# 2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** İdris Baluken (Bingöl)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2012
- **Gündem:** 2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20820
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/idris-baluken-24-2012-12-20-2013-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2011-yili-merkezi-yonetim-kesin-h

> İdris Baluken, 20 Aralık 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 654 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 bütçe kanun tasarısı hakkında grubumuz adına kapanış konuşmasını yapmak üzere söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi ve ekranları başında bizi izleyen sevgili halkımızı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamentonun bütçe hakkını kullanmak üzere 2012 Türkiye’sinde artık son güne gelmiş bulunmaktayız. 2013 bütçesinin kabul edileceği bu günde, Türkiye, 2013 bütçesinin gayrimeşru olduğu konusunda bütçe dönemi boyunca epey tartışmalar yaşadı. Bu tartışmalar daha çok Sayıştay raporlarının eksikliği üzerinden yürütüldü.

Belirtmek gerekir ki bütçede içeriği belli olmayan “örtülü ödenek” adı altında, sınır komşularımızdaki ülkelerde savaşa aktarılan bütçe gelirlerinin halktan, Parlamentodan saklanması da 2013 bütçesini gayrimeşru kılmaktadır. Bütçenin evrensel ilkelerini ihlal ederek bizle ilgisi olmayan bir iç savaşa para aktarılmakta, şeffaflık ve açıklık ilkeleri hiçe sayılmaktadır.

Aslında, gayrimeşrulukla ilgili en önemli nokta Parlamentonun mevcut durumudur. Şu anda 9 tutuklu milletvekili, yasama sürecinin en esaslı döneminde cezaevlerinde bulunmaktadır. 541 seçilmiş milletvekiliyle bütçeleme hakkını kullanmaya çalışmak başlı başına bir meşruiyet problemidir. “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” deyip, yüzde 50 oy alıp “Milleti temsil ediyoruz.” söylemlerini dilinden düşürmeyen AKP Hükûmeti, yapılan her kanun ve bütçeleme hakkını gayrimeşru kılan tutuklu vekilleri bir an önce serbest bırakmalı; Türkiye halklarının, iradesini Mecliste temsil etmek üzere teslim ettiği milletvekilleri bir an önce yasama faaliyetlerine bu Meclis çatısı altında başlamalıdır.

Tutuklu vekillere yaklaşım, dar siyasi çıkarlar üzerinden değerlendirilmemeli, bir devletin yasama işlerini yürüten parlamentonun meşruluğu üzerinden değerlendirilmelidir. Elbette, mevcut durumda, cezaevlerindeki milletvekillerini hapsetmekten çok, tutuklu vekillerin aldığı oyun sahibi halkın iradesini hapsetmektesiniz.

Bakın, bir karşılaştırma yapmak istiyoruz ve bu konuda sizlere bir ufuk açmak istiyoruz. Parlamentodaki milletvekilleri olarak bizler, gerek tutuklu arkadaşlarımızın serbest bırakılması gerekse Türkiye’nin demokratikleşmesi için yasaları Genel Kurulda AKP’nin parmak çoğunluğuyla hiçbir şekilde geçiremezken, bu yönlü gündemleri maalesef burada işletemezken, tutuklu milletvekillerimiz, kendi durumlarına, üstlerine dayatılan hukuksuzluklara aldırmadan seçmenlerine verdikleri sözün gereği olarak Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için bedenlerini ölüme ve açlığa yatırmak suretiyle kırk beş gün boyunca onurlu bir eylem ortaya koydular. Bu durumda, tekrar şapkaları önümüze koymanın vakti gelmiştir. Bizim burada çıkardığımız sermaye lehine yasalar mı halkın gerçek temsilini sağlamaktadır, yoksa ülkenin demokratikleşmesi, barışa gidecek bir sürecin önünün açılması için bedenlerini ölüme yatıran milletvekillerinin bu onurlu direnişi mi daha anlamlıdır?

Tutuklu vekillerle ilgili olarak, benzer durumu yaşamış ve Türkiye demokrasisi için mücadele etmiş, milletvekili iken cezaevine atılmış, devletin her türlü baskı politikasına tabi tutulmuş rahmetli Orhan Doğan, ölümünden önce söylemiş olduğu şu cümlelerle aslında bugünü de özetliyordu: “Arkadaşlar, gözyaşlarının rengi yoktur ama akan kanın rengi kırmızıdır. Yaşamını yitiren Mehmetçik de dağdaki gerilla da kardeşimizdir. Akan kan durdurulsun. Kim akan kanı durdurursa onun önünde eğilmeye hazırız. Bizi on üç yıl önce Meclis kapısında ensemizden tutarak tutsak alanlar, Kürt halkına olan bağlılığımızı ve sevgimizi de tutsak alacaklarını sandılar ancak yanıldılar, hem de çok yanıldılar. Kürtler bu ülkeye demokrasiyi getirecek. Değerli dostlar, ben bugüne kadar size barış ortamını sağlayamadığım için özür dilerim, arkadaşlarım adına özür dilerim.”

Bizler bu Mecliste, bu halkın temsilcileri olarak ve halkımız adına rahmetli Orhan Doğan’dan özür dilemeliyiz. O çok sevdiği barışı getiremediğimiz için, akan kanı durduramadığımız için bu Meclisin özür borcunu tekrar hatırlatmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bütçe görüşmeleri sırasında biz AKP Hükûmetinin genel politikalarını, bakanlıkların özgün politikalarını ve bütçelerini uzun uzun burada tartıştık ve masaya yatırdık, takdiri halkımız belirleyecek. Ben bugün yapacağım konuşmayı temel 3 başlık üzerinde toparlamaya çalışacağım. Kürt sorunu ve demokratikleşme, dış politika ve ekonomi, sosyal politikalar, kadın ve ekoloji boyutuna bakmaya çalışacağım. Tabii ki zamanımız kısıtlı olduğu için, yaşanan bütün sorunların kök hücresi, “stem cell” konumunda olan Kürt sorunu ve demokratikleşmeye bakış açımızın diğer sorunlar açısından da çözüme olan katkısına inancımız nedeniyle Kürt sorunu ve demokratikleşmeyle ilgili düşüncelerimizi öncelikle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 2012 yılının sonlarına geldiğimiz bugünlerde otuz yıldır süren iç savaş on binlerce can almış, binlerce köy insansızlaştırılmış, binlerce faili meçhule yol açmış, çevre ve doğa tahribatı ile tam bir ekolojik yıkıma neden olmuş, milyonlarca kişi yerinden yurdundan edilmiş ve onarılmaz yaralar toplumsal hafızaya kazınmıştır. Belirtmek gerekir ki bu kanın bir gün bile akmasına artık halkımızın tahammülü kalmamıştır.

---

**Kaynak gösterme:** İdris Baluken (Bingöl). “2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/idris-baluken-24-2012-12-20-2013-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2011-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20820

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
