rolünde hem de suçlu rolünde.

Değerli arkadaşlar, ayrıca, yasanın, ülkemizin mevcut üretim yapısında kullanılan geleneksel tohumların en geç iki yıl içerisinde kullanımdan kaldırılacağını içermesi, zaten canından bezer hale gelen çiftçimizi iyice pes ettirecektir. Yani, çiftçi, artık, kendi ürettiği tohumu bile kullanamaya- cak hale gelecektir. Ayrıca, üretim maliyetleri altında ezilen üreticilerimizin maliyetlerinin iyice artmasına da yol açacaktır.

Bu nedenle, Tasarı, nitelik olarak, ülkemizin tohumculuğunun geliştirilmesine, yerli üretim mekanizmalarının harekete geçirilmesine, rekabet edebilir yerli tohum üreticilerinin oluşturulmasına hizmet edecek bir tasarı değildir; iç dinamiklerimizi, üreticimizi korumamakta ve kollamamak- tadır. Kendi gerçeklerimiz ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda yeniden sektör ilgililerinin de katılımıyla gözden geçirilmesi ve buna göre yapılacak düzenlemelerden sonra Meclise getirilmesi daha uygun olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, ayrıca, bu Kanun'la ilgili bazı hususların tekrar gözden geçirilmesi de yerinde olacaktır. Nelerdir bunlar değerli arkadaşlar:

1- Tohumculuk Kanunu Tasarısı, ilgili AB direktifleriyle uyumlu hazırlanmamıştır. Bu direktiflere hem dikey hem de yatay uyumsuzluklar mevcut bulunmaktadır. Bunlar, 3'üncü, 4'üncü, 6, 7, 8, 11, 12 ve 15'inci maddelerdir.

2- Kanun tasarısında millî güvenliğimizi tehdit eden maddeler de vardır; bunlar 5, 15, 16'ncı maddelerdir değerli arkadaşlar.

3- Biyoteknolojik yöntemler uygulanan türler ve her çeşit hareketi için Avrupa Birliği direktifleriyle farklı bir proses hazırlanmış olup, diğer yöntemlerin uygulandığı türlerden ayn tutulmakta ve düzenlemeler buna göre yapılmaktadır.

4- Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve diğer ülkeler, ekoloji, tanm, sağlık, çevre gibi birçok alanda biyoteknoloji teknikleriyle üretilmiş türlerden kaynaklanabilecek risk, tehlike ve tehditlere karşı önlem alan mekanizmalannı kurduktan sonra, belli kurallar çerçevesinde, biyoteknolojik teknikler uygulanan tohumlan, yani, genetiği değiştirilmiş organizmalan kullanmaktadır; ancak, ülkemizde yapılan bu çalışmalar henüz tamamlanmadığı için, bu kanun tasarısı bu haliyle yasalaşıp yürürlüğe girerse, gerçek anlamda ulusal bir felaketle sonuçlanacağı kesin gibidir.

5- Avrupa Birliği direktifleri ve uygulamalarında "biyogüvenlik takas mekanizması" diye bir sistem mevcuttur. Bu sistem, tohumdan gıda maddesi, yem, vesaire olana dek genetiği değiştirilmiş bir türün ürünlerinin, türevlerinin tüm süreçlerini adım adım izleyen ve sonuçlan veri tabanında toplayan bir sistemdir. Bununla ilgili olarak ülkemizde ulusal biyogüvenlik takas mekanizmasıyla ilgili çalışmalar henüz tamamlanmamış olup, bu sistem tamamlanmadan bu kanun tasansınm yasalaşıp yürürlüğe girmesi, gerçek anlamda ulusal bir felakettir.

6- Buraya dikkatinizi çekmek istiyorum. Halen devam eden Irak işgali çerçevesinde, ABD tarafından Irak için hazırlanan kanunlardan karar 81'in 51 ilâ 79'uncu maddeleri arası, Irak'ta yapılacak tanmla, tohumculukla ilgili düzenlemeleri yapmaktadır, içermektedir. Karar 81 incelendiğinde, Meclise sunulan tohumculuk kanun taslağıyla son derece benzer olduğu ve bununla birlikte Avrupa Birliği uyum paketi içinde olmasına rağmen, Avrupa Birliği direktifleriyle örtüşmediği görülmektedir. Bundan da anlıyoruz ki, uluslararası tohumculuk şirketlerinin baskısı altında bu tasan hazırlanmıştır ve Türk çiftçisini yok edecektir.

7- Irak, savaş ortamında olmasından dolayı ve bununla beraber, tüm çabalanna rağmen karar 81'i reddetmekte başarılı olamamış ve daha sonra tohumlarla ilgili olarak, ülkenin, biyoteknolojik yöntemler uygulanmış, yani genetiği değiştirilmiş tohum ihalesi Monsanto firmasına verilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Saym Özdoğan.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Karar 81 ile Tohumculuk Kanun Tasansında bunun yolunu açan maddelerin benzer olmasından dolayı, ülkemizi tanmda tamamen dışa bağımlı bir sona götüreceği gözümüzün önünde yaşanan bir örnekten dolayı da kaçınılmazdır. 8- Biyoteknolojik yöntemler uygulanmış, yani genetiği değiştirilmiş tohumlardan elde edilen ürünlerin, türevlerin gıda ve yem olarak tüketime sunulması sonucunda insan ve hayvan sağlığına olabilecek olumsuz etkilerinin araştırılması için, yine, Avrupa Birliği mevzuatları ve iç mevzuatları çerçevesinde farklı prosesler bulunmaktadır.

Bu kanun taslağında, genetiği değiştirilmiş tohumların ürün türevlerine dönüşünde insan ve sağlığıyla ilgili yapılacak herhangi bir hukukî düzenleme belirtilmemiştir.

9- Çalışmaları devam eden ulusal biyogüvenlik kanun taslağının 35 inci maddesine göre "modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünleriyle ilgili faaliyetleri düzenlemek, denetlemek, izlemek üzere biyogüvenlik sistemini kurmak, geliştirmek ve uygulamasını sağlamak amacıyla çıkarılacak bu Kanun'un uygulanmasıyla ilgili usul ve esasları düzenleyen mevzuatlar kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde çıkarılır" denmektedir.

Ayrıca, ulusal güvenlik düzenlemelerini yapan çalışmalar, Avrupa Birliği uyum paketinde, Tohumculuk Kanunu'ndan ya da diğer kanunlardan daha öncelikli bir konu olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle, ulusal biyogüvenlik düzenlemeleri yapılmadan diğer kanunlarda biyoteknolojik yöntemlerle elde edilen türlerin kullanımının yasalaştırılması hem AB uyum çalışmalarında hem de ulusal düzeyde ciddî handikaplara neden olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son cümlenizi alayım lütfen efendim.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - 1 (Tuncusu ve son paragrafımı değerli arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.

Avrupa Birliği uyum çerçevesinde 5179 Kanun nolu Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un -ki, 5.6.2004 tarih ve 25483 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır- Avrupa Birliği direktifleri doğrultusunda revize edilen taslağı bir süre önce görüşe sunulmuştur. AB direktifleri doğrultusunda revi- ze edildiği ifade edilen Kanunun 3 'üncü maddesinde yapılan gıda tanımına genetik modifiye gıdalar da dahil edilmiştir. Ancak, bu hususa, yukarıda belirtilen madde 9 gerekçe gösterilerek Sağlık Bakanlığı tarafından itiraz edilmiş olup hem AB direktiflerine hem de AB uyum çerçevesine uymadığı için, söz konusu AB düzenlemeleri hatırlatılarak genetik modifiye gıdaların revize edilen Gıda Kanunu'ndan çıkarılması da sağlanmıştır.

Diğer hususlar için değerli arkadaşlar bu Yasa Tasansı'nm ikinci bölümünde tekrar birlikte olacağız; hep birlikte görüşürüz.

Hepinizi, tekrar, en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Tohumculuk kanunu tasarısı ve ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu raporu hakkında (s.s. 662)”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 4 Ekim 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-10-04-tohumculuk-kanunu-tasarisi-ve-ile-tarim-orman-ve-koyisleri-komisyonu (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c131/b003/tbmm221310030042.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
