# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsmail Özay (CHP, Çanakkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ismail-ozay-22-2004-07-08

> İsmail Özay (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.053 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZAY (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, bu madde üzerinde ne konuşulur diye düşünülebilir; ama, bu madde üzerinde, gerçekten, geleceğe yönelik çıkarılacak olan yönetmeliğe katkıda bulunmak için söz aldım ve sözlerimi çok uzatmayacağım.

Aslında, 61'den 67'ye kadar uzanan maddeler dizini, bir teknik düzenleme ve bu maddelere yönelik söylenecek çok fazla söz yok; kaldı ki, merkezî devletin bütçeleme sistemiyle de uyum sağlaması gerekiyor; o anlamda, normal düzenlemeler.

Ben, özellikle iktidarın, hükümetin sık sık söylediği katılım ve şeffaflık konusundaki açılımı, bu bütçeleme düzeninde, tasarıya hiç yansıtmadığını görüyorum. Çeşitli zorlukları olabilir, kamunun yeniden yapılanmasına yönelik engeller belki bu açılımı engelliyor olabilir; ama, bazı örnekleri, artık, Türkiye'de de gerçekleştirmemiz gerekiyor. Örneğin, toplumun yönetimi denetlemesi, sadece seçimlerde karşılaşılan, yapılan temsilî denetlemenin dışında ve hukuksal denetlemenin dışında, bir kamusal denetlemeye de yönelik açılımları gerçekleştirmesi gerekiyor; başka bir tanımla, denetleyen devletdışı kamusal alanları da üretmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, mevcut, dünyada bazı örneklerden faydalanmak, bunlara atıfta bulunmak, yönelmek de mümkün. Çoğu yerel yöneticinin, uzmanların bildiği bir örneği kısaca irdeleyip, ondan sonra önerilere geçmek istiyorum.

1996 yılında Dünya Zirvesinde, Habitatta, dünyanın en iyi uygulama örneği, Porto Allegro örneği olarak sunuldu; dünyanın kabul ettiği bir yerel yönetim bütçeleme sistemi olarak dünyaya sunuldu. Kısaca bundan bahsedeceğim.

Genellikle halkın direkt bütçelemeye katılmasına olanak sağlayan bir yapılanma. Türkiye'de zaman zaman kent konseyleri Yerel Gündem 21 çerçevesi içerisinde de bu katılımlara yönelik açılımlar gerçekleşiyor; ama, yaklaşık onaltı yıldan beri süren uygulama Porto Allegro'da şöyle gerçekleşiyor:

Bir mahallenin içerisindeki belli bir bölgede, sadece bütçeye yönelik, insanlar toplanarak isteklerini, beklentilerini sunuyorlar. Buradaki öncelik sırasını yine kendi aralarında belirliyorlar ve mahalle komitelerine yönelik delegasyonlarını seçiyorlar. Mahalle komiteleri toplantısına gidildiğinde de, halkın o bölgedeki istedikleri, talepleri kuruşlandırılarak belediye tarafından keşifleri çıkarılıyor, bilgi aktarılıyor. Mahallede yapılan bu konsey toplantısında da belli ihtiyaç sıralaması gerçekleştiriliyor ve bir üst kent konseyine temsilcilerini seçiyorlar. Kent konseyinde de, tekrar yeniden bir sıralama yapılıyor ve tüm şehirle ilgili mahallelerden gelen insanların öncelik sıraları bir kez daha belirlenip, belediye meclisine sunuluyor. Belediye meclisi de, şüphesiz ki, siyasî irade, kendi beklentilerine, kendi programına yönelik katkıları da koyarak bir sürdürülebilir bütçe oluşturuyor.

Değerli arkadaşlarım, model olarak bakıldığında, çeşitli kentlerde, çeşitli şekilde uygulanabilen bir yöntem olarak, değerlendirilebilir; ama, önemli olan, bu tür yöntemlerin hayata geçiyor olabilmesidir.

Katılım, şeffaflık... Özellikle, katılım, Türkiye'de zaman zaman çok denenen, hatta devletin de 1991 yılında, Sayın Süleyman Demirel hükümeti döneminde uyguladığı bir yöntem olarak da ortaya çıktı; ama, hiçbir şekilde yönetimlerde katılımı gerçekleştirme olanağına sahip olamadık. Yaklaşık on yıldır Türkiye'de söylem haline getirdiğimiz bu uygulamayı pratiğe dönüştüremedik. Aslında, bu uygulamanın en uygunu, yerel yönetimlerde gerçekleştirilebilecek bir uygulamadır.

Şimdi maddeye geliyorum, bu sunuşu yaptıktan sonra. Burada, 65 inci maddede, Maliye Bakanlığının önerileri de gözönüne alınarak, İçişleri Bakanlığı tarafından, bütçe uygulamasına yönelik yönetmelik çıkarılacağından bahsediliyor.

Bu yönetmelik hazırlanırken, belki dünya örneklerinden veya her siyasî partinin kendi gündeminde olan katılım ve şeffaflığa yönelik bütçeleme çalışmasına katkı vermek üzere bazı hükümler yer alabilir. Bir kere, sık sık söylediğimiz performans ve verimlilik denetimini sözle gerçekleştirebilmek mümkün değil, müfettiş veya denetmen aracılığıyla gerçekleştirebilmek mümkün değil, siyasî iradenin, otoritenin koyduğu kriterlere göre de gerçekleştirmek mümkün değil; performans ve verimliliği, ancak bütçeleme esasına, bütçenin düzenliliği esasına göre gerçekleştirebilmek mümkün.

Sık sık konuşulan bir konu olan "acaba, globalleşmenin etkisiyle, performansı hangi noktadan alacağız; özel sektör anlayışı içerisinde mi alacağız, kamu yararı içerisinde mi alacağız" anlayışını, ancak bütçede ortaya çıkarabiliriz. O nedenle, bütçenin yapılması sırasında, hiç olmazsa bazı bölgelerde bu yönetmeliğimizi uygulayabiliriz. En azından, Yerel Gündem 21'i uyguladığımız, pratiği olan bazı belediyelerde, bu tür bütçe uygulamalarını bir prototip uygulama olarak gerçekleştirebiliriz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, bütçeler -belediye başkanı arkadaşlarım bilirler- genellikle eski bütçenin katsayılarla artırılmasıdır, eski bütçeye benzetilerek yapılmasıdır; sanki bir yasak savma gibidir. Bu noktada belediye bürokratlarının çok iyi donanımlı olmamasının da bazı etkileri olabilir; ama, siyasî insanların biraz da işine gelir; bunu bir teknik iş gibi görürler, bütçe konusunda çok çaba sarf etmezler. Maalesef, gerçek budur; ayrıntılar hariçtir, bazı iyi niyetli bütçe çalışmaları olabilir; ama, yaygın olan kavram budur.

Bir de, sık sık bahsettiğimiz Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartındaki "belediyeler kendilerini hesap vermekle sorumlu saymalıdırlar" ilkesine, bütçede hesap verme anlayışını ortaya çıkararak da bir örnek oluşturabiliriz. Mesela -zamanım daraldığı için kısa geçiyorum- yönetmelikle getirebileceğimiz bazı hükümler olabilir. Biz, belediye encümenimizde aylık kesinhesaplarımızı onaylarız, kesin bütçelerimizi onaylarız; encümenin bilgisi vardır; bunlar halkla paylaşılabilir. Bunu yayımlamakta bir engel yoktur; ama, yönetmelikle, belki, bu özendiricilik sağlanabilir. Eğer her ay yayımlanması zor bir uygulama olarak gelebiliyorsa, özel sektörde olduğu gibi, üç aylık dönemler içerisinde yayımlanır ve halkın denetimine sunulabilir; bunlar web sayfasında yapılabilir. Örneğin, bağımsız demokratik denetleme kurullarına görev verebiliriz. Her kentte, özellikle orta ölçekli kentlerimizde, serbest muhasebeciler odası, ticaret odası, esnaf odası, işçi sendikaları var. Bunlar, bütçelerimizi hem de kesinleşen bütçelerimizi üç aylık dönemler içerisinde denetleyebilirler, denetlemeden öte, halkla paylaşabilecekleri görüş oluşturabilirler. Örneğin, bütçe denkliği, cari harcama miktarı, yatırım miktarı, borç ödenmesi miktarı, faiz ödemeleri gibi, toplumun anlayabileceği bazı konuları halka sunabilirler.

Bir başka konu; bütçeyle ilgili bilgiler, muhtarlara, sivil toplum kuruluşlarına, siyasî partilere, belediye başkanının üyesi olmadığı farklı siyasî partilere gönderilebilir; bu şekilde kamu denetlemesi sağlanabilir. Bir kere, bütçe komisyonları, bütçeleme esasının temelini oluşturan önemli kurumlardır. Bütçe komisyonları halka açık yapılabilir. Halkın konuşması, halka söz verilmesi belki pratik anlamda söz konusu değildir; ama, bütçe komisyonuna önerge vermesi -belli bir sayıda veya bireysel olarak- düzenlenebilir. Özellikle, belediyelerin menkulleri, gayrimenkulleri, araçları gereçleri; yani, mal varlığının dökümü yılda bir kez halka ilan edilmelidir; bu şekilde bir denetleme mekanizması oluşturulabilir. Hiç tartışmasız hepimizin söylediği, belediye ihaleleri başlamadan önce ve sonuçlandıktan sonra da yayımlanmalıdır.

Bir önemli konuya İçişleri Bakanlığımızın önderlik yapmasında yarar vardır. Özellikle belediye bürokratlarımızın, Anadolu'da, yeterince eğitim düzeyine ulaşmadıkları da bir gerçektir. Bunlara, belediye birliklerinin zaman zaman sağladığı olumlu noktalar oluyor; ama, bunların yetmediği, hatta, belediye muhasebe personelinin zorunlu eğitime yöneltildiği bir ortamın İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanmasında, düzenlenmesinde yarar vardır diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, özellikle, biraz önce söylediğim "bağımsız demokratik denetleme kurulu" diye tanımladığım serbest muhasebeciler odası, ticaret odası gibi çeşitli demokratik kitle örgütlerinin oluşturduğu bir denetleme yapısı bütçede şunu denetleyecektir: Bütçenin performansı, denkliği, bunlar önemli kavramlardır, bunlar teknik kavramlardır; ama, artık başka bir konu var; özellikle belde halkı açısından gerekli olup olmadığı konusu önem taşımaktadır. Toplumsal tercihin bu noktada olup olmadığı da değerlendirilmelidir; yani, siyasî iradenin tercihi ile toplumun tercihi arasındaki bağdaştırmanın yapılması ve denetlenmesi yerinde olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bunları, zaman harcamak amacıyla değil, özellikle yönetmeliğe yönelik, Türkiye'nin demokratik açılım sağlaması gereken yaklaşımlar olarak sergilemek ve sunmak istedim.

Hepinize, bu anlayış içerisinde saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İsmail Özay (CHP, Çanakkale). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-ozay-22-2004-07-08 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
