# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsmail Değerli (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim
- **Tarih:** 14 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ismail-degerli-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> İsmail Değerli (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 891 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; İş Kanunu Tasarısının 86 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 86 ncı maddeyi incelediğimiz zaman "Ağır ve tehlikeli işlerde rapor" başlığı altında "... işe girişinde veya işin devamı süresince en az yılda bir bedence bu işlere elverişli olup olmadığı, işyeri hekimi, iş sağlığı dispanserleri, Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, hükümet veya belediye hekimleri tarafından verilmiş muayene raporları olmadıkça, bu gibilerin işe alınmaları veya işte çalıştırılmaları yasaktır. Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini yapmaktan kaçınamaz.

İşyeri hekimi tarafından verilen raporlara itiraz halinde, işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık kurulunca muayeneye tabi tutulur, verilen rapor kesindir" deniliyor ve bu alınan raporlar, istendiği zaman da, isteyen memura veyahut ilgili kişiye verilecek deniliyor.

Değerli arkadaşlar, bu maddenin kurgusu yanlıştır. Bunu, size şöyle izah edebilirim: İşe ilk giren kişi, hiçbir zaman Sosyal Sigortalar Kurumuna gitmez, ilgili tek tabibe gitmez, dispansere gitmez, hükümet tabibine gitmez. İlk işe giren kişiden, tek hekimin verdiği rapor istenmez, sağlık kurulu raporu istenir. Ben, beş yıl belediye başkanlığı yaptım -işe aldıklarımız dahil- ilk işe giren kişilerden, devlet hastanelerinden alacakları sağlık kurulu raporu istenir. Hele hele, böyle ağır işlerde çalışacak kişilerin, tek tabip tarafından, pratisyen bir hekim tarafından veyahut da hükümet tabibi tarafından muayene edilmesini isteme hakkınız yoktur; bilemez. O arkadaş, görünüş itibariyle, kel mi, kör mü, topal mı, basit bir muayeneyle herhangi bir şikâyeti var mı yok mu, ancak onu belirler; onun dışındaki muayenelerle, bir kişinin ağır bir işte çalışıp çalışamayacağını belirleyemez. Ağır işlerde çalışacak bir kişinin, ağır bir işte çalışabilmesi için, mutlaka heyet raporu alması lazım, detaylı muayene edilmesi lazım, akciğer filmleri çekilmesi lazım, gerekirse ultrason yapılması lazım. Dolayısıyla, bu maddenin kurgusu, bence yanlıştır.

Değerli arkadaşlar, bugün, Sosyal Sigortalar Kurumu, kendi mevcut üyelerini muayene edemiyor; insanlar günlerce kuyruklarda bekliyor. Burada bir nevi mecburiyet getirilmiş ve "Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini yapmaktan kaçınamaz" deniliyor. O zaman, onbinlerce kişi müracaat ediyor. Hatırlarsınız, Devlet İstatistik Enstitüsüne 200 geçici işçi alınacaktı, 18 000 kişi müracaat etti; bunların içinden 200 kişi kurayla belirlendi ve bu arkadaşlar işe girdi. Devlet dairelerinde istenildiği zaman ve üstelik de imtihanı kazanan 1 000 kişiyse 5 000 kişi ilan edilir. Bu 5 000 kişinin sağlık muayeneleri istenir; herkes hastaneye gidip rapor almak zorunda. O zaman, SSK, mevcut kendi işçilerini muayene edemezken, insanlar günlerce kuyrukta beklerken, nasıl bakacaksınız siz buna?!

Bugün basında belki görmüşsünüzdür; bir işçinin kolu kopuyor, SSK'ya gidiyor, SSK başka yere havale ediyor, orası bir başka yere havale ediyor, patolojiye havale ediyor, ilgisiz yere havale ediyor ve bu arkadaş en son Çapa Tıp Fakültesine gidiyor; tabiî, kolu çöpe gidiyor. Onun için, ağır işte çalışan kişilerin gerçekten bu şekilde rapor almaları doğru değildir. Bu ilk işe girenler; bir de, mevcut işte çalışıp da hakikaten sıkıntıya girenler yılda bir kere muayene edilir deniliyor. Ben soruyorum size: Hangi işyerinde yılda bir kere muayene yapılıyor?! Devlet dairelerinde çalışan kişiler senede bir kere muayene edilmiyor işyerlerinde, diğer özel sektörde nasıl olacak bu muayene? Şimdi, bizde, aşağı yukarı işyerlerinin yüzde 80'i, 90'ı, 10 kişi, 20 kişi, 30 kişi çalıştırıyor; şimdi, bir de, biz getirdik 30 kişiyle sınırladık, 29 kişi olacak... Ayrıca, işyerlerinde 50 kişi çalıştıranın, bir işyeri hekimi çalıştırması gerekir. Hangi işyerinde işyeri hekimi var; işyerlerinin yüzde 90'ında işyeri hekimi de yoktur. Şimdi, bir kere, bu büyük bir sıkıntıdır. İşyerinde çalışan, yeraltında çalışan, madende çalışan, ağır işte çalışan, demir sanayiinde çalışan kişilerin kesinlikle heyet raporuyla belirlenmesi gerekiyor burada çalıştıkları zaman; yoksa, dispanserdeki bir pratisyenin, veyahut bir hükümet tabibinin vereceği rapor burada geçerli olmaz.

Değerli arkadaşlar, rapor aldığı zaman, deniliyor ki: "İşyeri, bu raporu göstermek zorunda." Ben, soruyorum size; memur, hangi özel sektöre teftişe gittiği zaman, hangisi çıkarıp da bu raporu gösteriyor?! Muayenesi yok ki, raporu göstersin. Dolayısıyla, müfettişlere raporu vermiyorlar, sendikalara raporu vermiyorlar, işyeri temsilcilerine zaten, hiç bu raporu vermiyorlar.

Peki, rahatsızlığı var, bu raporları var, müeyyidesi ne bu maddede? İşyeri, eğer, bu vatandaşa, yetkili memura bu raporları vermezse, müfettişe vermezse, sendikaya vermezse, o zaman, peki, bunun müeyyidesi ne, ne yapılacak bu kişiye?! Yani, hiçbir müeyyidesi yok burada. Yani, eğer, bu raporlar tespitinin yapılabilmesi için verilmiyorsa, o zaman, buna da bir müeyyide getirmek lazım, bir cezaî müeyyide getirmek lazım ki, caydırıcılığı olsun. O zaman, biz bunu ne yapacağız?!

Peki, işimde çalıştı, vatandaş sıkıntıya girdi, rahatsızlık oldu, rapor aldı; bu adamı ne yapacağız? Biz, bu adama tazminatını verip, işten atalım mı; yoksa, bu kişiyi daha hafif bir işte mi çalıştıralım?! Peki, bu maddede bu da yok; geçmiş maddelerle ilgili olarak da herhangi bir bent yok burada. O zaman, bu raporu alan adamı, benim işimde çalışmış, ben kolundan tutacağım, bu vatandaşı dışarı atacağım; ne olacak o zaman? O zaman, burada "hafif işlerde çalıştırılmalıdır" diye bir müeyyide getirilmelidir veyahut işten atıldığı zaman, yüksek oranlı bir cezaî müeyyide getirilmeli ki, bu vatandaş işinden olmasın.

Değerli arkadaşlar, bu madde, doğru bir madde değil. 1475 sayılı Yasada da bu var. Sadece, ek olarak, buraya "Sosyal Sigortalar Kurumu, işe ilk giriş muayenesini yapmaktan kaçınamaz" cümlesi getirilmiştir. Değişen hiçbir şey yok ve üstelik bu maddeyle, Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin ve ilgili dispanserlerin yükünü artırmış oluyoruz biz. Bence, bu maddeyi yeniden ele almak lazım, yeniden düzenlemek lazım; işçi lehine de işveren lehine de olur bu. Yani, işyerine biz belli bir kural getireceğiz ki bir caydırıcılık olsun, o işçi de mağdur olmamış olsun.

Ben, bu maddenin bu şekliyle geçmesine karşı olduğumuzu bildirir, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İsmail Değerli (CHP, Ankara). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-degerli-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
