# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim
- **Tarih:** 6 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-05-06-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> İzzet Çetin (CHP), 6 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.056 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 13-14 Mart günlerinde görüştüğümüz ve daha sonra geri çekilen İş Kanunu Tasarısı, aradan geçen neredeyse iki aylık süreden bu yana Meclisin gündeminde uzun süre birinci sırada tutulduktan sonra bugün yeniden görüşülmeye başlandı. Gerçekten, bu yeni İş Kanunu Tasarısına ilişkin olarak az önce Sayın Bakanımı dinlerken üzüntüye kapıldım; çünkü, Sayın Bakanın, bu tasarıyı savunurken ne kadar inançlı, ne kadar içten savunduğunu ilk kez görüyorum; tasarıdan rahatsız olduğunu tahmin ediyordum. Örneğin, Sayın Bakan, ücret garanti fonunu gündeme getirdiğinde, zannedersiniz ki, işçi ücretleri garanti altına alınıyor. Oysa, birilerine "siz ücretleri ödemeyin, nasıl olsa bir fon kuruluyor, o fondan gereği yapılır" mesajı veriliyor. Sayın Bakan "bu yasa, işsizliği önleme konusunda önemli katkılar yapacak" diyor. Sayın Bakanla birlikte, Allah ömür verirse, hepimiz göreceğiz. Yine, Sayın Bakan "zarar karşılığı kesintiyi kaldıran bir düzenleme içeriyor" diyor.

Değerli arkadaşlarım, buna benzer, işçinin rızası alınmadan iş organizasyonunda görev almayacağını söylüyor Sayın Bakan. Sayın Bakan, bir kere, 10 000 000 dolayında açık işsizin olduğu bir ülkede, işsizlikten kapı kapı dolaşan, hepimizin kapılarını çalan 25-30 yaşında, hatta 35-40 yaşına gelmiş insanların, bir ekmek için bile yüksekokul mezunlarının inşaatlarda, lokantalarda çalışmaya hazır olduğu bir ortamda, elbette iş organizasyonunda yer almak isteyecek ve onun için de, ne yazık ki "ben, rıza göstermiyorum" deme iradesini gösteremeyecek. Herhalde Sayın Bakanım Türkiye'de yaşamıyor, Kastamonu'da doğmamış, herhalde Parlamentoya ilk defa geliyor, herhalde kapısını çalan hiç işçi ya da yurttaşımız yok!..

Sayın Bakan, bakınız, bu yeni yasa tasarısında, bizim 1475 sayılı meri olan İş Kanunumuzdan farklı olarak, pek çok çağrı biçimi, çalışma biçimi tasarıya girdi: Kısmî süreli ve tam süreli çalışma; çağrı üzerine çalışma; adına geçici iş ilişkisi dediğiniz, kiralık işçi, ödünç iş ilişkisiyle çalışma; telafi çalışması; belirli süreli çalışma, altişverende, yani, taşeronda çalışma, kısa çalışma; takım sözleşmesine tabi çalışma; şimdi görüşülmekte olan maddede olduğu gibi deneme süreli çalışma...

Değerli arkadaşlarım, bu kadar çok çalışma ilişkisi içerisinde, iş arayan, aş arayan, kapı kapı dolaşan insanların önüne bir akit koyduğunuzda, acaba, size saydığım on maddeden, on tip çalışmadan hangisi önüne konuldu, ne bilecek garip?! Sayın Bakan "bunların hepsi fiilen uygulamada" diyor; az önce de söyledim. Bir kere, hepsinin var olduğunu düşünsek bile, deneme süreli çalışma diye bir çalışmanın İş Yasasında olmasına ya da dünyada örneğinin bulunmasına imkân ve ihtimal yoktur. Nedir deneme süreli çalışma?

Değerli arkadaşlar, insanoğluyuz; hepimiz, doğuyoruz, büyüyoruz, belli bir yaşa geldiğimiz zaman, bir izdivaca karar verdiğimizde, karşımıza beğendiğimiz bir kız çıktığında -kızsak, karşımıza erkek, delikanlı çıktığında- bir nişanlılık devresi geçiriyoruz; yeni tanışıldığı için, mutlu bir evliliğe giden yolda, taraflar birbirini tanısın diye. Kız, erkeği beğenmeyebilir; erkek, kızı beğenmeyebilir, mutlu bir evlilik olmayabilir. Deneme süresi de, deneme süreli çalışma olmayıp, işçinin, kendisine sunulan işi beğenip beğenmemesi, işyerini beğenip beğenmemesi, çalışma ortamını beğenip beğenmemesi; işverenin, işçiyi beğenip beğenmemesi, işçiden istenilen yetenekleri, nitelikleri bulup bulmaması ya da işçinin işe girerken birtakım özelliklerini abartılı anlatması durumunda, öyle olmadığını anlaması hallerinde, bu iş ilişkisinin ileride verimli olmayacağını taraflardan birinin görmesi halinde, bu ilişki ortadan kalksın deyip, hiçbir taahhüdü tazammum etmeden, yani, taraflara bir tazminat yükümlülüğü olmadan, tarafların, serbestçe, iş akdini tek taraflı feshedebilmesine olanak veren bir süredir. Biz, eğer, böyle bir çalışma ilişkisini, deneme süresini, yani, nişanlılık devresini, birdenbire, deneme süreli iş sözleşmesiyle çalışma biçimi olarak kabul eder, yasanın içine koyarsak, neler olacaktır?

Değerli arkadaşlarım, bir kere, bundan önceki uygulamada, 1475 sayılı İş Yasası hükümlerine göre, işçilerin, fabrikalara, işyerlerine giriş çıkış süreleri onbir ayda bir oluyordu. Oniki ayda olursa, işçi, kıdem tazminatına hak kazanır; oniki ayda olursa, ilişki, süresi belirsiz sürekli hizmet aktine dönüşür diye, işçi onbir ay sonra çıkarılır, bir ay sonra geri alınırdı.

Şimdi getirilen düzenlemeyle, iki aylık süre dört aya çıkarılsın isteniyor. Bazı işverenlerimiz, TİSK'in temsilcisi geçtiğimiz günlerde buralarda dolaştı, onlar da, deneme süreli sözleşme altı ay olsun diyor.

Ne olacaktır altı ay olunca, dört ay olunca ya da deneme süresi yerine deneme süreli iş sözleşmesi yapılınca; işçiler, geçtiğimiz yıllarda onbir ay çalışırken, iki ay ya da dört ay çalıştırılıp kapının önüne konulacak, yerine yeni işçi alınacaktır. Akit süresi dört ay. Yani, bunu, hiç koymanıza gerek yok; nasıl olsa belirli süreli çalışma koyuyorsunuz; işçiyle akit yaparken süresini üç ay koyarsınız, üç ay sonra da kapının önüne koyarsınız.

Deneme süreli çalışma derseniz, bu da, bir aldatmacadan öte bir yere varmaz.

Biz, eğer, yasa yapıyorsak; eğer, bu yasa, ülkemizde çalışma yaşamındaki ilişkileri, kuralları yirmi yıl, otuz yıl belirleyen bir muhteva içerecekse, böyle bir düzenlemeye gerek yok.

Sayın Başkan, deneme süreli iş sözleşmesi olmaz, deneme süresi olur; deneme süresidir. Bu, bir nişanlılık devresi gibidir; işi, işçiyi beğenip beğenmeme konuları da tarafların özgür iradesine bırakılır.

Değerli arkadaşlarım, iş hukukunun temel felsefesi ve temel özelliği, işçinin hukuku olmasıdır. Eğer, İş Yasasında, çalışma yaşamında bir değişiklik yapılacaksa, yapılması gereken değişikliğin, çalışanın lehine olması gerekir.

Bize üniversitede iş hukukunu öğreten bilim adamları, bunun üç önemli kuralını söylemişlerdi. Bunlardan biri, iş hukukunun temel özelliklerinden, felsefesinden biri işçiyi koruma ve yardım ilkesidir. Yani, eğer, taraflar, böylesi bir çalışma yaşamında eşit kabul edilmiyor, işçi, her zaman, işveren karşısında güçsüz, muhtaç ya da her zaman zayıf konumdaysa, yasa koyucu, yasa düzenlerken bir hüküm koyacaksa, onun, çalışanı koruması asıldır.

İkincisi, nispî kuralları içermesi; yani, bir değişiklik yapılacaksa, sadece çalışanın yararına değişiklik yapılmasıdır.

Üçüncüsü de, eğer, bu yasalarda bir boşluk varsa, işçi lehine yorum ilkesidir.

Biz, bütün bunları yok sayıyoruz. Bütün hukuk kurallarını altüst edercesine madde metni koyup, işçiyi zapturapt altına alarak, iyi niyetli olmayan, gerçekten işçiyi istismar eden, çalışma sürelerini istismar eden, ücret ödemekten kaçınan, ülkede vergi vermekten kaçınan, kazandığını yurtdışına kaçıran, işverenleri özendirici, kayıtdışı ekonomiyi yeniden güçlendirici birtakım düzenlemelere doğru yol alıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, birbirimizi engellemek, birbirimizi yıpratmak gibi bir düşüncenin içerisinde olmadan, çalışma yaşamına barış ve huzur getirebilecek bir düzenleme yapacaksak -ki, görevimiz o- o zaman "deneme süreli iş sözleşmesi" diye bir kavramın bu yasanın içerisinde olması, bu Meclisin, ilerideki dönemlerde ayıplı bir hukuk kuralı koyduğunu ortaya koyacak ve hepimiz mahcup olacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

İZZET ÇETİN (Devamla) - Geliniz "deneme süreli iş sözleşmesi" maddesini, 1475 sayılı Yasada var olduğu biçimiyle "deneme süresi" olarak düzeltelim. Bu konuda bizim önergemiz var. Bu "deneme süresi" olsun ve taraflar da birbirinden hoşnut değilse, iki aylık sözleşmeyi de üç aya çıkarabilen bir süre içerisinde, tazminatsız olarak akitlerini feshedebilsinler.

Oturmuş bir madde. Ülkemizde yerleşmiş, toplusözleşmelerle işçiler tarafından iyice kavranılmış, işverenlerimiz açısından hiçbir sıkıntı yaşatmayan, sendikalarımız açısından da bir sorun olmayan, sorunsuz bir maddeyi sorunlu hale getirmemize hiç gerek yok diyorum.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-05-06-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
