# Türkiye cumhuriyeti ile gürcistan arasındaki serbest ticaret anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:259)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** İsmet Büyükataman (MHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim
- **Tarih:** 23 Temmuz 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE GÜRCİSTAN ARASINDAKİ SERBEST TİCARET ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:259)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ismet-buyukataman-23-2008-07-23-turkiye-cumhuriyeti-ile-gurcistan-arasindaki-serbest-ticaret-anlasmasi

> İsmet Büyükataman (MHP), 23 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE GÜRCİSTAN ARASINDAKİ SERBEST TİCARET ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:259)); konuşma 1.186 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Gürcistan ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler Gürcistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra 1992 yılında başlamış, iki ülke arasındaki iş birliği resmî ve çok taraflı nitelik kazanmıştır. İki ülke arasında siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler gün geçtikçe hız kazanmaktadır. Gürcistan’ın bağımsızlığı ilan edilmesinden kısa bir süre sonra tanıyan Türkiye, kurulan ilişkileri her alanda geliştirmeye yönelik çeşitli adımlar atmıştır. Bu dostluğun pekişmesinde Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum demir yolu hattı, tarihî İpek Yolu gibi projeler de önemli rol oynamıştır.

Öte yandan, Türklerin en büyük ikinci etnik grup oldukları az sayıdaki ülkelerden olan Gürcistan’da çok eski dönemlerden beri Ahıska ve Azerbaycan Türkleri olarak nitelendirilen Türk gruplar da yaşamaktadır. Ayrıca Türkiye, Gürcistan sınırları içerisinde yer alan Acaristan’ın özerk statüsünün garantörü durumundadır. Türkiye-Gürcistan sınırını belirleyen 13 Ekim 1921 Kars Anlaşması ile Türkiye, Acaristan üzerindeki egemenliğini halkın kendi kültürel varlığının korunması şartıyla devretmişti. Diğer taraftan, akraba Türk topluluklarından Osetler ve Abhazlar da Gürcistan sınırları içerisindeki kendi özerk cumhuriyetlerinde yaşamaktadırlar. Ülkemiz Gürcistan’ın içinde bulunduğu etnik sorunlara sürekli barışçı çözüm taraftarı olmuş, Gürcü ve Abhazlara insani yardımlar yapmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gürcistan dünya için sıradan bir ülke olmadığı gibi Türkiye için de sıradan bir ülke değildir. Bunun temel nedeni, bu ülkenin Güney Kafkasya coğrafyasında sahip olduğu stratejik konumdur. Gürcistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Batı ile Rusya arasında cereyan eden çetin bir nüfuz mücadelesinin ana sahasını teşkil etmektedir. Abhazya, Çeçenistan, Güney Osetya, Ahıska ve Acaristan’da verilen bu mücadelenin ana aktörleri Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Avrupa Birliği ve Türkiye’dir. Verilen mücadelenin en önemli boyutlarından biri doğu-batı enerji koridoru meselesidir. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının Türkiye için önemini tekrar etmeye gerek yoktur. Bu hat Gürcistan topraklarından geçerek Türkiye'ye giriş yapmaktadır. Ne var ki Türkiye'nin Gürcistan’daki çıkarları sadece bu hattın inşası üzerine kurulu değildir.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde ülkemiz ile Gürcistan arasındaki ilişkilere kısaca değinmek istiyorum. Gürcistan, Kafkasya’da Türkiye'nin stratejik ortağıdır. Ankara geçtiğimiz yıllarda Gürcistan’a 40 milyon doları aşan boyutta askerî yardımda bulunmuş, Gürcü subaylarının yetiştirilmesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir.

Türkiye, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol ve Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle doğu ve batı enerji koridorunda önemli bir transit ülkesi konumuna gelmek üzeredir. Ankara, bu hat vasıtası ile ulusal enerji politikamızın önemli bir unsurunu oluşturan “kaynak çeşitlendirilmesi” prensibini gerçekleştirecektir. Bu yolla Mavi Akım Projesi’nin temel eleştiri konularından biri olan enerjide tek ülkeye bağımlılık boyutunu bir nebze de olsa azaltmış olacaktır.

Türkiye’de birçok vatandaşımızın kökeni şimdiki Gürcistan topraklarındandır. Abhazya’dan tutun Acaristan’a kadar geniş bir coğrafya ile tarihî, kültürel ve etnik bağlantılarımız mevcuttur. Batum bir Gürcü şehri olduğu kadar tarihî anlamda bir Osmanlı mirasıdır.

Bu arada şu hususu da hatırlatmak istiyorum: Ahıska bugünkü Gürcistan toprakları dâhilindedir. Ahıska Türkleri, Gürcistan’ın Mesheti bölgesinin Müslüman Türk nüfusuna verilen addır. Rusların bu bölgeye verdiği coğrafi isim “Mesketya”dır. Bundan dolayı “Mesket Türkleri” olarak da adlandırılırlar. Bu nüfus 1944 yılında totaliter Stalin tarafından iki saat içinde tren vagonlarına doldurularak gidecekleri yere kadar, aşağı dahi inmemek şartı ile, kapalı tren vagonlarında Orta Asya’ya sürülerek Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yerleştirildi. Bu sürgünün Stalin’in Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra açıklanan arşivlerde ortaya çıkmıştır. Aynı kaderi paylaşan Kırım Tatarları ve Ahıska Türklerinin bu hazin sürgünde binlercesi yolda ölmüştür. Ahıska Türkleri ata yurtlarından koparılmış, günümüzde hâlen yurtlarına geri dönebilmek için çözüm beklemektedirler. Türkiye'nin Nahcivan ve Azerbaycan üzerinden Türk dünyasıyla coğrafi devamlılığının sağlanması konusu, Karabağ Savaşı’nın sonucunda sekteye uğramıştır. Ne var ki anılan coğrafi devamlılığın Gürcistan-Azerbaycan güzergâhı vasıtasıyla tesis edilmesi önemli bir husustur. Ermenistan’a giren ve çıkan malların büyük bir bölümü, Gürcistan topraklarından transit geçtikten sonra Batum Limanı’ndan giriş ve çıkış yapmaktadır. Ermenistan ile olan ilişkilerimizin hassasiyeti göz önüne alındığında konunun stratejik boyutu oldukça açıktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan arasında 21 Kasım 2007 tarihinde Tiflis’te imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması, taraflar arasında Dünya Ticaret Örgütü ile Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması prensipleri doğrultusunda bir serbest ticaret alanı tesis edilmesini öngören tercihli bir anlaşmadır. Söz konusu anlaşma, sanayi ürünlerindeki gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları ile eş etkili vergi ve önlemlerin kaldırılması, tarım ürünlerinde taviz değişimi, hayvan ve bitki sağlığı önlemleri ile hizmetler ve genel hükümler, iç vergilendirme, yapısal uyum, damping, korunma önlemleri, devlet tekelleri, ödemeler, menşe kuralları, devlet yardımları, fikrî, sınai ve ticari mülkiyet hakları, kamu ihaleleri gibi alanlarda düzenlemeler ihtiva etmektedir.

Anlaşmanın başlıca hedefleri; taraflar arasındaki ekonomik iş birliğinin artırılması ve güçlendirilmesi, mal ticaretindeki kısıtlamaların kaldırılması, uygun rekabet şartlarının oluşturulması ve tarafların üçüncü ülke piyasalarındaki ticaret ve iş birliğinin geliştirilmesidir.

Anlaşma, mütekabiliyet esasına dayanan simetrik bir modele sahiptir. Buna göre, Türkiye ve Gürcistan menşeli tüm sanayi ürünlerine uygulanan gümrük vergileri anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihte kaldırılacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, Gürcistan’ın, sınır komşumuz olması nedeniyle ülkemiz ile her alanda ilişkileri vardır. Türkiye'den Gürcistan’a yapılan ihracatta ilk sırayı, toplam ihracattaki yüzde 60’lık payı ile temel gıda maddeleri oluşturmaktadır. 1998 yıllarının sonlarına kadar Gürcistan’ın tedarikçisi durumunda olan Türkiye için bu durum Rusya kriziyle değişmiştir. Rusya’dan çok miktarda ve çok ucuz fiyatlarla ürün gelmesi Türkiye'nin ihracatını düşürmüştür. Bugün Gürcistan’a ihraç edilen başlıca ürünler, oto yedek parçaları, temizlik maddeleri, mobilya ve büro malzemeleri, kakaolu gıdalar, şeker ve şekerli mamuller, hayvansal ve bitkisel yağlar, kümes hayvanları, sütlü mamuller ve yumurtadır. Ayrıca, bavul ticareti ve kayıt dışı yollarla gittiğinden istatistiklere pek yansımayan tekstil ürünleri ihracatı da ciddi bir kalem oluşturmaktadır.

Türkiye ile Gürcistan arasındaki anlaşmalar ve protokoller arasında 30 Temmuz 1992 tarihinde imzalanan Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması ile Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması, 13 Ocak 1994 tarihinde imzalanan Ekonomik Konularda Yapılan Görüşmelere İlişkin Mutabakat Zaptı ve 30 Ocak 1997 tarihinde imzalanan Karma Ekonomik Komisyon Birinci Dönem Toplantısı Protokolü bulunmaktadır. Bunun yanı sıra iki ülke arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ün 21 Kasım 2007 tarihinde Gürcistan’ı ziyareti sırasında imzalanan Türkiye-Gürcistan Serbest Ticaret Anlaşması Moskova’yı rahatsız etmiş olabilir çünkü Rusya Federasyonu, son yıllarda Gürcistan’ın ana ihraç mallarını almayarak bu ülkeyi sıkıştırmaya çalışmaktaydı. Bu şartlar altında Türkiye ile Gürcistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere yeni bir ivme kazandıracak olan Serbest Ticaret Anlaşması, Gürcistan’ın Moskova karşısında rahatlamasını sağlayacaktır çünkü Gürcistan Serbest Ticaret Anlaşması, Türkiye’nin Bosna-Hersek ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması’ndan sonra en geniş serbest ticaret anlaşmasıdır.

Türkiye’den Rusya Federasyonu’na yaş meyve, sebze ihracatı yoğun olarak ocak-nisan ayları arasında yapılmaktadır. Mayıs ayında seradan tarlaya geçildiği için kimyasallar daha az kullanılmaktadır. Rusya Federasyonu, ilaç kalıntısı gerekçesiyle Türkiye’den domates, limon, üzüm, patlıcan ve patates alımını yasaklamıştı. Kimyasalların az kullanıldığı ve mevsim olarak ihracatın arttığı bir dönemde, geçtiğimiz günlerde yaşanan bu krizin çıkması hayli düşündürücüdür.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; burada yeri gelmişken cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve şükranla anarken bir sözünü sizlerle paylaşmak istiyorum: “Bizi Gürcistan ile birleştiren yalnız sempati değil, aynı zamanda hedeflerimizin de bir olmasıdır. Güçlü bir doğuya ihtiyacımız var, özellikle güçlü bir Kafkasya’ya. Kafkasya’da ise en önemli ulus olan Gürcülerin güçlü olmasına ihtiyacımız var. Bize güçlü ve bağımsız bir Gürcistan lazım. Biz, Kafkasya’nın diğer ülkelerinin de bağımsız olabilmeleri için Gürcistan ile birlikte çaba sarf etmeliyiz.”

Bu vesileyle anlaşmamızın hayırlı olmasını temenni ediyorum, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak olumlu yönde oy kullanacağımızı ifade ederek, yüce heyetinizi en derin saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İsmet Büyükataman (MHP, Bursa). “Türkiye cumhuriyeti ile gürcistan arasındaki serbest ticaret anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:259)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-buyukataman-23-2008-07-23-turkiye-cumhuriyeti-ile-gurcistan-arasindaki-serbest-ticaret-anlasmasi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
