# 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 26. Dönem)
- **Konuşmacı:** İdris Baluken (Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim
- **Tarih:** 2 Mart 2016
- **Gündem:** 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=45397
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/idris-baluken-26-2016-03-02-2016-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2014-yili-merkezi

> İdris Baluken (Halkların Demokratik Partisi), 2 Mart 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 687 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HDP GRUBU ADINA İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Yasası Tasarısı üzerinde, Sağlık Bakanlığı bütçesiyle ilgili görüşlerimizi belirtmek üzere, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçeyle ilgili değerlendirmeye girmeden önce, 2 Mart 1994 tarihinde, bu çatı altında Kürt siyasetçilerine yapılmış olan insanlık dışı, etik dışı, siyaset dışı darbeyi lanetlediğimi, kınadığımı bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Yirmi iki yıl önce, rahmetli Orhan Doğan’ın yaka paça beyaz Toroslara bindirilmesi üzerinden hafızalara kazınmış olan o darbeyle Kürt halkının iradesi tamamen bastırılmaya, Türkiye halklarının bir arada yaşama modeli yok edilmeye çalışıldı ancak gelinen aşama gösterdi ki bugün, 2 Mart 1994 darbesini yapanlar değil, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak şahsında o dönemde temsil edilen, halkların kardeşliği esasına dayanan demokratik siyasi çizgi büyüyerek kendi yoluna devam ediyor. Dolayısıyla, bugünkü devrede olan darbe konseptini de buradan bir kez daha kınamak istiyorum. Uzun süredir, 7 Hazirandan sonra bir saray darbesi ve savaş konseptiyle beraber güçlendirilmiş bir karargâh darbesiyle yüz yüze olduğumuzu ve bunun her geçen gün halklarımıza büyük bedeller, büyük acılar yaşattığını ifade etmek istiyoruz.

Aynı güne denk gelen bu konuşmayı yaptığım süreç içerisinde, tıpkı Orhan Doğanlara yapıldığı gibi, seçilmişlerin dokunulmazlıklarının kaldırılması, Roboski, Cizre benzeri vahşet uygulayan cuntacıların, darbecilerin ise dokunulmazlık zırhıyla korunmasıyla ilgili tartışmanın kendisi bile bugünkü karargâh ve saray darbesinin hangi aşamaya geldiğini açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Değerli arkadaşlar, Sağlık Bakanlığı bütçesiyle ilgili, grubumuzun bazı görüşlerini ifade edeceğim ancak öncelikle, her tıp fakültesine başlayan öğrencinin mutlaka okumak zorunda olduğu ve mesleğe başlarken de bağlılıkla kendisini taahhüt altına almış olduğu Hipokrat yeminini buradan sizlerle paylaşmak istiyorum: "Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma, hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime, mesleğim dolayısıyla öğrendiğim küçük sırları saklayacağıma, hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı ve sevgi göstereceğime -Sayın Sağlık Bakanı dinlerse altını kalın çizgilerle çiziyorum- dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim." Yine, Hipokrat’tan bugüne kadar pek çok değerli tıp bilgininin hazırlamış olduğu tıp yemin metinlerinde de aynı içeriği gördüğümüzü, birçok metinde “Gücüm yettiği kadar tedavimi hiçbir vakit kötülük için değil, yardım için kullanacağıma, benden zehir isteyene onu vermeyeceğime, böyle bir hareket tarzını tavsiye etmeyeceğime, hangi eve girersem gireyim hastaya yardım için gireceğime ant içiyorum.” diye devam eden o yemin metinlerini buradan paylaşmak durumunda kaldık. Bütün bu metinlerin temel özeti, hayata saygı duymak ve zarar vermemek.

Bunu özellikle bugün okumamın da sebebi, bir hafta önce burada gensoru görüşmeleriyle bu Bakanın istifa etmesi gerektiğini buradan ifade ettiğimizde buraya çıkan Sağlık Bakanı, utanç verici bir şekilde, o gensorunun içeriğine yanıt vermek yerine darbeci Kenan Evren’in ve onun cuntacılarının getirmiş olduğu bir yemin metniyle bize cevap verdi; utanç duydum, bir hekim olarak bir meslektaşımın Hipokrat’ın ve bütün büyük tıp bilginlerinin evrensel, insani kriterlerini ve tıp değerlerini bir kenara atarak burada gelip cuntacıların ve darbecilerin andını okuyarak bize cevap vermesinden utanç duydum, hicap duydum. Bu davranışın kendisi bile, bu Bakanın, Sağlık Bakanı olarak burada bu bütçe görüşmelerine de katılmaması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bakın, bu Sağlık Bakanı, bütün bu tartışmalardan sonra, 27 Şubat 2016 tarihinde “Duruşumuzun savaş bakanlığı olarak değerlendirilmesinden onur duyarım.” demiş. Yani düşünün, konumu gereği, mesleği gereği, yaptığı iş gereği barıştan asla sapamayacak olması, hekim kimliğinden ötürü asla ölümü çağrıştıracak herhangi bir cümleyi kullanmaması gereken bir Sağlık Bakanı, mevcut vahşet tablosu karşısında savaş bakanlığı olarak addetmeyi bir onur olarak değerlendiriyor.

Sayın Bakan, savaş bakanı olarak addetmeyi bir onur olarak değerlendirme; öyle değerlendiriyorsan Sağlık Bakanlığından istifa et, barışa ve yaşama inanan bir hekime, bir sağlıkçıya o koltuğu emanet et, sen de doğruca onur duyduğun o savaşın cephesine git. Burada, yoksul Anadolu çocuklarını ölüme gönderip, ekmeğe muhtaç olan köylü, çiftçi, işçi çocuklarının cenazeleri üzerinden siyaset yapıp, o koltuklar üzerinden hamaset yapmanıza asla izin vermeyeceğiz.

Demin, arkadaşlarımız burada teşhir ettiler, o savaş suçlarını işlemiş, o katliamların altına imza atmış PÖH, JÖH ekipleri içerisinde olursanız, bulunmuş olduğunuz savaş konumundan dolayı gurur duyabilirsiniz ama bir ülkenin Sağlık Bakanının savaş bakanlığı tanımlamasından onur duymasına asla müsaade etmeyiz. Ben, tabii…

---

**Kaynak gösterme:** İdris Baluken (Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır). “2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/idris-baluken-26-2016-03-02-2016-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2014-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=45397

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
