# 4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İlyas Sezai Önder (CHP, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim
- **Tarih:** 9 Haziran 2004
- **Gündem:** 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HK (S.S.466)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ilyas-sezai-onder-22-2004-06-09-4483-sayili-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hk-s-s

> İlyas Sezai Önder (CHP), 9 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4483 SAYILI MEMURLAR VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI HK (S.S.466)); konuşma 1.017 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İLYAS SEZAİ ÖNDER (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bazı Maddelerin İlavesi Hakkında Kanun Teklifinin 4 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının, onun çoğunluğunun tipik bir yasama tasarrufuyla karşı karşıyayız. İşleyişinde hiçbir sorun olmayan, ülkenin çözüm bekleyen acil bir sorunu olmayan bir konuda kanun değişikliğine gidiyoruz ve bunu da, çok acilmiş gibi, yangından mal kaçırır gibi yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, ben, bu kanun teklifinin gerekçesini okudum. Gerekçe ile yapılmak istenilen değişiklikleri irtibatlandıramadım; ama, belli bir gayeyle çıkarılan ve savunulması imkânı olmayan bir yasa teklifinin gerekçesini başka türlü izah etmek mümkün değildi.

Kamu görevlilerinin özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgili, görev, makam ve özel hizmet tazminatlarının iyileştirilmesiyle ilgili tüm önerilere karşı, "kamu yönetimi reformu yapılacak, bu konular orada ayrıntılı düzenlenecek" diyorsunuz.

4 üncü maddeyle, tüm kamu görevlileriyle ilgili soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi, Danıştay 2. Dairesinin görevi cümlesinden çıkarılıp bölge idare mahkemelerine verilmektedir. Bu hükümle, belediye başkanlarıyla ilgili soruşturma izni, daha yüce bir makam olan Danıştayın görevi cümlesinden, 2. Dairenin görevi cümlesinden çıkarılıp, belirttiğim gibi, bölge idare mahkemesine veriliyor. Bölge idare mahkemesine soruşturma izinlerinin verilip verilmemesi veya izin verilmesine veya verilmemesine ilişkin konu 4 üncü maddeyle gündeme getirilirken, acaba, Türkiye'de, yargının işleyiş sistemine göre, o bölge idare mahkemesine bir baskı oluşturabilir miyiz düşüncesi mi hâkimdir?..

Değerli arkadaşlarım, niye o mahaldeki bölge idare mahkemesi de en yakın bölge idare mahkemesi değil?.. Şimdi, düşünün, bir büyükşehir belediye başkanı hakkında soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir fezlekeyi bölge idare mahkemesi verecek. Bölge idare mahkemesi başkan ve üyeleri ile büyükşehir belediye başkanları törenlerde birlikteler, protokol yemeklerinde birlikteler ve o şehirde her gün aynı ortamı teneffüs ediyorlar, aynı ortamda yaşıyorlar. Şimdi, bu görevin Danıştay 2. Dairesinden alınıp o yerin bölge idare mahkemesine verilmesini, ben, iyi niyetli bir düşünce olarak göremiyorum değerli arkadaşlarım; onda mutlaka bir art niyet vardır diyorum.

Şimdi, tabiî, bununla da kalınmıyor ve bence bu teklifin esas can alıcı noktası geçici 1 inci madde. O maddeyle, halen Yargıtay 4. Ceza Dairesinde bulunan büyükşehir belediye başkanlarını yargılama yetkisi Yargıtay 4. Ceza Dairesinden alınıp o ildeki ağır ceza mahkemesine, ceza usulündeki genel yetki ve görev kurallarına göre asliye ceza mahkemesine veya sulh ceza mahkemesine veriliyor. Bu ikisi bir bütün halinde düşünüldüğünde, yapılmak istenilen, yasalaştırılmak istenilen teklifin gayesi de açıkça meydana çıkıyor diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, teklifin gerekçesinde, devamlı, eşitlik ilkesinden bahsediliyor. Şimdi, eşitlik ilkesinden bahsedip, onun peşine de bu yasalaştırılmak istenilen maddeleri koyduğunuzda o gerekçe çok komik oluyor. Eşitlik ilkesi deyince, evvela ayrıcalıklı soruşturma ve yargılama yöntemlerini kaldırmamız gerekiyor. Niye onu kaldırmıyoruz, niye dokunulmazlığı kaldırmıyoruz değerli arkadaşlarım?.. Bakanların yargılanması, bildiğiniz gibi Yüce Divanda: Dokunulmazlığı kaldırmıyorsunuz, o zaman, bakanların yargılanmasını da Yüce Divandan alalım, yetkili ve görevli mahkemelere verelim. Yani, vatandaşla milletvekili eşit değil mi?!. Devlet memuruyla milletvekili eşit değil mi?!. Eşitlik ilkesi diyoruz; ama, bir noktada, ayrıcalıklı soruşturma ve yargılama sistemlerini devam ettirmeye çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz; esasında, burada, gaye eşitlik ilkesini falan tahakkuk ettirmek, gerçekleştirmek değil. Burada gerçek gaye, bazı belediye başkanlarını koruma altına alma; ama, yanlış oluyor, yanlış yapıyorsunuz diye düşünüyorum. Yani, eşitlik ilkesini getireceğiz diye, esas, eşitlik ilkesine aykırı davranıyorsunuz.

Şimdi, ayrıca, iddiaların araştırılmasının önüne yeni engeller getiriyoruz. Bu engelleri aşıp, bir kimsenin ihbarda bulunmasını zorlaştırıyorsunuz; hiç kimse ihbarda bulunmaz. Biraz evvel, Cumhuriyet Halk Partili Orhan Eraslan arkadaşım bahsetti; bir şahıs hakkında ihbarda bulunmanın, bizim merî yasalarımıza göre zaten müeyyidesi var. Suç tasnii var Ceza Kanununda, iftiradan dolayı manevî tazminat açma hakkı var; ama, bu, bizim yasalarımızda mevcut olduğu halde, o şikâyetler olmasın diye yeni yeni birtakım zorlaştırıcı hükümler ortaya getiriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yargının, memurların yargılanması süreciyle ilgili bugüne kadar tek bir şikâyeti olmuştur; ayrıcalıklı yargılama ve izin sistemi nedeniyle, yolsuzluk yapan bürokratların yargılanamamış olması. Biz, şimdi ne yapıyoruz; yargının bu şikâyetini haklı mı çıkarıyoruz yoksa, yargıya hak vermemiş mi oluyoruz?

Şimdi, değerli arkadaşlarım, yargı "ben, yolsuzluk yapan bürokratları yargılayamıyorum, engeller getiriyorsunuz onun önüne" diyor; yargının şikâyeti bu. Benim görevim çok, dosyam çok diyene, Danıştay 2. Dairesi, Yargıtay 4. Ceza Dairesi bir şey demiyor, böyle bir şikâyet yok; yargının şikâyeti söylediğim husus; ama, şimdi, biz -bu teklif yasalaşırsa- ne yapıyoruz; yargının o şikâyetinin daha büyük boyutlara ulaşmasını sağlıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, milletvekilliği dokunulmazlığı kaldırılsın dediğimizde bir sürü tepkiler alıyoruz, uzun uzun izah etmeye çalışıyorsunuz, Sayın Başbakanın televizyondaki konuşmasına değişik anlamlar vererek burada ifade ediyorsunuz; ama, İktidarın bir iddiası daha var, mahkemeleri tarafsız bulmuyor.

Niçin o zaman, Danıştay 2. Dairesinden, Yargıtay 4. Ceza Dairesinden yargılanma süreciyle ilgili birçok yetkiyi alıp daha alt dereceli mahkemelere veriyorsunuz?.. Esasında, sizin tarafsız değil dediğiniz yargılama ünitelerinin alt derece mahkemeleri olması gerekiyor; yoksa, bir Yargıtaya, Danıştaya tarafsız değil demek istediğinizi ben düşünmüyorum; ama, şimdi, o dediğinizle yaptığınız iş tamamen birbirinin tersi oluyor.

Burada, biraz evvel ifade ettim, şöyle bir düşünce akla gelebiliyor -yine, biraz evvel, bir arkadaşım ifade etti- alt derecedeki mahkemelerdeki hâkimleri, Adalet Bakanlığının bir yere gönderme durumu var -gerçi, daha sonra Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulunun onayına sunması gerekiyor- bugünkü sistemde, Adalet Bakanlığının, isterse, bir hâkim ya da savcıyla uğraşması mümkündür, baskı kurması mümkündür, müfettişler göndererek soruşturma açması mümkündür. Acaba, bu yargılama süreciyle ilgili görevlendirmeler daha alt dereceli mahkemelere yapılırken, bu yetkiler kullanılıp bir baskı unsuru oluşturabilir miyiz diye mi düşünülüyor diye de tekrar, ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin gündemini bu tür şeylerle işgal etmememiz gerekir. Mısırda vergi iade oranlarıyla oynadık, bir bakanımızın oğlu para kazandı. Bir haftalık teşvik indirimi çıkardık, bazı tarım mamullerine prim verdik; bir hafta süre verdiğimiz için, geriye dönük, üç aylık, o orada ihracat yapanlar para kazandı. Şimdi, sıra, büyükşehir belediye başkanlarını, bazı bürokratları korumaya mı geldi?! Ülkenin gündeminin bu olmaması lazım değerli arkadaşlarım.

Yapılması gereken nedir; yapılması gereken, bağımsız yargıyı oluşturmaktır, ayrıcalıklı yargı sistemini ortadan kaldırmaktır, milletvekili dokunulmazlığını sınırlamaktır. Bunları yapmayarak, özel ve siyasî saiklerle hukuk kurallarını değiştirmek yanlıştır diye düşünüyoruz değerli arkadaşlarım.

Biz, İktidarı, yanlış yoldan dönmesi için bir kez daha uyarıyor ve genel düzenlemeler çıkarılmadan, Anayasa değiştirilmeden kısmî değişikliklere gitmenin sakıncalı olduğunu hatırlatıyoruz. İkili yargı sistemi, ayrıcalıklı yargı sistemi, hukuk devletinin en büyük yarasıdır.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyor, bu teklifin yasalaşmamasını temenni ediyor ve saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İlyas Sezai Önder (CHP, Samsun). “4483 sayılı memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hk (s.s.466)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ilyas-sezai-onder-22-2004-06-09-4483-sayili-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hk-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
