# 2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İnal Batu (CHP, Hatay)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN TAS.(8 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) İÇİŞLERİ BAK.,EMNİYET GEN.MÜD.,JANDARMA GEN.KOM.,SAHİL GÜVENLİK KOM.,DIŞİŞLERİ BAK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/inal-batu-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-8-inci-tur-gorusmelerinde-icisleri-bak

> İnal Batu (CHP), 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN TAS.(8 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) İÇİŞLERİ BAK.,EMNİYET GEN.MÜD.,JANDARMA GEN.KOM.,SAHİL GÜVENLİK KOM.,DIŞİŞLERİ BAK.); konuşma 1.021 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İNAL BATU (Hatay) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığı bütçesi hakkında CHP Grubunun görüşlerini sunmak amacıyla huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, benden önce söz alan Sayın Öymen'in değinmediği konulara değineceğim.

Irak'la başlamak istiyorum. Irak'taki durum, ülkemiz, bölgemiz ve tüm dünyanın barış ve huzuru için endişe verici halini maalesef sürdürüyor. Son gelişmeler, endişelerimizi büsbütün artıran bir nitelik arz etmektedir. Direnişçilerin, giderek daha fazla kan dökülmesiyle sonuçlanan eylemleri ve ABD güçlerinin aşırı şiddet kullanması, soruna demokratik ve barışçı bir çözüm bulunması umutlarını giderek zayıflatmaktadır. Irak'taki çatışmaların bir içsavaşa dönüşmesi olasılığı güçlenmektedir. Böyle bir durum, ülkemizin güvenliği ve bölgemizin istikrarı açılarından çok vahim sonuçlar verebilecektir. 30 Ocak 2005 tarihinde yapılması öngörülen seçimlerin ertelenip ertelenmeyeceği ve ertelenme olmaması halinde, meşru sonuçlar verip veremeyeceği hususlarında ciddî kuşkular devam etmektedir.

CHP olarak, Irak konusuna başından beri büyük duyarlılık gösterdik. Irak'ın toprak bütünlüğünün tehlikede olduğuna defalarca işaret ettik. Biz, Irak'ta savaşa karşıydık. Savaşın meşru zemine dayanmadığına inanıyorduk. Sınırlarımızın mutlaka korunması ve Kuzey Irak'taki terörün bertaraf edilmesini istiyorduk. Zaman, ne kadar haklı olduğumuzu bugün daha iyi gösteriyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Irak'taki savaşın meşru bir zemini olmadığını son dönemde bir kere daha açıkladı. İspanya gibi, daha önce koalisyon güçlerine katılan bazı ülkeler askerlerini geri çekme kararı aldılar.

Biz, Irak savaşının bu ülkeyi ikinci bir Filistin'e dönüştüreceğini öngörmüştük. Maalesef, bugünkü durum Filistin'dekinden çok daha vahim boyutlara ulaşmıştır. Filistin tipi intihar saldırıları Irak'ta günlük olaylar haline gelmiş ve El Kaide terörü ülkeye yerleşmiştir.

Felluce'deki insanlık dramına da ayrıca değinmek istiyorum.

Bu önemli Irak kenti günlerce havadan bombardıman edilmiş, tanklarla yerle bir edilmiş, binlerce masum insan yaşamını yitirmiştir. Bu harekâtın gerekçesi, teröristlerin bu kente sızmış olmasıydı. Terörü, tabiatıyla, biz de tasvip etmiyoruz; ancak, bu harekât sırasında sivil halka verilen ölçüsüz zararları anlayışla karşılamak mümkün değildir.

Başka bir dikkati çeken husus da, Felluce operasyonu sırasında bellibaşlı Avrupa kentlerinin hiçbirinde kayda değer bir protesto gösterisi olmamasıdır. Bu vahim gelişmeyi herkesin korktuğu bir medeniyetler çatışmasının belki de bir ilk işareti olarak görmek mümkündür diye düşünüyorum.

Felluce ve aynı bölgedeki başka kentlerde cereyan eden kanlı olaylar, 1 Mart 2003 tezkeresinin Yüce Meclis tarafından kabul edilmemiş olmasının ne kadar isabetli olduğunu bir kere daha kanıtlamış bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Kuzey Irak'taki PKK/KONGRAGEL mevcudiyetinin bir türlü ortadan kaldırılamaması, Türk Hükümetinin bu konuda gereken kararlılık ve ısrarı gösterememiş olmasının bir sonucudur. Dost ve müttefik ABD'nin oyalayıcı taktiklerine karşı, gereken kararlı duruş gösterilememiştir. PKK'nın, Kerkük'te ve başka kentlerde bürolar açtığına dair duyumlar alınmaktadır. Hükümet, maalesef, bu büroların kapatılması hususunda da, Amerika Birleşik Devletlerini ikna edememiştir.

Irak'taki Türkmenlerin durumu da giderek daha endişe verici bir nitelik kazanmaktadır. Irak'ta üst üste göreve gelen iki hükümette de, Türkmenlere sadece bir bakanlık verilerek yapılan önemli haksızlığı, hükümet, suskun ve çaresiz karşılamıştır. 3 000 000'a yakın Türkmen soydaşımız, can güvenliğinden yoksun olarak yaşamaktadır. Tarihî Türkmen şehri Kerkük'ün yönetiminde, tek bir Türkmen yönetici kalmamıştır.

Bölgedeki etnik yapının değiştirilmesi yolundaki çabalar, artık gözlerden kaçırılamayacak boyutlara ulaşmıştır. Basın haberlerine göre, Türkmen kökenli olmayan 72 000 kişi, Kerkük Kentine yerleştirilmiştir. Türkiye sınırı ile Bağdat arasındaki ulaşım yolları üzerinde bulunan ve ayrıca petrol yataklarına yakın olan Türkmen kentleri tehdit altındadır. Türkmen şehri Tel Afer havadan bombalanmış ve çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan onlarca masum insan hayatını kaybetmiştir.

Bu acı olaylar üzerine, Sayın Dışişleri Bakanı, saldırıların devamı halinde ABD'yle işbirliğinin kesilebileceğini söylemiş; ancak, bu sözlerden geri adım atılarak, sadece kamuoyumuzun kaygılarının dile getirildiği belirtilmiştir.

Amerika'yla kesileceği iddiasında bulunulan işbirliğinin de ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Zira, hükümet, Irak konusunda ABD'yle yapılan işbirliğinin içeriği hakkında, Meclise ve kamuoyuna şimdiye kadar doyurucu bilgi vermemiştir.

Irak'ta hunharca katledilen vatandaşlarımızın durumu da, bütün ulusumuz için büyük bir elem kaynağıdır. Bu vatandaşlarımızın kesin sayısı hakkında dahi sağlıklı bilgi almakta güçlüklerle karşılaşıyoruz. Bu sayının, en az 70 ilâ 80 civarında olduğu anlaşılıyor.

Irak'ta, 39 ülkenin 170 000 askeri görev yapmaktadır. Ne acıdır ki, asker bulundurmadığımız halde, kayıpların sayısı bakımından, Amerika'nın arkasından, bugün, Türkiye, ikinci durumda bulunmaktadır. Vatandaşlarımıza karşı işlenen bu cinayetlerin durdurulması için, hükümet, maalesef, ne ABD ne Irak geçici yönetimi ne de direnişçi güçler nezdinde etki ve ağırlığa sahiptir. Ayrıca, görevlilerimizin korunması ve kayıpların asgarîye indirilmesi hususunda gerekli tedbirler bir türlü alınamamış, bu konuda çelişkili ve tutarsız önlemlerden bahsedilmekle yetinilmiştir. En son olarak şehit edilen beş güvenlik görevlimizin katledilmeleri olayında görüldüğü gibi, uçak veya zırhlı araçla nakil seçenekleri, iş işten geçtikten sonra gündeme gelmiştir.

Hükümeti, bu cinayetlerin bir an önce durdurulması için kararlı ve etkili önlemleri almaya davet ediyoruz.

Özetlemek gerekirse, hükümetin, Irak konusunda başarılı bir sınav verdiğini söylemek mümkün değildir. Hükümetin, halkımıza ve Irak'ta yaşayan soydaşlarımıza verdiği kırmızı çizgilerin korunacağı vaadi havada kalmış ve bölgenin en güçlü ülkesi konumundaki Türkiye, ağırlığı hissedilmeyen ve gelişmelere seyirci kalan bir ülke durumuna düşürülmüştür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bellibaşlı Batılı ülkelerin Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamaları, bugün, âdeta bir işkence haline gelmiştir. Vize başvuruları değerlendirilirken, takdir hakkı, çok defa vatandaşlarımızın aleyhine kullanılmaktadır; aile birleşmelerinde dahi, aylarca süren gecikmeler olmaktadır. Sıradan bir vatandaşımız için, vize almak şöyle dursun, yabancı bir konsolosluğun içerisine girmek dahi, günlerce süren eziyetli bekleyişlerden sonra mümkün olabilmektedir. Türk Milleti ve Devletine, açık bir haksızlık niteliğinde olan ve Türk vatandaşlarını âdeta potansiyel terörist olarak gören bu zihniyet ve uygulamalara, hükümet, tepki göstermeyi ve gerekli girişimleri yapmayı düşünmemekte midir?

Bulgaristan ve Romanya vatandaşlarına, bu ülkelerin AB'yle tam üyelik müzakerelerine başlamalarından sonra, çeşitli vize kolaylıkları sağladıkları bilinmektedir. Dileyelim ki, Türk vatandaşları da, bu konudaki komisyon raporundaki olumsuz ifadelere rağmen, 3 Ekim 2005 tarihinden sonra, benzer kolaylıklara kavuşsunlar. Hükümetin, bu konuda ısrarlı davranmasını temenni ediyoruz.

Son olarak, geçtiğimiz eylül ayında yayımlanan büyükelçiler kararnamesine de kısaca değinmek istiyorum. Bu konuda Sayın Bakana sunduğum 16 Eylül tarihli ve henüz bir yanıt alamadığım yazılı soru önergesinde, tayinlerde objektif kriterlere uyulmadığı yolunda iddialar bulunduğunu ifadeyle, kararnamenin geçen yıl Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş bulunan istisnalar dışında, büyükelçilerimizin emeklilik yaşını 61'e indiren yasa hükmünü fiilen uygulamaya koymak amacına mı yönelik olduğunu sormuştum. Bu konuda bir yanıt alamadım. Denetleme görevimizin ne kadar güç şartlar altında yerine getirildiğine bir örnek olarak arz etmiş oldum böylece.

Değerli milletvekilleri, ülkemize her zaman fedakârca çalışarak çok değerli hizmetler vermiş olan dışişlerimizin mümtaz mensuplarını, CHP Grubu olarak, içten takdir duygularımla selamlıyorum. Özlük hakları ve çalışma koşullarında yeni iyileştirmeler yapılmasını temenni ediyorum.

Dışişleri Bakanlığı bütçesinin, ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İnal Batu (CHP, Hatay). “2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/inal-batu-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-8-inci-tur-gorusmelerinde-icisleri-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
