# Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsmet Atalay (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 29 Haziran 2005
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ismet-atalay-22-2005-06-29-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina

> İsmet Atalay (CHP), 29 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 871 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İSMET ATALAY (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu üzerindeki görüşmeler devam etmektedir. Burada, 52 nci maddeyle ilgili, Grubum ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla, sevgilerimle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu maddeye baktığımız zaman, bu maddeyle, 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye, iki kadro eklenmektedir. Bununla, Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kuruluyla ilgili olarak soruşturma görevi yapacak, merkezdeki Teftiş Kurulu Başkanlığına birinci dereceye ayrılmış iki başkan yardımcısı atanması öngörülmektedir.

Tabiî ki, Adalet Bakanlığına bağlı teşkilatlara şöyle bir göz attığımız zaman, Adalet Bakanlığı, Türkiye genelinde yaygın teşkilatı olan, adlî yargı ve idarî yargıdan müteşekkildir. Bir tek Teftiş Kurulu Başkanının, bu kadar hâkim ve savcı hakkında soruşturma yapması, işleri yürütmesi ilk anlamda zor görülebilir, işlerin sürüncemede kalmasına neden olabilir. İki başkan yardımcısının atanmış olmasını isabetli bir karar olarak düşünmek, değerlendirmek gerekir.

Kadro ihdaslarıyla ilgili, bu tasarının görüşülmeye başlandığı ilk günden bugüne kadar, konuşmacı arkadaşlarımız, kadroların ne şekilde kullanıldığı, nasıl kadrolaşma amacına yönelik bir kadrolaşma yapıldığını açıkça belirtmişlerdir. Ben, meselenin bu yönü üzerinde durmayacağım. Bu kadroların verilmesinde yarar olduğunu düşünüyorum; çünkü, teftiş kurulunun yapacağı görevin aksamaması, süresinde tamamlanması açısından zaruret olduğu inancını taşıyorum; ancak, bir başka yönü üzerinde durmak istiyorum. Anayasamızda yargının bağımsız olduğu, hâkim teminatının bulunduğu açıkça belirtilmektedir ve bugünkü sistemimize göre, kuvvetler ayrılığını kabul etmişiz. Yargının, yürütmenin ve yasamanın birbirinden ayrı ayrı kurumlar olduğunu, yargı denetiminin siyasî bir organ olan yürütme tarafından denetlenemeyeceği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, bugün, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapılanmasına baktığımız zaman, bu Kurul, 3 üyesi Yargıtaydan seçilen üyelerden, 2 üyesi Danıştaydan seçilmiş üyelerden ve Adalet Bakanının başkanlığında ve Kurulun tabiî üyesi olan Müsteşardan müteşekkildir. Yani, hâkimlerle birlikte yürütmeye dahil olan Adalet Bakanı Kurulun Başkanı olmakta ve Müsteşar da bu Kurulun üyesi konumundadır.

Değerli arkadaşlarım, yargının bağımsız olduğunu her dönemde herkes savunuyor. Tabiî, bu yasada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kökten değiştirilmesi mümkün olmayabilir; ama, benim talebim, gelecekte, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun değiştirilerek, gerçek anlamda, yargının bağımsızlaştırılması ve hâkim teminatına kavuşturulması gerekir diye düşünüyorum; ama, bütün dünyayı incelediğiniz zaman, Türkiye'de de, özellikle cumhuriyetin ilk yıllarında, hatta, 1960'lara kadar yargı, Adalet Bakanlığına bağlı bir kurum olarak devam etmiştir. Özlük işleri Adalet

(x) 951 S. Sayılı Basmayazı 25.6.2005 tarihli 118 inci Birleşim Tutanağına eklidir.

Bakanlığında yürütülmüştür; soruşturmaları, denetimleri, tamamen Adliye Bakanlığına bağlı olarak yürütülmüştür. Ancak, 1950-1960 arasında yargıya siyasetin ve yürütmenin çok büyük müdahaleleri olmuştur. Ondan sonra, yargının bu şekilde bağımlı hale geldiği savunulduğu için, müstakil, bağımsız Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu oluşturulmuştur. Orada, o Kurulda, Adalet Bakanının veyahut Müsteşarın görevi hiç olmamıştır; ancak, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu daha sonra değiştirilerek bugünkü hale getirilmiştir. Bugünkü haliyle, yargının bağımsız olduğundan söz etmek, bence, mümkün değildir; çünkü, yargının başında Adalet Bakanı vardır; Müsteşar, oranın tabiî üyesidir, yürütmenin de aynı zamanda üyesidir.

Şimdi, Teftiş Kurulu Başkanlığı kime bağlıdır; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağlı bir kurum değildir, Adalet Bakanına direkt bağlı olan bir kurumdur. Adalet Bakanının emriyle, Adalet Bakanının izniyle hâkimler ve savcılar üzerinde denetim yapmakta, soruşturma yapmaktadır. Soruşturma sonucunda hazırladığı raporu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna takdim etmektedir.

Şimdi, bir tarafta, Teftiş Kurulu, Adalet Bakanına bağlı bir kurum olarak çalışmakta ve raporunu tanzim etmekte, bu raporu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna sunmaktadır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun başındaki Adalet Bakanı ve Müsteşarın da iştirakiyle bu rapora göre işlem yapılmaktadır. Şimdi, bu şekilde yürüyen bir Teftiş Kurulunun veyahut da bu şekilde yürüyen bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun tam bağımsız olduğundan söz etmek, kanımca, mümkün değildir. Bu nedenle, yani, önümüzdeki süreç içerisinde, hâkimler ve savcılarla ilgili yeni bir düzenlemeye, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bağımsız hale getirilmesine ve hâkim teminatının tam anlamıyla uygulanmasına, yargının bağımsızlaştırılmasına özellikle ihtiyaç olduğu kanaatini taşımaktayım.

Değerli arkadaşlar, bu yasa çok tartışıldı. Yasanın her maddesinde konuşmacılar çeşitli görüşlerini belirttiler. Bu yasanın, tabiî ki, yararlı olduğu kısımlar var. Bu kısımlara hepimiz destek olduk, destek olmaya da devam ediyoruz; ama, yargının bağımsızlığını savunmamız gerekiyor. Adalet Bakanlığına ve özellikle iktidar partisine düşen en büyük görevlerden birisi, idarî ve adlî yargının tam bağımsız hale getirilmesidir. Eğer, bunu gerçekleştiremezsek, adlî yargının veyahut da idarî yargının bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir; çünkü, teftişi, özlük işleri tamamen Adalet Bakanlığına bağlıdır. Adalet Bakanının izniyle soruşturma başlatılabilmektedir. Adalet Bakanının tayin edeceği teftiş kurulu üyeleri, tetkik hâkimleri veya Adalet Bakanının yetki vereceği daha kıdemli bir hâkimin veya savcının yapacağı soruşturma üzerine işlem yapılmakta ve bu işlem üzerine, bu raporlar üzerine hâkimlere çeşitli disiplin cezaları, hatta meslekten ihraç cezaları, yargılamayı gerektirecek suç işlemişlerse ceza davalarının açılması öngörülmektedir.

Tabiî, böyle bir teftiş düzeninde, yargının, yargıda görev yapan hâkimlerin, savcıların tam bağımsız olduğunu söylemek mümkün değildir. Her ne kadar, teminatları olsa bile, hâkimler Anayasada belirlenen kurallar dahilinde görevden usulsüz olarak alınamayacağı, görevlerinden uzaklaştırılamayacağı belirtilmiş olsa bile, tatbikatta bunun tam tersini görmek mümkündür. Hâkimler, savcılar soruşturmaya tabi tutulmaktadır ve idarenin veyahut da yürütmenin baskısı her zaman üzerlerindedir ve bu baskıyı her dönemde hissetmektedirler.

Onun için, diyorum ki, Sayın Adalet Bakanı, tabiî, hukukçudur, değerli bir hukukçu arkadaşımızdır, çok önemli çalışmalar yapmıştır; belki, bu dönemde, yargıyla ilgili bazı yasaların çıkmasında büyük yararlar sağlamıştır. Bütün dileğimiz, yargının tam bağımsız olabilmesi için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yeniden ele alınmasıdır, bunda yarar vardır. Tam bağımsız bir hale getirilmesinde yarar olduğunu umuyorum ve Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İsmet Atalay (CHP, İstanbul). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-atalay-22-2005-06-29-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
