# 2005 mali yılı bütçe kanun tas.(2 nci tur görüşmelerinde) başbakanlık,dış ticaret müsteşarlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İlyas Sezai Önder (CHP, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS.(2 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) BAŞBAKANLIK,DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ilyas-sezai-onder-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-2-nci-tur-gorusmelerinde-basbakanlik

> İlyas Sezai Önder (CHP), 21 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TAS.(2 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) BAŞBAKANLIK,DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI); konuşma 810 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İLYAS SEZAİ ÖNDER (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılı Başbakanlık ve Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçeleri üzerinde şahsım adına, aleyhte söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, 17 Aralık günü hain bir saldırı sonucu Musul'da katledilen 5 güvenlik görevlimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, şehitlerimize Tanrı'dan rahmet, ailelerine ve Yüce Türk Ulusuna başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu insanlar, devlet görevlisi olarak, Bağdat Büyükelçiliğimizin güvenliğini sağlamak üzere, tehlikeli bir bölgeden geçerek görev yerlerine gitmekte iken şehit edilmişlerdir. Onları, güvenli bir şekilde görev yerlerine ulaştırmak, hükümetin aslî bir görevi olmalıdır. Hiçbir koruma önlemi alınmadan, yüzümüze gülen hainlerin kol gezdiği bir bölgeden geçmek durumunda olan güvenlik görevlilerimiz pusuya düşürülmüştür. Televizyonlardan öğrendiğimize göre, yeni güvenlik görevlileri havayoluyla Bağdat'a gideceklerdir. Böyle bir imkân mevcut olduğu halde, bu görevliler niçin karayoluyla gönderilirler, anlamak mümkün değil. Bizim insanımızın hayatı bu kadar değersiz mi? Sayıları 63'ü geçen kamyon şoförlerimize yapılan saldırılar ve onların haince katledilmeleri gündemde iken, niçin gerekli tedbirler alınmaz?

Değerli arkadaşlarım, bütçeler, her yıl, hükümetlerin yaptığı, yapmayı düşündükleri işlerin değerlendirildiği, hükümetlerin elindeki önemli bir ekonomik politika aracıdır. Bütçeler, devletin elindeki iktisadî gücün, hükümetler tarafından, devletin Anayasa tarafından sınırları çizilmiş olan işlevi çerçevesinde, toplumsal faydaya çevrilmesini hedefleyen ekonomi idaresinin ayrılmaz parçasıdır; bu nedenle, öncelikli gayesinin toplumsal refahı sağlamak olması gerekir. Görüşülmekte olan bu bütçenin, bu amacı gerçekleştireceği konusunda derin kaygılarımız olduğunu ifade etmeliyim.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, Başbakanlık, bakanlıklararası eşgüdüm ve gözetimden sorumlu yüce bir kuruluştur; yatırım bakanlığı değil, eşgüdümden sorumlu bakanlıktır. Bu itibarla, burada Başbakanlık bütçesinin kalemlerini konuşmak yerine, 59 uncu cumhuriyet hükümetinin uygulamakta olduğu IMF dayatmalı, baskıcı ekonomi politikasının bu toplumda yarattığı olumsuzlukları kısa başlıklar halinde dikkatlerinize arz etmek istiyorum.

Bugün gelinen noktada, hükümetin ısrarla uygulamaya çalıştığı; ancak, geçmişte parti olarak tenkit ettiği IMF politikaları sonucu, özellikle toplumun dargelirli kesimleri büyük bir sıkıntıya düşmüş ve bu sıkıntı halen devam etmektedir.

Tarımda, sanayide, ulaşımda, sağlıkta, eğitimde, hizmet sektöründe çalışanların, işçinin, köylünün, esnafın, memurun geçim sıkıntıları dayanılmaz bir noktaya ulaşmıştır.

İnsanlarımızı geçim sıkıntısı içinde, hayat şartlarıyla mücadele etmeye sevk ettiğimiz bir noktada, dışticaret açığı ve borç stoku miktarının ulaştığı nokta ekonominin tümünü tehdit etmektedir.

Artırmakla övündüğümüz ihracatımız karşısında ithalat, tabiri caizse patlamış, dışticaret açığımız 33-34 milyar dolara ulaşmıştır.

Ülkemiz insanının 17 000 000'u yoksul, 10 000 000'u ise aç yatar hale gelmiştir. Bu ülkede açlık sınırı 496 000 000 Türk Lirasına, yoksulluk sınırı ise 1 590 000 000 Türk Lirasına çıkmıştır, asgarî ücret ise 318 000 000 Türk Lirasıdır. Bu, ne demektir; Türkiye'de asgarî ücretle yaşamaya çalışan milyonlarca insanımız, yoksulluk sınırının beşte 1'i kadar geliriyle, hem karnını doyurmak hem de temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bu, kanayan bir yaradır; benim vicdanımı sızlatıyor, İktidar Partisine mensup değerli milletvekili arkadaşlarımın da bu tablodan üzüntü duyduklarına inanıyorum.

Değerli arkadaşlarım, zaman zaman bu kürsüde konuşmalar yapılıyor, hükümet yetkilileri, doğal olarak her şeyi iyi göstermeye çalışıyorlar; ama, şahsı adına veya grup adına yapılan konuşmalarda da öyle tablolar çiziliyor ki, insanın aklına ister istemez şöyle bir şüphe geliyor; acaba bu arkadaşlarımız Türkiye'yi uzay gemisi Atılgandan mı seyrediyorlar diye düşünmek içinizden geliyor. Tablo bu değildir. Seçim zamanlarında çiftçilere yaptıkları vaatleri burada tekrar etmek istemiyorum, vaatlerini tekrar etmek istemiyorum; ancak, bu kesimin hayatından memnun olmadığı, her yıl girdi fiyatları artarken elde ettikleri gelirin düştüğü de bir vakıadır. Milletin temsilcileri olarak gittiğimiz yerlerde bu sıkıntıları görüyoruz; her şeye rağmen, birtakım pembe tablolar yaratmamak gerektiğini de ifade etmek istiyorum.

Hükümet, Türk tarımını kendi kaderine terk etmiştir; tarımın tüm sektörleri bir açmaz içindedir. Ülke tarımının bu açmazdan kurtulabilmesi için gerekli tedbirlerin alındığına dair 2005 yılı bütçesinde de bir işaret göremiyoruz. Başbakanlık ve Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçeleri üzerinde konuşulurken gündeme getirilmesi gereken çok şey var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; IMF'nin dayattığı, AKP hükümetinin de ısrarla savunduğu yüzde 6,5 oranlı faizdışı fazla politikasıyla, Türkiye, düzlüğe değil, toplumsal krize taşınır. Sadece, borç ödemeye çalışarak, faizdışı gelir yaratıp, yatırım yapmadan, üretmeden, ekonominin rekabet gücünü artırmadan, iç ve dışborç yükünü aşmamız mümkün değildir. Yüzde 6,5 oranındaki faizdışı fazla hedefini, IMF politikalarını tatbik eden bazı ülkelerin yaptığı gibi makul seviyelere indirmeliyiz, aradaki farkın yatırımlara ve dolayısıyla istihdam yaratmaya ayrılması gerektiğini düşünmeliyiz.

Değerli arkadaşlarım, ihracatımızda büyük bir artış görülüyor ve haklı olarak bununla övünüyoruz. Ancak, bu işle görevli Dış Ticaret Müsteşarlığının, 2005 yılı bütçesinden aldığı pay 76 trilyon 904 milyar Türk Lirasıdır ve toplam bütçenin yalnızca onbinde 5'ini oluşturmaktadır. Bu oranı, böyle bir kurumun yüklendiği görevler düşünüldüğünde makul saymak mümkün değildir. Önümüzdeki dönemde Dış Ticaret Müsteşarlığını daha etkin çalıştıracak tedbirlerin alınmasında fayda vardır.

Komşularımızla olan ihracatımızda tutar olarak, miktar olarak önemli artışlar olduğu bir vakıadır. Özellikle, Irak'a önemli bir pay atfedilmektedir; ama, bunu ne pahasına gerçekleştiriyoruz. Orada insanlarımızı sürekli olarak kaybediyoruz. İnsanlarımız vahşice katlediliyor. Yüreğimiz kan ağlıyor; ancak, üzülerek ifade etmek isterim ki, hükümetimiz, bu ölümler karşısında bir türlü gerekli tepkiyi gösteremiyor. Ekmek uğruna ölüm tehlikesini bile bile oralara giden insanlarımıza sahip çıkmak zorundayız.

İhracat kalemleri içinde sanayi üretiminin büyük bir pay sahibi olduğu görülmektedir; ancak, bu ihracat kaleminin yüzde 70'inin ithalatla karşılandığı da bilinmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İlyas Sezai Önder (CHP, Samsun). “2005 mali yılı bütçe kanun tas.(2 nci tur görüşmelerinde) başbakanlık,dış ticaret müsteşarlığı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ilyas-sezai-onder-22-2004-12-21-2005-mali-yili-butce-kanun-tas-2-nci-tur-gorusmelerinde-basbakanlik (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
