# Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsa Mesih Şahin (Gelecek Partisi, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mayıs 2025
- **Gündem:** Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=134711
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/isa-mesih-sahin-2025-05-07-bazi-kanunlar-ile-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yap

> İsa Mesih Şahin (Gelecek Partisi), 7 Mayıs 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 493 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bir kere daha, değerli Sırrı Süreyya Önder'e Allah'tan rahmet diliyorum; ailesine, DEM PARTİ'ye başsağlığı diliyorum.

Aynı zamanda, Sayın Özgür Özel'e de geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyor, bu saldırıyı kınıyorum.

Evet, ne yazık ki yine bir torba yasayı konuşuyoruz. Torba yasayı bir yasama geleneği hâline getirmek ne devlet geleneğimize ne de anayasa geleneğimize yakışmaktadır. Torba yasaya olan eleştirimizi bir kere daha tutanaklara not olarak düşmek istiyorum.

Farkında mısınız değerli milletvekilleri, sürekli kurumlarımızla ilgili düzenlemeler yapıyorsunuz ama bir türlü kurumlarımız işlevsel hâle gelemiyor. Konuşmamda devlet kurumunun yıpranan kurumsal işleyişine dikkat çekmek istiyorum. Adalet, liyakat, ahlak ve gelenek; devleti ayakta tutan dinamiklerdir. Şimdi soruyorum: Adalet sınavında neredeyiz? Liyakat sınavında neredeyiz? Siyasi ahlak, kamu ahlakı sınavında neredeyiz? Devletimizin geleneklerini, teamüllerini koruyabiliyor muyuz? "Devlet" dediğimiz yapı ehliyetli ellerde bir adalet terazisi gibidir. Eğer bu terazinin kefesi bir kere liyakatten şaşarsa kamu düzeni, adalet, hatta toplumsal huzur zedelenir. Ne yazık ki son yıllarda bürokraside yaşanan dönüşümlerin bu dengeyi ciddi şekilde sarstığını görüyoruz. Müsteşarlık kurumu vardı, hatırlar mısınız? Şimdi bütün samimiyetimle sormak istiyorum: Bakanlıkların onlarca yıllık kurumsal hafızasını ve bürokratik refleksini yansıtan, taşra ile merkez arasında köprü vazifesi gören bu makam neden kaldırıldı? Bir bakan değiştiğinde -bakın, dikkatinizi çekiyorum, iktidar değişmiyor, bakan değişiyor- tüm üst kademe yönetimi değişiyor. Bu şekilde birikimi nasıl koruyacağız? Kurumların hafızasını nasıl koruyacağız? Teknik bilgi ile siyasal karar arasındaki dengeyi nasıl sağlayacağız? Devlette devamlılığı nasıl sağlayacağız? Burada, devleti ayakta tutan kurumsal işleyişin, teamüllerin nasıl yok olduğuna dikkat çekiyorum. Esasında teamüllerin yok olması bugün devlet kurumumuzun en önemli sorunlarından biridir. Sadece bu örnekten yola çıkarak bakın, bir çağrıyı, bir vizyonu, bir yenilenme iradesini paylaşmak istiyorum. Türkiye'nin devlet yönetiminde köklü bir reforma ihtiyacı vardır ve devletimizin bekası için bu reformu yapmak zorundayız. Çağın ruhunu yakalayan, dijitalleşmeye ayak uyduran, şeffaflığı ilke edinen ve en önemlisi "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." anlayışından hareketle vatandaşını merkeze koyan bir yönetim anlayışını tesis etmeliyiz. Bu reformun temelinde üç vazgeçilmez ilke yer almalıdır: Liyakat, şeffaflık ve siyasi ahlak. Bir kamu görevlisi, herhangi bir siyasi aidiyetle değil, yetkinliğiyle, tecrübesiyle ve adalet duygusuyla göreve getirilmelidir. Devlet kadroları kariyer ve objektif bir sınav esaslı denetime açık bir sistemle şekillenmelidir. Tam da burada Sayın Cumhurbaşkanımızın da daha önce ifade ettiği, mülakatların kaldırılması gerekliliğini bir kere daha ifade etmek istiyorum. Ayrıca, artık, Türkiye'nin gecikmiş bir gerekliliği olan siyasi ahlak yasasının kabul edilmesi, bu Meclisten çıkması da elzemdir. Kamu kaynaklarının nasıl harcandığı, atama kriterleri, siyasetin finansmanı gibi konular net kurallarla belirlenmelidir. Siyaset ve kamu yönetimi asla zenginleşmeye vesile olmamalıdır. Aksine, bu yükü omuzlayan herkes emanetin tesliminde yoksullaşmayı dahi göze almalıdır. Altını çizerek söylüyorum, siyaset üzerinden kimsenin zenginleşmediği bir düzeni inşa etmek zorundayız, beytülmalin hepimizin omuzlarında bir emanet olduğunun farkında olmak zorundayız. Tam da bu noktada devlet aklımızın feyzaldığı Hazreti Ömer'in mumu örneği artık dile getirilen bir hikâye olmaktan çıkmalı, aynıyla uygulanan bir norm hâline gelmelidir. Bu yasa sadece siyasi etik için değil, vatandaşın devletimize güven duygusunun yeniden inşası için de önem taşımaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İsa Mesih Şahin (Gelecek Partisi, İstanbul). “Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-mesih-sahin-2025-05-07-bazi-kanunlar-ile-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yap (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=134711

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
