# Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** İlhan Cihaner (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2014
- **Gündem:** Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=35457
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ilhan-cihaner-24-2014-12-02-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararname

> İlhan Cihaner (CHP), 2 Aralık 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri); konuşma 563 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İLHAN CİHANER (Denizli) – Herkesi saygıyla selamlıyorum.

Uygulayıcıların bir yasa metnini yorumlarken en çok kullandıkları bir motto, bir kavram vardı: “Yasa koyucu abesle iştigal etmez.” Tabii, özellikle bu dönemde Hükûmetin çıkardığı bir sürü yasayla ilgili bu tespiti yapmamız çok doğru olmayacak ama bu madde niye geldi yani bir abes söz konusu değilse? Bu madde özellikle Adalet Akademisinde örgütlenmiş olan bir yapının yarattığı haksızlıklar nedeniyle bir telafi maddesi. Haksız yere Adalet Akademisi sürecinde başarısız sayılan hâkim, savcılarla ilgili sorunun çözülmesi için. Prensip olarak bu maddeye katılıyoruz ama bu konuda mağdur olanların mağduriyetlerini gidermek için, girecekleri sınava daha iyi hazırlanabilmeleri için bir aylık sürenin iki aya çıkarılmasını istiyoruz.

Ama burada göz ardı edilen bir şey var: Bu süreçten, Hükûmet de en az o Adalet Akademisinde örgütlü olan yapı kadar sorumlu. O nedenle, özellikle Hükûmetin son zamanlarda çok kullandığı bir kavramı gündeme getirmek istiyorum, “özür” kavramını. Bu kadar hâkim, savcıyı mağdur etmişsiniz, bu kadar hâkim, savcı fişlenmiş, hak etmedikleri birtakım cezalara, birtakım soruşturmalara uğramışlar. Hatta Didem Yaylalı arkadaşımız Adalet Akademisindeki fişleme sonucunda mesleğe kabul edilmemiş ve intihar etmek durumunda kalmış. Bunun gibi, Tolga Onur, Nebi Salgınkaya isimleri ilk aklıma gelen isimler.

Örneğin, Adalet Bakanlığı bu isimlerden bir özür dilemek ister mi? Mademki bu kadar çok kullanıyorsunuz bu şeyi, bu kişilerin ailelerinden, kendilerinden, bunlar adına üzülen insanlardan bir özrün çok zorunlu olduğunu düşünüyorum çünkü siyasi sorumluluk sizdeydi. Bunu Fethullah Gülen cemaatine atarak gideremezsiniz, en azından manevi ve siyasi sorumluluğunu.

Tam da bununla ilgili olarak başka bir hususu vurgulamak istiyorum: Adalet Akademisi, fakültede teorik eğitimini alan hâkim, savcıların pratiğe, mesleğe hazırlanmak için girdikleri bir yer. Sınavla giriyorlar ve çıkışında da bir sınav var ve ideali, bu Adalet Akademisinde hâkim, savcıların meslek etiğine, adaletin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin hukuki nosyonu almalarına ilişkin bir eğitime tabi tutulmaları. Ancak Adalet Akademisi, özellikle 2010 referandumundan sonra hâkim, savcıları tek tipleştirmek, memurlaştırmak için âdeta bir torna makinesi olarak kurgulandı ve hâkim, savcılar burada yaşam tarzlarına göre, siyasi görüşlerine göre fişlenir hâle geldi. Tam da bu amaçla, 2011 yılında ilk yapılan sınavda, belki de Türkiye, hatta dünya tarihinde görülmemiş bir şey oldu, sınava giren 314 kişi başarısız sayıldı. Oysa önceki Adalet Bakanlarından birisi tarafından tam da bu olayın sorumlusu olarak kodlanan, “Muaz Bin Cebel” takma adlı bir Yargıtay imamından bahsedildi, tam da bu olayların sorumlusu olan. Ancak bu yapıyla ilgili olarak, ne Adalet Akademisinde ne Yargıtayda ne de Adalet Bakanlığında etkin, adil, hızlı bir soruşturma gerçekleştirilmedi.

Onun için, bu yapılan şeylerin çok bir önemi olmayacağını düşünüyoruz. Eğer gerçekten bir telafi düşünülüyorsa, gerçekten hâkim, savcıların adalet ve hukuk savaşçıları olması isteniyorsa, Adalet Akademisinin bir torna makinesi, âdeta bir güvenlik akademisi gibi değil, hâkim, savcıların bağımsızlığının korunacağı, tam da bunların öğretileceği bir yapıya dönüştürülmesi gerekir.

Gene bununla ilgili olarak, biliyorsunuz, Türkiye’de hâkimler ve savcıların meslek örgütlenmesi önünde çok önemli engeller var. Birkaç gün önce Ankara Valiliği Yargıçlar Sendikasıyla ilgili bir kapatma davası açtı. Oysa, Hükûmet, Avrupa Birliği ilerleme raporunda, Yargıçlar Sendikasına izin verildiğini ve bu sendikanın kurulduğunu bir demokratikleşme adımı olarak ileri sürmüştü. Ancak hâlâ Yargıçlar Sendikası Hükûmet tarafından tanınmış değil, tam tersi, Hükûmetin valisi bir fesih ve yokluk davası açmış durumda. Eğer Adalet Akademisinin o gücü eline geçiren kişilerin kullanacağı bir torna makinesi olmasını istemiyorsak, hâkim, savcıların mutlaka kendi öz örgütlenmelerini, mesleki örgütlenmelerini sağlamak zorundayız. Zaten ILO Sözleşmesi ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesi de hâkim ve savcı sendikasına izin vermektedir. Aksi takdirde bu tarz yasaları daha çok çıkarırız diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İlhan Cihaner (CHP, Denizli). “Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifleri”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2014. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ilhan-cihaner-24-2014-12-02-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararname (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=35457

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
