# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsa Gök (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2008-12-23-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> İsa Gök (CHP), 23 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 782 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Akademisi Başkanlığı hakkında parti grubum adına söz almış bulunuyorum. Saygılar sunuyorum.

Arkadaşlar, Adalet Akademisi Başkanlığı, ülkede karşılaşılan hukuki sorunlara çözüm üretecek olan adli, idari, askerî yargı, hâkim, savcı, avukat, noter ve adli konuda çalışan personelin eğitimi için kurulmuştu. Kanun ne diyor? “Bu Kanunda yazılı görevleri yerine getirmek amacıyla tüzel kişiliğe sahip, bilimsel, idari ve mali özerkliği olan Türkiye Adalet Akademisi kurulmuştur.” diyor; çok güzel.

Arkadaşlar, Akademinin Genel Kurulundan bahsetmek istiyorum size. “Genel Kurul; Bakan, Bakanlık Müsteşarı, Ceza İşleri Genel Müdürü, Hukuk İşleri Genel Müdürü, Kanunlar Genel Müdürü, Avrupa Birliği Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü, Eğitim Dairesi Başkanı…” diye devam edip gidiyor.

Bu yapı içerisinde biz özerklik arıyoruz. Yani, çoğunluğu idarenin, Hükûmete bağlı insanların bulunduğu bir yapı var. Bu yapı içinden, arkadaşlar, Genel Kurula ve son, yeni Yönetim Kuruluna baktığınızda çok enteresan bir isim karşınıza çıkıyor: Yeni Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Prof. Dr. İzzet Özgenç arkadaşımız. Bu arkadaşımızın özellikleri nedir arkadaşlar? Sayın Tayyip Erdoğan’ın danışmanı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Birinci Hukuk Müşaviri, altı tane şirketin yönetim kurulu üyesi o dönemde, altı tane; bunları size sayabilirim arkadaşlar. Tabii, bunlar da yetmiyor: Şemdinli İddianamesi’nde adı geçti, Şemdinli meselesinde; zinayı suç sayma konusundaki önergeyi veren zat, Adalet Komisyonunda ciddi görevler ifa ediyor; Bakanlar Kurulunun önerisiyle Yükseköğretim Kurulu, YÖK Üyesi oluyor ve Başkan Vekili oluyor YÖK’te. Devam ediyor: Türbanlı öğrencileri yasaya uygun olarak okula almayan rektörleri cezalandırmak için yasa çalışması yapmaya çalışıyor. Falan, falan, falan diye gidiyor. Arkadaşlar, bu arkadaşımız şu anda Adalet Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi.

Sayın Fazilet Partisi İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin’in bir lafı var, Akademinin özerkliğinden söz etmenin mümkün olmadığını 2001 tarihli oturumda söylüyor ve diyor ki: “Bu nasıl özerklik?” Doğrudan Hükûmete bağlı, Başbakana bağlı, Etibank davasında bilirkişi raporu yanlı olduğundan mahkemenin reddettiği, Sayın Başbakanın yargılandığı tüm davalardaki bilirkişilerle irtibata geçen, adı hep gündemde olan bir şahıs Bakanlar Kurulu önerisiyle Adalet Akademisinde görevli arkadaşlar. Bu, AKP’nin yargıyı siyasallaştırma, özellikle hâkim, savcının yetiştirildiği Akademi içerisinde kadrolaşma hareketinin açık bir göstergesi. Bu nasıl özerklik Sayın Bakan? Ha, “Bu yalnızca kadro olarak…” Kadro olarak değerlendirmeyin bunu.

Şimdi, bakın, farklı bir şey daha: Size bir yasa maddesi okuyacağım arkadaşlar. Hâkimler ve Savcılar Kanunu madde 35/1, diyor ki: “Hâkim ve savcılar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun hazırlayacağı Atama ve Nakil Yönetmeliğine…” Üç tane madde var, 61’inci madde, 112’nci madde… Bu maddelerde açıkça “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluyla alakalı işlerde onun hazırlayacağı yönetmelik…” diyor. Bu Yönetmelik Türkiye’de yıllarca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca hazırlandı ve yayınlandı.

Arkadaşlar, bir enteresanlık var: Ne hikmetse 18 Kasım 2007 Pazardan itibaren Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kanuni yetkisi elinden gasbediliyor. Adalet Bakanlığı yönetmelik yayınlıyor. Yetki Kurulda, HSYK’da, yetkiyi Adalet Bakanlığı aldı. Ha, bir kere hatayla aldı. Hangi yönetmelik arkadaşlar? 26704. Belki hata oldu. Hata devam ediyor, 26683, 27 Ekim 2007 Cumartesi, Hâkim Savcı Atama Nakil Yönetmeliği’nde gene değişiklik yapıyor Bakanlık, gene değiştiriyor. Yetmiyor, bir değişiklik daha yapıyor. Ne zaman? 21/7/2008 Pazar. Yetmiyor, bir değişiklik daha…

Arkadaşlar, arkadaşlar, ne oluyor? 4 kere Hâkim Savcı Atama ve Nakil Yönetmeliği’ni kanuna aykırı olarak Bakan değiştiriyor. Sayın Mehmet Ali Şahin’in döneminde değiştiriliyor. Bir yetki gasbı var açıkça. Hâkimleri resmen memur olarak görme, başka bir şey değildir bu.

Bunun sonucu ne oluyor arkadaşlar? Bakın, kadrolaşmalar var. Açıkça hâkimlerin, savcıların yetkileri elinden alınıyor. Bunun sonucu arkadaşlar, bir: Adalet Akademisi Başkanı istifa ediyor. Sayın Birsen Karakaş zehir zemberek dilekçeyle istifa ediyor. Diyor ki: “Özerklikten hak getire!” Diyor ki: “Yapılanmadan hak getire!” Diyor ki: “Herkes kurs veriyor zaten, Bakanlık izin veriyor buna.” İstifasına Bakanın cevabı yok, “Herhâlde arkadaşla geçinemedi.” diyor.

Arkadaşlar, başka bir sonucu daha var. Şimdi bakın, bu kadrolaşma, bu kadar müdahale, bu kadar memur olarak görme mantığının bir sonucu daha var arkadaşlar. Nedir biliyor musunuz? Adalet Akademisi web sitesini açın. Burada arkadaşlar, bir ideal hâkim portresi var. Bu yapı içerisinde yetişen bir çocuğumuz… Ben şu anda bu yargının siyasallaştığını, mahkeme kararlarını tartışmıyorum arkadaşlar. Orada yetişen bir çocuğun, bir öğrencinin çizdiği ideal hâkim portresi. Bakın arkadaşlar, ne diyor: “İdeal hâkime nasıl ulaşacağız? Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’nin hâkimlere dair olan Bab-ı Evvel babı Fasl-ı Evvelde hâkimin niteliklerine yer verilmiştir. Bu faslın ilk maddesi olan madde 1792’ye göre, ‘Hâkim, hakim, fehim, müstakim ve emin, mekin, metin olmalıdır.’ Bu madde çalışmanın ana temasını oluşturacak, madde metinleri açıklanacak, yürürlükteki kanunlarla…” falan diye gidiyor arkadaşlar. Arkadaşlar, bu yapıdan çıkan hâkim adayı, hâkimlik olarak Mecelle’yi aşamıyor, 1800’lerde kalmış, 1800’lerde. Arkadaşlar, oysa günümüze geldiğinizde günümüzde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun da kabul ettiği hâkimlere yönelik meslek ahlakı standartlarını oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından 2003’te kabul edilen Bangolar Yargı Etiği ilkeleri var. Bunlardan kime ne, kime ne bunlardan! Tek bir mehaz var: Mecelle’de kalınmış bir yapılanma! Arkadaşlar, yargı böyle etkilenmez. Adalet Akademisi, ki hâkim ve savcılarımızın ocağı, bu şekilde yapılandırılmaz. Bu yapının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İsa Gök (CHP, Mersin). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2008-12-23-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
