# Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 24 Nisan 2003
- **Gündem:** ÇALIŞANLARIN TASARRUFLARINI TEŞVİK HESABININ TASFİYESİ VE BU HESAPTAN YAPILACAK ÖDEMELERE DAİR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-04-24-calisanlarin-tasarruflarini-tesvik-hesabinin-tasfiyesi-ve-bu-hesaptan-2

> İzzet Çetin (CHP), 24 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞANLARIN TASARRUFLARINI TEŞVİK HESABININ TASFİYESİ VE BU HESAPTAN YAPILACAK ÖDEMELERE DAİR); konuşma 874 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun Tasarısının 5 inci maddesine ilişkin Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu Kanunun çıkış amacı, çalışanlara tasarruf yaptırmak değildi; yani, hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bu Kanunun çıkış amacı, -1988 yılında- bir nevi içborç temin etmek ve devletin finansman ihtiyacını karşılamaktır. O günlerde, belki, geçinebilmek için aldığı ücretle yetinemeyen çalışanların, ikinci iş peşinde koştuğu günlerdi, satın alma güçlerinin en düşük olduğu dönemlerdi; henüz, tam bir demokratik rejime kavuşulamamıştı ve çalışanlar, haklarını savunamaz konumdaydı ve sendikalar suskun bir vaziyetteydi. Öyle bir dönemde çıkarılan bu Yasa -deminden beri tüm konuşmacı arkadaşlarım da belirttiler- bütün kesimleri rahatsız eden bir düzenleme olarak, onbeş yıldan bu yana uygulanageliyor.

Her şeyden önce, bu Yasanın bugün tasfiye ediliyor olması gerçekten güzel bir olay; ama, bu, tasfiye edilirken, hakkaniyet, adalet ölçülerine uygun bir tasfiye, herhalde çalışanları ve bu yasayı gerçekleştiren siz değerli arkadaşlarımı mutlu edecektir.

Şimdi, 1980'li yılların başında devletimizin içborcu yoktu, dışborç o günlerde bugünkü ölçekte değildi; biz, önceleri rant piyasalarından, finans çevrelerinden, tefeci kuruluşlardan -yerli ve yabancı- yüksek faizle borç alma yerine, çalışanlardan böyle bir borç alma yoluna gitmiş idik. Sonrası, özellikle, 1990'lı yıllardan itibaren, ülkemiz, yanlış ekonomi politikaları sonucu borç sarmalının içine düştü ve çığ gibi büyüyen içborçları çevirebilmek, bugün, gerçekten çok zor bir konuma ulaştı. Bu da bir tasarruf değil, bir içborç; bugün tasfiye ediliyor.

Sayısal olarak baktığımız zaman, Sayın Bakanın verdiği rakamları kullanmadan, isterseniz, hesaba giren, çıkan çalışan sayısını bir vereyim. Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabı kapsamında 31.12.2002 itibariyle -giren, çıkan- açılan hesap sayısı 15 310 220; emekli olma ve şahıs kesintisini alma suretiyle kapatılan hesap sayısı 2 446 000; bu çerçevede aralık ayı sonu itibariyle aktif olan hesap sayısı 12 846 000; yani, şu anda hak sahibi konumunda olan 12 846 000 kişiden aldığımız içborçları tasfiye ediyoruz. Nasıl tasfiye ediyoruz; 38 aya yayarak, TÜFE + 5 uygulayarak. Biraz evvel Sayın Öğüt söyledi burada, salı günü yapılan ihalede yüzde 56,48'le iç piyasadan, rant piyasalarından borç aldık.

Şimdi, Sayın Bakan, önceki gün Plan ve Bütçe Komisyonunda yapmış olduğu konuşmada, bunun tasfiye edilmesinde, çalışanlar arasında herhangi bir ayırıma gitmeksizin aynı kurallara tabi tutulduklarını ve eşitlik ilkesine uyduklarını dile getiriyor.

Değerli arkadaşlarım, evet, uygun olan, uyulan... Çalışanların haklarına yönelik bir saldırıdır onların haklarının eksik ödenmesi. TÜFE + 5'le onların hakları teslim edilirken, bir avuç insandan ya da bankadan ya da tefeci piyasadan borç alınırken onlara yüzde 56'lık faiz oranının uygulanmasını bir eşitlik ilkesi olarak görebilmek mümkün değildir.

Biraz evvel, Grubum adına söz aldığımda da dile getirdim. Gerçekten, nemalandırmalarda hiçbir dönemde adaletli davranılmadı; bu, sadece bugün AKP iktidarının suçu değil, sorumluluğu değil. Bu hesabı tasfiye ediyor olmak ve sizin döneminizde gelmiş olması, elbette, sizin açınızdan bir şans gibi görülebilir; ama, isminiz Adalet ve Kalkınma Partisi. Adaletli olmak zorundayız; yani, çalışana gelince kaşıkla, sermaye kesimine gelince, rant piyasalarından beslenen, üretmeden tüketmeye, üretmeden zengin olmaya alışmış, köşe dönmeyi devlet olanaklarını kullanarak, kâğıt hareketleri, para hareketleri üzerinden sağlamaya alışmış olanlara gelince kepçeyle vermek, herhalde, adalet anlayışınıza sığmaması gereken bir uygulama biçimi.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, hedeflenen enflasyon yüzde 20, iç borçlanmamız yüzde 56 ise, reel faiz bugün, Türkiye'de uygulanan reel faizler yüzde 30'ların üzerindeyse, 12 800 000 çalışana, hak sahibine ki, bunların hepsine, biraz evvelki maddede de görüldüğü gibi, tasfiyede, tam olarak kim ne ödemişse, ana parası ve neması verilmeyecek; verdiğimiz önergeye, belki tam anlamadan, 3 üncü maddede "hayır" dediniz. Şimdi burada da bir önerge vereceğiz. Bu önergemizle, bu tasfiyenin daha adil olmasını ve devletin içborçlarında kullanılan faiz, piyasada oluşan faiz hadlerinin çalışanların bu hesaplarının 38 ay süreyle nemalandırılmasında da aynen uygulanmasını istiyoruz, başka hiçbir talebimiz yok. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu fon hesabının tasfiye ediliyor olmasını da, gerçekten, destekliyoruz, karşı çıkmıyoruz. Tasfiye edilirken, bu tasfiye düzgün olsun, adaletli olsun. Yani, sayıları, belki, 1 000'i bulmayan kişilerden alınan borçlara ortalama yüzde 55 faiz uyguluyorsak; devlet olarak, zorla ellerinden aldığımız, kıt kanaat geçindikleri günlerde ücretlerine el koyduğumuz 12 800 000 çalışanın geriye dönük ödeyeceğimiz paralarını da, en azından rant piyasalarını faizlendirdiğimiz kadar faizle değerlendirelim. Bunu, gerçekten, uzun bir süreye yaymadan defaten ödemek de olanaklı. Eğer, bugün ülkemizde bu yıl içerisinde ödenecek iç ve dışborçların anapara ve faiz tutarları, 72 milyar dolar civarında ise ve buna para bulabiliyorsak "bu ekonomik koşullarda, çalışanların bu hesabını defaten ödemek imkânsız" diyerek geçiştirmek pek mümkün değil.

Biraz evvel değerli dostum burada açıklama yaparken, Sayın Bakanın, sendika genel başkanlarının önüne bir ülke fotoğrafı koyduğunu, ekonominin tablosunu koyduğunu ve onların da gönül rızasıyla, hatta taşradaki şube başkanlarının da gönül rızasıyla bu tasfiyeye, TÜFE + 5 puana "evet" dediğini söyledi; bu, inandırıcı olmaktan son derece uzak. Hiçbir sendikacının, işçinin alın teriyle geçimini sürdüren sendikacının vicdanı rahat bir şekilde buna "evet" demesinin olanağı yok; ancak, "evet"in koşulu, kuşkuya dayalı, endişeye dayalı, korkuya dayalı bir "evet"tir.

Ben, arkadaşımdan ve Sayın Bakandan, çalışanların bu hesaplarını tasfiye ederken, devlet olanaklarını sendikacıların önüne koydukları gibi, Maliye Bakanımızın da önüne koymalarını beklerdim. Madem bu kadar zorda, 660 milyar liralık faiz ve tahvil hesaplarından gelir elde edenlere Gelir Vergisi uygulamıyorsanız; bunun da adaletle bağdaşır bir yönü yok.

O nedenle, değerli arkadaşlarım, verdiğimiz önerge, tasarının 5 inci maddesinin hakkaniyet ölçülerine uygun bir noktaya taşınmasına yöneliktir. Önergemizi destekleyeceğinizi umuyorum. Desteklemeniz halinde çalışanların bizi yürekten alkışlayacağını umuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Çalışanların tasarruflarını teşvik hesabının tasfiyesi ve bu hesaptan yapılacak ödemelere dair”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-04-24-calisanlarin-tasarruflarini-tesvik-hesabinin-tasfiyesi-ve-bu-hesaptan-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
