# Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsa Gök (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mart 2011
- **Gündem:** ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2011-03-29-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696

> İsa Gök (CHP), 29 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 902 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluş Kanunu’nun 71’inci maddesinde geçen perşembe yaşanan sorunlar ve özellikle AKP Grubunun da bu maddeye ilişkin itirazları üzerine söz konusu madde Komisyona geri çekildi, Komisyona geri çekildi ama bizim itirazlarımız neydi? Anayasa, yüksek yargı arasında eşitlik sistemi getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi, Askerî Yargıtay, hepsi yüksek yargıdır. Bir de adli ve idari yargı içerisinde yüksek yargıya seçilmemesine rağmen o vasıfları taşıyan hâkimlerimiz, savcılarımız da vardır. Bizim dediğimiz şu idi Sayın AKP, Sayın Meclis, dedik ki: Eşitlik. Eğer ki Anayasa, yüksek yargı arasında yargı bölümünde eşitliği öngörmüşse, siz burada tüm düzenlemelerde, hele ki mali ve sosyal haklarda eşit davranmak zorundasınız. Aksi hâlde bu eşitliği bozarsanız, bu dengeyi bozarsanız, kamu görevi yapan tüm kurumlarla beraber özellikle yargı içerisinde sorun yaratırsınız. Bizim dediğimiz bu.

Dedik ki: Eğer ki Anayasa Mahkemesi üyelerine son derece yüksek vasıflı sağlık yardımı getirmek istiyorsanız getirin ama bunu yüksek yargının diğer unsurlarına da verin.

Biz dedik ki: Anayasa Mahkemesi üyelerine eğer ki 69’uncu maddede arz olduğu üzere yüksek maaş yani 9.500-10 bin liralık maaş getiriyorsanız -ki getirdiniz- getirin ama bunu yargının diğer unsurlarına da verin.

Biz dedik ki: Eğer ki harcırahla veyahut da o kaldırılan özel emeklilikle yani bu kıyak emeklilikle bir şey getiriyorsanız yargının diğer unsurlarına da, Yargıtayıyla, Danıştayıyla, Yargıtaya seçilme yeterliliğini kazanmış ama bidayet mahkemelerinde çalışan hâkim-savcılara da, Askerî Yargıtaya da, uyuşmazlık mahkemesine de getirin.

(x) 696 S. Sayılı Basmayazı 22/3/2011 tarihli 80’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(xx) 696’ya 1’inci Ek S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Ve yine dedik ki: Bakın, pasaport… 75’inci madde, ikinci fıkra. Kırmızı pasaport veriyorsanız bu kırmızı pasaportu yargının aynı statüdeki diğer çalışanlarına da verin.

Ve yine dedik ki: Getirdiğiniz her farklılığı, bakın, kullandıkları makam arabalarının plakalarını bile kırmızı plaka yapmak istiyorsanız tamam ama eşitlikten uzaklaşmayın, adaletten uzaklaşmayın. Eğer ki adaletten uzaklaşılırsa, eşitlikten uzaklaşılırsa, yalnızca Anayasa Mahkemesine bu imkân tanınırsa bunun adına biz değil, siyasi literatürde buna siyasi rüşvet denir dedik ve işin üzücü yanı şu olur dedik: Biz bu kanunu Anayasa’nın eşitlik ilkesinden hareketle Anayasa Mahkemesine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak götürdüğümüzde, bu hâkimler, bu kanunun Anayasa’ya uygunluğunu denetlerken verecekleri her kararda töhmet altında kalacaklar. Bunlar yargıç, kökleri hâkim, kökleri yargıç olmasa da Anayasa gereği seçimle beraber yargıç statüsüne geliyorlar. Bu mahkemeyi töhmet altında bırakmayın, her şey söylenir dedik çünkü bu mahkemenin bir özelliği var, bu mahkeme bakanları, başbakanı yargılayacak, Yüce Divan görevi görecek.

Bu mahkeme kanunların Anayasa’ya uygunluk denetimini yapacak, bu mahkeme Anayasa değişikliklerinin ilk üç maddeye aykırılıklarının denetimini yapacak. Bunları yapacak denli önemli, yetkili bir mahkemeye siz kalkıp da izahı olmayan bir şekilde -izahı olmayan bir şekilde- tüm eşit yüksek yargıdan farklı ve fazla olarak maaşıyla, arabasıyla, pasaportuyla, harcırahıyla ve hatta ve hatta hiçbir kanundaki sınırlamalar dikkate alınmaksızın sağlık ve tedavi giderlerinin karşılanmasıyla yaklaşırsanız yanlış edersiniz dedik.

Şimdi, bizim bunu dediğimiz perşembe günüydü, Komisyonda da kaç gündür bu konuları tartışıyoruz. AKP’li geniş bir milletvekili grubu da bu yanlışlığı gördü ve itiraz etti. Gelinen son nokta ne? Bir önerge gelecek AKP Grubundan, önerge faslında onu konuşuruz ama bakın arkadaşlar, dedik ya kanunların Anayasa’ya uygunluk denetimini yapacak… Buyurun işte, dakika bir, gol bir! Anayasa Mahkemesinin önemle, özenle ve dikkatle üzerinde duracağı bir kanun tasarısı, yetki kanunu önümüze geldi. Tarih 28 Mart. Kanun hükmünde kararname yetkisi istiyor Hükûmet.

Kanun hükmünde kararname yetkisi isterken geçmişe baktığınızda Anayasa Mahkemesinin -ki bu en çok rahmetli Özal döneminde kullanılmıştı- bir sürü iptali var. Neden? Çünkü Anayasa Mahkemesi diyor ki: “İvedilik ve zorunluluk ve hemen yapılması, mutlaka yapılması, derhâl yapılması gereken işlerde, kısa süreli ve çok dar yetkili olmak zorundadır.” diyor. Buna uymadığı için de birçok kanun hükmünde kararname iptal edilmiştir. Neden iptal ediliyor? Çünkü Anayasa’mızın 7’nci, 87’nci ve 91’inci maddeleri sınırlamış.

Her şeyden önce, arkadaşlar, sizler milletvekilisiniz. Yasama yetkisi genel ve asli bir yetkidir, bu yetki devredilemez. Anayasa Mahkemesi, kanun hükmünde kararnameler çıkararak, hele altı ay gibi süre için, yasama organının, yani sizin, yani Meclisin baypas edilerek ülke yönetilmesini Anayasa’ya aykırı buluyor, bir sürü iptal var.

Bu Parlamento niye var? İki buçuk ay daha görevdesiniz. Süre altı aylığına isteniyor, yani yeni bir hükûmet kurulacak veya kurulamayacak ama sizin asli ve kesin yetkiniz olan kanun çıkarma yetkinizi Hükûmet kendi uhdesine alacak, bütün yapıyı değiştirebilecek. Bu yetki sizin, bu yetki Hükûmetin değil. Bu yetki yasama organının. Yasama organının yetkisi baypas edilemez ama gelin görün ki Başbakan imzasıyla yasama organının, Meclisin, demokrasinin baypas edilmesi kanunu geldi önünüze. Yarın bu konu görüşülecek. Bu konu eğer ki AKP’nin çoğunluk oyuyla kabul edilirse, muhalefet olarak Anayasa’nın bize verdiği bir görev var, yetki değil görev var, bu Anayasa’ya aykırı işlemi biz Anayasa Mahkemesine götüreceğiz.

Şimdi, siz, bu Anayasa Mahkemesi kanunuyla birçok –amiyane tabirle- kıyak geçiyorsunuz ve ben bu kıyakların üzerine, Anayasa Mahkemesine, Anayasa’ya aykırı olarak ve bakın, özellikle Parlamentonun şu çizgiden sol tarafında oturan AKP heyetinin kanun çıkarma konusundaki yetkisini elinden alan, demokrasiyi, Meclisi baypas eden kanun hükmünde kararnamenin iptali için ben Anayasa Mahkemesine gittiğimde, bu kanundan sonra gideceğim.

İşte, dedik ki size, buna siyasi literatürde “siyasi rüşvet” denir, bu hoş olmaz. Bu kanunu geçen hafta konuşmaya başladık, perşembe günü tartışma çıktı, bugün günlerden daha 29 Mart Salı.

Arkadaşlar, kanun bitmeden, yıllardır uygulanmayan, 2000’den beri uygulanmayan... 11’inci yılında kanun hükmünde kararnamelerle yüce Meclisin baypas edildiği, diktatöryal bir şekilde, faşizan bir şekilde, bir hükûmete Meclis adına kanun yapma yetkisi veren bir kanun tasarısı geliyor. Bu kabul edilebilir mi? İşte, o zaman, bizim dediğimiz siyasi rüşvete gelirsiniz. Yetkiniz gidiyor arkadaşlar. Ey AKP, milletvekilleri, yetkinizi veriyorsunuz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İsa Gök (CHP, Mersin). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2011-03-29-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
