# Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2003
- **Gündem:** VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv

> İzzet Çetin (CHP), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 813 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin en sorunlu alanlarından biri olan çalışma hayatını ilgilendiren, çalışma hayatıyla ilgili, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, en sorunlu alanlardan biri olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bugün, Türkiye'deki tüm kamu sosyal güvenlik kurumlarını da içerisine alacak şekilde örgütlenmiş, çok büyük bir organizasyon. Böyle bir bakanlığın bütçesinin, 2004 yılı içerisinde, yüzde 11 azaltılarak bağlanıyor olması, hükümetin, kamu sosyal güvenlik kuruluşlarına ve çalışma yaşamına nasıl baktığının somut bir göstergesi.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, çalışma yaşamı ve endüstriyel ilişkiler, bir ülkenin, ekonomik, sosyal ve siyasal durumunun belirleyicisidir. Endüstriyel ilişkiler, bir ülkede, demokrasi düzeyinin, insan hak ve özgürlüklerinin, hukuk ve adalet anlayışının somut göstergesidir. İş ilişkileri, dünyadaki değişme ve gelişmelerle, uluslararası standartlara uyumun ölçüsüdür. Üretimi, verimi, kaliteyi, iş huzurunu, toplumsal huzuru yakından ilgilendiren endüstriyel ilişkiler, hassas, dinamik bir alandır. Böyle bir alanda, AKP Hükümetinin son bir yıllık icraatlarına bir göz attığımızda; geçtiğimiz yasama döneminde, 1475 sayılı Yasayı 4857 sayılı Yasayla ikame ettik. Türkiye İş Kurumu Kanununda, Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununda, Bağ-Kur Kanununda, Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda, Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunda ciddî değişiklikler yapıldı; ancak, İş Kanunu dışında yapılan değişikliklerin, daha önceki dönemlerde iptal edilen bir kanun hükmünde kararnamenin boşluğunu doldurma amacına yönelik düzenlemeler olduğu, bugün, bu kurumlara ilişkin yeni hazırlanan yasa tasarılarında kendisini bir kez daha gösteriyor.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, ülkemizde, çalışma yaşamının büyük sıkıntıları var, büyük sorunları var. İşverenlerimiz, sigorta primlerinin ve vergi yüklerinin ağırlığından söz ederken, çalışanlarımız büyük oranda iş kaybetme korkusuyla yaşamlarını sürdürürken, milyonlarca işsizimiz kapı kapı dolaşarak iş aramaktadır. Türkiye'nin, bugün, en yakıcı sorunlarının başında istihdam sorunu gelmektedir. 2004 yılı bütçesinde, 2003 yılı bütçesinde olduğu gibi, yatırımlara ayrılan kaynak son derece yetersizdir ki, 2003 yılında, hükümetin, yatırıma ayrılan o kaynaktan bile tasarruf ediyor olması, insanı, emeği nasıl dışladığının, işsizliği, yoksulluğu nasıl gözardı ettiğinin somut bir göstergesidir.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, birkaç dakikalık bir süre içerisinde ya da beş güne sıkıştırılmış bütçe görüşmelerinde, çalışma yaşamının sıkıntılarını, sorunlarını tam olarak gündeme getirebilmenin hiç olanağı yoktur. Bunu, sizler de, halkımız da takdir ediyor.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, Sayın Başbakan, geçtiğimiz günlerde, çalışma yaşamının en önemli konularından birisi olan asgarî ücretle ilgili bir düşüncesini ortaya koydu; bunun, 450 000 000 ya da net olarak 350 000 000 milyon TL'ye çıkarılmasını istedi. Tabiî, açlık sınırının 450 000 000 liranın üzerinde olduğu bir ülkede 350 000 000 net asgarî ücret 225 000 000 liraya göre değerlendirilecek olursa, sevindirici bir rakam olmakla birlikte, bu, son derece yetersiz. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı olan 450 000 000 TL net asgarî ücret, herhalde, bugün, çok daha yakışan bir ücret olur. Başbakanın, asgarî ücretin, zengin çocuklarının bir öğün mönü parası olduğunu söylemesi, gerçekten, güzel bir olay; ancak, bunun arkasında durup durmayacağını, işsizlerin, yoksulların yaşam standartlarını hak ve adalet duyguları içerisinde yerine getirip getirmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Ülkemizde emekliler, gerçekten, sosyal güvenlik kuruluşlarından almış oldukları maaşlarla geçimlerini zorlukla karşılıyor. Geçtiğimiz yıl bütçe görüşmelerinde emeklilerin kandırıldığını söylemiştim. Bir yıldan bu yana Bağ-Kur emeklilerinin ve işçi emeklilerinin 330 000 000 liraya talim ettiğini hepiniz biliyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde, gerçekten, sendikal alanın çok büyük sıkıntıları var, sorunları var. Hükümetin, IMF istemlerine bağlı olarak gerçekleştirmeye çalıştığı özelleştirme programları, gerçekte toplumun ortak malı olan kamu kurum ve kuruluşlarının yağmalanmasını beraberinde getirdi. Bugün, ülkemize yüzmilyonlarca dolar katmadeğer yaratan ve Türkiye'de yaşayan her bir yurttaşın refah artışına doğrudan katkı yapan PETKİM, TÜPRAŞ, TÜGSAŞ, Tekel, SEKA, Türk Telekom, Seydişehir Alüminyum, gübre fabrikaları gibi kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi, gelecekte, ülkemizin hem bu sanayi kuruluşlarını kaybetmesine hem de onbinlerce çalışanın işini kaybetmesine neden olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, son dönemlerde ilginç olaylar yaşıyoruz. Bir yandan Avrupa Birliğine gireceğiz diyoruz, diğer taraftan çalışma yaşamındaki kısıtları olduğu gibi korumaya özen gösteriyor hükümet. Bir işyerinde grev hakkı olması, o işyeriyle bağıtlanacak toplu iş sözleşmelerinin barışçı yollarla çözümüne katkı yapmaktadır. Ülkemizde, bugün, dayanışma grevi, hak grevi yasaktır. Hak grevinin yaşama geçmesi halinde, bugün, uygulamadan kalkmış olan imzalanmış toplu iş sözleşmelerinin uygulama alanı, olanağı olacaktır. Ülkemizde 2003 yılında grev kararı alınan iki işyerinde -PETLAS ve şişe cam fabrikalarında- grev kararının ertelenmiş olmasını ibretle izledik. Çalışanlarımız ve işçilerimiz, son yıllarda, ülke krizinin aşılabilmesi için, her türlü fedakârlığı yaptılar. İşçiler ve sendikalar, bugünkü koşullarda zorunlu olmadıkça, ne grev kararı alıyorlar ne de grevi uygulamaya gidebiliyorlar. Eğer, bugün, bir işyerinde grev uygulamaya gidilmişse, o işverenin hukukdışı davranışlarına dikkatinizi çekmek istiyorum.

Gerçekten, grev hakları zaten kısıtlı, var olan da uygulanmıyor. Şişe cam fabrikasındaki grev kararının, millî güvenlik gerekçesiyle ertelenmesini anlayabilmenin olanağı yok. Eğer ülkemizde, şişe, cam, bardak, otomobil camı ya da pencere camı üretmek millî güvenliği tehdit eder bir konuma gelmişse, vay Türkiyemin haline!

Değerli arkadaşlarım, sendikal alanın, çalışma yaşamının bir başka önemli alanı örgütlenme üzerinde. Sayın Başbakan, Türk-İş kongresinde, sendikacılara "Biz AKP olarak, bütün il ve ilçelerde nasıl örgütleniyorsak, siz de öyle örgütlenin" diye öğüt verdi; ama, Sayın Başbakanın o öğüdünden bir hafta sonra, Çorlu'da örgütlenmiş bir işyerinde -ismini de vermek istiyorum- Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı,...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
