# Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsa Gök (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ocak 2009
- **Gündem:** MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:319)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2009-01-21-markalarin-korunmasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-ya

> İsa Gök (CHP), 21 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:319)); konuşma 1.008 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. 319 sıra sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında CHP Grubu adına görüşlerimizi arz edeceğim.

Yüce Meclis, öncelikle, markanın ne olduğunu netleştirmek lazım.

Arkadaşlar, ben size bir metin okuyayım markanın ne olduğuna dair: “Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi hakları dâhil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi, çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her tür işaretlerdir.”

Arkadaşlar, marka bu kadar geniş bir şeydir. Marka, aslında bir işletmenin tüm varlıklarını temsil eder yani arazisini, fabrika binasını, malının cinsini, makinelerini... Marka olarak bir tek arabanızın belki markasını biliyorsunuzdur ama aslında çevrenizdeki birçok şey bir markadır.

Bu marka -tabii, bizim kanun hükmünde kararnamemiz her ne kadar 1995 yılında Çiller döneminde geldiyse de Avrupa Birliğine uyum süreci içerisinde- Türkiye için yeni bir olay değildir. Nasıl değildir arkadaşlar? 1876 yılında Osmanlıda markaların korunması hakkında kanun vardı, 1876’da. 20’nci yüzyılın ikinci yarısında marka koruması çok daha önemli oldu, zira marka dediğimiz şey milyar dolarlarla ifade ediliyor artık arkadaşlar.

Markanın bu denli önemli olduğu ve Türkiye'nin, Uzak Doğu ülkelerinden sonra sabıkasının en kötü olduğu bir alan olması itibarıyla bu önemini de belirttikten sonra size Anayasa Mahkemesinin iki tane kararını arz etmek istiyorum:

1) 2002/92 esas, 2004/25 karar sayılı Kararı arkadaşlar.

Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61’inci maddesinin (d) bendini iptal ediyor 2004 yılında ve yürürlük için bir yıl sonraya bırakıyor.

Arkadaşlar, niye iptal ediyor? Çünkü Anayasa 38 diyor ki: “Suçta ve cezada kanunilik.” Yani “Siz bir suç tipi belirleyecekseniz, bu suç tipinin mutlaka yasayla vazıh olması lazım.” diyor.

İkincisi “Bu suç tipini belirledikten sonra da ceza verecekseniz -yaptırım, müeyyide diyoruz ya hani- o müeyyideyi de gene kanunla koymak zorundasınız.” diyor. Yani “Bu Meclisin işidir bunlar.” diyor.

Aynı Anayasa Mahkemesi bir karar daha veriyor 2005/15 esas, 2008/2 karar sayılı.

Arkadaşlar, burada da Anayasa Mahkemesi, bu kanun hükmündeki kararnamenin 9’uncu maddesinin birinci fıkra (b) bendi, ikinci fıkra (b) bendini, yine 61’inci maddenin (a) bendini ve (c) bendini iptal ediyor.

Arkadaşlar, okuduğum Anayasa Mahkemesinin üç tane maddeye ilişkin her iki iptali suç tiplerine ilişkindir yani suçun hangi fiil olduğunu belirleyen maddeleri iptal ediyor. Niye? Kanunla belirlenmedi diye. Neden kanunla belirlenmemiş? Bildiğinize eminim ben, kanun hükmünde kararnameler gücünü Anayasa’dan almakla beraber kanun değildir. Nedir bunlar? Bunlar, idarenin düzenleyici işlemleridir, bunları hükûmet düzenler, kanun değildir.

Şimdi, Anayasa Mahkemesi her iki iptalden sonra da yürürlük için bir madde koyuyor çünkü, suç fiilini iptal ettiği için ciddi olarak bir boşluk doğacak. İkinci iptalde de diyor ki: “Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girer.” İlkinde de aynı şeyi söylemiş.

Dolayısıyla, arkadaşlar, her iki iptalin yürürlüğe giriş tarihleri çok sonraki tarihler: 2005 bir tanesi, diğeri de Resmî Gazete’de yayın sonrası 2009 yılının 5 Ocağı.

Pekâlâ, hâl böyleyken yasama organına bir anlamda yön veren AKP Hükûmeti ne yapmış?

Arkadaşlar, bugüne kadar bu her iki iptal üzerine boşluk doğan 9’uncu ve 61’inci maddedeki suç tiplerini, suç fiillerini yok sayan bu düzenleme sonrası yeni kanunu getirmemiş. Arkadaşlar, yeni kanunu getirmeyince ne oluyor? Binlerce yürüyen, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye istinaden yürüyen ceza davaları, bütün tahkikatlar, polisin baskınları, avukatların çabaları, mahkemedeki yargılamalar düşüyor, düşüyor. Şu anda getireceğiniz hiçbir önergeyle bu düşmeyi kaldıramazsınız arkadaşlar. Üstelik de Tescilli Markalar Derneği Başkanı Sayın Selçuk Güzenge feryat figan ağlıyor. Yine bu Derneğin avukatı, meslektaşım Vehbi Kahveci defalarca kapıları aşındırıyor ama kanun çıkmıyor.

Şimdi, kanun çıkmıyor ama başka bir sorun çıkıyor. Ne biliyor musunuz? Bu kanunu çıkarmamak kısmi bir aftır. Bu aftan dolayı da bu kanunu getirmekle görevli Bakanlık bürokratları dâhil olmak üzere suç işlemişlerdir. Görevlerinin suistimal mi, ihmal mi olduğu ayrı. Net olarak söylüyorum: Sayın Bakanın bakanlığını yaptığı bürokratlarda şikâyet durumunda suç vardır arkadaşlar, zira bir affa bilerek veya bilmeyerek sebebiyet verilmiştir. Binlerce taklit mala gün doğmuştur. Haa, hata bunlarla mı kalıyor? Hayır bunlarla kalmıyor hata, arkadaşlar. Nasıl kalmıyor? Asıl hatanız nerede Sayın Hükûmet? Ceza Kanunu yani 5237 sayılı Ceza Kanunu’nun 2 ile 5’inci maddesini siz değiştirdiniz. 2’nci maddede ne der arkadaşlar, ikinci fıkrasında: “İdarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza konulamaz.” KHK nedir, kanun hükmünde kararname? Düzenleyici işlemdir. 5’inci maddesinde ne der: “Özel kanundaki ceza hükümleri bu kanunlara uyarlanacak.” der 2 ve 5’inci madde.

Bir başka kanun daha var. Ne o kanun arkadaşlar? Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun yani 5252 sayılı Kanun. Bu Kanun’un geçici 1’inci maddesi, arkadaşlar, 31 Aralık 2006 tarihine kadar size süre vermişti, süre. Bu süreyle diğer kanunları ve idarenin düzenleyici işlemlerini yeni Ceza Kanunu’na uyarlayın ey Hükûmet, dedi size Kanun. Bunu Kanun’a koyan sizsiniz, yapan sizsiniz. Yapamadınız, süre uzatmasına gittiniz. Ne zamana kadar? 31 Aralık 2008 tarihine kadar. Yine uyudunuz çünkü Yürürlük Kanunu’nda sizin kendinize verdiğiniz, kendi kendinize verdiğiniz süreyi yine aştınız. Aşmakla, ne uzatma kanunu çıkardınız ne de özel kanunlarda… Sayın Hakkı Köylü bana haber gönderiyor, “Yüz yetmiş tane kanun değiştirdik” diyor. Yüz yetmiş kanun değil ki asıl önemli olan, onun dışında değiştirilmeyen başka kanunlar var ama asıl önemlisi, idarenin düzenleyici işlemleriyle ceza hükümleri var. Ne bunlar?

1) Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, bir tanesi bu, bu bir tane.

2) Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK.

3) Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK.

4) Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi Kanunu, Çek Kanunu.

5) Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu’ndaki kurul kararları.

Arkadaşlar, daha gidiyor. Hepsine af getirdiniz, hepsine. Bu uyuma sayesinde, bu uzatma kanunlarını geçirmemekle ve o Bakanlık bürokratlarının bu kadar uzun atlaması sebebiyle hepsine siz af getirdiniz. Af hani Meclisin yetkisindeydi? Hayır, affı siz bizzat yaptınız.

Arkadaşlar, bunun acilen düzenlenmesi lazım. Yargıtay 7. Ceza Dairesi -7. Ceza ve 11. Hukuk- perperişan oldu, sayenizde, bunlardan dolayı. Bunların derhâl ve derhâl düzeltilmesi lazım. Bu kanunu yapmak zorundasınız. Yani KHK’lerle düzenlemek değil, hepsini kanuna dökmek ve buraya getirmek zorundasınız. Çiller döneminde vakit yoktu. Bu kanunu düzeltirken de benim size bir tavsiyem, bir hata daha var arkadaşlar: Bakınız, patent haklarının korunmasındaki KHK, endüstriyel tasarım ve markalarda, arkadaşlar, her maddede, patent vekilliği, marka vekilliği ve tasarım vekillikleri var, maddelerde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İsa Gök (CHP, Mersin). “Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2009-01-21-markalarin-korunmasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-ya (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
