# Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.46)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsa Gök (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 15 Kasım 2007
- **Gündem:** CEZA İNFAZ KURUMLARI VE TUTUKEVLERİ İZLEME KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.46)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2007-11-15-ceza-infaz-kurumlari-ve-tutukevleri-izleme-kurullari-kanununda-degisik

> İsa Gök (CHP), 15 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA İNFAZ KURUMLARI VE TUTUKEVLERİ İZLEME KURULLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.46)); konuşma 511 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Mecliste önergeler konusunda bir yargı oluştu. Dün akşamla bağlantılı sanıyorum o. Bunu açıklamam lazım öncelikle.

Arkadaşlar, bu Kanun, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Kanunu 2001’de 57’nci Hükûmetin başlama çalışmalarından birisidir. Sanıyorum o dönemde Osman Bey de Hükûmetteydi, imzası mutlaka bu Kanun’da vardı. Bu Kanun’un ihdas amacı, insan hakları mücadelesi babındandır. Bu Kanun insan hakları çalışmaları bünyesinde getirildi ki Avrupa’nın da istekleri vardı, o cümleden kabul edilen bir kanun. Bakınız, şüphelinin de, sanığın da, tutuklunun da, hükümlünün de hakları vardır ve bu haklar, gerek Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve 82 Anayasa’mızın birinci kuşak katalog haklarına girer. Ancak, dün akşamki konuşmalarda gelinen bir nokta oldu. Bu da -bazı şeyleri karıştırıyoruz, hakikaten karıştırıyoruz- bu Kanun’un amacı, insan hakları mücadelesi. Hükûmetimizin de tasarısının amacı, uygulanamayan, toplanamayan izleme kurullarını toplanır hâle getirme, Kanun’u uygulanır hâle getirme olduğu için doğru bir amaçtır kutluyorum, doğru bir kanundur kutluyorum. Şimdi, bizim amacımız ise, önerge sahiplerinin amacı ise bu Kanun’u daha demokrat, daha uygulanabilir, daha ideal hâle getirmektir. Dolayısıyla, buradaki ortak akıl ve ortak amaç, insan hakları mücadelesinde kanunun önergelerle daha iyi hâle getirilmesini desteklemektir. İş, bir anda Terörle Mücadele Kanunu mantığının yayılmasına geldi. Bu bir hata olur. Bu kanun, terörle mücadele kapsamında düşünülecek bir kanun değildir, insan hakları mücadelesinde düşünülecek bir kanun.

Bakın, hatalar yapıyoruz, bilerek bilmeyerek… Mesela -bazı arkadaşlarıma ben arz etmiştim- dün burada, son derece kişiliğine saygı duyduğum, mesleğine saygı duyduğum ve eski dostum diyebileceğim bir ağabeyim, Hakkı Bey, grup adına konuştu bu kanun hakkında, AKP Grubu adına konuştu, daha sonra da Komisyon adına yerini aldı. Eleştiri olarak değil, bu bir hatadır, bu bir hatadır. Grup adına tavır koyan meslektaşım, daha sonra -dün burada anlatmıştım arkadaşlarıma- Komisyonda yer alamaz. Bu hata, aynı şekilde bu kanunun yorumunu yaparken hepimizin mantığına sirayet etti. Bu kanun insan hakları mücadelesi kanunudur. Bu kanunun önergelerini de -istirham ediyorum- bu minvalde değerlendirmek lazım. Olayı yalnızca terör suçlarına, belli suç tipine ve belli suçlu tipine indirgeyecek olursak bu kanun olumlu, hatta ve hatta Sayın Hükûmetin tasarısını da geri çekerek izleme kurullarını kaldırmaya götüren bir ifrat mantığına götürür. Ben bu yanlışlıktan dönülmesini özellikle istirham ediyorum. Çünkü, hakikaten, kanunun ruhuna, gerek kanunu yapan Hükûmetin getiriş amacına gerek Hükûmetin uygulanamayan maddeleri düzeltmek için önümüze getiriş amacına aykırı bir mantığa gidiyoruz. Bu, amaçta sapmadır. Amaçta sapmanın bizi nereye götüreceğini bilemeyiz. Hukukçuluğu öne koymamız lazım.

Öte taraftan, bakın arkadaşlar, dünkü konuşmalarda hep belli suç tipine indirgenmek istendi bu kanun ve bu kanunla yaratılmaya çalışılan fayda -ki, kanunlar fayda için yapılır- belli suç tipine indirgenmeye çalışıldı. Az önce arz ettim hepinize: Şüphelinin de, iddianame sonrası sanık kısmına giren sanığın da tutuklunun da hükümlünün de hakları vardır ve hukuk devleti bu haklara gösterdiği saygıyla kalitesini ortaya koyar. Biz kalitemizi ortaya koymalıyız.

Arkadaşlar, ceza evlerimizde 87 bin civarında -ki 392 ceza infaz kurumumuz var- tutuklu, hükümlü var. Bunlardan terör suçlusu 4 bin küsur -detaylı sayılara girmek istemiyorum- adli dediğimiz tutuklu ve hükümlü 80 bine yakın. Eğer ki mantığımızda belli prototip suça ve suçluya indirgeyecek olursanız yine realiteye uymuyor, uymuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İsa Gök (CHP, Mersin). “Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.46)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 15 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2007-11-15-ceza-infaz-kurumlari-ve-tutukevleri-izleme-kurullari-kanununda-degisik (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
