# Atatürk'ün ölüm yıldönümü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** İbrahim Yiğit (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 10 Kasım 2010
- **Gündem:** ATATÜRK'ÜN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-yigit-23-2010-11-10-ataturk-un-olum-yildonumu-munasebetiyle

> İbrahim Yiğit (AK Parti), 10 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATATÜRK'ÜN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 598 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Büyük Önder Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 72’nci yıl dönümü vesilesiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce, Büyük Önder’in aramızdan ayrılışının yıl dönümü olan bugünde kendisini bir kez daha şükran ve minnetle anıyoruz.

Büyük Atatürk, yok olma sürecindeki bir imparatorluktan çağdaş bir ülke ortaya çıkararak dünyaya kendisini kabul ettirmiş ve eşsiz dehasıyla, imkânsızlıklar içerisinde, bizlere çağdaş Türkiye Cumhuriyeti devletini teslim etmiştir. Bize düşen en büyük görevse ülkemizi öncelikle onun istediği seviyeye ulaştırmaktır.

Onu anmanın en güzel şekli, tüm dünyanın hayranlıkla ve övgüyle söz ettiği Büyük Önder’i anlamaya çalışmaktır. Bu önemli günde hüzünlü törenler düzenlemek, ağıtlar yakmak onun istediği şeyler değildir. Büyük Önder “Beni görmek demek, yüzümü görmek demek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve bunu hissediyorsanız bu yeterlidir.” diyerek bunu bizlere yıllar öncesinden söylemiştir.

Birçok alanda önemli devrimler gerçekleştirmiş olan Büyük Önder, en başta bunların iyi anlaşılması, uygulanması ve daha ileri seviyelere çıkartılması için çaba göstermemizi istemiştir. Yani Atatürk’ü sevmenin temel felsefesi bu olmalıdır.

Büyük Önder kurduğu cumhuriyetle bütün bireylerin ülke yönetiminde söz sahibi olmalarını sağlamış ve egemenlik hakkını kayıtsız şartsız millete vererek çağdaşlık yolunda tarihteki en güzel ve en saygın yerini almıştır. Bilimi temel alan söylem ve uygulamalarıyla ve karar alma süreçlerindeki araştırmacı kişilik özellikleriyle sürekli ilerlemeye ve gelişmeye dönük adımlar atan Büyük Önder, gençlerimize de bilim ve aklın ışığında hareket etmeleri yönünde önemli öğütlerde bulunmuştur.

Çok akıllı bir dış politika izleyen Atatürk, bu özelliğiyle birçok dünya liderinin saygısını kazanmıştır. Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözleri ancak özgürlüklerin önünü açmakla, demokrasiyi geliştirmekle, toplumun refah düzeyini yükseltmekle ve toplumsal barışı sağlamakla mümkün olacaktır. Korkakların da en büyük paranoyası barıştır.

Atatürk’ün değişik kökten ve değişik inanç gruplarından bütün vatandaşlarımızı yanına alarak, aynı acıyı paylaşarak, kan dökerek kurduğu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Değerli milletvekilleri, Büyük Önder aynı zamanda eğitime özel bir önem vermiş, cumhuriyetin ilanından hemen sonra, neredeyse yüzde 90’a yakını okuma yazma bilmeyen halkı için Mart 1924’te öğretim birliğinin kabulüyle öğretimdeki ikili uygulamaya son vermiştir. “Kadının eğitilmesi, milletin yücelmesi” diyerek, yüzyıllar boyu eğitimden yoksun bırakılan kadınlarımız lehine eğitimde kadın-erkek farkı uygulamasından vazgeçilmesini sağlamıştır. Aynı zamanda harf devrimini gerçekleştirerek ve okuma yazma seferberlikleri başlatarak, kurduğu yeni devletin diğer milletler nezdinde daha güçlü ve daha çağdaş olması yolunda önemli adımlar atmıştır. Bütün bunları yaparken topluma yararlı, çağdaş insanı ortaya çıkarmaya çalışmış ve ülkenin geleceğinde eğitimin, bilimin, kültürün ne kadar önemli olduğunu, önemini vurgulayarak kendi deyimiyle muasır medeniyetler seviyesine ulaşmayı amaçlamıştır. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne ülkeyi çıkarmak için, aynı zamanda, ekonomiyi anlayan, teknolojiyi kullanan, küreselleşme gerçeklerini yakalayan ve dinamik hayatın koşullarını oluşturan çağdaş, demokratik, özgürlükçü bir ülke olmanın çabası içinde olduğumuz bir gerçektir.

Değerli arkadaşlar, Atatürk ve silah arkadaşları, halkımızı da yanlarına alarak bağımsızlık ve özgürlük savaşını verirken bağımsızlık hamurunu kanlarıyla yoğurup özgürlük konusunda tutsak ülkelere örnek olmuşlardır. Ülkemizde her on yılda bir yapılan antidemokratik uygulamalara ve darbelere rağmen halkımızın hakkını, onurunu korumuş ve bugün de olduğu gibi demokrasiye sahip çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, elbette Büyük Önder’i bu kadar kısa süre içerisinde bir kez daha anlatmak mümkün değildir. Önemli olan onu ölüm yıl dönümünde ve benzeri önemli günlerde hatırlamak değil, önemli olan her zaman hatırlamak ve çizmiş olduğu yolu daha iyi anlayarak bunu geliştirmek ve ilerletmek olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Atatürk cumhuriyeti ilan ettiğinde bir gazeteci şu soruyu sorar: “Paşam, cumhuriyeti ilan ettiniz ama nedir bu cumhuriyet, anlayamadık?” Atatürk’ün yanıtı şu olur: “Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.” Önemli olan, bu kimsesizlerin önüne yeni hedefler, yeni öneriler, yeni projeler, yeni çözümler koymaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle hem Büyük Önder’i hem de onunla birlikte kurtuluş mücadelesi vermiş olan şehitlerimizi bir kez daha şükran ve minnetle anarken yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İbrahim Yiğit (AK Parti, İstanbul). “Atatürk'ün ölüm yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-yigit-23-2010-11-10-ataturk-un-olum-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
