# Hakkari merkez,yüksekova ve şemdinli'de meydana gelen terör olaylarının araştırılması amacıyla bir araştırma kom.kurulmasına ilişkin (10/322,323,324)mec.araştırması önergeleri üzerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsmet Atalay (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 23 Kasım 2005
- **Gündem:** HAKKARİ MERKEZ,YÜKSEKOVA VE ŞEMDİNLİ'DE MEYDANA GELEN TERÖR OLAYLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA BİR ARAŞTIRMA KOM.KURULMASINA İLİŞKİN (10/322,323,324)MEC.ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ ÜZERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ismet-atalay-22-2005-11-23-hakkari-merkez-yuksekova-ve-semdinli-de-meydana-gelen-teror-olaylarini

> İsmet Atalay (CHP), 23 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKKARİ MERKEZ,YÜKSEKOVA VE ŞEMDİNLİ'DE MEYDANA GELEN TERÖR OLAYLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA BİR ARAŞTIRMA KOM.KURULMASINA İLİŞKİN (10/322,323,324)MEC.ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ ÜZERİNDE); konuşma 2.498 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İSMET ATALAY (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Hakkâri İlinde ve ilçelerinde yaşanan olaylar için Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde Grubum adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz evvel, burada, İçişleri Bakanını dinledik, Anavatan Partisi Genel Başkanını dinledik. Bizim konumuz, Meclise verilmiş bulunan, gerek bizim tarafımızdan gerek AK Parti tarafından gerekse Anavatan Partisi tarafından verilen araştırma önergeleriyle ilgili konuşmak, Hakkâri Şemdinli ve Yüksekova'da meydana gelen olayları anlatmaktı; ama, ne yazık ki, ne Bakan ne de Anavatan Partisi Genel Başkanı bu konulara girmeden, özellikle İçişleri Bakanı, dünyadaki terörle ilgili görüşlerini, yapılması gerekenleri anlatmıştır.

Bugün, burada, sevindirici olan bir konuya da tanık olmaktayız. Hepinizin çok iyi bildiği gibi, biz, geçtiğimiz günlerde, Meclisi toplantıya çağırarak terörle ilgili bir Meclis araştırması talebinde bulunmuştuk; ama, o gün, AK Parti, bu girişimimizi engelleyerek, önce Mecliste çoğunluk sağlamayarak, daha sonra, çoğunluk sağlandıktan sonra, Başbakan da dahil olmak üzere, Meclise gelmeyerek bu konunun tartışılmasını, görüşülmesini engelleme yönünde bir hareketin içerisinde bulundular. Bugün, sevindirici olan yanı, Başbakanın da burada olmasıdır diye değerlendiriyorum değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlar, Hakkâri ve ilçelerinde temmuz ayından itibaren ivme kazanan terör olayları, Şemdinli İlçesinde yaşanan son bombalama olayıyla tüm ülkede üzüntüyle karşılanan hassas bir noktaya gelmiştir. Bu noktada, olayları örtbas etmek, görmezlikten gelmek ya da bunu sadece o çerçevede bir olay gibi değerlendirmek mümkün değildir. Şemdinli'de, Hakkâri'de yaşananlar, sadece 9 Kasımda ortaya çıkan olaylar değildir. Olaylar, tüm dehşetiyle temmuz ayından beri devam etmektedir. Peki, ne oldu; son beş ayda, Hakkâri'de olaylar bu boyuta nasıl taşındı? Bu konuda birçok kişi düşüncelerini açıkladı. Ben, önce, Hakkâri'de son beş ayın bilançosu hakkında kısaca bilgi vermekle konuşmama devam edeceğim.

Hakkâri İl merkezinde, temmuz ve kasım aylarında 4 patlama olmuştur. Bunlardan birincisi; 1.7.2005 tarihinde, Hacı Demir adlı bir şahsa ait araçta patlama meydana gelmiş ve bu sırada olay yerinden geçmekte olan Tahir Akarsu ve Kemal Gezer adlı yurttaşlarımız çeşitli yerlerinden hafif şekilde yaralanmışlardır.

İkinci olay: 29.7.2005 tarihinde, İş Bankası arkasında MNG karşısında, 34 TA 0245 plakalı araçta meydana gelen patlamada, Assubay Şevket Kaygısız ile Burhan Baykal şehit olmuşlardır. Olayla ilgili olarak, aynı gün, nöbetçi cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alınan İskân Kazancıoğlu ve Faik Baş isimli şahıslar, cumhuriyet başsavcılığınca serbest bırakılmışlardır.

Üçüncü olay: 10.9.2005 tarihinde, korucubaşı olan Hasan Özsucu'nun evine bahçesine 2 el bombası atılmış, olayda ölen ya da yaralanan olmamıştır. Bu olayla ilgili olarak gözaltına alınan Kinyas İnci ve İbrahim İnci isimli şahıslar tutuklanmışlardır.

Dördüncü olay: 11.10.2005 tarihinde, iki araç arasına konulan bomba patlamış, olayda ölen ya da yaralanan olmamıştır.

Yüksekova İlçesinde, temmuz ve kasım ayları arasında 8 bombalama olayı olmuştur.

Birinci olay: 29.7.2005 tarihinde, emniyet lokali girişi lojmanlar nokta kulübesi karşısında, öğretmenlerin kaldığı binanın önündeki çöp kutusuna konulan bombanın patlaması sonucunda, polis memuru Osman Yenipınar yaralanmıştır.

İkinci olay: 31.8.2005 tarihinde, bir iş merkezinde, merdiven altına konulan el yapımı, basınç etkili bombanın patlaması sonucunda, Şahin Petrol adlı işyerinde maddî hasar meydana gelmiştir.

Üçüncü olay: 2.9.2005 tarihinde Van Erciş Seyahat Firmasına ait otobüsün altına konulan bombanın patlaması sonucunda, otobüste ve çevrede bulunan işyerlerinde maddî hasar meydana gelmiştir.

Dördüncü olay: 15.9.2005 tarihinde, Zağroş İş Merkezinin üçüncü katında patlama gerçekleşmiş ve büyük çapta hasar meydana gelmiştir.

Beşinci olay: 2.10.2005 tarihinde 2 patlama meydana gelmiştir. Yeşildere Mahallesinde patlama gerçekleşmiş, bu patlama için yapılan incelemeler sırasında, çöp kutuları arasında ikinci bir patlama daha olmuş, olayda Başkomiser Hamdi Kaman, polis memurları M. Birol Coşkun ve Mehmet Tokmak yaralanmışlardır.

Altıncı olay: 20.12.2005 tarihinde Huzur Lokantası önünde patlayan el yapımı, basınç etkili, anahtar sistemi belli olmayan bombanın patlaması sonucunda bina, işyeri ve araçlarda maddî hasar meydana gelmiştir.

24.10.2005 tarihinde, askerlik şubesi nöbet kulübesi altına bırakılan bombanın patlaması sonucunda, askerlik şubesi binası ile çevrede bulunan binalarda maddî hasar meydana gelmiştir.

Yine Yüksekova'da, 28.10.2005 tarihinde, Zağroş İş Merkezinin dördüncü katına, cinsi belirlenemeyen roket silahıyla saldırı yapılmıştır.

Şemdinli İlçesinde, temmuz ve kasım ayları arasında 5 bombalama olayı yaşanmıştır. Birinci olay, 5.8.2005 tarihinde Şemdinli İlçesi İlçe Jandarma Komutanlığı Misafirhanesinin önünde meydana gelen patlamada; Dursun Çetin, Durmuş Ali Uzun, Evren Ayyarkın, Ramazan Çakar, Kaan Kayabaşı isimli jandarma uzman çavuşlar şehit olmuşlardır, jandarma er İnan Hakan yaralanmıştır.

Yine 1.9.2005 tarihinde, 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinliklerinin düzenlendiği alana yakın bir yerde patlama meydana gelmiş, olayda 13 şahıs hafif şekilde yaralanmıştır.

7.10.2005 tarihinde, Moda Mahallesinde bir minibüsün altında patlama meydana gelmiş, olay neticesi ölen veya yaralanan olmamıştır.

28.10.2005 tarihinde, Sermet Caddesi Emniyet Müdürlüğü binası, emniyet müdürlüğü makam odası hizasına bırakılan, muhtemelen ses bombası olan şüpheli bir paketin patlamasıyla birlikte maddî hasar meydana gelmiştir, ölen ya da yaralanan olmamıştır. Çalışmalar neticesinde Cafer Er, Mesut Öpegin, Haşim Töre, Harun Öpegin, Sadık Caner, Devrim Yurdakul, Abdulsamet Akgündüz, Ömer Geylani ve Mehmet Öpegin yakalanmışlar, güvenlik birimleri tarafından sorgularının ardından Emniyet Müdürlüğünce serbest bırakılmışlardır.

Beşinci olay ise, 1.11.2005 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığı gazinosunun yanındaki büfe önünde bir araca yerleştirilen patlayıcı maddenin patlaması sonucu ilk belirlemelere göre, 3 polis memuru, 1 asssubay, 3 uzman çavuş, 16 vatandaş hafif şekilde yaralanmıştır. Birçok kamu kuruluşu binaları ile vatandaşlara ait ev ve işyerlerinde hasar meydana gelmiştir; olayda can kaybı olmamıştır.

Değerli arkadaşlar, bu olayla ilgili, arabanın plakasından hareketle araç sahibi yakalanmış, araç sahibi sorgulamaya alınmış, arabayı iki üç gün evvel tanımadığı şahıslara sattığını beyan etmiş, ne yazık ki, bu şahıs, ne tutuklanmış ne de gözetim altında tutulmuş, derhal serbest bırakılmıştır. Bunu da, bir hukukçu olarak çok garipsiyorum; yani, böyle bir olayda arabanın sahibinin bulunup, bu suçla ilintisinin araştırılmadan bırakılması da dikkat edilecek hususlardan birisidir.

Değerli arkadaşlarım, yine, Hakkâri Merkez, Yüksekova, Şemdinli İlçelerinde son zamanlarda yaşanan ve gittikçe tırmanan bu olaylar, ülkede büyük üzüntü yaratmış, yörede büyük korku ve endişeye yol açmıştır. Olayların hemen ardından Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından görevlendirilen ve içinde benim de yer aldığım heyet, Şemdinli'de incelemelerde bulunmuştur; heyetimizin yaptığı incelemelerde olayın ne şekilde geliştiği aşağıda arz edeceğim şekilde tespit edilmiştir.

9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli İlçe merkezinde Özüpek Pasajında yer alan bir kitabevine konulan bombanın patlaması sonucunda, 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 8 vatandaşımız da yaralanmıştır. Bombalanan kitabevinin sahibi Selimi Yılmaz, bombayı atan Veysel Ateş'in peşinden koşarak, bu şahsın yakalanması için halktan yardım istemiş, kaçmakta olan Veysel Ateş, 30 AK 933 plakalı renault marka araçta kendisini bekleyen başçavuşlar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'le birlikte vatandaşlar tarafından yakalanarak güvenlik güçlerine teslim edilmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, orada dinlediğimiz vatandaşların bize aktardığına göre, Veysel Ateş, bu araçla olay yerine gelmiş, bombayı attıktan sonra kaçarken, bu araca binmek istemiş, halkın yardım ve desteğiyle bunlar suçüstü yakalanmışlardır. Bombalama eylemine karışan kişileri güvenlik güçlerinin gözaltına almasından sonra dağılmayan vatandaşlar, delillerin karartılacağı iddiasıyla, bu kişilere ait olduğunu iddia ettikleri renault marka beyaz arabanın başından ayrılmamışlardır. Savcılık tarafından yapılan inceleme sonucunda aracın bagajında 3 kalaşnikof tüfek, 10 şarjör ve güvenlik güçlerinin kullandığı sanılan yeleklerin bulunduğu tespit edilmiş; ayrıca, siyah bir çantanın içinde Makine Kimya yapımı el bombası ile 4 dosya bulunmuştur. Dosyalardan birinde, araca ait kimlik belgeleri ve bombanın konulduğu dükkânın sahibine ilişkin kimlik bilgileri ile bombanın patladığı pasaj ve dükkânın krokilerinin içerisinde bazı şahısların kimlik bilgilerini içeren listelerin olduğu görülmüştür.

Savcının yaptığı incelemeler sürerken halkın toplandığı yere bir panzer üzerinden ateş açılmış, daha sonra da gözcü konumunda olduğu sanılan Tanju Çavuş isimli uzman çavuş, birlikte olduğu kişilerle suç delillerini yok etmek ve yakalanan aracı, çıkacak panik arasında kaçırmak amacıyla kalabalığın üzerine ateş etmiş ve bu arada Ali Yılmaz isimli yurttaşımız hayatını kaybetmiş 4 yurttaşımız da yaralanmıştır. Bu olay sonrasında savcı, incelemelerini tamamlayamadan olay yerinden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Güvenlik güçlerinin gözaltına aldığı 4 kişiden Ali Kaya ile Özcan İldeniz'in, aslında, gözetim altına alınmadan jandarma veyahut da askerî birlikler tarafından güvenli bir yere götürüldükleri anlaşılıyor. Bu iki kişi, hâkime sevk edilmeden daha sonra savcılıkça serbest bırakılmıştır. Tanju Çavuş ile Veysel Ateş ise Şemdinli Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilerek tutuklanmışlardır.

Şimdi, bu olaylara baktığınız zaman, Veysel Ateş'in münferit hareket etmediği, Tanju Çavuş'un münferit hareket etmediği, adı geçen assubay başçavuşlarla birlikte olay yerine gittikleri, olaya karıştıkları açıkça anlaşılmaktadır; ancak, savcılıkça yapılan tutuklamada Veysel Ateş'in bombayı atan kişi olarak tutuklandığını, Tanju Çavuş'un ise meşru müdafaa sınırlarını aşarak, kendisine yapılan saldırıyı defetmek üzere ateş ettiğini ve bu nedenle adam öldürdüğünden bahisle tutuklanmıştır. Olayın bu şekilde algılanması bizce mümkün değildir, olaya 4 kişi birlikte katılmışlardır. Bu olayların, bu öldürmenin, bu patlamanın, münferit adi bir suç olarak kabullenilmesinin mümkün olmadığı açıkça ortadadır. Olayların gelişimi ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak gözlemlerimiz bu şekilde olmuştur.

Tüm bunlar düşünülünce, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörünün maruz kaldığı haksız uygulamalar akıllara geliyor. Bir tarafta hâkime bile sevk edilmeden serbest bırakılan Şemdinli olaylarına adı karışanlar, bir tarafta Van'da onurlu bir kamu görevlisinin yapılanlara katlanamayıp intiharı ve Sayın Rektörün kalp kriziyle hastaneye kaldırılması... Bir tarafta Van'da soruşturmanın gizliliği ilkesini yaptığı basın toplantısıyla ayaklar altına alan savcı ve ona sahip çıkan Adalet Bakanı, bir tarafta olaylara adı karışanları savunmak üzere devletin helikopteriyle taşınan avukat... Bir tarafta Şemdinli'de çete yok diyen savcı, bir tarafta çete suçlamasına muhatap olan Van Rektörü ve yaşananlara dayanamayıp intihar eden onurlu bir kamu görevlisi... Bu yaşananlar sizin vicdanınızı yaralamıyor mu? Partisinin adında adalet kelimesi olanlar, işine geldiğinde adalet diyenler, acaba, adalet mekanizmasındaki bu çürümeye ne diyorlar?

Olaylar bu aşamaya geldikten sonra, siyasî iktidarın açıklamalarını, olayları başka yönlere çekmek isteyen tutumunu ibretle izliyoruz.

Sayın Başbakan, önceki gün Şemdinli'de şöyle diyor: "Bakınız, bizim üç yıl önce aldığımız bir Türkiye ve bugün geldiğimiz bir Türkiye var. Bunları toptan ele aldığımızda, dış politikada, ekonomide, eğitimde, sağlıkta, toplukonutta, yollarda neredeydik, nereye geldik ve nereye gidiyoruz."

Sayın Başbakan burada hükümet programını okurken acil eylem planında üç önemli şeye değinmişti; biri yolsuzlukla mücadele, biri yoksullukla mücadele, biri işsizlikle mücadele olarak açıklamalarda bulunmuştu. Ne yazık ki, Hakkâri'de bunları konuşurken, karşısındaki Hakkârili yurttaşlar kendisine aç olduklarını, işsiz olduklarını haykırdılar. Demek ki, üç yılda açlığı da giderememiş, işsizliği de giderememiş.

Eğitimde geldiği noktaya kısaca değinmek istiyorum -bugün, Milliyet Gazetesinde de yayımlanmıştı- eğitimde o noktaya gelmişiz ki, Hakkârili gençler, Hakkâri'de lise mezunu olan gençlerimiz, bugün, Kuzey Irak'ta Barzani'nin verdiği bursla Erbil'de Salahaddin Üniversitesine, Dohuk'ta, Kuzey Irak'taki üniversitelere gitmektedir. Bu, eğitimde geldiğimiz noktayı açıkça ortaya koymaktadır.

Yine, bu sözleri, teröre en çok maruz kalmış yörelerimizden birinde halkın gözlerinin içine baka baka söylüyor. Herhalde, Türkiye'de, terör sorununa sanki kendisi bu ülkede yaşamıyormuş gibi aymazlıkla yaklaşan bir siyasî iktidar olmamıştır.

Sayın Başbakan, her nedense, hiçbir yurttaşın istemediği sanal başarılardan bahsedip yöre insanına gayri samimî söylemlerle hitap ederken, terörün, kendisi iktidara geldiğinde bitmiş olduğundan bahsetmiyor.

Evet, Sayın Başbakan, terörde üç yıl önce neredeydik, şimdi nereye geldik ve nereye gidiyoruz; siz, önce bu sorunun cevabını verin. Terör, bu siyasî iktidarın işbaşında olduğu dönemde ivme kazanmış ve yeni bir aşamaya gelmiştir. Türkiye, terör örgütüyle sizin döneminizde sınır dışında mücadele edemez konuma taşınmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinin telkinleriyle Eve Dönüş Yasası sizin döneminizde çıkarılmıştır. Terör, Amerika Birleşik Devletlerine yaptığınız geziler sonucunda, verdiğiniz ödünlerle bu noktaya gelmiştir.

Sayın Başkan, Başbakan, olaylardan 12 gün sonra Şemdinli'ye, Hakkâri'ye gitmiştir. Hakkâri'de deprem olmuştur; hükümetten yetkililer gitmemiştir. Başbakanın 12 gün sonra gitmesini anlıyorum; çünkü, Başbakan, bütün konuşmalarında, Türkiye'yi pazarlamakla meşgul olduğunu söylemektedir; herhalde, bu pazarcılık anlayışından boş vakit bulup olay yerine gidememişlerdir. Sayın İçişleri Bakanı da, Avusturya'da, Avusturya Ekonomi Bakanıyla, herhalde, Türkiye'yi pazarlamakla meşguldü; çünkü, o anda olay yerinde olamamışlardır.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Pazarcı sizsiniz!

İSMET ATALAY (Devamla) - Sayın Başbakan, olaylardan -biraz evvel söylediğim gibi- 12 gün sonra bölgeye gitti ve demin söylediğim gibi, olaylara, kafası karışık, edilgen bir tutumla yaklaştı. Hadi, Sayın Başbakan, ülkedeki işleri nedeniyle bölgeye zamanında gidemedi; biz, beklerdik ki, olayların ardından, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı bölgeye gidip olaylara el koysun.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Sizin Genel Başkanınız gitti mi?

İSMET ATALAY (Devamla) - Baykal'ın, muhalefet lideri olarak gitmesine gerek yok. Olayların hemen akabinde, 5 kişilik bir heyeti olay yerine göndermiştir. Biz, işte, orada bunları tespit ettik, söylüyoruz. Bir şey söyleyeceğiniz varsa, gelip burada söylersiniz.

AGÂH KAFKAS (Çorum) - Onun kongresi vardı!..

İSMET ATALAY (Devamla) - Değerli arkadaşlar, İçişleri Bakanı bölgeye gidip, olaylara el koysun isterdik; ne yazık ki, bu da yapılmamıştır. Siyasî iktidar, Malatya Çocuk Yuvasında yaşananlara benzer bir şekilde, bu olaya da kayıtsız kalmış, zamanında irade gösterememiştir.

Değerli milletvekilleri, burada, olaylara ilişkin, siyasî iktidarın tavrı üzerine bir tespitte daha bulunmak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Şemdinli olaylarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımamızın ardından, AK Parti de bir önerge vermiştir; önergede, olayların derinine inmeden, genel tespitlerin yapıldığı görülmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMET ATALAY (Devamla) - AK Parti, gönülsüz, yani, sanki, Cumhuriyet Halk Partisinin, Şemdinli olaylarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıması nedeniyle, günü kurtarmak için bir önerge vermiştir.

Bir diğer tespitim; AK Partinin önergesinde, olayların Avrupa Birliği sürecini baltalamak için çıkarıldığı değerlendirilmesinin yapılmış olmasıdır. Bu ruh hali, sanki, olayların AK Parti İktidarına karşı yapılmış olarak algılandığı izlenimini vermektedir. Yani, yine, AK Partinin, meşruiyeti, ülke sorunlarının önünde görmesidir.

Bir noktaya daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Halkın ve güvenlik güçlerinin siyasî iktidara karşı tutumuna gelince; güvenlik güçleri, olaylar devam ederken, İçişleri Bakanını, Valiyi, Emniyet Müdürünü değil, bir siyasî parti liderini aramıştır. Devlet dışında fiilî güç kullanan odakların varlığı ortaya çıkmıştır. Yani, bölgede, kamu otoritesi etkisiz ve himayeye muhtaç hale gelmiştir.

Vatandaşlar, tehlikelere karşı kamu otoritesinin kendisine kol kanat germesini istiyor. Tüm bunlar, siyasî iktidarın konunun önemini kavramamış ve kafasının karışık olduğunu göstermektedir. Siyasî iktidarın irade ortaya koymaması, bölgede, vatandaşı ve kamu görevlilerini sahipsiz bırakmaktadır. Meydan fiilî güç odaklarına teslim edilmektedir.

Terörle mücadelenin ihmal edilmesi yanlıştır. Bu ihmal sonucunda ortaya çıkan terör olgusuna karşı, bu defa, hukuku yok sayarak, devlet düzenini yok sayarak bir mukabele etme arayışı, işte, o da yanlıştır. Şimdi, bir yanlıştan bir başka yanlışa sürüklenmektedir.

Terörle mücadelenin en büyük dayanağı orada yaşayan insanlardır. O insanları kazanmak lazımdır. Onları dışlayacak, onların hukuka ve devlete olan güvenlerini sarsacak yanlışlara girerek terör mücadelesini başarıya ulaştırmak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, biz, bu olayları, Türkiye'nin terörle mücadelesine zafiyet getirecek bir anlayışla değerlendirme arayışı içinde olan bir parti değiliz. Biz, bu olaylar karşısında Türkiye'nin terörle mücadelesini zaafa uğratmayı, etkisizleştirmeyi amaçlamıyoruz, tam tersine, Türkiye'nin önündeki terör konusunun çok ciddî olduğunu ve bu ciddî terör konusuyla Türkiye'nin daha uzun yıllar mücadele etmek zorunda olduğunu bilerek ve Türkiye'nin terörle mücadele kararlılığına, azmine zaaf getirmeden, ama, doğruları da dile getirerek mücadeleyi götürüyoruz. Geçmişte de öyle yaptık; geçmişte de aynı anlayışla yaptık. Biz, devletin hangi kademesinde mevzilenmiş olursa olsun, hangi kutsal amaç için, ulusal amaç için yaptığını söylerse söylesin, Türkiye'nin hukukuna, devletin saygınlığına, halkın devlete olan güvenine zarar verebilecek bütün hukukdışı davranışlar karşısında kararlılıkla tavır gösterdik, bundan sonra da aynı anlayışı sürdürmek kararındayız.

Bizim bu girişimimizi kimse, Türkiye'nin terörle mücadelesine zafiyet verecek bir anlayışla kullanmaya kalkmasın, kimse bizim bu girişimimizden alınganlık içerisine girmesin. Kim ne hata yaptıysa, o hatanın hesabı sorulmalıdır; bunu sorarsak Türkiye'yi rahatlatırız, terörle mücadelemizde bunu yaparsak daha güçlü oluruz. Bunu yapmak zorundayız.

Bu konuda biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, olayın aydınlatılması, hiçbir şekilde saptırılmaması, kimsenin örtbas edilmemesi doğrultusunda kararlılıkla görev yapacağız. Süreci sağlıklı bir şekilde işletmek istiyoruz. Bu doğrultuda her türlü katkıyı vereceğiz. Olayı çığırından çıkarmaya yönelik girişimlerin önünde Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hukukun, hakkın, meşruiyetin savunucusu olarak görev yapacağız.

Açıkladığım bu gerekçelerle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Hakkâri merkez, Yüksekova, Şemdinli İlçelerinde son zamanlarda meydana gelen olaylar ile 9 Kasım 2005 tarihinde 2 yurttaşımızın ölümü ve çok sayıda yurttaşımızın yaralanışlarıyla sonuçlanan bombalama olayları için Meclis araştırması komisyonu kurulmasını Yüce Meclisten talep ediyoruz.

Hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞYKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Atalay.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati 17.25

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.38

BAŞKAN: Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER: Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Harun TÜFEKCİ (Konya)

---

**Kaynak gösterme:** İsmet Atalay (CHP, İstanbul). “Hakkari merkez,yüksekova ve şemdinli'de meydana gelen terör olaylarının araştırılması amacıyla bir araştırma kom.kurulmasına ilişkin (10/322,323,324)mec.araştırması önergeleri üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 23 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-atalay-22-2005-11-23-hakkari-merkez-yuksekova-ve-semdinli-de-meydana-gelen-teror-olaylarini (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
