# Bazı kanunlarda ve milli piyango idare gen.md.kuruluş ve gör.hk.khk.değ.(ss.252)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 31 Temmuz 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA VE MİLLİ PİYANGO İDARE GEN.MD.KURULUŞ VE GÖR.HK.KHK.DEĞ.(SS.252)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-07-31-bazi-kanunlarda-ve-milli-piyango-idare-gen-md-kurulus-ve-gor-hk-khk-de

> İzzet Çetin (CHP), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA VE MİLLİ PİYANGO İDARE GEN.MD.KURULUŞ VE GÖR.HK.KHK.DEĞ.(SS.252)); konuşma 1.719 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 252 sıra sayılı kanun tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Birinci Yasama Yılının son saatlerinde böylesi önemli bir konunun görüşülüyor olması herhalde son derece önemli olmakla birlikte, milletvekili arkadaşlarımın konuyu çok fazla önemsememesi de hem ülkemiz açısından hem Meclisimiz açısından üzüntü verici bir durum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, "Bazı Kanunlarda ve Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması" diye başlık taşıyor; ama, ülkemizi yaklaşık yirmi yıldan bu yana etkileyen ve siyasal partilerimizin hemen hemen hem iktidarda hem muhalefetteyken propagandalarının ana gündemini oluşturan özelleştirmeyi tam anlamıyla kapsayan bir düzenleme.

Tabiî, geriye bir bakacak olursak, yirmi yıllık süre içerisinde, özellikle merhum Özal'ın Başbakanlığı döneminde transformasyon, değişim, dönüşüm gibi toplumun kavrayamadığı, halkımızın anlayamadığı süslü laflarla başlayan özelleştirme uygulamaları, çalışmaları, çabaları, ne yazık ki, cumhuriyetimizin ilk yıllarında kurulan ve ülkemizin yeniden inşaına harç taşıyan, her biri çok değerli işlere sahip yüzlerce kamu kurum ve kuruluşumuzun, ekonomik olarak ömrünü tamamlamadan sonlanmasına, kamu mülkiyetinden özel mülkiyete devrolunmasına neden oldu.

Tabiî, kamu kuruluşlarında şişirilmiş kadroların, bazı kuruluşlarda yaşanan yolsuzlukların ve bilançolarına yansıyan zararların, kamuoyunu etkilemede, halkımızı yönlendirmede etkili bir enstrüman olarak kullanıldığını hepimiz biliyoruz. KİT'ler özelleştirilirse, yani satılırsa, devlet yükten kurtulacaktı, bütçe açıkları sona erecekti, ülkenin biriken iç ve dışborçlarını ödemek için kaynak yaratılacaktı, özelleştirmeyle verimlilik artacaktı, istihdam olanakları genişleyecekti, mülkiyet tabana yayılacaktı, girişimcilik ruhu, servetin geniş kitlelere dağılımı sağlanacak ve demokratikleşme gerçekleşecekti. Bir tür bitmeyen ağır ekonomik kriz nedeniyle tartışma fazla uzamadı; satalım kurtulalım; bu yükü, bu ülke kaldırmaz; devlet, etçilik sütçülükle mi uğraşacak; ticaretle mi uğraşacak diyerek halkımız etkilendi, etkisiz hale getirildi ve yüzlerce kamu kurum ve kuruluşu yok pahasına elden çıkarıldı.

Değerli arkadaşlarım, hangi yöntemle yapılırsa yapılsın, özelleştirmenin sonunda, bazı karanlık kişilerin daha da zenginleşmesi ve bazı dürüst insanların da daha da fakirleşmesi kaçınılmazdır. Nitekim, ülkemizdeki uygulamada sadece yurttaşlarımız fakirleşmedi; topyekûn ülkemiz, yirmi yıllık süre içerisinde borç batağına düştü; borç tuzağı bütün siyasal iktidarlarımızı etkiledi ve kim iktidara gelirse gelsin, dış ve içborç yükünden etkilendi; hatta, günümüzde borç faizlerini ödeyebilmek için kötü bir mirasyedi gibi eldeki varlıkları yok pahasına satmaya kalkıştı. Nitekim, bu dokuz aylık devri iktidarınız döneminde de ilginç satışlar yaşandı; bunlardan bir tanesini örnek olarak vereceğim; Balıkesir SEKA.

Değerli arkadaşlarım, 8 Ocak 1981 tarihinde üretime geçen işletmede 372 işçi, 80 memur çalışmakta idi. İşletmenin 493 dekar arazisi, 201 adet lojmanı var idi. Çalışanların kıdem tazminatı tutarı 12 trilyon 50 milyar lira. İşletme, geçtiğimiz ay satıldı. Kime satıldı; Albayraklar'a. Albayraklar kim; yanıtını, AKP Grubu vermeli. Kaç liraya satıldı; 1,1 milyon dolara; yani, 1,5 trilyon liraya. 201 adet lojmanı 10'ar milyara verseydiniz, 2 trilyondan fazla para tutar idi; arazisini, koca tesisi bir kenara bırakıyorum. Bu tesis, yanılmıyorsam, Sayın Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın SEKA Genel Müdürlüğü döneminde yapıldı ve 50 000 000 dolar kredi alınarak kuruldu. Bugün, benzer bir tesis 190 000 000-200 000 000 dolara kurulabiliyor. Böyle, kamuya ait bir kurumu, 1,1 milyon dolara vermenin günahı, vebali, herhalde üzerinizde.

Yine, geçtiğimiz günlerde satışı yapılan Petkim. 24 000 dekar arazisi, 17 fabrikası, işletmeleri, limanı, barajı, lojmanları olan bu kuruluş, Uzan Grubuna 605 000 000 dolara satıldı. Kuruluş, 4,5 milyar dolara sigorta ettiriliyor, değer tespiti 3,5 milyar dolar; ama, ne yapalım paraya ihtiyacımız var.

Şimdi, buradan, bugün, bu tasarının içerisinde özelleştirilmesi gündemde olan Millî Piyango İdaresine gelmek istiyorum. Son söyleyeceğim sözü, ilk önce söyleyeyim; biz, altın yumurtlayan tavuğu kesiyoruz. Bilançosuna baktım; bilançosunu sizlere okuyayım -dolar cinsinden- sadece elde edilen kâr ve kamuya sağlanan kaynaklara bakıldığında, kamuya sağlanan toplam kaynak 250 452 000 dolar; Türk Lirası cinsinden bu -31.12 itibariyle- 384 trilyon lira.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu örnekleri çoğaltabiliriz. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, özel sektöre, özel girişimciliğe asla karşı değiliz. Daha cumhuriyetin kuruluşunun ilk yıllarında, Partimizin de temelini atan Mustafa Kemal Atatürk, İzmir İktisat Kongresinde, bakın yabancı sermaye hakkındaki görüşlerini şöyle açıklamış: "Sanılmasın ki, dış sermayeye karşıyız. Hayır. Bizim memleketimiz geniştir, sermayeye ihtiyacımız var. Kanunlarımıza uymak şartıyla dış sermayeye gerekli teminatı vermeye hazırız." Yine, aynı kongrede, o zamanın İktisat Vekili Mahmut Esat Bozkurt "Türk ekonomisini, bir esirler ülkesi halinde, yabancı sermaye eline veremeyiz; fakat, memleketimizde meşru bir şekilde kazanmak ve yaşamak isteyen yabancı sermayeye, kanun ve yönetmeliklerimize uygun olmak ve Türkiyelilerden fazla imtiyaza sahip olmamak, bir hile ardında koşmamak şartıyla, her türlü kolaylığı göstermeye hazırız" demişti.

Değerli arkadaşlarım, mülkiyetin, kamuda ya da özelde olmasının çok fazla önemi yok. Önemli olan, bu ülkenin kaynaklarını, Osmanlıdan günümüze, ülkemizin bugünlere taşınmasına öncülük yapan, sanayimizin okulu niteliğindeki kamu kurum ve kuruluşlarını, bırakın kamu kurum ya da kuruluşlarını, kamu hizmetlerini bile, fiyatlandırılabilir her türlü mal ve hizmeti, bugünkü borç sarmalından kurtulabilmek mantığı içerisinde, yok pahasına elden çıkarmanın, siyasal yandaşlara, yerli yabancı tekellere peşkeş çekmenin adının ne olduğunu, size bırakmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, ülkemiz, hem ekonomik olarak hem siyasal olarak zor dönemlerden geçti. Bugün, bu Parlamento, AKP ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ağırlıklı iki büyük partiden, iktidar ve muhalefet olarak oluştu. Ülkemizin sorunlarını birlikte çözebiliriz. Birlikte, ülkemizin itibarını, uygulayacağımız ekonomik ve sosyal politikalarla değiştirebiliriz. Bakınız, ben, size, Osmanlının son dönemini hatırlatmak istiyorum. Bu, özelleştirme yandaşlarına, cumhuriyet düşmanlarına da, buradan bir seslenişimdir, hatırlatmamdır. Osmanlı Devletinin son döneminde, tütün ve sigara, Fransızların elindeydi; deniz yollarımız, İtalyanların, İngilizlerin ve Yunanlıların elindeydi; maliye, yabancıların yönetiminde Düyunu Umumiyeye teslim edilmişti; demiryollarımız, Fransız, İngiliz ve Almanların elindeydi. Osmanlı Devleti, Osmanlı İmparatorluğu, o dönemde, öyle liberal, öyle liberaldi ki, devletin Merkez Bankası, Fransız ve İngiliz ortaklığıydı; devlet adına, bunlar para basıyordu. Ne oldu Osmanlı İmparatorluğu; çöktü. Niye; ekonomisi bağımlı hale gelmişti, yabancı ülkelerin önünde, yabancıların her söylediğini kabul eder bir konuma düşmüştü.

Değerli arkadaşlarım, ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülkenin siyasal bağımsızlığından söz edilemez. Gerçekten, ülkemizdeki tüm kaynaklarımız, ister kamuya ister özel girişimcilere ait olsun, millî servetlerimizdir, onları hepimizin koruması gerekir.

Bakınız, geçtiğimiz yıl, İstanbul Sanayi Odasının davetlisi olarak ülkemize gelen, eğitiminin bir bölümünü Türkiye'de yaptığını bildiğim, hatırladığım ABD'li ünlü bir iktisatçı Dani Rodrick ne diyor: "Türkiye, Güney Amerika'nın hatalarını tekrar etmemeli, küreselleşme ile gelişmeyi aynı şey saymamalıdır. Küreselleşme, gelişmiş olmaya giden kestirme yol değildir. Ekonomik liberalizm ve dışa açılma her ne kadar önemli rol oynamışsa da, Doğu Asya ekonomileri başarılarını sadece buna borçlu değildir. Bu ekonomilerde, devlet, ekonomiden elini çekip, özel sektöre 'buyurun, alan sizin' dememiştir; özel sektörle ortak hareket etmiş, bazen yönlendirmiş, bazen caydırmış, her zaman destek olmuştur."

Değerli arkadaşlarım, güçlü devlet, piyasaları düzenleyen, denetleyen, şeffaf ve belirgin kuralları uygulayan, firmalar arasında ayırım yapmayan, hukuka saygılı ve etkin bir devlettir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizdeki özelleştirme uygulamalarından yirmi yıldan bu yana ders alamadık. Bakınız, yirmi yıl sonra geldiğimiz noktada, yüzlerce fabrikamız kapatıldı, hayvan-cılığımız çöktü, tarım çöktü, tarımımız dışa bağımlı hale geldi. Yanı başımızda, Burdur İlinde, vaktiyle, bir şeker fabrikası kurulmuştu. Şeker fabrikası, tarıma dayalı yan sanayi olarak küspesiyle birlikte Et ve Balık Kurumunu geliştirdi. Hayvancılık geliştikçe yem sanayi gelişti. SEK, orada fabrika açtı. Burdur'daki Et ve Balık Kurumunun bugün yerinde yeller esiyor, SEK'in yerinde yeller esiyor, yem sanayi kapalı. Ne oldu? Koskoca bir şehirde halkın tek geçim kaynağı olan hayvancılık ve tarım çöktü, bugün, Burdur'da üretilen süt tankerlerle başka illere taşınır oldu.

Değerli arkadaşlarım, bu ülke hepimizin. Bu ülkede olup bitenlere seyirci kalamayız. Bu yasanın bütününe baktığımda, gerçekten, son derece sakıncalı, son derece ürkütücü gelişmelere tanık oluyoruz. Bir kere, daha işin başında Özelleştirme Yüksek Kurulunun yapısını değiştiriyoruz. Daha evvel, Özelleştirme Yüksek Kurulunda görevli bakanlarımıza baktığımız zaman, Başbakanımız vardı, Başbakanla birlikte Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı, özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı, Maliye Bakanı ve Sanayi ve Ticaret Bakanından oluşmaktaydı. Bugün, daha tasarının 2 nci maddesinde Yüksek Kurulu Başbakanın belirleyeceği 4 bakana teslim ediyoruz. Belki öfkeleneceksiniz, belki kızacaksınız; ama, hatırlatmak istiyorum. Hükümetinizin ilk kurulduğu günlerde, Özelleştirme İdaresi Sayın Abdüllatif Şener'e bağlıydı. Daha sonra kime bağlandı; Maliye Bakanlığına. Acaba, Sayın Başbakan bazı bakanlarına güvenmiyor da, kendi seçeceği bakanlardan oluşacak bir Bakanlar Kuruluyla, 4 kişilik bakanlar heyetiyle mi karar verecek diye düşünüyorum. Diğer taraftan, yasanın 5 inci maddesinde, 4046 sayılı Yasanın 18 inci maddesinin (B) bendinin (c) alt bendinde değer tespiti uluslararası kabul görmüş yöntemlerden en az 3'ünün uygulanması suretiyle yapılmaktaydı. Şimdi, değer tespit yöntemleri 2'ye indiriliyor.

Bir başka konuya baktığımız zaman, Özelleştirme İdaresinin yapacağı borçlanmalar için Hazine garantisi veriliyor. Değerli arkadaşlarım, şu anda, Türkiye'de eğer bir özelleştirme yapılacaksa, iki kurum çok önemli: Birisi, Özelleştirme İdaresi, diğeri, adil bir vergiyi uygulamaya koyan, vergiyi toplayamayan Maliye Bakanlığı. Bunların dışında bütün kurumlar, çok rahat bir şekilde rehabilite edilebilir ve işler hale getirilebilir.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Özelleştirme İdaresinin, bugün, Türkiye'ye büyük bir kambur olduğu, kapsama alınan verimli, kârlı, kendi kendine yeten bütün kurumların, Özelleştirme İdaresine teslim edilmesinden sonra üretiminin düştüğü, verimliliğinin düştüğü, hatta çalışamaz konuma getirildiği hepimizin bildiği bir gerçek. Böyle bir kuruma, şimdi, bir de, Hazine garantili dışborç alma yetkisi veriyoruz; bu, yanlıştır.

Değerli arkadaşlarım, Millî Piyango İdaresinin tekelindeki şans oyunlarının lisans haklarının, on yıla kadar, gerçek ve tüzelkişilere devrine ilişkin düzenleme doğru değildir. Kurum olarak Millî Piyango İdaresi varlığını sürdürüyor gözüküyor; ama, sadece kendisine denetim görevi veriliyor. Millî Piyango İdaresinin işlevsiz hale getirilmesini, ben anlayamıyorum, herhalde, hiç kimse de anlayamayacak. Ne ülkemize yük olacak bir varlığı var ne kambur olduğu iddia edilebilecek bir yapısı var. Demin size söyledim, yüz milyonlarca dolar parayı Hazinemizi akıtan en önemli kurumlarımızdan birisi; bunun gelir getiren bu yapısını, biz, bir başka kuruma devrediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, sadece onunla da kalmıyor. Bakınız, Millî Piyango İdaresi, ülkemizde, Ankara, Bursa, Çanakkale, Erzincan, Isparta, Afyon, İzmir, Yozgat, Samsun, Lefkoşa, Van, Yalova, Konya, Mardin, Trabzon, Karaman ve Rize'de okullar yaptırmış; Ankara, Muğla ve Bafra'da öğrenci yurtları yaptırmış; Başkent Özürlüler Eğitim Merkezi inşa ettirmiş... Ülkemizin böylesine verimli bir kuruluşunu, böylesine kârlı bir kuruluşunu, bugün, hangi amaçla elden çıkardığınızı, gerçekten anlayabilmiş değilim.

Değerli arkadaşlarım, yine, tasarının geçici 1 ve geçici 2 nci maddelerine baktığımız zaman, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak bir düzenlemeye tanık oluyoruz. Geçtiğimiz yıl -geçtiğimiz dönemin en yakın tarihini vereyim- Halk Bankası ve Ziraat Bankası çalışanlarının bir kısmının sözleşmeli statüde çalışmaya zorlanması, bunu kabul etmeyenlerin, Devlet Personel Başkanlığı aracılığıyla diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirilmesi sonucunda pek çoğu mağdur oldu. Banka şube müdürlüğü yapan, bankanın üst düzey yöneticiliğini yapan pek çok banka çalışanları, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının arşivlerinde çalışmaya ya da onların konumuna uygun olmayan başka işlere yönlendirilince, büyük bir bölümü yargıya başvurdu ve haklarını arama yoluna gittiler. Şimdi, biz, geçici 1 inci maddedeki bu düzenlemeyle, bunların, hukuk devleti içerisinde hak arama yollarını da ortadan kaldırmış oluyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bir başka düzenleme, daha geçtiğimiz hafta, kamudaki toplu görüşmeler, Türk-İş ile Hükümet arasında varılan bir mutabakatla, anlaşmaya sonuçlandı. Oradaki anlaşma hükümlerinden biri de, özelleştirme mağduru işçilerin de, kamu kesiminde çalışan memurlar, kapsamdışı personel, sözleşmeliler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Bazı kanunlarda ve milli piyango idare gen.md.kuruluş ve gör.hk.khk.değ.(ss.252)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-07-31-bazi-kanunlarda-ve-milli-piyango-idare-gen-md-kurulus-ve-gor-hk-khk-de (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
